• 60 syf.
    ·1 günde·8/10
    Bu kitabı okumam bi saat bile sürmedi. Küçükken okuduğumuz masal kitaplarını andırıyor. Uzun zamandır böyle bir kitap okumamıştım :)
    İnsanları düşündüren bir kitap, küçük prense mi benziyor ne :D
    Yazarın kitaplarını seviyorum, değişik bir yazım şekli var okumakta zorluk çekebilirsiniz. İlk okuduğum kitabı olmadığı için ben zorluk çekmedim.
    Sevdim, tatlıydı, okuyun ;)
  • Ben kimseye, hiçbir zaman kızmam.
    Hiçbir insanoğlu beni kızdırmaya yetecek kadar
    önemli bir şey yapamaz.
    İnsanlara, ancak eylemlerinin önemli olduğunu hissettiğinde kızarsın. Çok uzun zamandır
    böyle bir şey hissetmiyorum.
  • 235 syf.
    ·8/10
    Zaman zaman sinemaya giderim. Tercihim daha çok macera türü filmlerdir.

    Bilim kurgu filmlerini sevmiyorum. Olmamışın olmuş gibi anlatılması ve hayalin cisme dönüşmesini sevmiyorum. Belki romanını okurum. Çünkü onu hayalde cisimleştiren başkaları değil, benim.

    Aşk filmlerinden de hoşlanmıyorum. Belki de süflileşmesinden, belki de kolay olmasından. Belki rezilliğinden. Ben aşkın zor olanını severim. Ben aşkın bilinmeyenini, ben aşkın sır olanını severim. Belki de hiç anlaşılmayanını. Bu sebeple vıcık vıcık, yolda bulunup parkta kaybedilen aşkların filmlerini de izlemiyorum.

    Fantastik filmlerden de hoşlanmıyorum. Hele böyle garip yaratıkların bir biriyle savaştırılmasını hiç anlamıyorum. Büyücülerin, şeytanların, garip yaratıkların ortalarda dolaştırılmasından hoşnut değilim. Benim hayal dünyamı öldürüyorlar desem yeridir. Harry Potter ilk yayınlandığında üç cildini okudum. Ama hiçbir filmini izlemedim.

    Bütün bunları niye anlattım. Bugünlerde kitaplığımı yeni yerine taşıdım ya, sepetlerden bir kitap düşmüştü yere. Kitap son 30 yıl içerisinde vizyona girmiş filmlerden alıntılar yapmış. Her filmden birkaç kare söz. Ama olsun. Onlar da fikir vermeye yetiyor. Keyiflenmek istediğim ara zamanlarda kitabı okudum, bitirdim.

    Elimde bir de Nurullah Ataç’ın Karalama Defteri kitabı var. Deneme tarzında yazılmış kitapta sinemaya değinen Nurullah Ataç, sinemayı sanatın dalları arasında görmüyor. Çabuk tüketildiğini, izlenip bittiğini, sonrasında kimselere salık veremediğini belirtiyor. Arşivlere girmediğini, alıp kütüphanesine koyamadığını, çevirip çevirip okuyamadığını söylüyor. Belki o zamanlar için bu böyleydi. Ama, Nurullah Ataç şimdilerde yaşayıp, filmlerin değil kütüphanelerde elde taşındığını görseydi sanırım böyle düşünmeyecekti.

    Yazıyı daha fazla uzatmadan o filmlerden birkaç alıntıyı sizlerle paylaşmak istiyorum: Belki birçoğunu sizler de hatırlayacaksınızdır:

    “Herkes ölür, ama herkes gerçekten yaşamaz.” Cesur Yürek Filmi’nden.

    “Korku seni hapiste tutar, umut seni özgür kılar.”
    “İstediğin şeye inan, fakat sana bu duvarların tuhaf olduklarını söylemiştim. İlk önce onlardan nefret edersin, sonra onlara alışırsın. Yeterli zaman geçtiğinde ise onlara bağlanırsın.” Esaretin Bedeli Filmi’nden

    20. Yüzyılın en derin gerçeklerinden biri: “Ne okuyorsanız osunuz.” Mesajınız Var Filmi’nden

    “Hayat bir kutu çikolata gibidir.”
    “Bir gün yağmur başladı ve dört ay boyunca dinmedi. Var olan her türlü yağmuru yaşadık. Küçük damlalı yağan yağmur, eski büyük damlalı yağmur, yandan gelen yağmur, ve bazen de alttan yağıyormuş gibi yağan yağmur.” Forrest Gump Filmi’nden

    “Deliliğin tanımı: Her seferinde farklı sonuçlar bekleyerek, aynı davranışı defalarca yinelemektir.” 28. Gün Filmi’nden

    “Kardeşlerim! Hayatta yaptıklarımız sonsuzlukta yankısını bulur.”
    “Hayat bir rüya, korkulu bir rüyadır.”
    “Ölüm hepimize gülümser, yapabileceğin tek şey senin de dönüp ona gülümsemendir.” Gladyatör Filmi’nden

    “Sence başka gezegenlerde hayat var mı? Bilmiyorum Sparks. Ama şunu söylemeliyim ki, eğer sadece biz varsak korkunç bir yer israfı demektir.” Mesaj Filmi’nden

    “İnanılmaz. Sizi kötülüğe götüren kapı geniş ve cezbedicidir.”
    “Benden ne istiyorsun? Kendin olmanı istiyorum. Biliyorsun evlat, suçluluk; sırtında taşıdığın bir çuval tuğla gibidir. Tek yapman gereken yere bırakmak.” Şeytanın Avukatı Filmi’nden

    “Sen mükemmel değilsin evlat. Aslına bakarsan evlat, tanıştığın bu kız, o da mükemmel değil. Asıl soru şu: Birbiriniz için mükemmel misiniz? Bütün olay bu. Samimiyet denilen şey bu.” Can Dostum Filmi’nden

    “Dedi ki: Rüzgarı yüzünde hissetmezsen, kanatlar neye yarar?” Melekler Şehri Filmi’nden

    “Şeytanın yaptığı en büyük kurnazlık, tüm dünyayı yaşamadığına inandırmakmış.” Olağan Şüpheliler Filmi’nden

    “Yıllardır günahlarımın dönüp beni bulmasından korkuyordum. Bu bedel, dayanamayacağım kadar ağır.” Vatansever Filmi’nden

    “Ailesine yeterince vakit harcamayan asla gerçek bir erkek olamaz.”
    “Düşmanlarından asla nefret etme, bu muhakemeni etkiler.”
    “En zengin adam, dostları en güçlü kişilerden oluşandır.”
    “Düşmanların, hep geride bıraktıklarından yararlanarak kuvvetlenirler.”
    “Çok önemli, kulağına fısıldamalıyım: Güç, gücü olmayanları yıpratır.”
    “Bakın bu taşa. Çok uzun zamandır suyun içinde. Ama su içine işleyememiş. Bakın kupkuru. Avrupa’daki adamlara da aynı şey oldu. Asırlarca Hıristiyanlık onları çepeçevre sardı. Ama İsa içlerine giremedi. İsa içlerinde yaşamıyor.” Baba Filmlerinden.

    “İyiliğimizin ölçüsü kucakladıklarımız, oluşturduklarımız ve aramıza aldıklarımızdır.”
    “Eğer görmemeniz gereken bir şey görmüşseniz diğer tarafa bakmayı öğrenmişsinizdir.”
    “Eğer kazara umutlarınız yıkılırsa asla daha fazla istememeyi öğrenmişsinizdir.” Çikolata Filmi’nden

    “Herkesin cehennemi farklıdır. Hepsi alevler ve acıdan oluşmaz. Gerçek cehennem, yolunda gitmeyen hayatındır.”
    “Bazen kazandığında kaybedersin.” Aşkın Gücü Filmi’nden

    “Dağlar yeterince yüksek değil, vadiler yeterince derin değil. Nehirler yeterince geniş değil. Seni benden ayırmayı hiçbir şey başaramaz. “ Bridget Jones’in Günlüğü Filmi’nden

    “Bir keresinde bana ne demiştin hatırlıyor musun? ‘Her yeni dakika hayatı değiştirmen için yeni bir fırsattır.’ Seninle yeniden karşılaşacağız.” Vanilla Sky Filmi’nden

    “Sen de bundan nefret eder misin? Neden? Susmaktan. Neden hep konuşmak zorundayız? Kendimizi iyi hissetmek için mi? Ne bileyim, iyi bir soru. Özel biriyle birlikte olduğunu, çenesini kapatıp, karşılıklı susabildiği zaman anlıyor insan.” Ucuz Roman Filmi’nden

    “Zafere kurban vermeden ulaşılmaz.” Pearl Harbor Filmi’nden
  • 152 syf.
    ·1 günde·Beğendi·9/10
    Herkese merhaba.
    Uzun zamandır George Orwell'in kitaplarını aşırı merak ediyodum. Hatta ilk olarak 1984 kitabını okumayı düşünüyodum ama şansımı hayvan çiftliğinden kullandım. Neden böyle bir şey yaptın diye soranlar var gibi duyuyorum bunun sebebi ise arkadaşlar ben her zaman şu düşüncedeyimdir. "Kitaplar bana hitap ettiği zaman ve içimden bir ses bunu tamam şimdi okumalısın dediği zaman okumaktayımdır." Genel düşüncem bu yöndedir. Bu yüzden hayvan çiftliğine şans verdim ve şuan hiç pişman bile değilim. Uzun zamandır karşıma çıkıyordu ve bugün tanışmak nasip oldu diyelim. Şimdi kitabı hem okuduğum için hem de bitirdiğim için çok mutluyum. Kitabın ismini her görmem de çok düşünmüşümdür. Hayvan Çiftliği ismi evet ama hayvan çiftliği ne ifade edebilir ki diye çok düşündüm. Bir çok düşünce içinde olmuşumdur bu kitap hakkında ama bugün okuduğum zaman öğrenmiş oldum. Biliyorum çok konuştum ama bunları ilk başta yazmak istedim ve lafı çok uzatmadan konusuna gelmek istiyorum. Hayvan çiftliği bildiğiniz gibi hayvanlardan oluşan bir çiftliktir. Bildiğiniz ve gördüğünüz çiftliklere benzer ama onlar farklılardır. Bu hayvan çiftliği çok farklı bir hayvan çiftliğidir. 1940'lardaki sosyalizm dönemine sert bir eleşitiridir Hayvan Çiftliği. Hayvan çiftliğinde adaletsizlik, düzensizlik ve ayrımcılığı görüyoruz ve okurken yaşıyoruz. Bazı anlar oluyor ve hayvanların insanlara bakış açılarını görüyoruz. Düşüncelerine kesinlikle hak verdim. Belki siz de okuduğunuz da belki hak vericeksiniz belki de vermiceksiniz. Bu size kalmış bir şey. Diktatör yönetiminin nasıl işlediğini de göreceğiz. Ayrıca insanların çok büyük yalanlarla kandırıldığına da tanıklık ediyoruz. Kısaca özet geçmek gerekirse eğer, hayvanlara iyi davranmayan çiftçiler var ve hayvanlar bu durumda çiftçilere karşı bir plan yapacaklardır. Bu plan iyi ya da kötü bir sonuçla sonlanabilir mi? Bunu okuduğunuzda öğreneceksiniz. Çok şey anlatmak istiyorum bu kitap hakkında ama anlatacağım şeyler spoiler olacağı için anlatabildiğim kadar spoilersız bir şekilde anlatmaya çalıştım kitabı. Son olarak kitabı okurken bazı sayfalarda tavuklar firarda filmi geldi aklıma. Belki bazılarınız alakası bile yok der ya da bazılarınız bana hak vericektir ama gerçekten okuduğumda tavuklar firarda filmi geldi aklıma. Genel olarak kabul alakası yok ama bazı anlarda o filmdeki yaptıklarının benzerlerini hayvan çiftliğinde görmüş oldum. Çok farklı bir kitap oldu benim için. Betimlemeler çok güzeldi. Tekrar ve tekrar okunması gereken bir kitap. Tek okumayla bırakmıcam bu kitabı. Zamanı geldiğinde tekrar okumayı düşünüyorum. Bu kitap farklı duygular ve farklı düşünceler kattı bana. Eminim sizlere de katacaktır. Mutlaka okunması bir kitap. Herkese tavsiye ediyorum.
  • 436 syf.
    ·3 günde·Puan vermedi·
    Uzun zamandır Yaşar Kemal okumak istememe rağmen bir türlü yerli edebiyata vakit ayıramıyordum. Yaşar Kemal romanları özelinde ise yaptığım planlar önce daha ince roman ve hikayelerini okuyup ondan sonra serilere başlamak ve İnce Memed ile kapanışı yapmaktı. İnsanların genel davranışıdır pastanın en güzel dilimini sona saklamak, ben de o insanlardan biriydim fakat sonra bu düşünce tarzının belki de pek doğru olmadığını ve en güzel dilimi hemen ağza atmanın daha doğru olduğunu kavramaya başladım. Uzun bir düşünce etütü sonrası gözümü karartıp İnce Memed serisinin ilk kitabını elime aldım ve sayfaları çevirmeye başladım. Yaklaşık 10 dakika kadar sonra çok doğru bir şey yaptığımı farkettim.

    Bu uzun girizgahtan sonra romanın özüne inmek gerekirse İnce Memed Adana çevresindeki dağ köylerinden birisinde yaşamaktadır. Dağ köylüleri ağa zülmü altında köyde yanaşmalık ve çiftçilik yapmaktadır. Köydeki teamüle göre elde edilen mahsulün üçte ikisi ağaya, üçte biri ise köylülere verilmektedir. Abdi Ağa da Memed'in köyüyle beraber 5 köyün ağalığını yapmakta ve yattığı yerden insanların emeklerini sömürerek para kazanmaktadır. Bu devran daha fazla böyle dönmesin diye bir yiğit çıkmalı ve köylüleri arkasına alarak ağaya karşı çıkmalıdır. İşte İnce Memed böyle bir ortamda haksızlığa karşı gelme ve zalimin zulmünü def etme içgüdüsüyle doğmuştur. Memed 20 yaşına geldiğinde çocukluktan beri aşığı olduğu Hatçe'sinin ağanın yiğeniyle zorla evlendirileceğini öğrenir. Bu minval üzerine kafa yoran Memed çareyi sevdiğini kaçırmakta bulur. Hikaye Abdi Ağa, Memed ve Hatçe çemberinde gelişir.

    Romanın içeriği kadar betimlemeleri ve felsefi yönü de epey kuvvetlidir. Bu sebeple Türk edebiyatının en iyi eseri olduğu konusunda birçok otorite hemfikirdir. Hoşuma gitmeyen tek kısım kitabın arka kısmındaki yazının tat kaçıran detaylar içermesi oldu. Arka yazı daha belirsiz ve açık uçlu olabilirdi. Bu yazıyı bitirdikten sonra serinin ikinci kitabını elime alıp en güzel dilimden bir çatal daha alacağım. Hiçbir endişe duymadan kitabı alıp okuyabilirsiniz, eminim ki siz de İnce Memed'in devrimini haklı bulacaksınız.
  • 118 syf.
    ·Beğendi·8/10
    #okudumbitti️ #kitapyorum
    #monotonbirgün ️ 118 Sayfa

    "İşte ya babası olmalıydım ağabeyimin ya zabıta. Babası olamayacağıma göre zabıta olmak istiyorum. Zordu babamın toprağın altından çıkması, bir toprağa baba demek ise en zoruydu öğretmenim. Sen bize Türkçeyi, hayat bilgisini öğretirken, hayat da bize zabıtaları öğretti öğretmenim. Matematiği ilk sen anlattın bize, tekrarı sokakta para üstü verirken öğrendik öğretmenim."
    .
    Herkese Merhaba
    Uzun zamandır okuduğum ve beni çok etkileyen bir öykü kitabı oldu #monotonbirgün . İçinde altı tane öykü olan ama her bir öykü yüreğe fazlasıyla dokunan ve her insanın kendinden bir parça birşeyler mutlaka bulacağı bir kitap. Benim en çok sevdiğim ve okurken sayfalarına göz yaşı bıraktığım üç öykü;
    ️ Monoton bir Gün
    ️Parya
    ️Kahristan
    Yazarın anlatımı o kadar sade ve akıcı ki, kitabı bir solukta okudum. Kısacık ama içeriği dolu dolu bir okuma oldu benim için. Ben bu kitabı keyifle okudum ve türü sevenlere kesinlikle tavsiye ederim. Harika bir öykü kitabı mutlaka bir şans verin. Okuyun efendim...
    .
    #kitaptanalıntılar
    ️"Of Şeytan! Ne kadar da ağırsın; belli ki, insanlığın günahı da, senin üzerinde..."
    ️"Kaç gece midem sırtımda gezdi, dilenmedim. Kokan nefesim çöpten ağırdı, ekmek toplarken iğrenmedim.
    ️"BAŞARMAK;
    VAZGEÇMETİR,
    VAZGEÇMEKTEN..."
    .
    Sevgi, sağlık ve kitapla kalın canlar. Unutmayalım ki her kitap bir yaşamdır.
  • Nihayet insanlık da öldü. Haber aldığımıza göre, uzun zamandır amansız
    bir hastalıkla pençeleşen insanlık, dün hayata gözlerini yummuştur. Bazı
    arkadaşlarımız önce bu habere inanmak istememişler ve uzun süre, ‘Yahu
    insanlık öldü mü?’ diye mırıldanmaktan kendilerini alamamışlardır. Bu
    nedenle gazetelerinde, ‘İnsanlık öldü mü?’ ya da ‘İnsanlık ölür mü?’
    biçiminde büyük başlıklar yayımlamakla yetinmişlerdir. Fakat acı haber kısa
    zamanda yayılmış ve gazetelere telefonlar, telgraflar yağmıştır; herkes,
    insanlığın son durumunu öğrenmek istemiştir. Bazıları bu haberi bir kelime
    oyunu sanmışlarsa da, yapılan araştırmalar bu acı gerçeğin doğru olduğunu
    göstermiştir. Evet, insanlık artık aramızda yok. İnsanlıktan uzun süredir
    ümidini kesenler, ya da hayatlarında insanlığın hiç farkında olmayanlar bu
    haberi yadırgamam ışlardır. Fakat, insanlık âleminin bu büyük kaybı, birçok
    yürekte derin yaralar açmış ve onları ürkütücü bir karanlığa sürüklemiştir; o
    kadar ki, bazıları artık insanlık olmadığına göre bir âlemden de söz
    edilemeyeceğini ileri sürmeğe başlamışlardır. Bize göre, böyle geniş
    yorumlarda bulunmak için vakit henüz erkendir. İnsanlık artık aramızda
    dolaşmasa bile, hatırası gönüllerde her zaman yaşayacak ve çocuklarımız
    bizden, bir zamanlar insanlığın olduğunu, bizim gibi nefes alıp ıstırap
    çektiğini öğreneceklerdir. İnsanlığın güzel ve çekingen yüzünü ben de görür
    gibi oluyorum. Zavallı insanlık kendini belli etmeden sokaklarda dolaşır ve
    insanlık için bir şeyler yapmağa çalışanları sevgiyle izlerdi. Bugün için
    insanlık ölmüşse de, onun ilkeleri akıllara durgunluk verecek bir canlılıkla
    aramızda yaşamağa devam edecektir. İnsanlıktan paylarını alamayanlar için
    o zaten bir ölüydü; onun bu kadar uzun yaşamasına şaşılıyordu. Yıllarca
    önce küçük bir kasabada dünyaya gelen insanlık, dünya savaşlarından
    birinde, çok rutubetli bir siperde göğsünü üşütmüş ve aylarca hasta yatmıştı.
    Bu olaydan sonra, hastalığın izlerini bütün ömrünce ciğerlerinde taşıyan
    insanlık, önceki gece sabaha karşı nefes alamaz olmuş ve gösterilen bütün
    çabalara rağmen gün ağarırken doktorlar, insanlıktan ümitlerini kesmek
    zorunda kalmışlardır. Doğru dürüst bir tahsil görmeyen ve kendi kendini
    yetiştiren insanlık hiç evlenmemişti. Küçük yaşta öksüz kalan insanlığa,
    doğru dürüst bir miras da kalmamıştı; bu yüzden sıkıntılarla geçen hayatı boyunca insanlık, başkalarının yardımıyla geçinmeğe çalışmıştı. İnsanlığın
    ölümüyle ülkemiz, boşluğu doldurulması mümkün olmayan bir değerini
    kaybetmiştir. Gazetemiz, insanlığın yakınlarına başsağlığı ve sonsuz sabırlar
    diler. Not: Merhumun cenazesi, önce, uzun yıllar yaşamış olduğu Hürriyet
    Caddesinden geçirilecek ve ölümüne kadar içinde barındığı Ümit apartmanı
    bodrum katında yapılacak kısa ve sade bir törenden sonra toprağa
    verilecektir.
    Oğuz Atay
    Sayfa 255 - Yalnızlığın Oyuncakları