• Gerçekten hayret ediyorum: Üniversite bu ülkede nasıl bir işlev üstleniyor? Şu kitaplardan öğrendiklerimin onda birini okulda öğrenmedim. Bu kadar kemik bilgileri bile veremediğiniz bizlerden nitelikli öğretmen olmamızı nasıl bekliyorsunuz? Bunca zaman sonra bilgilerimi senkronize halde oturtmaya ve konular arasında bağlantı kurmaya çalışıyorum. Göreve başladığımda tarih anlatacaksam hakiki manada bildiğim, kavradığım bir tarih olsun anlattığım düşüncesiyle... İlber Hoca haklı, üniversitenin kurgusu bu. Alanımda uzmanlaşmak için can atarken KPSS yüzünden alakam olmayan onlarca dersle muhatap olup onlara zaman ayırmak mecburiyetimi saymıyorum. Ne veriyorsunuz da ne umuyorsunuz? Fakat bize düşen daima ve daima azim. Olana kadar umutla...
  • Lagım çukurunun mazgallarından seyrediyorum hayatı. Ne kadar umutla bakabilirim ki geleceğe!
  • "Parmaklarıyla buğulu camı silmeye çalışıyordu, peçete uzattım hafif bir gülümsemeyle, şaşkın bir bakışla aldı peçeteyi sadece kendi görebileceği kadar yerin buğusunu sildi camdan oysa ki biraz daha geniş silse bende bakacağım dışarı da yağan yağmura... Kafamı bir o yana bir bu yana oynatarak bakmaya çalışıyorum camdan ama tek görebildiğim kendi yüzü, yağmur damlarıyla süslü bir aynadan sanki upuzun kirpiklerini, sert bakan alnını ona inat kocaman gülümsemesi olan dudaklarını... Yağan yağmur muydu bana camdan baktıran yoksa rengini seçemediğim gözleri mi?..
    Daha bakacaktım oysa, kaybolmaya başladı gözleri, gülümseyen dudakları. Bir anda karardı cam yeniden, kendime geldim yine parmaklarıyla silmeye çalışıyordu buğulanan camı, hemen elim çantama gitti ve bir peçete daha uzattım bu sefer bakışı şaşkın değildi, mutlu bakmıştı, üstelik peçeteyi alırken sert alnı yumuşamış gülümseyen dudaklarına eşlik etmişti. Yine sildi buğuyu, bu sefer daha geniş sildi şimdi hem yağan yağmur hem tüm çehresi aynamda... O ara gözüm ellerine kaydı, ıpıslak olmuş peçeyi sımsıkı tutuyordu ellerinde... Gözlerimi oradan alıp, yeniden damlalı aynama getirdim. Ellerini yanaklarına dayamış, cama vuran her damlaya göz kırparcasına seyrediyordu yağmuru, farkında olmadan ben de onu... Bir anda görüntü yeniden karardı ben de uyanıverdim elim istemsiz çantama gitti ama bu sefer uzatamadım peçeteyi, baktım hala elinde verdiğim peçete...
    Yüzünde kocaman bir gülümseme
    'Pardon nereliydin sen?'
    Öyle şaşırdım ki sandım camdan yağmuru değil de onu seyrettiğimi anladı. Cevap verdim ona, sonra çekinerek 'Sen nerelisin?' diye sordum, cevap verdi... Sonra başımı çevirdim ve o da başını yeniden çevirip bıraktı cama..."

    ...

    Peçete hala elimde ve nefesimin buğusu gözlerimi kapattığı an camı genişçe siliyorum. Gördüğüm, düşündüğüm kendi gözlerim mi yoksa onun gözleri mi bilemeden devam ediyorum yolculuğuma saatime bakıyorum epeyce geçmiş vakit eve olsam şimdiye çoktan uyumuştum, yolculuk uyutmuyor insanı...

    O da şimdi yolcudur, onunda elinde peçete nefesinin buğusunu siliyor mudur pencereden... Gelecek midir aklına sadece adını öğrenebilmek için günlerce umutla beklediğim, her yağmur yağdığında o yağmur damlalarının gözleriyle buluştuğu buğulu cam...
  • Herkese Mutlu Sabahlar Diliyorum 1000 Kitap Ailem. Güzel Günlerimiz Böyle Olsun İnşallah. Sağlıkla Umutla Sevgiyle Kalalım.😍😍😙😎
  • Sana her zaman söylüyorum senin yüzünde gülmek var Bakınca bir yaşama ordusu çıkıyor aydınlığa Bir çiçek geliyorsun yeraltı çevresinden Bir kartal gidiyorsun çıplağın ayaklarla Şimdi bir pembeyi kovuşturuyor Omzundan yukarıya üç polis Deli ediyor onları saçlarında Bir karanfil çok Bir karanfil azala azala En saklı yerlerinden en güzelliğin çıkıyor Ansızın doğan hayvanlar gibi güzel Bakınca bir şiir canlıyorum dünyaya Yapılan bir şeydir şiir , yuvarlak , kırmızı , geniş En genişi en kırmızısı o ezilmişler katında Şimdi bir gizliyi kovuşturuyor Gözlerinden içeriye üç polis Deli ediyor onları mısralarımda Bir karanfil az Bir karanfil çoğala çoğala Bilmem mi ellerin vardır , umuttan yuvarlar çizer Bakılan bir şeydir el, boşluğu dengede tutan Bir uzantıdır işte umutla insan arası Bir yonudur ne belli görmekle anlaşılan Geceden gün yapılan o sevişme yakınlığında Şimdi bir sevdayı izliyor Uluslarası üç polis Deli ediyor onları sonsuzda Çok isimli bir çay Çok yuvarlak bir masa Sanki bir tarih içindeyiz , günaydın minyatürler Üç köle uzanık bir dünyayı imzalayaraktan Ansızın dört köşe ansızın ehram En duymalı yerlerinde bir sessizlik Güneşin çok parladığı bir arka Başları dünyadan dışarıya sarkıyor Bozgunda çiçekler örneği duyulmaz bağırtılarla Şimdi bir tarihi sürdürüyor Yüzünün gizlerinde üç polis Deli ediyor onları Mısır'da Bir insan az Bir insan inana inana Duymakla atların çıngıraklardan duyduğunu Bir ateş yakımını dağda En korkulu çağ bu , onu altımızdaki şehirlerden çıkarıyoruz Küflü ev süsleri, geyik durmalı bir hayvan Bizi bakmaya zorluyorlar ayrıca Şimdi bir aydınlığı durduruyor Beyazlar giyinmiş üç polis Deli ediyor onları boşlukta Bir pencere az Bir pencere kaybola kaybola
    ( Kaybola)
    Edip Cansever
    Sayfa 28 - Adam Yayıncılık
  • bu kitabı okurken hissettiğim huzursuzluğu başka bir kitapta hissettiğimi hiç hatırlamıyorum. sevgisizlik, intikam, kibir ve öfkenin hissettirdiği bir huzursuzluktu bu. kitap bitene kadar hep umutla bekledim, herhangi bir karakter artık derin bir nefes alabilsin diye; olmadı. sevgi vardı ama o sevginin üzeri hep örtülmeye çalışıldı, aşk vardı ama aşkın tanımı bu kitapta çok farklıydı, alışık olmadığımız bir şeydi. ama yine de tüm bunlar kitapta muhteşem bir üslup içinde anlatılmış, sayfalar kendiliğinden çevriliyor gibi hissettim hep kitabı okurken. kitap bittikten sonra bana ne kattı diye düşündüm, kattığı pek bir şey olmadı galiba; yalnızca kötülük duygusundan bir kez daha iğrendim, sevgi ve naiflik içinde yaşamayı diledim. hülasa; güzel zaman geçirten, güzel yazılmış bir kitaptı.
  • Her insan mutlu olmaz. Çünkü gereğinden fazla özler dünü. Hakketiğinden fazla düşünür yarını, ve hiç haketmeycek kadar bilinçsizce yaşar bugünü. Her insan mutlu olamaz çünkü gereğinden fazla özler hayatından çıkardıklarını. Hakketiğinden daha büyük umutla bekler hayatına girecekleri. Ve asla göremez yanı başındakileri..