• Incelememe başlarken kitaptan şu iki alıntıyı paylaşmak istiyorum:
    1) Dokunaklı ağıtlarla çocuk beyinlerine kazınmaya çalışılan sahte Atatürk sevgisinin yeri­ni, inanılmaz azmi ve tartışılmaz cesaretiyle ülkesini içine düştüğü felâketten kurtarmayı başarmış, günahları ve sevaplarıyla canlı, ger­çek bir Mustafa Kemal Atatürk’e duyulan akılcı bir sevginin alması, ancak bu şekilde mümkün olabilir.
    2) Nitekim, Bozkurt’un yayınlandığı günlerde Sunday Times, “Mr. Armstrong sanki elinde portatif bir mikrofon olduğu halde, Mustafa Kemal Paşa’yı otel odalarında takip etmiş, hususi mükâlemelerini bi­le dinlemiştir. Bu kitap müverrihler için mehaz diye kullanılamaz” diye eleştiriyordu.

    Yazarin Türkler hakkında neredeyse her Avrupalı gibi bazı önyargıları mevcut. Bunlar: Türkler barbardır, vahsidır, medeni değildir vb. Bu kitapta çok açık belli. Ancak bence yine neredeyse her Avrupalı gibi bu önyargının altında gizli bir hayranlık da mevcut. Artık ben bu önyargıları onemsemiyorum. Bir programda Avrupalı gözünden Türkler konusu işlenmişti. Saygın tarihçiler bunu çok iyi aciklamislardi. Atilla'dan beri biz Türkler bu Avrupaya akinlar duzenlemisiz sürekli. Taa içlerine kadar gitmisiz. Bunların en kutsal kişisi Papayi bile ayagimiza getirtmisiz. O yüzen bu onlarda bilincaltlarinda asırlarca korku olarak yerleşmiş. Daha sonra bizi yenmeye başlayınca korkunun ve hayranlığın yerini küçümseme vs almış. O yüzden yazarın bu Türkü aşağı gören dilini kafaya takmayin.

    Kitabı okumaya başlarken ben, bir tarih kitabı huviyetinde bir eser okuyacağım beklentisi vardı. Ancak kitap daha çok tarihi kurgusal roman tarziydi. Surukleyici bir roman gibiydi. Kitabı da o açıdan değerlendirdim.

    Kitapta İsmet İnönü'ye yönelik ağır eleştireler mevcut. Mustafa Kemal de taa gençlik yıllarından itibaren sözünü dinletmeye çalışan despot bir insan kimliğinde sunulmuş. Yazarın Mustafa Kemal'i Osmanogullarini Orta Asya bozkirlarindan Anadolu topraklarına getiren Süleyman Şah ve Ertuğrul Gazi'ye benzetmesi ve Bozkurt demesi hoşuma giden bir şeydi. Milletine önderlik eden ve milletinin başı her sıkıştığında imdadına yetişen bir karakter görüyoruz bu Bozkurt kimliginde. Ancak her zaman kendi sözünün geçmesini isteyen ve biraz da önündeki engelleri aşmak icin gerekirse en yakın arkadaşlarını bile despotlukla saf dışı bırakan bir kimlik bu. Hani tarihi diziler için 'tarih diziden ogrenilmez' diyoruz ya her defasında bu kitap için de bunu diyebiliriz. Çünkü yazarın olayların birinci tanığı gibi davranması oldukça fazla ve pek de objektif olduğu söylenemez.

    Lord Kinross'un Atatürk kitabını da okumuştum. O kitap Atatürk hakkında objektiflikle yazılmış bir eserdi. Orda da Atatürk'ün diktatör olduğu vurgusu vardı. Bu kitapta da bu vardı. Ancak her iki kitapta da bu diktatorlugun bildiğimiz Zorba bir kişi figürü dışında şartların demokrasiye uygun olmayışı ve yeni kurulan ve gelişmeye muhtaç bir milletin ihtiyaçları doğrultusunda bu diktatorluk zorunluluk olmus diyebiliriz. Ve milletinin menfaatini ve en yüksek medeniyet seviyesine erismesine çabalayan bir diktatör figürü çizilmiş.

    Mustafa Kemal'in yükselişinde şans faktorune de oldukça vurgu yapmış yazar. Ancak şunu da eklemiş: Büyük lider önüne çıkan şansı en iyi kullanan kişidir. Yani bu şansa vurgudan ben olumsuz bir sonuç çıkarmadim.

    Ben genel olarak kitabı beğendim. Dedigim gibi kitabı kurgusal tarihi roman olarak değerlendirdim ve puanimi ona göre verdim. Yoksa yazarın tarih konusunda yanlışlari ve katilmadigim görüşleri vardı. Ancak şu hoşuma gitti: Bu kitapta kanlı canlı benim senin gibi bir insan Atatürk diyor insan; üzülüyo, kızıyor, hata yapıyor, aşık oluyor, doğru yapıyor. Yani bu kitapta Atatürk siyah yada beyaz değil; Gri.

    Tavsiyem Lord Kinross'u Atatürk kitabını da okuyun. Ve iki kitaptaki Mustafa Kemal Atatürk kimliklerini kıyaslayın. Benzerlikleri ve farklilarini not edin ve sonra da Nutuk'u okuyun ki ben de yakın zamanda Nutuk'u okuyacağım.
  • Fakat müzeyyen bu derin bir tutku hem güldürdü hem düşündürdü keşke yazar biraz daha yazsaymış sonunu mantıklı bitirseydi bitti diye üzülüyo insan.