Erzâde

Alakasız bir şekilde liyakat belirterek birbirimize "hocam" derken, tam olarak neyin ihtisasını yüklemiş oluyoruz muhatabımıza?
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
İçinde yaşadığımız medeniyet bizi kolay karar verme mecburiyeti altında tutarak karar verme gücümüzü azaltıyor. Hakkında karar vereceğimiz öyle tercihlerle yüzyüze geliyoruz ki bunlar insan oluşumuz ve insan kalışımıza yol açan kararı verme mevkiimizi tahrip ediyor. Ticari malların markalarından birini tercih kararı almak zorunda bırakılıyoruz. Siyasi partilerden birini oylarımızla destekleme kararı karşısında bırakılıyoruz. Televizyon kanallarından hangisinin bombardımanına maruz kalacağımızı kendimiz kararlaştırıyoruz. Bütün bu "kolay" kararlar, bize sunulan tercihlerin mahiyetini sorgulayarak alacağımız "zor" karar verilmediği taktirde bizi insanlığımızdan koparıyor. Çünkü böylelikle insan oluşumuzun temelinde yer alan bir özellik bizim o temelin üzerinde yükselecek binadan yoksun kalacağımız biçimde kullanılıyor. Varsa insanlığımız yıkılmak, olacaksa insanlığımızın teşkiline engel olunmak isteniyor. Bu tahrip faaliyetine sanki bu yıkım gerçekleşmiyormuş gibi davranarak, yani bize sunulan tercihlerden birinde karar kılarak karşı çıkamayız. İnsanlık lehine karar vermek için önce bize sunulan tercihler arasında seçim yapmanın bizi "karar verebilen" mevkiine getirip getirmediğine bakmamız lazım.
Ebû Musa el- eşâri (Ra) dedi ki; "Dünyadan beklentimiz, hüzün veren yorgunluk ve gelecek olan bir fitneden başkası değildir." [Abdullah ibni mübarek |Kitâbu'z-Zühd]
Bir gün Hazret-i Peygamber Efendimizin yanında, kendisine çeşitli sorular soran Kureyşli kadınlar vardır ve sesleri nezâket sınırının biraz ötesine geçerek Allah Rasûlü’nün sesini bastırmaktadır. O esnada Hazret-i Ömer Efendimiz Allah Rasûlünün yanına girebilmek için izin ister. Oradaki hanımlar, Hazret-i Ömer’in içeri girmek için izin istediğini duyunca hemen toparlanırlar, susarlar. Peygamber Efendimiz bu hâle tebessüm eder ve Hazret-i Ömer içeri girince Efendimizin gülümsediğini görür ve hayretle sebebini sorar. Efendimiz durumu izah edince Hazret-i Ömer kadınlara dönerek: "Ey kendilerine yazık edenler! Benden çekiniyorsunuz da Allah Rasûlüʼnden neden çekinmiyorsunuz?!” diyerek onları azarlar. Bunun üzerine o kadınlar: “Sen çok sert ve katısın (bundan dolayı senden korkarız).” derler. Allah Rasûlü Aleyhisselam aralarına girerek: “Ey Ömer, tamam! Allâh’a yemin olsun ki, şeytan seninle karşılaşsa, mutlaka yolunu değiştirir, başka bir yola sapar!” buyurur. (Buhârî, Edeb, 68) 😊
adını söylemeye ne hacet kızım bazı bazı ucunda buz tuttuğum bir yer burası çoğu zaman bir hayret çıkmazı neye şaşırabilirim artık? Ruslar otel kuracakmış uzaya buna mı? nasırlarını kınayla gizleyen kadınlar ölmüş ilk hecesini yitirmiş pek çok erkek yapay annelik icad edilmiş bunlara mı? . . . bir çıkrıkçın görsem mesela cevaplarla dolu bir rüya birbirine kalbolmuş iki can sâfî yürek bir müslüman veya adımdaki dört noktayı görecek biri . . . bütün ihtimalleri bir yana bırakarak yavrum bütün temennileri bütün beklentileri dönüp aynı tazelikle tekrar tekrar sana bakıyorum o bezgin elâ yeniden cıvıldıyor gözlerimde budur diyorum işte: s e h l i  m ü m t e n i fazlasıyla güzel değilsin