Hasta ve Bakıcısı
Son bir haftadır olduğu gibi bakıcı şişleri yaşlı kadının tombul parmaklı ellerine verdi. "Nasıl tutacaktın bakalım?" Kadın iki şişi birbirine çaprazlayacak şekilde tuttu, yün ipin ucundan da biraz parmağına doladı. Kendisini onaylamasını istercesine bakıcısına yöneltti bakışlarını. Bakıcı zoraki bir gülümsemeyle kadını onayladı. Bir haftadır örgü örme hakkında bir arpa boyu yol alamamışlardı. Kadın daha yeni örgü çubuklarını hashiden ayırt edebilmişti. Düne kadar ne zaman biraz yanından ayrılsa şişeleri hashi olarak kullanıp yün ipleri de yemek gibi örme bebeklerine yedirmeye çalışıyordu. Bu örme işi de zaten kendi örme bebeğini yapma isteğinden ortaya çıkmıştı. Örmeyi istiyordu fakat öğrenmeyi ne kadar istiyordu, kimse bundan emin değildi.
Bundan evvelki gün bakıcısı yemek saatinde tahta hashiler yerine kadına demir şişleri verdi. Kadın için bu hiç de sorun değildi zaten ona kalırsa diğerlerinin kullandığı tahta çubuklarla bu şişlerin arasında bir fark yoktu. Taki yemeye başlayıncaya kadar. Pirinçleri yerken şişlerin ağzına çattığında verdiği metalimsi tat ve şişlerin birbirine sürekli çattıklarında, kaseye sürttüğündeki o gıcık sesin çıkması kadını rahatsız edince onların yemek yerken kullanılamayacağını nihayet anladı.
Ona bir şey anlatmak zor işti. Kimseyle çok konuşmadığından olacak sözlü anlatılınca anlamıyordu. Kadının bakıcısı da henüz çok gençti. İşe yeni başlamıştı, derslerinde iyi olmadığından üniversiteye gidememişti. Sırf bu bile başlı başına bir sorunken annesiyle babasının yakın tarihte boşanmış olması da onu etkilemişti. Tüm yaşıtları hayallerinin peşinde koşarken o, böyle bir ruhsal çöküntünün içinde kendini daha beter edebilecek kapasitedeki yaşlı, huysuz kadınlarla uğraşmak zorundaydı. Başka şansı yoktu tabi para kazanmak