• Selamlar,

     

    Internet'in daha sık kullanılır olmasıyla bilgi akışının hızlanması hepimizin şahit olduğu bir hakikat. Bununla birlikte, kirli bilginin de daha hızlı bir şekilde akarak pek çok zihinde yanlışların filizlenmesine yol açtığını da aynı emniyet hissiyle biliyoruz. Bu ikinci durumun bir yansımasını da Üstad'la alakalı paylaşımlarda sıklıkla karşımızda görmekteyiz.

     

    Özellikle sosyal paylaşım sitelerinde Üstad'a ait olmadığı halde ona aitmiş gibi gösterilen söz ve şiirler oldukça vahim bir bilgi kirliliği oluşturuyor. Üstad'a atfedilen sözler kaliteli olsa dahi bu hal hakikat cinayeti olacakken, bir de bu sözlerin önemli bir kısmında cümle akışının bozuk, mananın sakat ve üslubun zevksiz olduğu dikkat çekiyor. Üstad'ın bu söz ve şiirlerle bilinmesi, herkesin tetkike müsait bir zihin yapısı olmadığından ilerisi için ciddi bir tehdit oluşturuyor.

     

    Üstad'ı en doğru şekilde anlatabilmek amacıyla yola çıkan sitemizde, Üstad'a ait olmadığı halde ona atfedilen sözleri bu başlık altında derlemeye karar verdik. Üstad'a ait olmayan söz ve şiirlerin ona yapışıp kalmasının önüne geçme yolunda önemli bir mücadeleye giriştiğimizin farkındayız. Bu sözleri başlık altında paylaşırken, bir sözün bir kişiye ait olmadığını iddia etmenin çok da kolay bir iş olmayacağının bilincindeyiz. Kesin olarak üstad'a ait olmadığını söyleyeceğimiz sözlerde ince eleyip sık dokumak borcu altında oluşumuzun farkındayız. Burada Üstad'a ait olmadığını onaylayacağımız sözlerde bu hassasiyet daima yol gösterenimiz olacaktır. Dolayısıyla internet üzerinde Üstad'a ait olmayan bir sözle karşılaşıldığında, gönül rahatlığıyla müracaat edilebilecek bir çalışma hazırlama çabasında olduğumuzu vurgulama gereği hissediyorum. Gerek tamamını incelediğimiz Üstad'ın basılı eserleri, gerek hakkında kaleme alınan muteber kaynaklar, gerek fikir ve üslubuna aşinalığımız, gerekse de henüz kitap halinde yayınlanmamış olan Üstad'a ait vesikalar üzerindeki bilgi birikimimiz ve araştırma imkanlarımızla aşağıdaki liste hazırlanmıştır.

     

    Başlığa yazılacak olan mesajlar devamlı olarak göz önünde tutulacak ve listenin kolay incelenebilmesini sağlamak üzere, yazışmalar zamanla temizlenecektir.

     

    Üstad'a ait olmadığı halde ona atfedilen sözler:

     

    1- Örtüsüz kadın perdesiz eve benzer, perdesiz ev de ya satılıktır, ya kiralık...

     

    2- Armut deyip geçmeyin, onun ilk hecesi çoğu kişide yoktur!

     

    3- İnsanın sevdiğini kaybetmesi, dişini kaybetmesi kadar ilginçtir.

    Acısını o an yaşar, yokluğunu ömür boyu.

     

    4- İnsan sevme hissini israf etmemeli,

    Kim ne kadar sevilmeye layıksa,onu o kadar sevmeli.

     

    5- Hayatın çilesine tahammül gerek

    Değil mi ki sefâ ile cefâ müşterek?

    Sizce ağlamak için gözyaşı mı gerek?

    Bazen dertliler de ağlar, ama gülerek...

     

    6- Gökler ağlıyor biz ağlamışız çok mu?

    Bize yobaz diyorlar haberin yok mu?

    Her ne derse desinler,

    Allah için yobaz olmuşuz çok mu?

     

    7- Yar olmaz servetinin sana bir tek kuruşu,

    Secde yoksa bekleme, kabirde kurtuluşu (Cengiz Numanoğluna aittir)

     

    8- Benim ayağımın altı da müsait başımın üstü de.. Nerde duracağını kendin belirle.

     

    9- Dünya güzel olsaydı doğarken ağlamazdık.. Yaşarken temiz kalsaydık ölünce yıkanmazdık.

     

    10- Yüz daha versen, yüz uman yüzler bilirim.

    Yokuşlara kardeş olan düzler bilirim.

    Dünya öküzün üstünde derler;

    Ama dünyanın üstünde nice öküzler bilirim !..

     

    11- Değer verdiklerinin, verdiğin değere layık olmadıklarını anlarsan,

    Sen üzülme bırak layık olamadıkları için onlar utansın.

     

    12- Yalnızım diye üzülmüyorum.. Çünkü biliyorum, yalnız insanın ihanet edeni de olmaz.

     

    13- Dinde zorlama yoktur, insan hürdür elbette.

    İster dünyada pişer, isterse âhirette... (Cengiz Numanoğluna aittir)

     

    14- Ne başını kapat, altını göster; ne altını kapat, üstünü göster. Hepsini kapat, İMANINI göster.

     

    15- Ey deli gönül aşk mı istiyorsun,

    Yaradan sana yar değil mi

    Hep soğuk mu geçti ömrün,

    Kışın sonu bahar değil mi?

     

    16- Bir insanda olmayınca haya ile edep,

    Neylesin ona medrese ile mektep,

    Okusa da alim de olsa;

    Yine merkep, yine merkep

     

    17- ''Sanki aşk sustu'' dedim...

    ''Aşk hiç susar mı?'' dedi...

    ''Sen susuyorsun ya'' dedim...

    ''Ben aşk mıyım?'' dedi......

    ''Aşksın'' dedim...

    ''Sustu'...

     

    18- Kime yâr dediysek, o yâr açtı yarayı,

    Belli ki gerçek sevenimiz yoktur Allahdan gayrı

     

    19- Boğuşmak, hayat denen sebepsiz savaş için,

    Yaşamak en sonunda dikilen bir taş için,

    Bütün ızdırapların işte en korkuncu bu,

    Bir avuç toprak olmak düşünen bir baş için...

     

    20- Bizi ister bir toz yap savur mahşer yelinde,

    İster sürü çöp yap tufanların selinde,

    Sonunda bir varlığa ulaştır da, Allahım

    Bırakma tabiatın merhametsiz eline...

     

    21- Camiye dikey olarak gel, yatay olarak zaten geleceksin

     

    22- Yedi hristiyan bir danaya ortak olmadıkça, çam ağacı süslemem...

     

    23- Evini yönetirken zorlanan ilerici!

    Üç kıtaya hükmeden ecdadın mı gerici? (Hayati Vasfi Taşyürek'e aittir)

     

    24- Benim istediğimi Allah istemiyorsa, konu kapanmıştır.

     

    25- Üç günlük dünyaya gayret üstüne gayret

    Ebedi hayat var gayret yok hayret.

     

    26- Sokak lambası gibi olma ey yar!

    Kime yandığın belli olsun...

     

    27- Biz Aşkı erostan merostan öğrenmedik.! Biz Aşkı Mekkeli bir yetimden öğrendik.. O Resul Ki, Hz. Muhammed (s.a.v)

     

    28- Kızgınlığım geçer de; Kırgınlığıma çâre bulamadım!

     

    29- Sevdiğini belli et, gizlemek başkalarına fırsat vermektir

     

    30- Yusuf baştan aşağı iffet olduktan sonra, Züleyha baştan aşağı afet olsa ne yazar.

     

    31- Hayırlı eş Allah'ın kuluna özel bir ikramıdır, Hayırsız eş ise dünyanın en ağır imtihanıdır.

     

    32- Yanında olduğum zaman değerimi bilmezsen; Değerimi bildiğin gün beni yanında bulamazsın...

     

    33- Ömür ağaç dalında savrulan bir yapraktır;

    Ne kadar genç olursan ol sonun kara topraktır!

     

    34- Önüne Gelenle Değil, Seninle Ölüme Gelenle Beraber Ol.

     

    35- Bana bir ben lazım, bir de beni anlayan.

    Beni bir ben anlarım, bir de beni yaradan

     

    36- Ya Allah'a baş eğer hiç kimseye eğmezsin,

    Ya da herkese baş eğer hiçbir şeye değmezsin. (Cengiz Numanoğluna aittir)

     

    37- Kendini dünyalar kadar değerli zannedenlere kısa bir not; Dünya beş para etmiyor..

     

    38- Sustum, birikti yanaklarıma alfabe

    Ya ilahi ya Rab sükutumu en güzel duam eyle.

     

    39- Dün geçti bugünü düşünüyorum, yarın var mı?

    Gençliğine güvenme, ölenler hep ihtiyar mı?

     

    40- Ben bir garip insanım..

    Ne tahtım var,ne tacım..

    Tut elimden Allah'ım.

    Yalnız Sana muhtacım.

     

    41- Fazla ciddiye almayın bu hayatı, nasıl olsa içinden canlı çıkamayacaksınız.. (Derman İskender Över'e aittir)

     

    42- Yılbaşı, Noel, Fişek; Yeryüzünde Özgürlük Diye Tepinir Eşek..!

     

    43- Allah'tan korkana, ölüm yâr gelir;

    Ölümden korkana, dünya dar gelir.. (Cengiz Numanoğlu'na aittir.)

     

    44- Allah dersen mürtecî, Tanrı dersen çağdaşsın;

    Bu özürlü beyinle, akıl nasıl bağdaşsın?.. (Cengiz Numanoğlu'na aittir.)

     

    45- Hayvanlara kızmayın, mâzeretleri çoktur,

    Meselâ, hiçbirinde, utanma hissi yoktur (Cengiz Numanoğlu'na aittir.)

     

    46- İki günlük yol için, hemen sıvanır kollar;

    Ve iğneden ipliğe, hazırlanır bavullar

    Bir yol var ki, hazırlık, düşünülmez nedense;

    Musalla taşlarında, çalınırken davullar. (Cengiz Numanoğlu'na aittir.)

     

    47- Biz; ayakları şişene kadar namaz kılan Peygamberin, gözleri şişene kadar uyuyan ümmetiyiz...

     

    48- Yahudiler mi dediniz? Onlar, yumurtalarını pişirmek için,

    dünyayı ateşe vermekten çekinmeyen lanetlilerdir.

     

    49- Gençliğine güvenip vakit çok erken derken

    Belki elveda bile diyemezsin giderken... (Ahmet Mahir Pekşen'e aittir)

     

    50- Ne gelirse başımıza Hakk'tandır...

    Fakat geliş sebebi Hakk'tan ayrılmaktandır...

     

    51- Bir "hoşçakal"a sığdırdı beni, yere göğe sığdıramadığım.

     

    52- Sakın ola köprüyü geçinceye kadar ayıya dayı deme, olurya tam yarı yolda köprü yıkılıverir. Öteki tarafa ayının yeğeni olarak gidersin.

     

    53- İki Çeşit İnsan Vardır ! Zaman Geçtikçe Hatalarıyla Yüzleşen, Zaman Geçtikce Yüzsüzleşen !

     

    54- Başörtüsü Bilime Engelmiş.! Siz Uzaya Mekik Gönderdiniz de, Başörtüsüne mi Takıldı?

     

    55- Dünyada bin yıllık tarihi silinen ve o günü bayram olarak kutlayan başka bir millet daha yoktur.

     

    56- Aldığımız nefesi bile geri veriyorsak, hiçbir şey bizim değil

     

    57- Var mı Allah'tan yukarı, kabirden aşağı..?

    Toparlan ruhum gidiyoruz; sen yukarı, ben aşağı..!

     

    58- Kadın Mezarlığa Girerken Başını Kapıyor, Dışarı Çıkarken Açıyor, Ölüye Karşı Kapayıp, Diriye Karşı Açmak Akıl Almaz.

     

    59- Bu ülkede biri size; çağdışı, yobaz, gerici, eski kafalı, deli, aşırıcı diyorsa emin olun ki doğru yoldasınız.

     

    60- Moda, Cehennemde bir oda..

     

    61- Arsızlığa cesaret, zinaya aşk dediler. Bir neslin ahlakını, işte böyle yediler!

     

    62- Geminin tek kaptanı olur, gerisi mürettebattır. Kalbin de tek sahibi olur, gerisi teferruattır

     

    63- Her kahkahanda Allah'a teşekkür etmiyorsan, Neden her ağladığında O'na kızıyorsun?

     

    64- Çok sıkıldıysan hayattan, bir mezarlığa git. Ölüler iyi bilir ; Yaşamak güzeldir.

     

    65- Herşeyin İlacı Zaman Diyenler... Bir de Bu Kelimeyi Tersten Okumayı Deneseler...

     

    66- Tanrı sizi korusun, bizi Allah korur.

     

    67- Denildi mi bir yerin adına "Türk" beldesi, Gözüm al bayrak arar,kulağım ezan sesi...

     

    68- Yıkılasın ey israil ! Enkazını göreyim . Sana ülke diyenin yüzüne tüküreyim.

     

    69-Makyajı abdest olan bir kadının hayatıda güzeldir, hayasıda..

     

    70- Secde görmemiş alnın alınyazısı olmak istemem.

     

    71- Örtü şuuruyla takılmadığında da Allah katında bir değeri olsaydı, Cennetin baş köşesine rahibeler otururdu.

     

    72- Öz anne-babasını huzurevine gönderip, evde kedi köpek besleyen insanların olduğu bir ülkede yaşıyoruz...

     

    73- Yaprak sıkılmıştı ağaçtan, bahane idi sonbahar...

     

    74- Bak da ibret al yere düşen yaprağa,

    eskiden o da yukardan bakardı kara toprağa...

     

    75- İnsan namaz kılarsa namaz da insanı insan kılar.

     

    76- Parası olan pazardan, imanı olan mezardan korkmaz!

     

    77- Hayatta üç çeşit insandan korkacaksın; dağdan inme, dinden dönme, sonradan görme!

     

    78- Bazı insanlar alçak gönüllüdür, bazıları ise alçak olmaya gönüllüdür.

     

    79- Ya İslâm'da erirsin

    Ya inkârda çürürsün

    Yol mezarda bitmiyor

    Girdiğinde görürsün. (Abdurrahim Karakoç'a aittir.)

     

    80- İnsan, büyük bulmaca, çözmeden öleceğim

    İnsan bulsam inan ki , alnından öpeceğim!

     

    81- Deden bile söndüremedi İslamın nurunu,

    Sen mi söndüreceksin Ebu Cehilin torunu? (Nevzat Karataş'a aittir.)

     

    82- Kişiye göre davranacaksın, küçükle küçük olacaksın hatta;

    Ama seviyesizin seviyesine inecek kadar düşmeyeceksin hayatta...

     

    83- İnsanlar ikiye ayrılır: vaktini "beşe" ayıranlar, vaktini "boşa" ayıranlar...

     

    84- Şah damarına bakmayı akıl edemeyenler Allah'ı hep gökyüzünde aradılar. Bilmezmisin Allah mekân münezzehtir.

    Yukarda Allah var demek bile Allah'a sınır çizmektir.

     

    85- Hayvandan insana dönen yoktur ama, insandan hayvana dönen çoktur.

     

    86- Dualarımda özgür biri olduğumu hissediyorum... Bir ben, bir de beni bilen...

     

    87- Hayat dediğin Allâh için değilse,

    Ne çıkar hayat önünde eğilse.

     

    88- Bir lastik yuvarlak, 3 manyak, 22 dangalak, bir yığın avanak...

     

    89- Benim dünyam namazımı kıldığım yer kadardır.

     

    90- Batı'ya özene özene, özümüzü kaybettik. Oysa biz, Batı'nın hayranlıkla izlediği, gıpta ettiği bir medeniyet idik...

     

    91-Dün çimen benim ayaklarımın altında idi. Bu gün üstümde bitiyor, Görüyor musun? Toprak günahlardan başka herşeyi örtüyor!

     

    92- Sonunda 'eyvah' diyeceğin şeylere başında 'eyvallah' deme. Pişman ol, fakat pişman ölme.

     

    93- Öyle birine ata de ki Peygamber övgüsü almış olsun.

     

    94- Güzele bakmak değil, güzel bakmak sevaptır.

     

    95- Savaşın ortasında komutansız kalmaktır babasız kalmak...

     

    96- Helal ile beslersen çocuğunu hürmet ile öder borcunu,

    Haram ile beslersen onu, hakaret ile öder borcunu!

     

    97- Konuşsam dilim yanar... Sussam kalbim

     

    98- Dostlarımı hiçbir zaman satmadım, çünkü hepsi beş para etmez çıktılar.

     

    99- Ömrün ilk yarısı; ikinci yarısını beklemekle, ikinci yarısı da; ilk yarısının hasretiyle geçer.

     

    100- Yalan söylemek beceri ister. Biz de becerikli insanlara aşık oluruz.

     

    101- Ölümüz dirimiz. Her gün birimiz.

    Bir gün hepimiz. Hakk'a gideceğiz...

     

    102- Yola çıktıklarını yolda bulduklarına değişirsen; hem yolunu kaybedersin, hem dostunu!

     

    103- Kapkara tabloya ak mı diyelim?

    Necis olanlara pak mı diyelim?

    Biz bir batıl için başka batıla,

    Allah'tan korkmadan hak mı diyelim?

     

    104- Uygarlığa engelmiş takke, türban, cübbeler...

    Bize yobaz diyor hippi, ayyaş, züppeler!

     

    105- 'Hayatımda biri yok, birinde hayatım var' diyebilmektir Aşk...

     

    106- Ne senden rüku artık, ne de benden kıyam...

    Bundan sonra.. Selamun aleyküm, Aleyküm selam.

     

    107- Namaz; adım bile atmadan 'Sevgili'ye yürümektir.

     

    108- İnsanın kazandığı paradan değil, paranın kazandığı insandan kork!

     

    109- Benim bir tanrım yok Allah'a çok şükür.

     

    110- Orta Doğu'nun gayri meşru çocuğu; İsrail! Döktüğün kanda boğulacaksın!

     

    111- İnsanı olgunlaştıran yaşı değil, yaşadıklarıdır...

     

    112- Gerçek bir dosta sahipsen, dünya'nın geri kalanına ihtiyacın yoktur.

     

    113- Tövbe kapısı açık dediysek, yeni günahlara koşman mı gerek?

     

    114- Ali! hoca as,

    Sabiha bomba at,

    Kazım rahat dur,

    Fethi partiyi kapat,

    İsmet tuzu uzat,

    Öyle işte...

     

    115- Evdeki hesabımız bile çarşıya uymuyorken, ahiret hesabımızın vay haline!

     

    116- Ne gariptir ki toplum olarak, yüreği kör olana değil de gözü kör olana acırız. (Halil Cibran'a aittir.)

     

    117- Şimdi Fatih kalksa mezarından, ne ben onu tanırım ne o beni tanır. Ama İstanbul'u Bizanslılar almış deyip bir daha savaşır.

     

    118- Japonlar kendi alfabeleri ile 3000 yıl önce yazılmış bir kitabı okuyabiliyorlar. ... İngilizler kendi alfabeleri ile 1200 yıl önce yazılmış olan bir kitabı okuyabiliyorlar. ... Bizler 100 sene önce ceddimizin yazdığı bir kitabı okuyamıyoruz !?

     

    119- Ölüden mektup gelmiş, diri okur anlamaz.

    Sorsan herkes Müslüman! Ne şükür var ne Namaz...

     

    120- Haram kazanılan aş, aştan sayılmaz.

    Hak için akmayan yaş,yaştan sayılmaz.

    Kişi başım var diye övünmesin;

    Secdeye varmayan baş, baştan sayılmaz

     

    121- Kafire karşı ELİF gibi dimdik, ALLAH'a karşı VAV gibi eğilirim

     

    122- Kadın olmak, her erkekte bir parça bırakmak değil, bir erkekte bütün olabilmektir. Erkek olmak mükemmelliğini bir çok kadında ispat etmek değil, tek bir kadına mükemmeli yaşatabilmektir.

     

    123- Rabbin huzuruna biçare giden, bin çareyle döner.

     

    124- Veren de O, alan da O, nedir senden gidecek?

    Telaşını gören de can senin zannedecek.

     

    125- Ölüm bir saniye kadar yakınken, hiç ölmeyecekmiş gibi yaşamanın alemi ne?

     

    126- Ey şehr-i Ramazan, geldinde gidiyorsun öyle mi?

    Seni tutmayanlar, sana tutunamayanlar düşünsün sonunu..

     

    127- Karıncayı bile incitmeyeceğim deme. "Bile" sözünden karınca incinir.

     

    128- Uğruna ölmekse eğer seni yaşatmak, bin defa ölürüm de adına leke sürdürmem. Gururdur, namustur 'BAYRAK' Aksa da kanım korkma; haini güldürmem...

     

    129- Ezanları duyduğunda şükretmeyen bir gönül taşıyorsan yüreğine bir sela oku !

     

    130- Üstad'a sormuşlar... Aşk'la sevda arasındaki fark nedir...? Üstad cevap vermiş: "Aşk hevesin bitene kadar... Sevda nefesin yetene kadar."

     

    131- HATIRANA DÜECEĞİM

    Kopkoyu bir sis içinde bir akşam

    Hatırına düşeceğim belki

    Bir an ıslayacak yağmur yüzünü

    Birden o tatlı demleri hatırlayacaksın

    Sonra sıcak yatağında uzun uzun

    Ağlayacaksın Ağlayacak.!

     

    Boğazında bir şeyler düğümlenecek

    Ah yanımda olsaydı diyeceksin

    Tüm yıldızlar gülecek haline Ay'da göz kırpacak

    İliklerine işleyecek bensizlik

    Kahrolacaksın...!

     

    Bir sigara tüttüreceksin ihtimal

    Ufku seyredeceksin saatlerce

    Bir rüzgar kopçalayacak yüzünü

    Sonra hayalim gelecek karşına

    Bir Şiirimi mırıldanacaksın

    Hıçkıracaksın..!

     

    Gönlünden atamadığın gibi kafandan da

    Silemeyeceksin beni düşlerine gireceğim her gece

    İnce bir hüzün bürüyecek yüzünü

    Ve çırılçıplak gerçekleri o zaman

    Anlayacaksın..!

     

    Sonra bir şeyler yazmak isteyeceksin

    Kafan gibi kaleminde işlemeyecek

    Unutmak isteyeceksin her şeyi

    Ama unutamayacaksın hiç bir şeyi

    Kıvranacaksın.!

     

    132- Nerelisin diye sormuştu; oralı olmadım..Tepkisizliğimi görünce o da oralı olmadı..Artık ikimizde oralı değildik hemşeri sayılırdık..

     

    133- Adam olmak cinsiyet meselesi değil şahsiyet meselesidir.

     

    134- Elin oğlu okur atomu böler, bizimkiler okur milleti böler

     

    135- Zaman insanları değil, armutları olgunlaştırır.

     

    136- Allah tanrının belasını versin!

     

    137- Öyle ucuz değil gül koklamak. Gül tutan ele diken batmalı. Bir aşka gönül veren o aşkın kapısında yatmalı!

     

    138- Bir doğrunun imanı bin eğriyi düzeltir.

    Mukaddes davalarda ölüm bile guzeldir. (Abdurrahim Karakoç'a aittir.)

     

    139- Biz yılbaşında hediye getiren noel babanın değil, Miraçtan namaz getiren Hz. Muhammed'in ümmetiyiz

     

    140- Düşünmek şu, bu değil, öteleri düşünmek; Sizinse düşünceniz yataklarda eşinmek. (Üstad'a ait olan beyit:Düşünmek)

     

    141- Bir bekleyenin olmalı. Sen kendinden vazgeçsen de senden vazgeçmeyen...

     

    142- Bir nar ağacı var bir de dar ağacı

    Namerde nar düştü yiğide dar ağacı

     

    143- Bizler açlıkdan karnına taş bağlayan Peygamberin , doymak bilmeyen ümmetiyiz

     

    144- Bana çağdışı diyorlarmış. Ne büyük bir onur! Ben bu çağın dışında kalmayayım da, içinde mi boğulayım.

     

    145- Ölüm herkesin başına gelir, ama geç ama erken.. Ya kazanırken, ya da kazandığını yerken.

     

    146- Ölüm her aklına geldiğinde 'ah' edip 'vah' edip inleme. Bu halinle Rabbimi incitmiş olacaksın. Ecel kapıyı çaldığı zaman evi telaşa verme; O geldiği zaman, sen çoktan gitmiş olacaksın.

     

    147- Bir namazım, bir duam, birde eski seccadem,

    Hepsi hepsi bu kadar, işte benim sermayem.

     

    148- Seni affetmek hayatımın en büyük hatasıydı. Nerden bilebilirdim ki katilini affedersen seni yine öldüreceğini..

     

    149- Ağaçtan düşen yaprak nasıl kurumaya mahkumsa; gönülden düşen insan da unutulmaya mahkumdur.

     

    150- Kula kulluk etme ! Unutma ki sen de kulsun. Ve gerektiğinden fazla önem verme ! Yoksa, unutulursun.

     

    151- Kimileri vardır aşkın en yücesine layıktır. Kimileri vardır aşkın en yücesini versen de, aşağılıktır.

     

    152- Soruldu mu ne bilirsin diye;"Haddimi bilirim" Soruldu mu ne istersin diye; "Haddimi bilir, hakkımı isterim" demeli...

     

    153- Ayağın taşa takıldığında "Allah kahretsin" bile dememelisin, Dua etmelisin ki taşa takılan bi ayağın var...

     

    154- Payımıza sükût düştüğünden beridir, kalbimizin sesini daha bir güzel duyar olduk.

     

    155- Sizde olan tükenir onda olan sonsuz,

    Feza sizin olsa ne yapacaksınız Onsuz.

     

    156- Eğer tadını bilirseniz ekmeği paylaşmak ekmekten daha lezzetlidir.

     

    157- Salaklık bulaşıcıdır.

     

    158- Bin günahın olsa da bana, bir gün ahım yok sana...

     

    159- Nazım benim cezaevi arkadaşımdı, düşüncelerimiz farklı olsada..

     

    160- Ben ve Nazım herzaman kavga etmiştiriz ama biz hapishanede birbirimize ekmek vermiş insanlarız ey benim düşümdekiler nazım sevin demiyorum ama saygı duyun onun kadar türkiye sevdalısı yoktur.

     

    161- Bu hayatın sonunda hesap yok mu zannettin sen?

    Lokantanın garsonu bile; 'hesap lütfen' diyor

     

    162- Kıtmir bir köpekti. Ashab-ı Kehfin köpeği. Ama cennete gitti. Kim olduğun kadar kimlerle olduğun da önemli.

     

    163- Hayatı müsvette yaşamayın; temize çekmeye vaktiniz olmayabilir!

     

    164- Yanlızca Allah'a inanın, gerisi inanılacak gibi değil.

     

    165- Şu dünyada kimsenin bulamadığı huzuru arayacak değiliz. Kalkar abdest alır. Huzurda eğiliriz.

     

    166- İki kişilik duanın adıysa saadet, Ya Rabb'i beni onunla beraber affet...

     

    167- Bir çok eser ortaya koydum, bir çok şiir kaleme aldım, düzinelerce yazı yazdım, ama hiç biri ile övünemem övünülecek bir şeyim varsa oda Maraşlı olmamdır.

     

    168- Hava kirliliğinden değil, haya kirliliğinden nefes alamıyoruz.

     

    169- Kurban olduğum Allah'a bile günde beş vakit ulaşılabiliyorken,

    Kendini ulaşılmaz sananlara selam olsun.

     

    170- Basit kişiler hep ilgi görür, kaliteli kişiler hep yalnızdır. Ucuz malın alıcısı çoktur.

     

    171- Mecnun olup Leyla için çöller aşmışsın ne fayda! Mümin olup Mevla için secdeye varmadıktan sonra....

     

    172- Ne şirinde vefa var, ne leyladır sana yar.

    Hep Allah güzel vekil, hep ALLAH insana yar...

     

     

    173- Üzülme davanın sahibi Hak'tır,

    Hak olan davada zafer muhakkaktır.

     

    174- Bir gemi arıyorum pusulası İmandan.

    Alıp götürsün beni bu hüzünlü limandan..

     

    175- Deli gibi sevmek bir işe yaramıyor, sadece uykusuz bırakıyor.

     

    176- Şeytan, önce insana, Allahı unutturur;

    Sonra, Çağdaş çöplükte, ne bulursa yutturur. (Cengiz Numanoğlu'na aittir.)

     

    177- Namaz, camiden çıkınca, Hac, Mekke'den dönünce, Ramazan, oruç bitince başlar...

     

    178- SORU VE CEVAP

    Bir yumak gibi hayat, kör düğümlerle dolu

    Ömür süreli sınav, sonsuz meçhul sorulu

    Avutmak mı kendini, yumakla kedi gibi?

    Uyumak mı, ölmek mi? Yokmu kurtuluş yolu

     

    Bulunmaz sorulara raflarda bazen cevap

    Bulunmazsa raflarda âleme rahmet kitap

    Düğümlenmiş kalplere, şaraptan beter şarap

    Mü'min'e nur afitap zümrüt köşklerin holü

     

    179- Kızgınlık gürültülüdür, kırgınlık sessiz...

     

    180- BİR YUDUM İNSAN

    Denizin ve güneşin battığı yerde,

    Bilin ki yeni umutlar da yeşerir,

    Gündüzün bittiği, karanlığın bastığı yerde,

    Bekler durur gece bitmez.

     

    Her haliyle bitecek o gece,

    Yerini bırakacak, güne gündüze,

    Ağaçlar yemyeşil rengi besbelli,

    Yaşıyorum hala bu yeni günle.

     

    Denizin ve güneşin birleştiği yerde,

    Umutlar tükendi ve umutlar bitti,

    Gündüz bitse de, karanlık gelse de

    Umrunda değil artık bir yudum insanın..

     

    181- Boş yere canı yanmaz insanın. Ya bir eksiklik vardır geleceğe dair, ya da bir fazlalık geçmişten gelen.

     

    182- Sarhoşu bile 'Allah' diye nara atan bir toplumdan umut kesilmez!

     

    183- Yarına sağ çıkmaktan nasıl olurum emin?

    Genç bir delikanlının tabutu geçti demin. (Ahmet Mahir Pekşen'e aittir)

     

     

     

    184- Bir kadına 365 gün seni düşündüm dersen; diğer 6 saatte ne yaptın der.

     

     

     

    185- Nimete şükredersen fazlasını bulursun. Aç gözlülük edersen nimetten de olursun.

     

     

     

    186- Öleceğini bilerek yaşayan tek canlı insandır ve hiç ölmeyecekmiş gibi yaşar

     

     

     

    187- Can saatini Rahman, ezelde kuruvermiş...

    Bir gün göreceksin ki o saat duruvermiş...

     

     

     

    188- Başım önde bu aralar. Suçlu olduğumdan değil! Görülmeye değer hiçbir şey kalmadığından... (Cezmi Ersöz'e aittir.)

     

    189- İnsanları tanıdıkça seveceksin yalnızlığını...

     

    190- İpi kopan tesbihim,

    Dağılmış tane tane,

    Acı ama teşbihim,

    Hani nerede imame?

     

    Taneleri toplayın,

    Hakk ipine derleyin..

    Bir imame bağlayın...

    Tevhid gelsin meydane. (Mehmed Said Çekmegil'e aittir)

     

    191- Güneş ile dünya arasına ay girince dünya karanlıkta kalır.

    ALLAH ile kul arasına dünya girince kul karanlıkta kalır.

     

    192- Kula kulluk etme! Unutma ki sen de kulsun.

    Ve kimseye gerektiğinden fazla önem verme! Yoksa, unutulursun

     

    193- Dünyayı verseler iki gözünü vermezsin

     

     

    İki gözünü verene neden secde etmezsin?

     

    194- Adalet mülkün temeli ama bir de insanlığın temeli var, o da sevgi.

     

    195- Sen gülerken gamzene ansızın düşüversem

    Susuşunla ölürken, gülüşünle dirilsem...

     

    196- Cevabımın şiddetinden susuyorum!

     

    197- Secdelerdeymiş aşk.. Bulmak alnıma düştü.(Behçet Necatigil'e ait olan şiir:Akşamlar, Savaş Sonu)

     

    198- Ol der hemen oluverir.. Ol de olalım Rabbim.. Kul olalım.. Kül olalım .. Gül olalım

     

    199- İnsan değer verdiği şeylere; gözüyle bakar, yüreğiyle taşır. (Mehmet Deveci'ye aittir.)

     

    200- Amerikan politikasını korumakla mükellefiz.

     

    201- "Ermiyor çağdaşların aklı başka bir aşka;

    İki duble rakıyla, mini etekten başka.." (Cengiz Numanoğlu'na aittir)

     

    202- Yeryüzü dediğin koca bir mabed,

    Geldik bu mabede maksat ibadet,

    Ezanlar ederken secdeye davet;

     

    Hep yarın diyorsun, oysa kim bilir;

    O yarın belki hiç gelmeyebilir... (Cengiz Numanoğlu'na aittir.)

     

    203- Stadyumlar maç için deği, bir dava sevdası için dolarsa, o gün kurtuluş günüdür.

     

    204- Benim inandığım sistemde, sabah bir masumun öldürüldüğünü duyarsanız,

    Akşam darağacında sallanan birini görürsünüz.

     

    205- Biz bize gerici diyenlere "deh" demek için gerideyiz.

     

    206- Siz hiç bir sarrafın bağırdığını duydunuz mu? Kıymetli malı olanlar bağırmaz. Domatesçi, biberci bağırır da kuyumcu bağırmaz. Eskici bağırır ama antikacı bağırmaz. İnsan bağırırken düşünemez. Düşünemeyenler ise hep kavga içindedir. Popçular, folkçular boğazlarını patlatana kadar bağırıp duruyor. Ama Dede Efendi'yi okuyanlar bağırmıyor...

     

    207- Müziği kısmaya üşendiğiniz ezanı şimdi dört gözle bekliyorsunuz.

     

    208- Bu millet gol dediği kadar ol deseydi şimdi islam oluvermişti.

     

    209- Benim için yanan bir tek sigara var.

     

    210- Kadın diri diri gömülürken, Onu oradan çıkarıp ayaklarının altına Cenneti seren dinin adıdır, İSLAM.

     

    211- Aydınlık yolu herkes bulur, mesele karanlık yolda ışık aramak.

     

    212- NEFSİMMİŞ MEĞER

    Yıllardır kendimi, güyâ tanırdım;

    Sanık ben, yargıç ben, hep aklanırdım.

    Şeytanı, en büyük düşman sanırdım;

    Ondan da beteri.. Nefsimmiş meğer...

     

    Gönlümü, hevâya kaptıran oymuş,

    Şuûru şehvete saptıran oymuş,

    Tutkuları, putlar yaptıran oymuş,

    En sinsi düşmanım.. Nefsimmiş meğer...

    ... (Cengiz Numanoğlu'na aittir)

     

    213- Yamadık dünyamızı yırtarak dinimizden,

    Din de gitti, dünya da gitti elimizden.

     

    214- Sen Aşkı "ELİF" gibi dik Tutarsın da,

    Ben "VAV" gibi, Egilmem mi Yollarında...

     

    215- Korkutuyorsa Kıyamet,

    Durma sen de kıyam et!

    ____________

    Facebook: http://www.facebook.com/...zilaAitOlmayanSozler

    Twitter: http://www.twitter.com/NFK_asilsizsoz

    Instagram: http://www.instagram.com/NFK_asilsizsoz

     

    NOT: "Gerçek Necip Fazıl Sözleri" başlıklı listemiz için: http://www.n-f-k.com/...nakly/

    Necip Fazıl Kısakürek
  • Yıllardır bozbulanık suları yudumladım,
    Bir pelikan hüznüyle yürüdüm kumsalları,
    Yağmur, seni bekleyen bir taş da ben olsaydım.
    Hasretin alev alev içime bir an düştü,
    Değişti hayal köşküm, gözümde viran düştü,
    Sonsuzluk çiçeklerle donandı yüreğimde,
    Yağmalanmış ruhuma yeni bir devran düştü.

    Zaman, ayaklarımda tükendi adım adım,
    Heyûla, bir ağ gibi ördü rüyalarımı,
    Çölde seni özleyen bir kuş da ben olsaydım.

    Çaresiz bir takvimden yalnızlığa gün saydım,
    Bir cezir yaşadım ki, yaşanmamış mazide,
    Dokunduğun küçük bir nakış da ben olsaydım.

    Sensiz, kaldırımlara nice güzel can düştü,
    Yarılan Göğsümüzden umutlar bican düştü,
    Yağmur, kaybettik bütün hazinesini ceddin,
    En son, avucumuzdan inci ve mercan düştü

    Keşke bir gölge kadar yakınında dursaydım,
    O mücella çehreni izleseydim ebedi,
    Sana sırılsıklam bir bakış da ben olsaydım.

    Bazen kendine aşık deli bir fırtınaydım,
    Fırtınalar önünde bazen bir kuru yaprak,
    Uğrunda koparılan bir baş da ben olsaydım.

    Sensizlik depremiyle hancı düştü; han düştü,
    Mazluma sürgün evi; zalime cihan düştü,
    Sana meftun ve hayran, sana ram olanlara,
    Bir bela tünelinde ağır imtihan düştü.
  • YAĞMUR

    Vâr eden’ in adıyla insanlığa inen Nûr
    Bir gece yansıyınca kente Sibir dağından
    Toprağı kirlerinden arındırır bir Yağmur
    Kutlu bir zaferdir bu ebâbil dudağından
    Rahmet vâdilerinden boşanır âb-ı hayat
    En müstesna doğuşa hamiledir kâinat

    Yıllardır boz bulanık suları yudumladım
    Bir pelikan hüznüyle yürüdüm kumsalları
    Yağmur, seni bekleyen bir taş da ben olsaydım
    Hasretin alev alev içime bir ân düştü
    Değişti hayal köşküm, gözümde viran düştü
    Sonsuzluk çiçeklerle donandı yüreğimde
    Yağmalanmış ruhuma yeni bir devran düştü

    İhtiyar cübbesinden kan süzülür Nebî’nin
    Gökyüzü dalgalanır ipekten kanatlarla
    Mehtâbını düşlerken o mühür sahibinin
    Sarsılır Ebû Kubeys kovulmuş feryatlarla
    Evlerin anasına dikilir yeşil bayrak
    Yeryüzü âvaredir, yapayalnız ve kurak

    Zaman, ayaklarımda tükendi adım adım
    Heyûlâ, bir ağ gibi ördü rüyalarımı
    Çölde seni özleyen bir kuş da ben olsaydım

    Yağmur, gülşenimize sensiz , baldıran düştü
    Düşmanlık içimizde; dostluklar yaban düştü
    Yenilgi, ilmek ilmek düğümlendi tarihe
    Her sayfaya talihsiz binlerce kurban düştü

    Bir güzîde mektuptur, çağların ötesinden
    Ulaşır intizârın yaldızlı sabahına
    Yayılır o en büyük muştu, pazartesinden
    Beyazlık dokunmuştur gecenin siyahına
    Susuzluktan dudağı çatlayan gönüllerin
    Sükûtu yâr, sevinci duâlar kadar derin

    Çaresiz bir takvimden yalnızlığa gün saydım
    Bir cezîr yaşadım ki, yaşanmamış, mâzide
    Dokunduğun küçük bir nakış da ben olsaydım

    Sensiz, kaldırımlara nice güzel cân düştü
    Yarılan göğsümüzden umutlar bîcan düştü
    Yağmur, kaybettik bütün hazinesini ceddin
    En son, avucumuzdan inci ve mercan düştü

    Melekler sağnak sağnak gülümser mâverâdan
    Gümüş ibrik taşıyan zümrüt gagalı kuşlar
    Mutluluk nağmeleri işitirler Hira’dan
    Bir devrim kokusuyla halkalanır yokuşlar
    Bir bebeğin secdeye uzanırken elleri
    Paramparça , ateşler şâhının hayalleri

    Keşke bir gölge kadar yakının da dursaydım
    O mücella çehreni izleseydim ebedi
    Sana sırılsıklam bir bakışta ben olsaydım

    Sarardı yeşil yaprak; dal koptu;fidan düştü
    Baykuşa çifte yalı; bülbüle zindan düştü
    Kâtil sinekler deldi hicâbın perdesini
    İstiklâl boşluğunda arılan nâdân düştü

    Dolaşan ben olsaydım Sâve’nin damarında
    Tablosunu yapardım yıkılan her kulenin
    Ebedî aşka giden esrarlı yollarında
    Senden bir kıvılcımın, süreyyâ bir şûlenin
    Tarasaydım bengisu fışkıran kâkülünü
    On asırlık ocağın savurdum külünü

    Bazen kendine aşık deli bir fıtınaydım
    Fırtınalar önünde bazen bir kuru yaprak
    Uğrunda koparılan bir baş da ben olsaydım

    Sensizlik depremiyle hancı düştü; han düştü
    Mazluma sürgün evi; zâlime cihan düştü
    Sana meftun ve hayran, sana râm olanlara
    Bir belâ tünelinde ağır imtihan düştü

    Bâdiye yaylasında koklasaydım izini
    Kefenimi biçseydi Ebvâ da esen rüzgâr
    Seninle yıkasaydım acılar dehlizini
    Ne kaderi suçlamak kalırdı, ne intihar
    Üstüne pırıl pırıl damladığın bir kaya
    Bir hurma çekirdeği tercihimdir dünyada

    Suskunluğa dönüştü sokaklarda feryadım
    Tereddüt oymak oymak kemirdi gurûrumu
    Bahîra’ dan süzülen bir yaş da ben olsaydım

    Haritanın en beyaz noktasına kan düştü
    Kırıldı adaletin kılıcı; kalkan düştü
    Mahkûmlar yargılıyor; hâkimler mahkum şimdi
    Hakların temeline sanki bir volkan düştü

    Firâkınla kavrulur çölde kum tâneleri
    Ahûların içinde sevdan akkor gibidir
    Erdemin, bereketin doldurur hâneleri
    Sensiz hayat toprağın sırtında ur gibidir
    Şemsiyesi altında yürürsün bulutların
    Sensiz, yükü zehirdir en güzel imbatların

    Devlerin esrârını aynalara sorsaydım
    Çözülürdü zihnimde buzlanış düşünceler
    Okşadığın bir parça kumaş da ben olsaydım

    Sensiz, tutunduğumuz dallardan yılan düştü
    İlkin karardı yollar, sonra heyelân düştü
    Güvenilen dağlara kar yağdı birer birer
    Sensizlik diyârından püsküllü yalan düştü

    Yağmur, duysam içimin göklerimden sesini
    Yağarsın; taşlar bile yemyeşil filizlenir
    Yıldırımlar parçalar çirkefin gövdesini
    Sel gider ve zulmetin çöplüğü temizlenir
    Yağmur, bir gün kurtulup çağın kundaklarından
    Alsam, ölümsüzlüğü billur dudaklarından

    Madenî arzuların ardında seyre daldım
    Küflü bir manzaranın çürüyen güllerini
    Senin için görülen bir düş de ben olsaydım

    Şehirler kâbus dolu; köylere duman düştü
    Tersine döndü her şey sanki; âsuman düştü
    Kırık bir kayık kaldı elimizde, hayâlî
    Hazîndir ki, dertleri aşmaya ummân düştü

    Ayrılığın bağrımda büyüyen bir yaradır
    Seni hissetmeyen kalp, kapısız zindan olur
    Sensiz doğrular eğri; beyaz bile karadır
    Sesini duymayanlar girdâbında boğulur
    Ana rahminde ölür sensizlikten bir cenîn
    Şaşkınlığa açılır gözleri, görmeyenin

    Saatlerin ardında hep kendimi aradım
    Bir melâl zincirine takıldı parmaklarım
    Yeryüzünde seni bir görmüş de ben olsaydım

    Sensiz, ufuklarıma yalancı bir tan düştü
    Sensiz, kıtalar boyu uzanan vatan düştü
    Bir kölelik ruhuna mahkum olunca gönül
    Yüzyıllardır dorukta bekleyen sultan düştü

    Ay gibisin; güneşler parlıyor gözlerinde
    Senin tutkunla mecnun geziyor güneş ve ay
    Her damla bir yıldızı süslüyor göklerinde
    Sümeyra’yı arıyor her damlada bir saray
    Tohumlar ve iklimler senindir ; mevsim senin
    Mekanın fırçasında solmayan resim senin

    Yağmur, bir güm elimi ellerinde bulsaydım
    Güzellik şâhikası gülümserdi yüzüme
    Senin visâlinle bir gülmüş de ben olsaydım

    Tavanı çöktü aşkın; duvarlar üryan düştü
    Toplumun gündemine koyu bir isyan düştü
    İniltiler geliyor doğudan ve batıdan
    Sensizlikten bozulan dengeye ziyan düştü

    Islaklığı sanadır âhımın, efganımın
    İçimde hicranınla tutuşuyor nağmeler
    Sendendir ekşimeyen cevheri efkârımın
    Nazarın ok misali karanlıkları deler
    Bu değirmen seninle dönüyor; âhenk senin
    Renkleri birbirinden ayıran mihenk senin

    Bir hüzün ülkesine gömülüp kaldı adım
    Kapanıyor yüzüme aralanan kapılar
    Sana hicret eden bir Kureyş de ben olsaydım

    Yağmur, sayrılığıma seninle derman düştü
    Beynimin merkezine ölümsüz ferman düştü
    Silimdi hayalimden bütün efsûnu ömrün
    Bir dönüm noktasında aklıma Rahman düştü

    Nefsinle yeniden çizilecek desenler
    Çehreler yepyeni bir değişim geçirecek
    Aydınlığa nûrunla kavuşacak mahzenler
    Anneler çocuklarına hep seni içirecek
    Yağmur, seninle biter susuzluğu evrenin
    Sana mü’mindir semâ; sana muhtaçtır zemin

    Damar damar seninle, hep seninle olsaydım
    Bâtılı yıkmak için kuşandığın kılıcın
    Kabzasında bir dirhem gümüş de ben olsaydım

    Kardeşler arasına heyhat, sû-i zan düştü
    Zedelendi sağduyu; körleşen iz’an düştü
    Şarkısıyla yaşadık yıllar yılı baharın
    İnsanlık bahçemize sensizlik hazân düştü

    Yağmur, seni bekleyen bir taş da ben olsaydım
    Çölde seni özleyen bir kuş da ben olsaydım
    Dokunduğun küçük bir nakış da ben olsaydım
    Sana sırılsıklam bir bakış da ben olsaydım
    Uğrunda koparılan bir baş da ben olsaydım
    Bahîra’dan süzülen bir yaş da ben olsaydım
    Okşadığın bir parça kumaş da ben olsaydım
    Senin için görülen bir düş de ben olsaydım
    Yeryüzünde seni bir görmüş de ben olsaydım
    Senin visâlinle bir gülmüş de ben olsaydım
    Sana hicret eden bir kureyş de ben olsaydım
    Damar damar seninle, hep seninle olsaydım
    Bâtılı yıkmak için kuşandığın kılıcın
    Kabzasında bir dirhem gümüş de ben olsaydım
  • Tükendi tüm umutlar
    Bugün Halim yemin ederim yok.
  • Gün oldu, devran döndü, umutlar tükendi..
  • Umutlar tükendi…