"Tüm kozmos matematiğe dayalıdır. Evrenin temel kanunları matematik denklemleri ve formülleriyle açıklanır, fizik kanunları bilgiyi işlemek için kullanılan algoritmalardır ve evrenin sırrı matematiğin dilinde kodlanmıştır. Her şey, her şeyle ilişkilidir, öyle görünmese bile. Ama bu kodu matematik bile tam olarak çözemez. Tüm özelliklerin içerisinde en gizemli olanı budur: evrenin nihai gerçeği saklayış şekli. Her şey belirlenimcidir ama aynı zamanda belirlenemezdir. Matematik evrenin dilidir ama şüphelerden oluşan bir gölgenin ötesinde onu ispatlamanın imkânı yoktur. Ne zaman bir şeyin sonuna varmayı başarsak garip bir sır perdesi gizemin son kısmını görmemizi engeller. İşte yaratıcının imzasını gizlediği yer burasıdır. Her şey öyle bir incelikle tasarlanmıştır ki, en derin sırların açığa çıkarılması mümkün değildir."
"Kaos hayatlarımıza yön verir Düşün ki, arabana binip yola çıkmadan önce paltonun ucunun kapıya sıkıştığını gördün. Ne yaparsın? Kapıyı açar, paltonu çeker, kapıyı kapatır ve devam edersin. Bu süreçte beş saniye kaybettin. Köşeye geldiğinde bir kamyonla çarpıştın. Sonuç: Hayatın boyunca belden aşağı felçli yaşamak zorunda kaldın. Şimdi de paltonun ucunun kapıya sıkışmadığını düşün. O zaman ne olur? Hemen yola çıkıp köşeye beş saniye önce varırsın, değil mi? Kamyonun geldiğini görür, geçmesini bekler ve yoluna devam edersin. Kaos teorisi budur. Paltonun ucu kapıya sıkıştığı için tüm hayatım etkileyecek beş saniye kaybettin." Omuz silkti. "Küçük sebep, büyük sonuç."
Ayın konumunu ve hızını bilebilirim ve buna bağlı olarak da hareketlerinin geçmiş ve geleceğini tahmin edebilirim. Fakat bir elektronun kesin konumunu ve hızını bilmem mümkün olmadığı için geçmiş ve gelecek hareketlerini tahmin edemem. Buna belirsizlik denir. Bunu aşmak için kuantum mekanikçileri ihtimalleri hesaplamaya başladılar. Eğer elektron geçmek için iki yarıktan birini seçmek zorunda ise soldakinden gitme ihtimali yüzde ellidir, sağdakinden gitme ihtimali de benzer şekilde yüzde ellidir.
Einstein özel izafiyet teorisini 1905'te bir dizi fiziki olguyu, yerçekimi hariç, açıklamak için tamamladı. Özel izafiyet teorisi klasik yerçekimi tanımıyla çelişiyordu ve bunun çözülmesi gerekliydi. Newton kütledeki ani bir değişimin çekim gücünde de ani bir değişime neden olacağına inanırdı. Ama bu imkânsızdı; çünkü bunun için ışık hızından daha hızlı bir şeye ihtiyaç vardı. Şu anda güneşin patladığını düşün. Özel izafiyet teorisine göre biz bunun sekiz dakika sonra farkına varırız; çünkü ışığın bu iki kütle arasındaki yolu kat etmesi için bu kadar süre gereklidir. Oysa ki Newton, bizim güneş patlar patlamaz etkisini dünya üzerinde hissedeceğimize inanıyordu. Ama bu imkânsız; çünkü hiçbir şey ışıktan hızlı hareket edemez, değil mi? Bunu ve diğer problemleri çözmek için Einstein 1915'te genel izafiyet teorisini ortaya koydu. Çekim kuvvetiyle ilgili sorunları ele alıyor ve uzayın bükülebilir olduğunu söylüyordu. Bir nesnenin kütlesi ne kadar büyükse etrafındaki uzay da o kadar bükülebilir ve çekim gücü de o kadar büyük olurdu. Örneğin güneşin bir nesne üzerindeki çekim gücü Dünya'dan fazladır; çünkü kütlesi daha büyüktür.