Petrol akıtan çeşmelerini kapamak tehdidi batılı ülkeleri ve özellikle Birleşik Amerika'yı, Yahudi devletini destekleme politikalarını yeniden gözden geçirme zorunda bırakabilirdi.
Yahudiler Araplarla yan yana, aşağı yukarı hep barış içinde yaşamışlardı. Hatta sürgünün tek altın çağı İspanya'da kurulan Endülüs Emevileri dönemindeydi. Avrupa ülkelerinin çoğu onlara kapılarını kaparken, Osmanlı Devleti her zaman kapılarını açmıştı. Hitler'in gaz odalarında korkunç doruğuna varan upuzun Yahudi kıyımı dizisi İslâm dünyası tarafından değil, hep Avrupa'nın Hristiyan ülkelerince sürdürülmüştü. Dolayısıyla, işlenen cinayetlerin yükü bize değil bu uluslara yüklenmelidir, diye itiraz ediyordu Araplar.
Uluslararası meclise Filistin'in Arap ve Yahudi olarak iki ayrı devlete bölünmesi teklif ediliyordu. Böylece ortak bilgelik otuz yıl süren iç savaşa son verecekti. Ama, umutsuzluğun kalemiyle çizilen bu paylaştır ma haritası katlanılabilir bir ödünler ve kabul edilemeyecek kepazelikler karışımıydı: Kurulacak Yahudi devletinin topraklarının çoğunluğu ve neredeyse nüfusunun yarısı Arap olduğu halde, Filistin'in yüzde elli yedisi Yahudilere bırakılıyordu.