• ÜVERCİNKA 
    ...
    Birlikte mısralar düşürüyoruz ama iyi ama kötü 
    Boynun diyorum boynunu benim kadar kimse değerlendiremez 
    Bir mısra daha söylesek sanki her şey düzelecek
    İki adım daha atmıyoruz bizi tutuyorlar 
    Böylece bizi bir kere daha tutup kurşuna diziyorlar 
    Zaten bizi her gün sabahtan akşama kadar kurşuna diziyorlar 
    Bütün kara parçalarında 
    Afrika dahil 
    ...
    (1956)
  • Böylece bir kere daha boynunlayız sayılı yerlerinden
    En uzun boynun bu senin dayanmaya ya da umudu kesmemeye
    Lâleli'den dünyaya doğru giden bir tramvaydayız
    Birden nasıl oluyor sen yüreğimi elliyorsun
    Ama nasıl oluyor sen yüreğimi eller ellemez
    Sevişmek bir kere daha yürürlüğe giriyor
    Bütün kara parçalarında
    Afrika dahil
    Aydınca düşünmeyi iyi biliyorsun eksik olma
    Yatakta yatmayı bildiğin kadar
    Sayın Tanrıya kalırsa seninle yatmak günah, daha neler
    Boşunaymış gibi bunca uzaması saçlarının
    Ben böyle canlı saç görmedim ömrümde
    Her telinin içinde ayrı bir kalp çarpıyor
    Bütün kara parçaları için
    Afrika dahil
    Senin bir havan var beni asıl saran o
    Onunla daha bir değere biniyor soluk almak
    Sabahları acıktığı için haklı
    Gününü kurtardı diye güzel
    Birçok çiçek adları gibi güzel
    En tanınmış kırmızılarla açan
    Bütün kara parçalarında
    Afrika dahil
    Birlikte mısralar düşürüyoruz ama iyi ama kötü
    Boynun diyorum boynunu benim kadar kimse değerlendiremez
    Bir mısra daha söylesek sanki her şey düzelecek
    İki adım daha atmıyoruz bizi tutuyorlar
    Böylece bizi bir kere daha tutup kurşuna diziyorlar
    Zaten bizi her gün sabahtan akşama kadar kurşuna diziyorlar
    Bütün kara parçalarında
    Afrika dahil
    Burda senin cesaretinden laf açmanın tam da sırası
    Kalanalık caddelerde hürlüğün şarkısına katılırkenki
    Padişah gibi cesaretti o, alımlı değme kadında yok
    Aklıma kadeh tutuşların geliyor
    Çiçek Pasajında akşamüstleri
    Asıl yoksulluk ondan sonra başlıyor
    Bütün kara parçalarında
    Afrika hariç değil.
    1956
  • Onların, yani sizin hayatınıza
    Şarkılar girmiş, şarkısız edemiyorsunuz
    Şarkılar, yani barış yani gökyüzü
    Yani bazan burun buruna geldiğimiz köşebaşlarında
    sonra usul usul, yavaş yavaş kaybettiğiniz
    yani dost geldi geleceek, sevgili sevdi sevecek
    Yani şamak adına güzel düştüğü olan
    Şarkılar, Yani yanıldığınız...
    Sizin, yani onların hayatlarına
    allahlar girmiş, allahlardan kurtulamıyorlar
    Allahlar, yani çarşıda pazarda, yani eevde
    Yani arabalarına taş koydukları caddelerde
    Bir dilim jandarma ekmeği kürekte, kürek denizde
    Yani sızlayageldiği şey öbür taraflarının.
    Yani gölgesinden ölümü görmüş gibi korkulan
    allahlar, yani yine yanıldıkları...
    1956
  • İngilizde bol gelirli bir bay şarkı söylüyor
    Elbet söyleyecek yok bir de söylemesin mi
    Gözleri yüzünün tenha bir köşesine çekilmiş
    Üstelik şarkının hakkını iyi veriyor

    Ben soluğu Meryem’in sokağında alıyorum
    Meryem’in diyorsam Kolay Meryem’in, usulcacık Meryem’in
    Karanlık bastırmış üstümüzü külliyetli miktarda
    Alçak sesle konuşuyoruz korkudan değil

    Çünkü ne zaman ağzından öpecek olsam
    Hele bu ağız onun kendi ağzıysa
    Kocaman bir gül yer alıyor arkamızda
    Zulma karşı

    Ayakta duran kadınlar olur ya
    Meryem bunlardan
    Üç türlü ayakta duruşu var
    Birini yalnız bana kullanıyor

    -Güzel mi bari?
    -Hem de nasıl.
    1956
  • Ben nerde bir çift göz gördümse
    Tuttum onu güzelce sana tamamladım
    Sen binlerce yaşayasın diye yaptım bunu
    Bir bunun için yaptım
    -Garson bira getir
    Garsonun adı Barba
    Ben nereye gittimse bütün zulumlardı
    Bütün açlıklardı kavgalardı gördüğüm
    Kötülüklerin büsbütün egemen olduğu
    Namussuz bir çağ bu biliyorsun
    -Garson rakı getir
    Garsonun adı Hakkı
    Sen belki de bir resimsin ne haber
    Kırmızı bir Beykoz’un yanında duruyorsun
    Yapın bir de ağaç yapmış yanına
    Dallarına konsun diye kelimelerin
    -Garson şarap getir
    Garsonun hali harap
    1956
  • Senin bir havan var beni asıl saran o
    Onunla daha bir değere biniyor soluk almak
    Sabahları açıktığı için haklı
    Gününü kazanıp kurtardı diye güzel
    Birçok çiçek adları gibi güzel
    En tanınmış kırmızılarla açan
    Bütün kara parçalarında
    Afrika dahil

    Birlikte mısralar düşürüyoruz ama iyi ama kötü
    Boynun diyorum boynunu kimse benim kadar değerlendiremez
    Bir mısra daha söylesek sanki her şey düzelecek...
  • NEYZEN TEVFİK( 1879-1953)
    Tevfik Fikret (1867 - 1915) Hasbıhal
    MEHMET EMİN YURDAKUL (1869-1944) mİLLİ şair
    Yahya Kemal BEYATLI (1884-!938) Kendi gök Kubbemiz,
    AHMET HAŞİM (1884-1935) Göl saatleri
    ORHAN SEYFİ ORHON (1890-1972) şair ,gazeteci, siyasetçi
    ENİS BEHİÇ KORYÜREK (1891-1949) şair.
    HALİT FAHRİ OZANSOY (1891-1971) Şair ve oyun yazarı
    YUSUF ZİYA ORTAÇ (1896-1967) Şair
    FARUK NAFİZ ÇAMLIBEL (1898-1973)Han Duvarları
    Nazım Hikmet RAN (1902-1963) Memleketimden insan manzaraları
    ARİF NİHAT ASYA (1904-1975) Bayrak şairi olarak anılır.
    NECİP FAZIL KISAKÜREK (1905-1983) Çile
    AHMET MUHİP DIRANAS (1909-1982) Fahriye Abla
    CAHİT SITKI TARANCI (1910-1956) Otuz Beş Yaş, Ömrümde Sükût, Ziya'ya Mektup.
    ORHAN VELİ KANIK (1914-1950) Garip, Vazgeçemediğim,
    Cahit KÜLEBİ (1917-1997) şair
    EDİP CANSEVER (1928 -1986) İkindi Üstü, Dirlik Düzenlik, Yerçekimli Karanfil,

    İLHAN BERK (1916 -2008) şair
    CAN YÜCEL (1926-1999) Sayısız şiir.
    Hasan Hüseyin Korkmazgil 27-84 Acılara Tutunmak
    CEMAL SÜREYA (1931 -1990) Üvercinka, Göçebe, Beni Öp Sonra Doğur Beni, Güz Bitiği, Sıcak Nal, Sevda Sözleri... Denemeleri Şapkam Dolu Çiçekle, 99 Yüz,
    CEYHUN ATUF KANSU (1919 - 1978)

    ÖZDEMİR ASAF (1923-1981) Dünya gözüme Kaçtı, Sen Sen Sen, Yalnızlık Paylaşılmaz,
    Fazıl Hüsnü DAĞLARCA (1914-2008) Destanlar şairi
    Ümit Yaşar Oğuzcan, ( 1926, 1984) -
    Ahmet ARİF (1927-1991) HaSRETinden prangalar eskittim
    METİN ALTIOK (1940-1993 Sarıl bana
    ATAOL BEHRAMOĞLU( 1943- On ayrılık şiiri
    MURATHAN MUNGAN (1955-...)

    ŞÜKRÜ ERBAŞ( 1953- )

    KÜÇÜK İSKENDER