• 191 syf.
    ·Beğendi·9/10
    NOT : YOK !! KEK -KURABİYE TARİFİ FALAN VERMİYORUM ! Offf sadeli kek olsa da yesek yalnız !!! Anüüüü!!! =(( Fındıh fıstıh olmasın içinde .. Ona bile razıyım !! =((

    Gecikmiş bir incelemeden daha hepinize günaydınlar , selamlar ,saygılar , hörmetler falan fistan ... Dün yazacaktım ama ne yazık ki klavyenin azizliğine uğradık , silindi inceleme .. Kısmet bugüneymiş .. Site içerisinde az okunmuş ama okunmayı fazlasıyla hem de hayli hayli fazlasıyla hak eden bir yazar Mahmut Makal .. Bir ilki gerçekleştirerek elini taşın altına sokmuş ,kıçları kadife kaplı berjer koltuklara kaynak olup yapışmış ,Cadillacla gezip şampanya yudumlayan o günki kodamanların gazetelerinde toz pembe gösterdikleri Anadolu' nun köylerini tarihimizde ilk kez "TAM" manasıyla ve tüm yalınlığı ile eksiksiz önümüze getiren isim Mahmut Makal.. İncelemesini okuduğunuz kitap da Köy Edebiyatının , edebiyatımızdaki İLK basılmış örneği.. Sene 1950.. Türkiye Adnan Menderes 'in yönetiminde .. Defalarca yazdım o dönemi , partinin içindeki toprak ağalarını , toprak reformu ve Mahmut Makal , Talip Apaydın gibi isimlerin mezun olduğu Köy Enstitülerini neden baltaladıklarını .. O yüzden o kısma hiç girmeden devam ediyorum .. Kitap çıkar çıkmaz inanılmaz bir sükse yapıyor .. Kısa zamanda pek çok baskı yapıyor ve tahmin edin ne oluyor ?

    Pek tabii yasaklanıyor .. Neden mi ? Nedenin cevabınının bir kısmını sizlere "BABALARIN BABASI" Aziz Nesin versin!

    "- YASAK?
    - Türkiye' nin değişmez anayasası."

    Mahmut Makal'ın üstünü çiziyorlar çizmeye ama kitap 7 farklı dile çevriliyor .. Bir mucize !! Bizim "demokratlar" kitabı Türkiye'de toplatıyorlar.. Gözleri öyle dönüyor ki İngiltere'de yapılan ilk baskıyı komple satın alıyorlar .. Kitabevi durur mu? Yapıyor ikinci baskıyı hemen .. Eloğlu dinler mi ulan seni .. Mahmut Makal dünya çapında bir üne sahip oluyor o dönem .. Velhasıl kelam ben size bu yasağın ardındaki gerçek niyeti ,biri işbu kitabın yazarı olan üç çok ama çok büyük isimin arasında geçen yaşanmış bir hikayeyle açıklamaya çalışıcam .. Beni takip edip okuyanlar zaten biliyorlar .. Spoiler vermeden anlatırım anlatacağımı .. Bu sefer bu geleneği iki üç örnek vererek bozucam.. Neşeler kaçmayacak ama caniko !! İçin rahat olsun!

    Yazarımız bu kitabı yazdığı dönemler Gazi Eğitim Fakültesinde .. O zamanki adıyla "Garibanlar Fakültesi" .. Yatılı okuyorlar "bir arkadaşıyla" beraber .. O zamanlar olanaklar her ne kadar kısıtlı da olsa , henüz YÖK denen kurum kurulmuş değil.. Üniversiteler özgür! Bizim bu iki kafadarın okudukları yıllarda , tesadüf bu ya ,bir büyük ozan , bir büyük aşık geliyor Ankara'ya .. O da YASAKLILARDAN ! O da SANSÜRLENENLERDEN! Bilir misiniz Neşet Ertaş ne demiş ? "Allah'tan korkmasam şu bağlamayı konuştururdum." O Neşet Ertaş dahi bu büyük ozanın karşısına geçse el pençe divan durur önünü ilikleyip .. Rakıyı uzun bardaklara doldurduğum bir tek gün yoktur ki soframda dinlememiş olayım .. Muazzam bir ses , eşsiz bir stil .. Her neyse..Bizim iki kafadar acaba bizim okulda konser verir mi diye düşünüyorlar .. Olurdu olmazdı , anan aşağı baban yukarı derken karar veriyorlar gitmeye .. Öyle ya !! İsteyenin bir yüzü , vermeyenin iki yüzü bebiş ... Gidip buluyorlar onu Ulus'taki VİRANE bir otelde.. Biliyorsunuz , Adnan Menderes sanatın , sanatçının ve yazarların "dostudur"! Destur veriliyor , çıkıyorlar huzuruna .. El öpüyorlar .. Takdim ediyorlar kendilerini .. Mahmut Makal'ın "arkadaşının" kaleme aldığı satırlardan aynen aktarıyorum :

    "Yün yeleği sırtında .. Pijaması üstünde .. Biz tıklatınca ayağa kalkmış. Sordu :
    - "Buyurun bir arzunuz mu var?"
    Fısıltıyla konuşmaya başladık .Mahmut :
    - "Ankara'ya hoşgeldin Aşık ! Sen bizi tanımazsın.
    - "Gözlerim görmüyor nasıl tanıyayım?" - (tüyler diken diken!!) - "Biz Gazi Eğitimden geliyoruz."
    - "Orada öğrenci misiniz ?"
    - "Öğrenciyiz."
    - "Gozel, çook gozel! Birden Mahmut'tan yana döndü:
    Yahu Mamıdefendi, ne zaman yolum İstanbul'a düşse, orada herkes Makal Makal deyi seni konuşuyor. Bakıyom ünde
    beni geçtin. Sen asıl ne iş yapan aslanım?" Mahmut güldü:
    - "Ben önce öğretmendim.'
    - "Nerede öğretmen?"
    - "Bizim köyde. Ben Aksaray'danım. Sonra gene öğrenci olduk arkadaşımla. Daha önce de enstitüde okuduk. O Isparta - Gönen'de, ben Konya - İvriz'de."
    - "Hakkı Beyi tanır mısınız, Tonguç'u?"
    - "Aşık o nasıl soru? İnsan babasını tanımaz mı?"
    - "Lan yeğenlerim oturun hele! Siz demek enstitüdensiniz?

    Açtı kollarını; sarmaş dolaş olduk. Ayrı ayrı kucakladı ikimizi. Neyse oturduk yatağa , sandalyeye.
    - " Rahat oturun! İkinizin de hocası sayılırım."
    "Öyle ama Gönen'e, İvriz'e uğramadın ne yazık!"
    "Enistülerin hepisine gidemedim. Doğru." Mahmut tan yana
    döndü, aranıp elini onun dizine koydu:
    - "Peki o gocaa Istanbul seni nereden tanır o kadar?"
    - " ...... emmi, Mahmut önemli bir yazar. Duymuşundur, Bizim Köy kitabını yazıp dünyayı ayağa kaldırdı. Birden yedi dile çevrildi," diye araya girdim.
    - "Haşşöylee! Şimdi anlaşıldı. Buraya da benim üstüme kitap
    yazmak amacıyla mı geldiniz?"
    - "Hayır! Amacımız seni bizim Gazi'ye çağırmak. İznin, hem
    de vaktin olursa, gel bizim orada bir küçük konser ver."
    - "KONSER VERMEM! SAZ ÇALAR, TÜRKÜ SÖYLERİM. Bunlar kolay. Kitap işi olmasın da.

    - BURAYA ÇOK AMA ÇOK DİKKAT !! -

    - "Ben bir kezinde yaşamımı Bedri Beye vermeye ırazı oldum. O da kalktı bizim Sivralan'a geldi. Anlattık, gastettik. Allah ırazı olsun memnun galdı, gözel de yazdı çizdi. Senarisini Metin diye bir arkadaşa verdi. Şimdi bu sinemanın her bir işi ayrı adamım. O da geldi hepimizi filme aldı. Ürgüp'e ney de gettik. Fakat nedense "hökümet bu işe kızdı". Bir iki dönem filmi yasak etti. Yani onca emek, emeği geç, onca para boşa gitti diye tasalandık. Sonra duyduk, izin çıkmış. İzin çıkmış, ama bizim köyü çok MODERİN KÖY YAPARAK. Habarımız yok köye neler gelmiş: Sağlık ocağı açılmış, traktörler çift sürüyor. Gençler ağ kurmuş, top oynuyor. Ben de sazı kucağıma almışım, traktörden yana bakarak çalıp söylüyorum. ASLININ YERİNE SAHTESİNİ SÜRMÜŞ YALANÇILAR...."
    "GÖRDÜK," dedi Mahmut.

    İşte Mahmut Makal sanki doğruymuş gibi halka gösterilen YALANLARI , OYNANAN OYUNU "GÖRDÜĞÜ" İÇİN BU KİTABI YAZDI .. Kim olduğunu sanırım anladınız "UZUN İNCE YOLLARDA GEZEN" bu büyük ozanın .. Konser ne oldu derseniz diye , Mahmut Makal ile AŞIK'ların PİRİ' nin yanına giden Fakir Baykurt 'u şu dizeler eşliğinde sahnede harmandalı oynattığını da ekleyip ilgili dizeleri şuracığa bırakıyorum ..

    Tokat bazarından aldım bakırı
    Ellemen incitmen FUKARAYI FAKIRI
    Boz bulanık seller gibi RAKIYI
    İçirin "BEYLERE" ben gelene dek

    Ben bir KÖROĞLU'yum dağda gezerim
    Esen örüzgerden hile sezerim
    DEMİR KÜLÜNK İLE KAFAN EZERİM
    ELLEMEN İLİŞMEN FAKIRA BEN GELENE DEK !

    Bir zamanlar Türkiye 'de böyle konserler de oluyormuş demek ki .. Şimdilerde CENİFIR LOPET 'in bilmem hangi bölgesini görmek için binlerce dolar veren AKIL KÜPLERİNE selam olsun burdan bir kez daha.. Çok büyük ADAMLARMIŞ .. HUZUR İÇİNDE YATSINLAR .. Hele Makal !! O olmasaydı biz sanırım ne bu Aşık Veysel'le geçen anıyı , ne de Fakir Baykurt' u hiç okuyamayacaktık .. Tekrar tekrar huzur içinde uyuyun ..

    İki kelam da kitaptan için edeyim .. Arkadaşlar biliyorum hepiniz iflah olmaz Yaşar Kemal fanlarısınız.. Doğrudur bu .. Ben de çok seviyorum .. Bir karşılaştırma da yapmıyorum .. Yalnız şunu hiç unutmayın .. Orda geçenlerin %60'ı kurgu .. Bu kitap SAFİ gerçekler .. Kışın aç kalıp davarlara yedirdiği arpayı , hayvanın " *OKUNUN " içinden ayıklamak zorunda kalan köylüyü (böyle yazdım ki aklınızda yer etsin!) , tezek yapabilmek için yollarda davarların yerlere bıraktıklarını kucaklayan , birbirleriyle kavga eden fakir Anadolu insanını , hayatında hiç ama hiç BAL görmemiş köy çocuklarına " Baba bana bal al." cümlesini okuturken , balı tanımlayamayan öğretmenin içine düştüğü durumu o kitaplar da bulamazsınız .. Gelin beni dinleyin ..Bir şans verin şu kitaba.. Bir şans verin Mahmut Makal'a .. Pişman olmazsınız ! Kararını verip "Uzun ince bir yola" çıkacaklar ... Bu da yolluğunuz !! =)) Müesseseden !

    https://www.youtube.com/watch?v=7YZ2JmMUUg8

    Bkz : Oh Sinyor Tuco !! Ne "mübarek" bir adamsın !!

    Merak edenlere not : İncelemedeki diyalog Fakir Baykurt 'un özyaşam öyküsü olan 8 kitaplık serinin üçüncü kitabı olan Kavacık Köyünün Öğretmeni isimli kitaptan alınmıştır..
  • 105 syf.
    Okumaya başladığım andan itibaren gözümde sürekli canlanan okur Tuco Herrera oldu. Ne alaka mı diyeceksin Tuco Herrera? Hani senin şu Yozgatlılar karakterleri ile dolu incelemelerin yok mu? Hepimizi derinden etkileyen, tebessüm ettiren hatta çoğunda kahkahalar attığımız ama en çok da düşündüren, kitabı şiddetle okumaya yönlendiren.
    Okudukça tebessümle hatırladım hep:)
    Bir de Nadir amcayı :)
    Bir komşumuz vardı 60 lı yaşlarını geçmiş ama sürekli alkol alan torun tombalak sahibi Nadir amca. Hakikatten de adına münhasır nadir bulunan türden idi Allah uzun ömürler versin. Eşi Nesrin teyze ise evinde, hizmetinde , aklı selim dini bütün bir kadıncağız. Tek amacı eşi alkolü bıraksın birlikte hac vazifesini yerine getirsinler , huzur içinde yaşasınlar yeterli ama Nadir amcanın pek umurunda değil tüm bu beklentiler.
    Bir ara alkolün dozunu fazla kaçırıp evin yolunu unutunca Nadir amca, Nesrin teyze tarafından eve girme yasağı uygulandı hatta iş o kadar inada bindi ki boşanma davası açmaya kadar vardı.
    Araya eş dost girdi, yok Nesrin teyze nuh diyor peygamberi getirmiyor dilinde. Biraz yumuşama gösterince de şartını sürdü öne. ‘’ İçki bırakılacak, birlikte hacca gidilecek ancak bu evlilik devamı bu şartla olur’’
    Nadir amca çaresiz, ne alkolden vazgeçebiliyor ne de evinden (eşini sever miydi bilmiyorum) ne de hacca gittikten sonra dini vecibeleri yerine getirebileceğinden. Dostları, Nadir amcayı ve Nesrin teyzeyi ikna etmenin orta yolunu buldular. Nadir amcaya ''hac kurasına yazıl, o kadar müracaat varken sana mı çıkacak? Yapmış olursun karının gönlünü '' diyerek, Nesrin teyzeye de ''bak adam dediklerine razı hac için kuraya yazılacak hadi kır şu inadını'' dediler ve ikisini de ikna ettiler. Hac kuraları çekildi ve Nadir amca ile Nesrin teyze ilk sıralamada haca gitmeyi hak kazandılar , birlikte gidip geldiler ve halen de evliler. Nadir amcayı bir daha içerken gören oldu mu? Hakikatten dini vazifelerini yerine getiriyor mu bilinmez. İnşallah ikisi de ortak hayatlarında birbirlerine saygılı hoşgörü ile yaşamaya devam ediyorlardır.
    Gelelim Hacı Aga’ya. Neden okunmalıdır?
    Uzun yıllar gerek beyaz perdede , gerekse televizyon ekranlarında ve kitaplarda hacı ağa konu başlığı altında yaratılan karakterler ya da senaryolar yükselişini sürdürdü. Evet, Hacı Ağa başlı başına konu merkezine alan bir dizi ya da film olmayabilir ama Hacı Ağa,karakteri bir adamın tek başına var olabileceğini ve her şeyden önemlisi iki yüzlülüğün, yalakalığın , para gözlüğün gücünü iliklerinize kadar hissettirebilecek bir karakter. Hacı Aga, özellikle tüm bencilliklerini kılıfına uydurabilen, yemeyi sevip yedirmekten haz etmeyen, nerede beleş oraya yerleş durumundan ödün vermeyen hatta ilerleyen sayfalarda alkoliklik derecesinde şaraba olan tutkusuna tanık oluyoruz.
    Kitabın okunmadaki tek başarısı sadece karakterinden kaynaklı değil. Kitabın konusundaki en sevdiğim şeylerden birisi de mutlak bir kötünün ve iyinin olmaması. Hacı Aga’nın ziyaretine gelenler ile yaşadıkları diyaloglar da bunun bir kanıtı. Alan razı veren razı sisteminin vazgeçilmez insanları.
    Abdestsiz namaz kılan, sayısız bahaneler ile ramazanda oruç tutmamanın yolunu bulan Hacı Aga ‘ya dayanmak zorunda kalan karıları, sekiz kız ve bir erkek çocuğu , sürekli ter kokulu taşlık , ziyaretçiler ve olaylar, okurları ara ara belli çıkmazlara sürüklüyor. Bunun sonucunda da çevrenizdeki Hacı Agaları sorgulatıyor.
    Bazı insanların bu tarz yaşamlarda olmaları sadece kendi tercihleri. Dürüst, samimi olmayı başarabileni de var, başaramayanı da.
    Okumaya karar verirseniz bunu sonuna kadar hissediyorsunuz. Menfaat için birbirine bağlı insanlar , doğruluğu seçmek yerine , her sayfasında hadi be dedirten bir roman örgüsü ve herkesin sustuğu, üstünü kapamaya çalıştığı olaylar. Yani anlayacağınız, Hacı Aga ve çevresi bu dünyadaki yalan dolan, dalavere ve aklınıza gelebilecek tüm üç kağıtçılığın bire bir kalıbının şekil bulmuş hali dememiz çok doğru olacaktır.
    İncelemeyi okuduktan sonra kitaba bir şans verip okumak isteyenler için aşağı son sayfa satırlarını bırakıyorum. Şimdiden, keyifli okumalar.
    ‘’ Okuyandan bir dua umarım;
    Çünkü ben kulunuz günahkarım.''
  • Mutluluk neden bir geceden uzun süremiyordu?
    Boris Koch
    Sayfa 78 - Pegasus yayınları
  • Herkes çıkarının peşinde. Bugün, insanların birbirini yeme ve gözünü oyma günüdür. Büyük balık küçük balığı yutuyor ve bu normal karşılanıyor.
  • Ve bağırdı annem tam kapıdan çıkarken :
    Yüreğini ört
    İnsanlar soğuk, üşürsün..

    Mehmed Uzun
  • Feriha Aktan : 1924 - 1983 Feriha Aktan

    Yaklaşık 10 sene önce bir antolojide bir şiirine tesadüfen rastladığım , adını daha önce duymadığım bir şair Feriha Aktan. Şöyleydi şiir ,

    "Bilinmez neler gizlediği her köşe bucağın
    Kim bilir hangi umuda tutsak
    Belki unutulmuş bir gözyaşına
    Apayrı bir düzen apayrı bir basım
    Kimler okuyacak kimler çiğneyip ezecek
    Bir roman çiziyorum yollarına İstanbul'un"

    Sonra internette biraz araştırma yaptım ve birkaç şiir kitabı olduğunu öğrendim. Şiirlerini bulmaya çalıştım ama malesef çok az şiiri vardı internette , fakat öyle bir dörtlüğüne rastladım ki mutlaka okumalıyım bu insanın şiirlerini dedim , şu kıtaydı beni etkileyen ,

    "İnancım sana güvensizliğimle vardı
    Ve tanımayışı birbirini anılarımın
    Bulamamak aradığımı sende
    Elbet kendi kendimi bulmaktı"

    Uzun süre ihmal ettikten sonra kısa bir süre önce 3 şiir kitabını sahaflarda bulup aldım. Sitemizde ismi kayıtlı değildi şairin ve haliyle kitaplarının da ama eklendi.
    Gök Bulut ve Yağmur , Işıltı , Kuytu.

    Şairin ölüm yıldönümü olan 27 kasıma kadar bu kitapları okuyup alıntılar paylaşmak istiyorum. Daha çok kişinin tanımasına vesile olmak istiyorum. Ülkemizde özellikle kadın şairler ihmal ediliyor , belki bunu en çok kıran kişi rahmetli Didem Madak oldu. Kendisine olan ilgiyi sonuna kadar hak ediyor elbette çok özel bir şair , belki de ölümüyle daha çok tanındı , pek çok yazarda olduğu gibi.

    Az bilinen , az okunan , unutulmuş veya çok az hatırlanan yazar ve kitapları keşfetmenin çok önemli olduğunu düşünüyorum. Belki bu meseleyle ilgili biraz daha gayretli olabiliriz , herkese iyi okumalar dilerim.