• Büyük Selçuklu Devleti’nin yıkılması ve Harzemşahların yükselişi döneminde de Anadolu’ya Türkmen güçleri devam etmiştir. Kayı boyu bu tarihlerde Anadolu’ya gelmiştir.Osmanlı Beyliğinin kurucusu Ertuğrul Gazi 1230 yılında Türkiye Selçukluları ile Harzemşahlar arasında yapılan meydan savaşında Selçuklu saflarında yer almıştır. Yine 1231 yılında İznik Rum İmparatorunun Selçuklu sınırına saldırması üzerine Alâaddin Keykubat’ın açtığı seferde Ertuğrul Gazi, Kayı boyu akıncılarıyla birlikte sefere katılmıştır. Kayı boyunun bir bölümü bu dönemde 1.Alâaddin Keykubat (1219-1236) tarafından Ankara’nın batısında karaağaç bölgesine yerleştirilmiştir. Ertuğrul Gazi, Selçuklu sultanı Alâaddin Keykubat tarafından Bizans/Doğu Roma’ya karşı gaza yapmak ve kazandığı toprakları yurt edinmek üzere görevlendirilmiştir. Alâaddin Keykubat, Ertuğrul Gazi’ye davul ve sancak göndererek beyliğini tanımıştır. Gaza yapmak ve yeni yurtlar edinmek üzere gönderilen beylere o dönemde uc beyi denilmektedir. Ertuğrul Gazi 400 çadırlık küçük bir boyun beyi olduğu için Selçuklu sultanına değil Germiyanoğulları’na bağlı bir uc beyi statüsü kazanmıştır. Ertuğrul Gazi başkanlığındaki Kayılar 1236 yılında Karacahisar ve Söğüt’ü fethetmiş ve Bilecik Rum beyini vergiye bağlamışlardır. Selçuklulara bağlı uc beyleri, yönetim ve siyaset usülleri bilen selçuklu devlet adamlarıdır. Uç Beyliği geleneği kurallara bağlıdır ve uç beyleri kanun ve nizama göre yetiştirilmişlerdir.Uç Beyliği geleneğine göre yetişmiş, başarıları bilinen aristokrat ailelerden gelenler uc beyi yapılmıştır. Her fetih yapan ve ganimet kazanan uc beyi yapılmamıştır. 1235’te Türkiye Selçuklu Devleti Moğolların yüksek hakimiyetini tanımak zorunda kalmıştır. Asıl Moğol hakimiyeti 1243 kösedağ yenilgisinden sonra Moğol generali Baycu’nun kalabalık Moğol ordusu ve Moğol-Türk aşiretleriyle Anadolu’yu istilasıyla gerçekleşmiştir. Orta Anadolu’da Moğol baskısının giderek güçlenmesi Türkmenlerin Batı Anadolu’ya göçmelerine sebep olmuştur.Moğol denetimi, Moğol valilerinin ve İranlı bürokratların Anadolu’da bütünüyle söz sahibi olmaları ve Türkmen beyliklerin güçlenmesi de bu zamanda olmuştur. Böylece siyasi güç Orta Anadolu’dan batı uçlara ve uç beylerine geçmiştir. Bu tarihlerde büyük ölçüde Orta Anadolu’da bulunan Türkiye Selçuklu devletinin çöküşüyle birlikte Türk beyliklerin gelişmeleri hızlanmıştır. Türkmen beyliklerinden Konya’ya hakim olan Karamanoğluları Selçukluların yerini almak çabası içindedirler. Batı Anadolu’da Aydınoğulları, güçlü bir donanmayla Adalar/Ege Deniz’inde gazalar yapmaktaydılar. Beylikler arasında en son Söğüt’te kurulan Osmanlı Beyliği en mütevazi olanıdır. Ertuğrul Gazi, tahminen doksan yaşında 1288’de vefat ettiğinde Osmanlı Beyliği; Karacadağ, Söğüt, Domaniç ve çevresinde 4800 kilometrekarelik araziye sahiptir. Ertuğrul Gazi’nin, oğlu Osman Gazi’ye vasiyeti özetle şöyledir: “Allah ü Teâlâ’nın emirlerine muhalif bir iş eylemeyesin! Bilmediğini ilimlerden sorup anlayasın! Sana itaat edenleri hoş tutasın! Askerine İn’âmı, ihsânı eksik etmeyesin ki, insan ihsânın kuludur. Zalim olma! Alemi adaletle şenlendir ve Allah için çalışmayı terk etmeyerek beni şâd et! Nerede bir ilim ehli duyarsan, ona rağbet, ikbal ve hilm/yumuşaklık göster! Askerine ve malına gurur getirip, ilim ehlinden uzaklaşma! Bizim işimiz, Allah yoludur ve maksadımız, Allah’ın dinini yaymaktır. Yoksa, kavga ve cihangirlik davası değildir. Sana da bunlar yaraşır. Daima herkese ihsanda bulun! Memleket işlerini noksansız gör!” Ertuğrul Gazi’nin bu vasiyeti, Osmanlı İmparatorluğu’nun temel yönetim felsefesi olmuştur.
  • 13.yy’da Moğollar, Asya’nın siyasi yapısını bütünüyle değiştirmişlerdir.Moğollara katılmayan Türk boyları onların önünden kaçarak kalabalık kitleler halinde Hindistan ve Anadoluya göç etmişlerdir. Babürler Hindistan'da kurulmuş Türk hanedanlarından birisi olarak tanımlanabilir. Fakat bundan daha önemlisi Timur İmparatorluğu'nun devamı olmalarıdır. Timur'un fethettiği topraklardan güneye inmek zorunda kalarak, vatan topraklarını değiştirdikleri için ayrı bir imparatorluk gibi incelenirler.
  • Moğolların tarih sanhesine çıkışı Temuçin'in tüm kabileleri Moğol siyasi çatısı altında birleştirip 1206'da Cengiz Han unvanını alması ile gerçekleşti. 1206'ya kadar yaptığı mücadeleler sonucunda Merkitler'i, Naymanlar'ı, Moğollar'ı, Uygurlar'ı, Keraitler'i, Tatarlar'ı ve diğer küçük kabileleri kendi liderliği altında birleştiren Cengiz Han 1206-1227 arasında Kuzey Çin'deki Batı Xia ve Jin Hanedanı, Orta Asya'daki Kara Hıtay, Türkistan ve İran'daki Harzemşahlar ile Kafkasya'da Gürcüler, Deşt-i Kıpçak'taki Rus Knezlikleri ve Kıpçaklar ile İdil Bulgarları üzerine gerçekleştirilen seferler sonucunda gerçekleştirdiği seferlerle Pasifikten Hazar denizine kadar uzanan Moğol İmparatorluğunu kurdu.
  • Timurlu İmparatorluğu Hunlar, Göktürkler, Uygurlar, Karahanlılar, Gazneliler, Selçuklular ve Harezmşahlar’ın yıkılmasından sonra Türklerin Türkistan’da kurduğu en büyük devlet olmuş ve bu devirde Türkistan ve Horasan, İslam mimarisi açısından en parlak dönemini yaşamıştır. 15. yüzyılın sonlarından itibaren Türkistan, Harezm, Kırım, Kazan ve Azerbaycan'da Çağatay Türkçesi de yüksek bir kültür dili haline gelmiştir. Dinin, ilim ve sanatın koruyucusu olan Timur; Türkistan’da Türkçenin, Türk sanat ve kültürünün Fars kültürünün baskısı altında yok olup gitmesini önlemiş ve öne geçmesini sağlamış, Türk edebiyatı büyüme ve gelişme göstermiş, sanat, bilim ve edebiyat dünyası Timur Rönesans’ını yaşamıştır .
  • Türkler ve Moğollar İki farklı kavim olmakla beraber erken dönemlerden itibaren komşu olmalarından dolayı etkileşim içinde olmuşlardır. Türkler brekisefal beyaz ırka Moğollar mongoloid ırka mensuptur. Türkler ve Moğollar iki farklı kavim tarih ve kültürün mensupları olarak erken dönemden itibaren bazan birlikte bazen birbirlerine karşı mücadele yaşamışlardır. Türkistan tarihinde Türk-Çin mücadelesi kadar Türk-Moğol mücadelesi de iki milletin hayatında önemli bir yer tutmuştur. Moğol adı Cengiz Han İmparatorluğu’nun kurulmasıyla birlikte 13. yüzyılın başlarından itibaren dünyaya yayılmış ve bilinen bir isim haline gelmiştir. 7.yüzyılda kendi halinde bir kabilenin ismi olan “Moğol” adı Cengiz Han döneminden itibaren aynı ırka ortak bir dile ve kültüre mensup olan kabilelerin hepsini kapsamış ve kabileden millete geçiş sürecini sağlamıştır. Zaman zaman Türkler Moğolların yaşadığı coğrafyalara girmişler. Zaman zaman da Mallar Altaylara doğru yayılmışlardır. Bu iki kavmin birlikte hareketleri Cengiz Han döneminde dünya tarihini etkilemiştir. :