Duygularda da o öylesine tutumlu davranmak gerekmişti ki, insan onları olsa olsa dil sürçmeleriyle ele veriyor ve hemen örtbas etmek istiyordu. Eskiden bütün bedenin katıldığı yaşama sevinci artık ağır ve sessiz duran elin ürkek ve utangaç bir parmağının ara sıra titremesiyle kendini gösteriyor, bunun üzerine öteki el bu eli hemen örtüyordu.
Yine de ürkek ve kişiliksiz birine dönüşmedi annem. Direnmeye ve kendini ortaya koymaya başladı. Artık bin parçaya bölünmesi gerekmediğinden, giderek kendine geldi. Kararsızlığı bir yana bıraktı. İnsanlara kendisini artık az çok iyi hissettiği yüzüyle gösteriyordu.
gece ilerledikçe nasıl artıyor dağların ağırlığı
cimin dağı öteden şu adını aklımda tutamadığım
ova köylerini nasıl eziyorlar
...
uzak uzak
allahım
memleketim
demiş ki mustafa kemal
"... memleket demiş
asrı medeni ve müreffeh olacaktır
behemehal
bu demiş bizim için bir hayat davasıdır."
923'de demiş.
gece sabaha karşı
en kilitli kapılarım açılacak
yalnızlığımdan çıkıp gideceğim
ne sensiz kalırsam korkusu
ne kitaplarda okuyup altını çizdiklerim
ne alkol tutabilecek beni
ne ölüm telaşı
bir gece sabaha karşı
dehşetini birden kaybedecek gelmeyişin
ıslığımın tadında bir değişme
iç tartışmalarımda büsbütün başka bir tutum
büsbütün başka kıvılcımlar
ve en padişah korkulara direnebilen
yepyeni bir mustafa kemal davranışı