• DOMUZ GRİBİ SALGINI BİLGİSİ:
    DİKKAT

    İyi geceler
    Hekimler arasında
    Ve özellikle hastaneler arası yoğun bakım hekimleri arasında dolaşan ve çapraz sorgulamada doğrulanmış bilgiler dahilinde tedbir alınması gereken bazı önemli durumlar var.

    Öncelikle kendimizi ve kendi sağlığımızla birlikte evlatlarımızı ve onların da sağlığını koruyabilmek adına önemli olduğu için paylaşmak istedim:

    "Merhaba
    Şu an görülmekte olan H1N1 suşu ile enfekte olmuş vakalar tedavileri düzenlenmiş olmasına rağmen virüs kalbi direk etkilediğinden dolayı son derece ölümcül seyretmektedir Bilgilrndirmesi yoğun bakım hocalarından gelmiştir .
    Bu durum hastanemizi ya da bölgemizi değil tüm ülkeyi ilgilendirmektedir
    Daha da vahim olanı dünya sağlık örgütü şu an tedaviye dirençli olan Tamıflu dirençli bir grip virüsüne karşı dikkatli olunması gerektiği ile bilgilendirme yapmaktadır .
    Bu vakalar sadece bizim hastanede değil tüm dünyada görülmekte ve hayati risk oluşturan sonuçlara sebep olmaktadır
    Hem bakanlık hem de dünya sağlık örgütü tüm sağlık çalışanlarını özellikle kendilerini koruyacak şekilde önlem almaları konusunda uyarmaktadır"
    -
    "sevgili arkadaşlarım
    Şu an beylikdüzü medilife hastanesinde
    Dün ve bugün, 2 kız çocuğu hastanemizde, öncesinde sadece yüksek ateş ve halsizlik ile muayene edilmiş sonrasında eve gönderilmiş evlerinde yataklarında kardiyak arrest şeklinde aileleri tarafından bulunmuş olma hikayesi ile ex oldu .
    Yaşları 2 ve 3.5
    Bağcılar hastanemizde de aynı hikaye ile 1 vakamız olmuş.
    Biz kaybettiğimiz çocuklardan birine eko yaptırma şansı bulduk . Miyokardit vardı ve EF %32 idi.
    2. Çocuk için bu sabah acil de yaptığımız müdahaleye yanıt alamadık. Henüz kalp ile ilgili bir bilgimiz yok .savcılığa bildirildi .
    Vakaları gereken kurumlara bildireceğiz ancak birçok yerde paylaşım yaparsak belki nedene yönelik bir fikrimiz oluşur ve önleyici adımlar atılabilir diye düşündük.
    Çocuklardan 2 yaşında olan Tamiflu tedavisi de almaktaydı.
    Son derece sarsıcı ve korkutucu bulduğumuz bu tablo için bilgilendirme yapmak istedik ."
    -
    "30 yaşında bir öğretmen kızımız dünden (10.01.2020) beri aynı tablo ile Siyami Ersek de yatıyor. Yoğun bakımda ve durumu çok kritik"
    -

    Yukarıdaki bu yazışmalar ışığında:

    1) Beslenme ve uyku düzeninize lütfen çok dikkat ediniz. Vücut direncinizi düşürecek şekilde gereksiz açlık veya uykusuzluk çekmeyin, çok yemek veya çok uyumak değil, dengeli-kaliteli beslenmeyi ve dengeli-kaliteli uyumayı tercih ediniz

    2) Gribal enfeksiyonu olan veya şüphesi olan bir kişinin bulunduğu ortamda kesinlikle bulunmayınız ve o ortamın mutlaka havalandırılmasını sağlayınız

    3) Gribal enfeksiyonu olan veya şüphesi olan kişilerle lütfen tokalaşmayınız.
    Eğer tokalaşırsanız elinizi mutlaka yıkayınız.

    4) Olur da kendinizde gribal enfeksiyon şüphesi varsa mutlaka derhal maske takıp etrafınızdakilere bulaştırma riskini minimuma indiriniz, kimseyle tokalaşıp sarılıp öpüşmeyiniz ve hiç beklemeden bir sağlık kuruluşuna gidiniz.

    5) Sağlık kuruluşunda aşırı kalabalık bir ortam var ise ve çok uzun süre beklemeniz gerekecek ise daha ferah bir sağlık kuruluşuna gitmeyi düşünebilirsiniz, çünkü hastalar da uzun süreli beklemeler esnasında birbirlerine bulaştırma riski taşımaktadır

    6) Doktorunuz tarafından verilen ilacı antiviral olsun antibiyotik olsun hiç zaman kaybetmeden alıp kullanmaya başlayınız ve kendinizi iyi hissediyor olsanız dahi kutu bitene kadar mutlaka tedaviyi devam ettiriniz.

    7) Öksürük, tıkanıklık, boğaz dolgunluğu gibi semptomlar geçene kadar maskeli gezmeye devam ediniz ve maskenizi de günde bir iki defa değiştiriniz.

    😎 Tedavi boyunca bol su, bol sıvı, bol buhar, bol istirahati lütfen ihmal etmeyiniz.

    9) Bu mesajın amacı kesinlikle insanları telaşlandırmak değil tam tersine kontrolü kaybetmeden bilinçli davranarak önden tedbirlerini almalarını sağlamaktır.

    10) Bu mesajın yazıldığı tarih 11.01.2020'dir. Eğer uzun zaman sonra mesaj elden ele hâlâ dolaşıyor ise sadece tedbirler kısmını dikkate alınması rica olunur. Öncesindeki hekimler arası yazışmaların artık geçerli olmama durumu yüksektir.
  • Ömrümde bir kez bile aşık olmadım. Oh, nasıl düşledim aşkı. Günler, geceler boyunca, ne kadar uzun zaman düşledim. Ama gönlüm, kapağı örtülüp kilitlenmiş, anahtarı yitmiş değerli bir piyano gibi tıpkı.
  • fânî ömür biter, bir uzun sonbahâr olur.
    yaprak, çiçek ve kuş dağılır, târümâr olur.
    mevsim boyunca kendini hissettirir vedâ;
    artık bu dağdağayla uğuldar deniz ve dağ.
    yazdan kalan ne varsa olurken haşır neşir;
    günler hazinleşir, geceler uhrevîleşir;
    teşrinlerin bu hüznü geçer tâ iliklere.
    anlar ki yolcu, yol görünür serviliklere.
    dünyânın ufku, gözlere gittikçe târ olur,
    her gün sürüklenip yaşamak rûha bâr olur.
    insan duyar yerin dile gelmiş sükûtunu;
    bir başka mûsıkîye geçiş farzeder bunu;
    teslîm olunca va'desi gelmiş zevâline,
    benzer cihâna gelmeden evvelki hâline.
  • "Yıllar boyunca hayatıma eşlik etmiş olan, yumuşak, sıcak bedeni bedenime değerek, soluklarımız birbirine karışarak uzun geceler geçirmiş olduğum bir kadın benden kopuyordu ve içimde hiçbir kıpırtı uyanmıyordu."
    Stefan Zweig
    Sayfa 9 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
  • Karl Heinz Wilbers küçük plastik bir kutuyu açıp içinden folyo blister ambalajlı 4 farklı ilaç çıkarıyor. Myfortic, Tacrolimus...
    hayatı her gün okuduğu bu isimlere bağlı. Bugün ek olarak hafif balık kokan beyaz 1 kapsül daha var. İlacı almadan önce CD çaları açıp Johnny Cash'in "Help Me" [Bana Yardım Et] şarkısını buluyor. Sonra da keskin lavanta kokulu parlak yeşil sıvıdan bir bardak dolduruyor.
    Karl heinz Kuzey Almanya'nın Essen kentinde yaşayan emekli bir psikiyatrist.Küçük, metal çerçeveli gözlüğü ile neredeyse melankolik denebilecek kadar sessiz, ciddi, akademik görünümlü bir adam. 16 yıl önce böbrekleri İflas etmiş. Sebebini bilinmediği söylüyor ama en olası neden diyabet ve yüksek tansiyon, o zamanlar hastanın kanı düzenli aralıklarla bir makineden geçirilerek atık ürünlerden temizlenmek üzere fitre edildiği, sonra da vücuda geri verildiği bir işlem olan diyalize bağımlı 80.000 almandan biri.

    O dönemde haftada 4-5 kez bağlandığı cihazda bir seferde 9 saat kalıyordu.Gece boyu evde diyaliz yapılabildiği için yine de şanslıydı. " Ama gece uyumuyorsunuz, " diye anlatıyor." Alarm çalmaya başlıyor. Makineyi kontrol etmek sıvıları değiştirmek zorundasınız Üstelik kolunuzda iki büyük iğne varken." Bana önkolun iç yüzünde, geceler boya cildine saplı kalan iğnelerin geride bıraktığı geniş yara izlerini gösteriyor.
    Ama yaşıyordu ya.Köpeğini gezilebiliyor, resim yapabiliyordu hala, lakin diyalize bağımlı olması seyahate çıkmasına imkan tanımıyordu; eşi ve kızıyla birlikte emekliliğin keyfini çıkaracak kadar uzun bir süre hayatta kalma şansı da pek fazla değildi. Zira diyaliz hastalarının ortalama yaşam beklentisi 5 yıl civarındadır.
    12 yıl boyunca diyalizle yaşayan Karl Heinz sonunda mücadelesinin semeresini gördü. Sonunda böbrek nakli şansını yakaladığı zaman biraz endişelense de "Evet" dedi ve sonrasında "Hayatım çok değişti" diyor. "Elde ettiğiniz özgürlük, gezebilmek..." Nakilden sonra geçen 4 yıl içinde eşiyle birlikte İngiltere'nin Göller bölgesinde yaşayan kızını görmeye gidebildiğini, diyalizle yaşamaya devam etseydi bunu yapmasının mümkün olamayacağını söylüyor. iki kere de New York'a gitmişler ve şimdi İngiltere'nin güneyinde gitmeyi planlıyorlar.
    Fakat Karl Heinz bütün bunların karşılığında ağır bir bedel ödedi. Artık diyaliz cihazına bağımlı olmasa da vücudunun nakdedilen yabancı organı reddetmemesi için hayatının sonuna kadar bağışıklık sistemini baskılayan güçlü ilaçlar kullanmak zorunda. Bu ilaçlar onu hayatı tehdit eden enfeksiyonlar açısından risk altında bıraktığı gibi kansere yol açma tehlikesi de taşıyor. Ayrıca nörolojik yan etkileri var ; ayaklarında ağrılı bir yanma hissi oluyor. İlaçları toksisitesi taşıdığı değerli böbreğe de yükleniyor. Gereğinden düşük doz alırsa vücudu böbreği reddedebilir. Doz yüksek gelirse toksisiteden ötürü böbrek yetmezliği gelişebilir.

    "Help Me" Karl Heinz'ın en sevdiği şarkılardan biri ve bu şarkıyı seçmesinin nedeni, şarkının ona sakin bir zihinsel süreç yaşatması. Şarkının sözleri dinlerken kapsülü yutup lavanta kokulu çiçeği içeceği yudumluyor. Plastik kutudaki diğer ilaçlardan farklı olarak bu kapsüllerin aktif ilaç içermediğini biliyor. Onları almasının nedeni, içtiği içecek, kapsül ve müzikten oluşan bu ritüelin, vücudunun nakdedilmiş böbreği karşı yanıtını biçimlendirme, yani aldığı diğer ilaçların gösterdiği etkilerin ötesinde bir baskılayabilme gücüne sahip olup olmadığını araştıran öncü bir çalışmaya katılmış olması.

    Şimdiye kadar gördüğümüz plaseboların etkileri bilinçli inanmaya ve beklentiye dayanıyordu. Bir hap ya da iğne belli bir etki göstereceğini düşündüğünüzde öyle etki gösterir. Bu gibi yalancı tedaviler vücutta biyolojik değişiklikler yaratabilmek ile birlikte altta yatan hastalığın değil de nasıl hissettiğimizi etkileyerek daha çok ağrı gibi öznel belirtiler üzerinde etki gösterir. Fakat Karl Heinz zihninin, bağışıklık sistemini dahil temel biyolojik işlevleri etkileyebilecek bir başka mekanizmayı harekete geçirmesini umuyor.
    Bu görüşün destekçileri bu olgunun, Karl Heinz gibi nakil hastalarının yanısıra alerji, otoimmün hastalıklar, hatta kanserden muzdarip hastalarda ilaç tozlarını büyük ölçüde azaltma potansiyeli taşıdığını söylüyor.
    Jo Marchant
    Sayfa 49 - Domingo
  • "Yıllar boyunca hayatıma eşlik etmiş olan, yumuşak, sıcak bedeni bedenime değerek, soluklarımız birbirine karışarak uzun geceler geçirmiş olduğum bir kadın benden kopuyordu..."
    Stefan Zweig
    Sayfa 9 - İş bankası kültür yayınları
  • Köpek Yalnızlığım

    Benim yalnızlığım köpek yalnızlığı
    Sürer bütün sokakları boyunca dünyanın
    Nereye varsam
    Orada yalnızlığı beni bekler bulurum

    Her sabah evler boşalır
    Bir sel akar sokaklardan caddelere
    Ben kendi içimde kaybolurum
    Ne gidecek yerim vardır ne bekliyenim
    Gökyüzü saltanatım, dünya soframdır benim
    Zamanlar geçer, mevsimler değişir
    Değişmez benim kaderim
    Görür yüzüme bakanlar ilk aldanmışlığımı
    Söyler köpek yalnızlığımı gözlerim

    Ne zaman ellerin elime değse
    İnsan yüreğim o zaman çarpar
    Yalnızlık bir o zaman terk eder beni
    Tutar eşsiz gözlerin dağınık saçlarımdan
    O ışıktan dünyasına sürükler beni
    Ellerin bir bir ayıklar
    Eski halimden ne kalmışsa
    Doldurur sevgiyle, umutla, aşkla
    Suyum çekilmişse, içim boşalmışsa
    Verdiğin mutluluktan, sunduğun aydınlıktan
    Bir anda değişir bakışlarım
    Çözülmüş bir yumağı
    Yeniden sarmaya başlarım

    Işıkların demet demet
    Denizlerin dalga dalga gelir üstüme
    Yokluğun ölüme
    Varlığın aşka çağırır bir yandan
    Bilirim biraz sonra gideceksin
    Saatleri durduramam
    İnsanları öldüremem
    Ne çare ben de güçsüzüm bir yerde
    Kadere karşı duramam
    Ve işte çirkin alınyazım
    Sensizliğe mahkum eder
    İşte o zaman
    Yıkılmış bir şehirdir kalbim
    İçinde baykuşlar öter

    Dünyaya gelişimin
    Kırkıncı yılına bir basamak kala
    Bütün basamakların çöktüğünü hissederim
    Dünyaya gelişimin
    Kırkıncı yılına bir basamak kala
    O kırk kuruş etmez kaderim
    Her adım başında beni bir kere boğmaya başlar
    Gözbebeklerim sönmeye
    Ellerim soğumaya başlar
    Taşlar yağar üstüme gökyüzünden
    Uzun, sivri iğneler saplanır tenime
    Bir kere daha içim isyanla dolar
    Bir kere daha lanet ederim dünyaya geldiğime

    Kapını açık tut, pencereni kapatma
    Yarın evinin önünden ben geçeceğim
    O zaman
    Duvarların ağladığını duyacaksın

    İlk çağırışımda gel
    İkincisinde çok geç olabilir
    Ve ben ilk çağırışında geleceğim
    İkincisinde çok geç olabilir
    Kimbilir nasılım ve nerdeyim
    Bulursan ne olur beni bırakma
    Bulamazsan aradığın yerdeyim
    Hani o toprakla denizin kesiştiği
    Kumların üzerine yorgun gölgelerin düştüğü
    Sevenlerin ürkek adımlarla buluştuğu o yerde

    Yoksul rıhtımlarda köhne gemiler
    Benden bir parça koparıp gider
    Ben hep böyle yarım, ben böyle kırık dökük
    Ne olur beni bırakma bulunca
    Ve ilk çağırışımda gel
    Sarsın krallığım yeryüzünü bir uçtan bir uca

    Elini uzatsan tutacaksın
    Yakındayım
    Baksan göreceksin
    Görsen seveceksin
    Aradığın benden başkası değil
    Farkındayım
    Benim yüreğim değil
    Kayan bir zamandır avuçlarından
    Uzat ellerini susadım
    Güzelliğin
    Bir eski şarap gibi sızıyor parmak uçlarından

    Gel diyorum
    İlk çağırışımda gel
    Gel ki
    Aydınlığında
    Bütün geceler gündüz olsun
    Dinle, uzak bir saat onikiyi çalıyor
    Ne güç anlamıyor musun
    Bir ömür boyu arayıp da seni bulmamak
    Ben yokluğunda böyle yok, böyle yoksun
    Ben yokluğunda böyle paramparça
    Sensiz olmak hiç olmamak