• 224 syf.
    ·9 günde·Puan vermedi
    Storytel’den dinlediğim çerezlik bir kitap ile karşınızdayım. Ahmet Ümit sade dili ve merak uyandıran öyküleri ile beni yormuyor, bana bir şey öğretiyor mu, pek sanmıyorum fakat terapi gibi geliyor. Hakikaten bahsini ettiğim uygulamada seslendirmeler çok iyi, kendim okusam bu kadar hoşuma gitmeyebilir. Kitap aşk temalı dokuz öyküden oluşmakta ve en güzelini en sona koymuş yazar, “aşk köpekliktir” adlı öyküyü.

    “Aşk” üzerine herkes bir şey söyler ama yine de en anlaşılmaz şeylerden biridir aşk. Bilimsel olarak baktığımızda fazla salgılanan dopamin’dir ama neden salgılanıyor bu hala bilinmez. Eğer bilseydik ve dopamini salgılamak kendi elimizde olsaydı mesela, “Hımm bu iyi bir insan, salgılayım şu dopamini” der aşık olurduk iyi insanlara. Mantıktan gelen aşklar olurdu, aşkın gözü kör olmazdı belki. Güzel bir hayal ama gerçeklerle ilgisi yok, yazarın dediği gibi; “ Aşk bir tutku. Nedensiz bir tutku. Çoğu zaman da kötü bir tutku. Birinin tümüyle sana ait olmasını istiyorsun ya da senin tümüyle birine ait olmanı.” ya da "Kimse iyi dediği birine âşık olmaz... Aşkın iyilikle ilgisi yoktur..."

    Bir felsefe hocasından dinlemiştim, kendisi Türk, eşi Özbek’miş. Aşkın ömrünün iki sene olduğunu söylüyordu, evlendikleri zaman her şey çok güzelmiş, eşine şiirler falan yazıyormuş. İki sene sonra bir şey olmuş, eşinin her şeyi gözüne batmaya başlamış, Türk yemeklerini yapamıyor olması vs. Netice olarak boşanmışlar. Savunduğu şey şuydu, aşk zamanla sevgiye evriliyordu ve onun da sürekliliği için kişilerin benzer bazı özelliklere sahip olması gerekiyordu. Örf ve adetlerin farklı oluşu bile göze batabiliyordu aksi halde…

    Ne ile ilgisi var aşkın, “kesin bilgi” diyeceğimiz bir şey yoktur bence, kişiye göre değişir cevaplar. Gözlemlerime dayanarak söyleyebilirim ki, daha erken yaşlarda önce fiziksel beğeni oluyor, sonradan yaş aldıkça bu değişiyor. Karşıdakinin zekası, konuşma becerisi, aradaki iletişim insanı daha çok etkileyen şeyler arasına giriveriyor. Çocukken bir yerden görüp, dosyamda yıllarca sakladığım “21 kural” gibi bir şey vardı, orda bir yeri fosforlu kalemle işaretlemiştim, hiç unutmuyorum o maddeyi, şöyle yazıyordu; “Evleneceğiniz kişiyi sohbet etmeyi sevdiğiniz bir insandan seçin, çünkü yaş ilerledikçe sohbet her şeyden daha değerli olacaktır.” Yine bir yerde, bir kadın anlatıyordu, akşam eşi ve kendisi eve geldiklerinde bazı akşamlar öyle güzel sohbet ediyorlarmış ki, saatin farkına varmadan saat 02.00 falan oluyormuş. Sanırım en uzun ve en sağlıklı ilişkiler böylelerinden oluşuyor. Konuşabilmek, birlikte üzülmek, birlikte eğlenmek, birlikte gelişebilmek, birlikte evrilmek…

    Bir de aşk’a aşık olanlarımız var, Ahmet Ümit bunu bir öyküsünde öyle güzel anlatmış ki, adam mezar taşında gördüğü bir kadına tutku ile bağlanıp her gün çiçekler götürüp sohbet ediyor bir mezar taşı ile. Bu duruma şaşıran arkadaşına da; "Sakın beni deli sanma, ne yapayım, aşksız olmuyor." diye cevap veriyor.

    Bazen de aşk; gelmeyeceğini bile bile beklemektir, aramaktır onu, sahibine sadık bir köpek gibi aramak… Aynen son öyküde anlatıldığı gibi…

    Sizce nedir aşk?
  • Mesele para değil. Fakir de mutlu olabilir.

    Bu teoride böyledir...
    Anton Çehov
    Sayfa 10 - İndigo Yayınları