“Perva?” Kapıyı tekrar tıkladığımda duraksadım. Siktir. Ne Pervası?
“Pardon, yani...”
Kapıyı birden açtığında neye uğradığımı şaşırmıştım. Üstü çıplaktı. Al tında ise sadece bir boxer vardı. Elini kapıya dayadığında Perva dediğim için kızacağını düşündüm. Beni zaten bir kere uyarmıştı. Kızsaydı da haklıydı.
“Efendim, canım?”
"Şey diyecektim,” dedim yutkunduğumda. “Doğum günün kutlu olsun.”
Teşekkür etmedi ama gülümsedi.
“ Aramız bozulunca görürsün,” dedi Perva gülerek. “Bakar bakar ağlarsın artık.”
“Öyle bir ihtimal mi var?” dedi Odkan gülerek kolunu Pervanın om zuna attığında. “Görmüyor musun sen şu dövmeyi ya? Sen 21sin. Ben 20.
Aramıza hiçbir şey giremez. Sayılar bile.”
"Asla gerçekleşmeyecek bir ihtimal üzerine konuşmanın gereği ne?” diye sordu. “Ç ok saçma.”
“Cevap ver,” dedim inatla.
“Evet,” dedi tereddüt etmeden. “Öldürürdüm. O mektubun gerçek ol duğuna bir an olsun inansaydım babanla alakası olan herkesi öldürürdüm.”
“Peki beni?” diye sordum gözlerinin içine bakarken.
“Hayır Bengi,” dedi anında. “Kıyamazdım.”