• 168 syf.
    ·Puan vermedi
    Selâmün Aleyküm.
    Hatice Kübra Tongar’ın bir eseriyle daha karşınızdayım :)
    Bu kitabı okumuş olmaktan çok mutluyum ve de çok memnun...
    Her annenin babanın yaşadığı sıkıntılara cevap bulunmuş kitapta, o kadar günlük sorunlar ki; “ben bunu yaşamadım” diyemezsiniz sanırım :) Zira benim hep gördüğüm sorunlar bunlar.
    Yazarın da bu sorunlara inmesi gayet başarılı olmuş. Sorunu, annenin istediğini ve kendi yaptığını yazmış. “Ne yaptım?” başlığını her okuduğumda bir şeyi ayrımsadım. Ben yazarın paylaşımlarını her okuduğumda, çocuklarını her izlediğimde; “O’na bahşedilmiş bir şey böyle uslu evlatlar.“ diyordum. Yani sanki çocuklar hiç yaramazlık yapmıyordu, gayet yetişkin gibi davranıyordu. Hâsılı öyle olmadığını görüyorsunuz okudukça. Çünkü her çocuk yaramazlık yapar, durumun sonucu ana babanın gösterdiği tavıra göre değişir. Bu da öyle bir şeydi işte. Farkına varmak hoşuma gitti gerçekten. Uslu çocuktan önce, bilinçli bir anne olmak istedim.
    Kendime de vereceğim bir tavsiye olarak şunları eklemek istiyorum:
    Biz çocuk yetiştirirken “çocuk” olduğunu unutmamamız gerek. Hiçbir zaman çocuk yaşta bir yetişkin gibi davranmadık, kimse öyle olmadı. Şimdi bunu kendi çocuğumuzdan nasıl bekleyelim? Çocuk bu nihayetinde; ağlar, güler, uyur, uyanır, krizlere girer... Bunun bilincinde olup, ona göre davranmamız gerektiğini düşünüyorum.
    Gerçekten iyi bir ebeveyn olabilmek, iyi yetişmek, iyi yetiştirebilmek duasıyla
  • Bakmayın siz filmlerin abartısına, fakir ve önemsiz insanların aşık oluşları da basit ve önemsizdir. Öylesine, uyur uyanır gibi, su içer, film seyreder gibi aşık oluveririz.
  • Ağlamak
    Bazı acılarda yetmez
    Bazı ölümlere

    Örtüsüdür bazı acıların
    Örter, örtülmez
    Savunur bir süre

    Ağlayanlar sevinmeli
    Sevin ağlıyabiliyorsan
    Acılar art arda dinmeli

    Durur bir nöbetçi gibi
    Durur bir bekçi gibi
    Zamana gülmeli-gülmeli

    Sevin ağlıyabiliyorsan
    Unutmanın kardeşidir ağlamak
    Uyur uyanır yatağında duyguların
    Düşüncenin kucağında hep çocuktur
    Ağlamak*

    *Özdemir Asaf, Ağlamak.
  • Ağlamak
    Bazı acılara yetmez
    Bazı ölümlere

    Örtüsüdür bazı acıların
    Örter, örtülmez
    Savunur bir süre

    Ağlayanlar sevinmeli
    Sevin ağlayabiliyorsan
    Acılar art arda dinmeli

    Durur bir nöbetçi gibi
    Durur bir bekçi gibi
    Zamana gülmeli gülmeli

    Sevin ağlayabiliyorsan
    Unutmanın kardeşidir ağlamak
    Uyur uyanır yatağında duyguların.
    Düşüncenin kucağında hep çocuktur,
    Ağlamak.
  • uyur gibi öleceğiz, uyanır gibi dirileceğiz...
  • 288 syf.
    ·Beğendi·10/10
    Muhteşem ötesi bir kitap oldum.Resmen aşık oldum kitaba ve kitabın devamı yoldaymış.Çok merak ediyorum onu da Meryem Çimen Kıvılcım hocam emeğinize sağlık.Gelelim kısa bir özetine:

    Defne ve Ozan biraz kafa dinlemek için tatile çıkmaya karar verirler.Edirne'de bulunan Moira adında bir butik otelde yer ayırttırmışlardır.Otele vardıklarında biraz gecikmişlerdi ama Nona onların gelmesini bekliyordu.Kahvaltı vs. saatlerini söyledikten sonra Defne ve Ozan odalarına çekilirler.Defne hemen uykuya dalar.Ozan da hemen sonra uyur ama uykusunda bir müzik sesleri ile uyanır.Ormanın içinden gelmektedir.Tekrar uyumaya çalışır ama kayıtsız kalamaz.Kalkar ormana doğru yürümeye başlar.Ormanın derinliklerine gittikçe müzik seslerinin yanında kadın seslerini de duymaya başlar.Biraz daha yaklaşınca yarı çıplak halde eğlenen kadınları görür.Çalılıkların arkasına saklanır ve izler.Tam o anda kadınların arasından birine yakalanır ve tüm kadınlar Ozan'ın üzerine doğru atlarlar.Ozan gözünü açtığında ormandadır.Moira otelini arar ama bulamaz.Biraz daha ilerleyince taştan köy evine benzer evler olduğunu farkeder ve oraya gider.Bir kadın görür ve oteli sorar ama kadın anlamaz.Kadın ve çocuğu Yunanca bir şeyler konuşuyorlardı.Ozan'ın etrafında toplanan insanlar Ozan'ı inceliyorlardı.Çünkü Ozan onlara göre çok farklıydı.Giyimi,konuşması bakımından.Onlar genel olarak beyaz togalar giyiyorlardı.Sonra yapılı bir adam Ozan'ın yanına gelerek yakından inceledi.Sonra da Yunanca bir şeyler söyledi ama anlamadı Ozan.Birileri anlar diye Türk olduğunu ve Moira adında bir oteli aradığını söyler.Moira ismini duyunca hepsinin yüzü şaşırmış bir ifade alır.İri yarı adam daha sonra gidip yanında çekik gözlü bir çocukla gelir.Çocuk sorular sormaya başlar.İşte adın ne gibi.Ama kimse Ozan ismini söyleyemiyordu.Biri Orph, diğeri Orphan,bir diğeri de Orphanos diyordu.Daha sonra çocuk nerden geldiğini sordu ama Ozan Türkiye dediyse de anlamadılar.Daha sonra Ozan burası neresi diye sorunca Trakya(Edirne/Eski adı Adrianapolis) yanıtını aldı ve çocuğun isminin Avaz olduğunu öğrendi.Derken Ozan'ı bu iri yapılı olan adam evine alır.Adamın adı Maximus'du.Kızı Cornelia yiyecek şarap ve ekmek getirdi.Burda böyle yeniyormuş.Ozan ekmeği şaraba batırarak karnını doyurdu ve sonrasında ise Avaz aracılığı ile sohbet ettiler.Defne'den,müzisyen olduğundan vs.Maximus hemen kızından kitharayı istedi ve Ozan'a çalması için verdi.Ozan'da kayıtsız kalamayarak çalmaya başladı.Ev halkı büyülenmişti resmen.

    Defne ise uyanmaya yakın bir rüya görmüştü ve otel odalarında Ozan'ın kafasını kesik halde yatakta görmüştü.Bağırarak uyandı.Nona hemen yanına gitti ve kâbus gördüğü konusunda onu biraz rahatlattı.Ama bir türlü Ozan'a ulaşamıyordu.Bekle bekle Ozan yok.Daha fazla dayanamadı ve ormana aramaya çıktı.Ormanda giderken kir pas içinde bir adam görür.Ama adam sürekli "Arkana bakma" diye sayıklıyordu.Defne'ye baktığı gibi bağırmaya başlayınca Defne'de korkup bağırmaya ve kaçmaya başlar ama hızla kaçarken ayağı kayar ve yere düşer.Acılar içinde kıvranırken biri seslenir ve Defne'ye yardım eder.Bu kişi Raphael'dir.Neyse Defne'yi alır doktora götürür.Durumu anlatır Defne ama o da öyle bir otel olmadığını söyler.Defne'yi kendi kaldığı otele götürür.

    Raphael ise Zamanlar Arası İstihbarat Teşkilatı'nda çalışıyordu artık.Ve görevi Ozan üzerineydi.Bu yüzden de Defne'ye yaklaştırmıştı teşkilat onu.

    Maximus,Kral Oeagrus'a Ozan'ı anlatmış ve tanışmak için de yemekte buluştular.Ozan Kraliçe Calliope,Kral Oeagrus,Linus ve Marsyas ile tanışmıştı.Başta Marsyas'ı gördüğünde küçük bir baygınlık geçirdi ama sonra alıştı.Çünkü Marsyas bir satirdi.Keçi bacaklara sahipti.Neyse Ozan burda da kithara çaldı ve herkes yine büyülendi.Derken Kral ve Kraliçe aralarında konuşuyordu.Kraliçe Ozan'ın daha önce kaçırılan oğlu olduğunu düşünüyordu.Bu kısım sizde canlar Gerçekten Ozan Kraliçe'nin oğlu muydu?

    Polislerden gelen haber ve ceset tespiti sonrasında Ozan ölmüştü.Ölmüş müydü ki?Zaman geçti Defne hala Ozan'ın acısını yaşarken,Raphael ile bir ara yakınlaşır ve birlikte olurlar.Daha sonra çok pişman olur Raphael'i kovar ama ona haksızlık yaptığını düşünerek açıklama yapar.Birgün yakın arkadaşı Gizem ile festivale giderler ama Defne burda bayılır.Geri dönerler ama Defne hep uyku modundadır.Gizem zorla hastaneye götürür ve hamile olduğunu öğrenir.Başta istemez bebeği Raphael'den olduğu için çünkü Ozan ile bebekleri olmamıştır ve ondan başka kimseden bebek istemez.Ama sonra babasının Ozan olduğunu soylemek şartı ile Gizem'in ısrarları sonucunda da kabul eder.

    Peki şimdi ne olacaktı?
    Raphael ne amaç ile çalışıyordu?
    Ozan nasıl geri dönecekti?
    Defne ile Ozan kavuşabilecek miydi?
    Ozan'ın geçmişi nedir?
    Annesi,babası kimdir?
    Avaz ve Cornelia arasında neler oluyor?
    Avaz, Cornelia,Ozan,Lea,Marsyas kaçabilecekler miydi?

    Hadi bakalım canlar gerisi sizde