• Hayat, uzun vadeli kin tutamayacağınız kadar kısadır.
    Elon Musk 1 aralık 2007
  • Hayat, uzun vadeli kin tutamayacağınız kadar kısadır.
  • Hayat, uzun vadeli kin tutamayacağınız kadar kısadır.

    - Inc., 1 Aralık 2007
  • 656 syf.
    ·10 günde·Beğendi·9/10
    “Dostum dostum
    Güzel dostum
    Bu ne beter çizgidir bu
    Bu ne çıldırtan denge
    Yaprak döker bir yanımız
    Bir yanımız bahar bahçe”
    H. H. Korkmazgil

    https://resmim.net/f/O8mytm.jpg

    Bazen anlatılacak onca şeyi bir metafor fazlasıyla ifade eder. Bir anlam zenginliğinin meydana gelmesinin yanı sıra, muhatabınıza da heyecanlandırıcı bir iyilik etmiş olursunuz. Ben de eğer birilerine bu kitabı anlatacaksam, çok anlamlı bir tercih olan kapak resmini yani ağaç metaforunu kullanmak isterdim.

    Bildiğimiz gibi insanlık tek bir kökten, ilk çift Âdem-Havva’dan çoğalarak devam ediyor. Genel insanlık durumunu bu kökten büyüyen bir ağaç olarak görürsek resimdeki gibi çeşit çeşit insanların dallanıp budaklanıp iç içe geçtiğini, çok çeşitli insan yapısıyla karmaşık bir yekûn ağı meydana getirdiğini söyleyebiliriz. Çiçek kısmına bakarsak da iyileriyle çiçek açıp ışık saçan, kötüleriyle yaprak döken, kurumuş kalmış insanlık ağacı temsilini anlayabiliriz. Tabi bir de rengi yanar döner olan arada kalmışları da var. Özelde bu insanlık durumuna, yani insanın bütünüyle bir ağacı simgelemesine kapaktaki ağaç resminden bakarsak; karmaşık psikolojik yapısıyla dalları iç içe geçmiş ve içinde barındırdığı iyi-kötü yan ile baharı da kışı da içinde taşıyan ağacı yani insanı görürüz. Roman da genel olarak tam da bunu dert ediniyor kendisine; insanın-kendisiyle, insanın-insanla olan iyi-kötü savaşımı.

    Detaylı çizilmiş karakterler ve bu karakterlerin nitelikleri üzerinden sorgulanan anlamlar var. Örneğin: Cathy -ki isim çağrıştırması gibi kötü- ve Adam (Âdem) -ki simgesel olarak başka anlamları da olan- iyi karakterler var. Kötü olarak çizilen karakterlerle bize anlatılan bir şey var: Bu yapıda insanlar, yani içinde sadece kötülüğü besleyen kötü mizaçlı karakterlerin, kötülüğünün bir gaflet ya da yanılma olmaktan öte programlı kötülük olduğunu görüyoruz. Ruhunun karanlığını bir karakter gereği olarak sunmak… İntikamın soğuk yenen bir yemek olduğu söylenir ya hep, bu dahi bir motivasyon gerektirir. Çünkü insan yapısı gereği bunu unutacaktır. Steinbeck, romanın bir yerinde bir karakteriyle alakalı şöyle söylüyor: “Nefret tek başına yaşayamaz. Onu tetikleyecek, dürtecek ya da uyaracak bir sevgiye ihtiyacı vardır.” (Syf. 544)

    Buradaki sevgi, işte o motivasyon ve devamından anladığımız kadarıyla bu sevgi; aynı zamanda kişinin, Dünya’nın geri kalanını düşman belleyerek kendine karşı geliştirdiği koruyucu bir şefkat. Bu mutlak kötülükteki marazi yan; tek bir yönü görme ve herkesin-her şeyin kötü ve çirkin olduğu vehmine kapılma, güvensiz olma lanetini üstünde taşıma. Romanda Adam’ın da dediği gibi tek rengi görme, diğer renklere kapalı olma hali. Bu yüzden de herkese ve her şeye karşı kin ve nefret içinde olma, öfke gibi geçici bir şey değil merhametten arındırılmış safi bir nefret, bir gaflete düşme, bir kusur işleme durumu değil kötülüğün sürekli olması durumu. Bu motivasyondaki kişiler, kötülüğü soğuk kanlılıkla, uzun vadeli planlarla, vaktini bekleyerek, unutmadan ve şaşırmadan işleyebiliyorlar. Bu planlar işlerken, yapılan küçük iyilikler bile büyük kötü planı işletecek birer çark olması dolayısıyla önemsiz ve anlamsız, zafere giden mübah yol olarak görülüyor.

    Bu marazi yanı öteye koyarsak, insanın en büyük savaşı, içindeki iyiyle kötünün savaşıdır. Hangisini besler, ona yol verirse bireysel niteliği-tanımı da o olur. İnsan bunu fark etmeye başladığı anda savaşı da başlıyor. Bu yüzden eserdeki gibi; bir çocuk, içindeki marazlı yana rağmen Yaradan’ına, iyi olması ve herkesçe sevilebilmesi için ona fırsat vermesi duasında bulunabiliyor. Bu yüzden, bir adam, içindeki iyi-saf yandan dolayı kendine türlü kötülükler etmiş birine, nasıl o kadar kötü olduğunu anlayamadığı birine, içindeki adalet anlayışı yüzünden ihsanda bulunabiliyor. İşte romanın harika resmi; iyi-kötü olmanın savaşımı ve bunun için iradenin tamamen insana bırakılmış olmasının insanı ne kadar değerli bir muhatap kıldığı gerçeği. Bu minvalde tartışılan konu; insan, iyiliği-kötülüğü genetik olarak atalarından mı alır? Bu kişinin yaşaması gereken kaderi midir? Yoksa insan buna ‘hükmedebilir’ mi, ‘hükmetmeli’ mi, ‘hükmetsin’ mi?

    İnsanın kendi içinde verdiği iyi-kötü olma savaşımında onun tercihini en çok etkileyen ana şeyin sevgi olduğu, baba-oğul ilişkisi üzerinden daha derin anlatılıyor. Küçük fidana hayatiyet veren can suyu, dallarına hayatı yürüten, bir ağaç olarak onu yeşertip yaşatan o şey, insan için sevgi. İnsanı karanlık olmaktan çıkaracak, içindeki vehim dumanını dağıtıp, ona diğer renkleri duyuracak, ona yaşam katacak ve içindeki iyi tarafı besleyecek olan şey... Romanın bize dediği bu. Bir çocuğa hassas bir anda söylenmiş “sana güveniyorum” sözü, yolunu aydınlatacak büyük bir ışık, doğru karar vermesine neden olacak bir güç ve vesveselerini yok edecek bir dayanak olabiliyor. Kalbini kırıp, onu sevdiğinizi göstermediğiniz sürece kötülüğü tercih etmesine neden olabileceğiniz gibi. Sevgisiz insan, ruhuyla karanlık, enerjisiyle tüketici görünüşüyle kaknem oluyor, bir ağacın kuruması gibi kuruyor.

    Bu merak uyandıran etkileyici roman, temelde bu izlerin ardı sıra gidiyor. Alt resimde de iyi-kötü olma savaşını etkileyen şeyler var; kardeş rekabeti, kıskançlık ve sevilmeme durumlarının insanı getirdiği nokta. Arada bir, fazla detaylarla tempoyu düşürüp sıksa da genel olarak değerli gördüğüm, gerçek olana dokunduğu ve karakterlerine derinlik kazandırılarak işlendiği için etkileyici niteliği olan bir roman. Steinbeck, iyi bir gözlemci ve iyi bir anlatıcı, bunu okuduğum kitaplarından rahatlıkla söyleyebilirim. Bu romanı üzerinde epey emek harcayarak sistematik bir biçimde hazırladığı anlaşılıyor. Daha ilk başta anlatımlardan, kitabın ilerleyiş biçiminden bunu anlıyorsunuz. Ayrıca kurulan bazı diyaloglar, başarılı bir biçimde verilen iç muhasebeler, kendiyle savaş halinde olma durumu, psikolojik gerilimler ve bu halin etrafa yansımaları çok iyi anlatıldığı için bu özeni daha da iyi hissediyorsunuz. Zaten kendisi de "Bugüne kadar yazdıklarım, bu kitap için bir hazırlık niteliğindeydi” gibi büyük bir laf etmiş :)

    “Hikâyemiz tek bir hikâye. Bütün romanlar, bütün şiirler, içimizdeki hiç bitmeyen iyi-kötü çekişmesi temeli üzerine kuruludur. Ayrıca bana öyle geliyor ki, kötülük hiç durmadan yeniden canlanıyor; oysa iyilik, erdem ölümsüzdür. Kötülüğün hep yeni, taptaze bir çehresi vardır, oysa erdem dünyadaki her şeyden köklü ve saygındır.”

    “Bundan başka hikâye yoktur. Her adam, hayatının tozuyla toprağını üstünden silkeledikten sonra geriye sadece en zor ve açık seçik sorular kalacaktır: İyi miydi, kötü müydü? İyi mi yaptım, kötü mü? “
  • Hayat, uzun vadeli kin tutamayacağınız kadar kısadır.
  • Hayat , uzun vadeli kin tutamayacağınız kadar kısadır.
    Elon Musk
    Sayfa 176 - Zeplin Kitap