Çokluk Senindir

özenle soyduğum şu elma söyle şimdi kimindir 
özenle ne yapıyorsam bilirsin artık senindir

suya giden adam meselâ omzunu eğri tutsa 
güneş su ve adamın omzundaki eğrilik senindir

ayağa kalkarsın, adına uygunsun ve haklısın 
kararan dünya bildiğin gibi sık sık senindir

kararan dünya, yeni bir güle bir ateş parçasıdır 
bir ateş parçasından arta kalan soylu karanlık senindir

bir deneyli geçmişi aldın geldin yeniyi güzel boyadın 
ben bilirim sen de bil ilk aydınlık senindir

çünkü bir silah gibi tutarsın tuttuğun her şeyi 
her yeri bir uyarma diye tutan ıslık senindir

senindir ey sonsuz veren ne varsa hayat gibi 
tutma soluğunu, genişle, öz ve kabuk senindir

ey en güzel görüntüsü çiçeklere dökülen bir çavlanın 
aşkım, sonsuzum, bu dünyada ne var ne yok senindir

Turgut Uyar

Semrâ Sultân, bir alıntı ekledi.
30 Nis 02:47 · Kitabı okudu · 9/10 puan

Nefs-ı Natıka'ya gelince...

İnsanı diğer tüm hayvanlardan ayıran, farklı, ayrıcalıklı kılan bu nefistir. Düşünme, ayırt etme ve anlama yetisi bundan kaynaklanır. İnsanın üstünlük kaynağı, himmetinin büyüklük nedeni budur. İnsan bununla kendini beğenir. Bununla güzellikleri güzel, çirkinlikleri çirkin görür. İnsan bu yeteneğiyle diğer iki nefsini yani şehvani ve gazap nefislerini terbiye eder, arındırır, onları sınırlandırır, kontrol altına alır. Olayların sonunu bununla düşünür ve bununla olaylara başlamaya karar verir.

Bu nefsin de çok güzel erdemleri ve de tam bunların zıddı olan çok kötü rezillikleri vardır. Bu nefis, erdemlerini ilim ve adap yoluyla edinir. Bu sayede kişi alçaklıklardan, çirkin hayasızlıklardan uzak durur. Diğer iki nefsi de kontrol altına alır, edeplendirir.

Gazap ve şehvani nefsin sahibinin bunları geçimi, kazancı, kişiliği ve nezaketi uğruna kullanmasını sağlar. Kişiyi hayır işlemeye, sevmeye, acımaya, iyi niyete, ağırbaşlılığa, utanmaya, ibadete, iffete, güzel yollardan liderlik talep etmeye teşvik eder.

Bu nefsin rezillikleri ise, pislik, hile, aldatma, dalkavukluk, ayak oyunları, kıskançlık, kötülük ve riyakarlıktır. Bu nefis bütün insanlarda vardır. Ancak bazı insanlarda bu nefsin erdemleri baskındır; bununla güzelliği fark eder ve kullanırlar. Bazılarında ise rezillikleri baskındır; bunları da alışkanlık haline getirerek sürdürürler. Kimi insanlarda ise bu nefsin bazı erdemleri ile birlikte bazı rezillikleri de bulunabilir. Bu alışkanlıklar bir çok insanda, dışarıdan bir zorlama olmaksızın doğuştan gelen seciye ve tabiat mahiyetinde mevcuttur. Tabiatında kötü alışkanlıklar baskın olan kişinin durumu; nefs-i natıka'sının zayıflığından, cevherinin kötülüğünden kaynaklanır.

Erdemlerle birlikte rezilliklere de sahip olan kişinin ise nefs-i natıka'sı orta halli olur. İnsanların büyük çoğunluğu bu alışkanlıkları, güzeli ve çirkiniyle bütün ahlakları, huyları kendi fiilleri sonucu edinirler.

Bu hususta insanın büyüdüğü ortam, içinde yaşadığı, tanık olduğu, yakın temasta bulunduğu çevrenin, döneminin toplum liderlerinin, kendisini uyarma konumunda olan kişilerin, toplumsal mertebelerine gıpta ile baktığı kimselerin tavrı belirleyici olur.

Mekarimu'l- Ahlak Üstün Ahlak, İbn ArabiMekarimu'l- Ahlak Üstün Ahlak, İbn Arabi
Tertuliano Maximo, bir alıntı ekledi.
31 Mar 12:44 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 7/10 puan

Acı verme araçları ve yöntemleri, sömürü yanında (hatta ondan önce) çocukların yetiştirilip topluluğa uyum içinde katılmalarını (topluluk düzen ve değerlerine uymalarını) sağlama yolunda kullanılabilmektedir. Bunun anlamı, " dayak cennetten çıkmıştır" , " nush (nasihat, öğütler) ile uslanmayanı etmeli tektir; tektir ( uyarma) ile uslanmayanın hakkı kötektir" gibi görüşlerle paketlenip dağıtılan " acıyla koşullandırma" yöntemiyle öğretme ve eğitmedir. Amaç, toplumsal düzene uygun, o toplumun değerleriyle uyumlu " ahlaklı" kişiler yetiştirmektir. Araç, dayat atma, acı vermedir; yöntem acıyla koşullandırmadır. Onun yanında " öcüyle koşullandırma" yönteminin de kullanıldığı söylenebilir.

Din-Ahlak ve Saygı-Biat Üzerine Aykırı Yazılar, Adam Şenel (Sayfa 67 - Bilim ve Gelecek Kitaplığı)Din-Ahlak ve Saygı-Biat Üzerine Aykırı Yazılar, Adam Şenel (Sayfa 67 - Bilim ve Gelecek Kitaplığı)
Bay_X, bir alıntı ekledi.
01 Mar 20:29 · Kitabı okudu

Şu K.K.K. harfleri de bir insanın değl, bir
örgütün ismini gösteriyor."
"Peki, ama ne cemiyeti bu?"
"Sen hiç Ku Klux Klan diye bir şey duymadın mı?" dedi Sherlock Holmes, kısık bir sesle, öne eğlerek.
"Hiç duymadım."
Holmes, dizlerinin üstüne yerleştirdiği kalın ciltli kitabın sayfalarını çevirdi. "İşte burada, " dedi: "Ku Klux Klan. Bir tüfeğin doldurulurken çıkardığı seslerden türetilmiş bir isim. Bu korkunç, gizli örgüt, Amerikan
İç Savaşlhdan sonra Güney eyaletleri adına askerlik yapmış olanlar tarafından kurulmuş. Kısa zamanda, Tennessee, Louisiana, Carolina, Georgia ve Florida gibi, ülkenin çeşitli yerlerinde yerel şubeler açmış.
Güçlerini en fazla siyasi alanda kullandılar, amaçlan zenci seçmenleri yıldırmak ve kendi görüşlerine karşı olanları öldürmek veya ülkeden sürmekti. Genellikle eylerme geçmeden önce kurbam uyanyorlardı. Bu uyarma, genellikle bilinen fantastik sembollerle oluyordu: mesela meşe ağacından yapılmış çatal, karpuz tohumu veya portakal çekirdeğiyle. Bu uyarıyı aldıktan sonra, kurban ya açık bir şekilde istenileni yapmalı ya da ülkeden gitmeliydi. Eğer meydan okumaya kalkarsa, çoğu zaman beklenmedik bir zamanda, beklenmedik bir şekilde ölüm gelirdi. Cemiyet, o kadar mükemmel örgütlenmiş ve yöntemleri o kadar sistemliydi ki onlara karşı koyrnayı başarabilen pek olmamıştır. Amerika Birleşik Devletleri hükümetinin ve Güneydeki soylularin çabalarına rağmen, örgüt birkaç yıl daha gelişmeye devam etti. Nihayet 1869 yılında, bu hareket hızla çökertildi. Fakat o tarihten bu yana, çeşitli yerlerde münferit eylemlere hâlâ rastlanmaktadır. "

Ölüm Vadisi - Sherlock Holmes, Arthur Conan Doyle (Sayfa 274 - Venedik  yayinlari)Ölüm Vadisi - Sherlock Holmes, Arthur Conan Doyle (Sayfa 274 - Venedik yayinlari)

Başkomutan Mustafa Kemal Atatürk
"Çocukluğumdan beri bir huyum vardır. oturduğum evde ne kız kardeş, ne de ahbap ile beraber bulunmaktan hoşlanmazdım. Ben, yalnız ve bağımsız bulunmayı çocukluktan çıktığım zamandan itibaren daima tercih etmiş ve sürekli olarak öyle yaşamışımdır. Tuhaf bir halim daha var; ne ana -babam çok erken ölmüş-, ne kardeş, ne de en yakın akrabamın kendi düşünüş biçimi ve görüşlerine göre bana şu veya bu öğütte bulunmasına katlanmazdım. Aile arasında yaşayanlar çok iyi bilirler ki sağdan soldan, pek saf ve samimî uyarmalardan korunamazlar. Bu durum karşısında iki davranış şeklinden birini seçmek zorunludur; ya uymak yahut bütün bu uyarma ve öğütleri hiçe saymak. Bence ikisi de doğru değildir. Uymak nasıl olur, en aşağı benimle yirmi, yirmi beş yaş farkı olan anamızın uyarmalarına uyma geçmişe dönme demek değil midir? İsyan etmek, erdemine, iyi niyetine, yüksek kadınlığına inandığım anamın kalbini, görüşlerini alt üst etmektir. Bunu da doğru bulmam."
1926 (atatürk’ün s.d.v, s.113)

Bütün dillerde aynı cümle;
"Sev ama dikkat et"
Şimdilerde temkinli sevmek ne büyük zahmet.
Güven yoksulu muyuz?
Bilmem belki...
Temiz diye elimi sürdüğüm herşey kirli.
Hep bir uyarma hali.
"Şey bak kimseye söyleme"li cümlelerle dolu her anlattığım.
Halbuki dürüst olmak ne şahaneli şey di mi?
Uzak mı dursak kötülerden ne dersin?
Biraz mesafe mi koysak?
Yaptığı iyiliği dilinin ucunda ne zaman yüzüne vursa diye bekleyenlerin farkına mı varsak biraz?
Ne dersin?
Akıllansak mı yavaş yavaş...

Yasemin Sakallıoğlu

Bütün dillerde aynı cümle;
"Sev ama dikkat et"
Şimdilerde temkinli sevmek ne büyük zahmet.
Güven yoksulu muyuz?
Bilmem belki...
Temiz diye elimi sürdüğüm herşey kirli.
Hep bir uyarma hali.
"Şey bak kimseye söyleme"li cümlelerle dolu her anlattığım.
Halbuki dürüst olmak ne şahaneli şey di mi?
Uzak mı dursak kötülerden ne dersin?
Biraz mesafe mi koysak?
Yaptığı iyiliği dilinin ucunda ne zaman yüzüne vursa diye bekleyenlerin farkına mı varsak biraz?
Ne dersin?
Akıllansak mı yavaş yavaş...

Yasemin Sakallıoğlu

Gönül Tbk, bir alıntı ekledi.
11 Oca 17:30 · Kitabı okudu · 10/10 puan

Bakara /6 – İnkâra saplananları ise ister uyar ister uyarma onlar için birdir, imana gelmezler
(İnkâra saplananlardan burada maksat, Ebû Cehil, Ebû Leheb gibi imana gelmeyeceklerini Allah’ın bildiği muayyen kâfirlerdir.Bütün kâfirler değildir.)
Bakara /7 – Allah onların kalblerini ve kulaklarını mühürlemiştir. Gözlerine de bir perde
inmiştir. Bunların hakkı büyük bir azaptır.
(Bakara sûresinin ilk beş âyeti müminlerin,müteakip üç âyeti kâfirlerin, gelecek 8.
âyetten itibaren onüç âyet ise münafıkların bariz sıfatlarını anlatmaktadır.
Bakara /8 – Öyle insanlar da vardır ki “Allah’a ve âhiret gününe inandık” derler; Oysa iman etmemişlerdir.
Bakara /9 – Akılları sıra Allah’ı ve iman edenleri aldatmayı kurarlar. Kendilerinden
başkasını aldatamazlar da farkında değiller. Bakara /10 – Kalblerinde bir hastalık vardır.
Allah da onların hastalıklarını daha da ilerletti.Bu yalancılıkları, bu samimiyetsizlikleri
sebebiyle bunlara gayet acı bir ceza vardır.

Kuran-ı Kerim Açıklamalı Meali, Türkiye Diyanet VakfıKuran-ı Kerim Açıklamalı Meali, Türkiye Diyanet Vakfı
umut güleç, bir alıntı ekledi.
11 Oca 15:18

çünkü bir silah gibi tutarsın tuttuğun her şeyi
her yeri bir uyarma diye tutan ıslık senindir

senindir ey sonsuz veren ne varsa hayat gibi
tutma soluğunu, genişle, öz ve kabuk senindir

ey en güzel görüntüsü çiçeklere dökülen bir çavlanın
aşkım, sonsuzum, bu dünyada ne var ne yok senindir...

Büyük Saat, Turgut UyarBüyük Saat, Turgut Uyar
Hakan Can, bir alıntı ekledi.
28 Ara 2017 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

Celâli ve cemâli isimlerin irşad alemindeki tasarrufu çerçevesinde, teşvik ve sakındırma ile irşât; müjdeleme, uyarma ve korkutma ile de tebliğ yapılmış olur.

Risale-i Nur’da Esmâ-i Hüsnâ, Süleyman Kösmene (Sayfa 338)Risale-i Nur’da Esmâ-i Hüsnâ, Süleyman Kösmene (Sayfa 338)