• Baksana kim boynu bükük ağlayan?
    Hakk-ı hayâtın senin ey müslüman!
    Kurtar o bîçâreyi Allâh için,
    Artık ölüm uykularından uyan!

    Mehmet Âkif Ersoy
  • Baksana kim boynu bükük ağlayan?
    Hakk-ı hayâtın senin ey müslüman!
    Kurtar o bîçâreyi Allâh için,
    Artık ölüm uykularından uyan!
  • Baksana kim boynu bükük ağlayan?
    Hakk-ı hayâtın senin ey müslüman!
    Kurtar o bîçâreyi Allâh için,
    Artık ölüm uykularından uyan!

    Bunca zamandır uyudun, kanmadın;
    Çekmediğin kalmadı, uslanmadın.
    Çiğnediler yurdunu baştan başa,
    Sen yine bir kerre kımıldanmadın!

    Ninni değil dinlediğin velvele...
    Kükreyerek akmada müstakbele,
    Bir ebedî sel ki zamandır adı;
    Haydi katıl sen de o coşkun sele.

    Karşı durulmaz, cereyan sîne-çâk...
    Varsa duranlar olur elbet helâk.
    Dalgaların anlamadan seyrini,
    Göz göre girdâba nedir inhimâk?

    Dehşet-i mâzîyi getir yâdına;
    Kimse yetişmez yarın imdâdına.
    Merhametin yok diyelim nefsine;
    Merhamet etmez misin evlâdına?

    «Ben onu dünyâya getirdim...» diye,
    Kalkışacaksın demek öldürmeye!
    Sevk ediyormuş meğer insanları,
    Hakk-ı übüvvet de bu cânîliğe!

    Doğru mudur ye’s ile olmak tebâh?
    Yok mu gelip gayrete bir intibâh?
    Beklediğin subh-i Kıyâmet midir?
    Gün batıyor, sen arıyorsun sabâh!

    Gözleri mâzîye bakan milletin,
    Ömrü temâdîsi olur nekbetin.
    Karşına müstakbeli dikmiş Hudâ,
    Görmeye, lâkin daha yok niyyetin!

    Ey koca Şark, ey ebedî meskenet!
    Sen de kımıldanmaya bir niyyet et.
    Korkuyorum, Garb’ın elinden yarın,
    Kalmayacak çekmediğin mel’anet.

    Hakk-ı hayâtın daha çiğnenmeden,
    Kan dökerek almalısın merd isen.
    Çünkü bugün ortada hak sâhibi,
    Bir kişidir: «Hakkımı vermem! » diyen.

    Mehmet Akif Ersoy
  • Uyan Ey Müslüman!

    Çok uzun süren

    Bu ağır ve derin uykudan uyan artık!”

    Ey Şark milletleri!

    Ey kuru hurma yiyen “Öksüzün” virane ümmeti!

    Bir bakalım kendimize acaba tanıyabilecek miyiz? Kur'an’ın "Ey İsrailoğulları!” diye eleştirdiği her şeyi, Ey İsmailoğulları; Ey Araplar, Ey Farslar, Ey Türkler! diye bir okuyun bakalım değişen bir şey olacak mı?
  • Ey cemaat-i müslüman ve ğafilin...
    Sizler nasrani misiniz?
    Yoksa mecusi misiniz?
    Hangi millettensiniz?
    Şimdi namazdan çıktığınıza göre siz İslâm milletindensiniz.
    Ama bunu ispat edebilir misiniz? Siz buraya, camiye namaz kılmaya geldiğinize göre İslâm' a uyan insanlarınız? Fakat hani Islâm ınız?
    Allah celle celâluhû sizden öncekilerini niçin helak etti biliyor musunuz? Çünkü onlar kafirlere benzemeye başlamışlardı.
    Kardeşlerim içinizdeki İslâm' ı gösterin. Çünkü Islâm sizin üzerinizde görünmek ister. Iman gizlidir, İslam açık. Iman kalpdedir, İslam zahirdedir. İslam şeriatsa, şeriat sizin amellerinizde görünmek ister.
    Söz çok, ama sözlerle oyalanacak vakit yok. Hani amelleriniz? Benim gibi zamanın uzaklarından gelmiş bir garip siz şu halinizle görse, vallahi size müslüman demezdi. Sizler namaz kılan nasranilere benziyorsunuz. Namaz kılıyorsunuzama görünüşleriniz nasraniler gibi. Kardeşler! Dışı kafirlere benzeyen insanın içi de ona benzemeye başlar. Söz çok ama uzatmaya gerek yok. Dönüş yakındır... O'na döndürüleceğimiz gün yakındır, pişmanlığın fayda vermeyeceği dem gelmeden hemen tevbeye sarılın. Allah'tan korkun. Dediklerimi anlamaya çalışın. O gün, hakir ce zelil insanlar olarak Allah'ın huzuruna çıkmak ister misiniz? Kafirleri dost edinenler ve onlara benzemek isteyenler onlardan olur. Onlar zalimlerdir. Zalimler olarak huzura varmak ister misiniz? Sözlerimi düşünün. Boşa konuşmadığını anlayın.
  • Fatih’i tahtında görmüştüm düşte
    O eşsiz cengaver canlıydı işte
    Vakarla ayağa kalktı, yürüdü
    İçimi tarifsiz sevinç bürüdü
    Fatih’ti gözlerim Fatih gördüğüm
    Bütün hissiyatım oldu kördüğüm
    Celâlli gözünden çaktı şimşekler
    Gözler ki ufkunu manalı bekler
    Bir anda şaşkınca göz göze geldik
    Sanki sarayından göğe yükseldik
    El ayak dolaştı; şaştım, titredim
    “Yarabbi, ne büyük lütfundur” dedim
    Kendime gelince bir anda coştum
    Elini öpmeye huzura koştum
    Ziyaret eyledim güzel elinden
    Sohbete başladık gönül telinden

    "Efendim, ne güzel gördüm ya seni!
    Tanıyabildin mi bilmem ki beni?"
    Şöyle bir gözüyle süzdü derince
    Eridim huzurda,cevap verince
    Dedi ki "Lisanın benziyor bize
    Ve lâkin ben nasıl Türk derim size
    Bu garip kıyafet, bu endam hele
    Tarifin herhalde derin mesele
    Ne Çerkez denilir ne benzer Laz'a
    Belli ki dönmüşsün yolunmuş kaza
    Görmedim sen gibi kimse önceden
    Evvelâ sandım ki ecnebi deden
    İn misin, cin misin, düşman mı yoksa?
    Gazaya çıkalım sen gibi çoksa"

    Utandım, dizimin bağı çözüldü
    Gözümden zamansız yaşlar süzüldü
    Dedim ki "Efendim nasıl söylesem
    Şaşırma adıma Müslüman desem
    Ecnebi değil de Türk'üz inanın
    Damarımda gezen hep senin kanın
    Beş yüz yıl sonraki evladın işte
    Mevla'ya hamd olsun kavuştuk düşte
    Bu aciz bendeniz Bayburtlu Önder
    Asrımızda size benzeyen ender"

    Dinleyip sözümü hepten şaşırdı
    Sanarsın duyunca aklın kaçırdı
    Evvelâ yutkundu vaz geçti sözden
    Neslimiz mümkün mü ayrılsın özden?
    Bir sağa, bir sola hep geldi gitti
    Yaklaştı "sus bre" deyip de itti
    "Ne dersin be densiz defol git burdan
    Yüzünde eser yok imanla nurdan
    Şuna bak soytarı evladımızmış"
    Velhasıl duyduğu her söze kızmış

    Dedim ki "Bilseniz geleni başa
    Düşman içimizden başlar savaşa
    Türk-İslam âlemi kana bulandı
    Bağdat yerle yeksan, Halep’se yandı
    Darmadağın oldu müminler şimdi
    Bilmezler Fatih de Osman da kimdi
    Camiler boşaldı din garip oldu
    Sapıklar,cahiller kürsüye doldu
    Evladı, hanımdan korkup da bakmaz
    Ananın,atanın sahibi çıkmaz
    Ne sözü dinlenir,değer verilir
    Ne de baş köşeye layık görülür
    Sığıntı gibidir evde analar
    Geline hizmetkâr hep kaynanalar
    Adalet bahsine girmeyelim pek
    Tanınmaz haldeyiz acıdır gerçek
    Hakikat esiri olunca gücün
    Deveye diyorlar suçtur hörgücün
    Dünya eşkıyanın hakkını arar
    Yanına kâr kalır verdiği zarar
    Savaşsan ahalin düşmanı tutar
    Bu devran kahpece insanı yutar"

    Dedi ki "İnanmak istemem sana
    Desene kıyamet erdi cihana
    Anayı,atayı nasıl satarsın
    Yaşlandı diyerek baştan atarsın
    Bereket kalır mı böyle hanede
    Törende çiğnensin örf anane de
    Ha Frenk ha sizler çek de git burdan
    Öfkeme yenilip atmayım surdan
    İstikbal böylesi hayırsız demek
    Boşa mı bu kadar verdiğim emek?
    Ya hâli nicedir inananların
    Nedendir bu bitap hâli onların
    Ne dine sarılır ne adle talip
    Anladım asırda cehalet galip
    Sefil taç edilse cahilleştirir
    İlime,irfana mezar eştirir
    Okutmaz âleme iki hak satır
    Adalet mülkünü kökten aksatır
    Gel imdi ey evlat bu düşten uyan
    Hayır söz değildir ettiğin beyan
    Vücudun Bizansken için İstanbul
    Sen kendi ruhuna bir Fatihan bul
    Bu hâlde bakamam senin yüzüne
    Uyan da geri dön tezden özüne"

    Sarsıldım dehşetle uyandım birden
    Sanki mevtayım da çıktım kabirden
    Telaşla odamdan tam çıkacaktım
    Pencereden şöyle dışarı baktım
    Şişeyi sokağa savurdu bir genç
    Yüzünde amansız öfke var iğrenç
    Engelli çocuğa bir çelme taktı
    Kahkaha savurup haline baktı
    Yüzü gözü kandı zavallı kızın
    O hâlde bırakıp kaçtı ansızın
    Bir dertli nağmeyle akarken Çoruh
    Dedim ki nerde biz nerede o ruh

    Garip Önder
    Bayburt
    04.06.2016