• 1- Reşat Nuri Güntekin / Çalıkuşu 📚
    2- Balzac / Goriot Baba 📚
    3- Ömer Hayyam / Dörtlükler -Rubailer - 📚
    4- Zülfü Livaneli / Huzursuzluk 📚
    5- Sait Faik Abasıyanık / Karganı Bağışla 📚
    6- Claude Farrere/ Türklerin Manevi Gücü 📚
    7- Amin Maalouf/ Semerkant 📚
    8- V.Hüseyin Kaya/ Beni Oğuz Atay Öldürdü 📚
    9- Franz Kafka/ Bir köpeğin araştırmaları 📚
    10- Rıchard Back / Martı Jonathan Lıvıngston 📚
    11- Tolstoy/ İvan İlyiç'in Ölümü 📚
    12- Ali Bayram/ Marazın Kahvesi 📚
    13- Orhan Veli/ Bütün Şiirleri 📚
    14- Dostoyevski / Başkasının Karısı 📚
    15- Stefan Zweig/ Gömülü Şamdan 📚
    16- Sabahattin Ali/ Çakıcının ilk kurşunu 📚
    17- Anton Çehov/ Üç Kız Kardeş 📚

    Herkese keyifli okumalar 😇📚
  • 72 syf.
    ·Beğendi·8/10
    Kitap da güzel öyküler var ben çok beğendim tavsiye ederim ama kitabın ismi çok iddialı ona aldanmayın ben tamamını Oğuz Atay'la ilgili bekliyordum yanılmışım:)) keyifli okumalar dilerim.
  • MİMAR SİNAN KİMDİR?

    Devrinin tâbiriyle “ser-mîmârân-ı hâssa”, yani pâ­di­şah mîmarlarının başıdır. Bir kısım kaynaklara göre babası Abdülmennân, dedesi de Dülger Yûsuf isimli şahıslardır. Sinan, Sultan Selîm’in tahta çıktığı günlerde Rumeli’ye ilâveten Anadolu’dan da devşirme alınmaya başlanması üzerine Kayseri’nin Ağırnas Köyü’nden devşirilmiştir. Nitekim kendisi de Yavuz’un vefâtıyla alâkalı olarak söylediği mısrâlarında bunu tebârüz ettirir:

    Anın devşirmesiyem ben kemîne

    Gülistân-ı cinân ola mekânı…

    MİMAR SİNAN’I ANLAMAK...

    Ancak ifâde etmelidir ki müslüman Anadolu’nun bağrında yetişen samimî ve ihlâslı bir mü’min olan Sinan’ın bu devşirmeliğinden yola çıkarak onun şu veya bu milletten olduğu husûsundaki iddiâlarla uğraşmak yersizdir. Doğru olan, bugünkü mîmârîyi Sinan’ın ufuklarıyla değerlendirebilmek, yani Türk mîmârîsini yeniden Sinan’ın o mükemmel sanat ve üslûbu istikâmetinde geliştirebilmektir.

    SİNAN’I MİMAR SİNAN YAPAN NE İDİ?

    Yedi yıllık bir tahsilden sonra yeniçerilerin arasına katılan Sinan, iştirâk ettiği muhârebeler dolayısıyla gidip gördüğü yerlerdeki sanat âbidelerini inceleme ve kendisindeki o üstün kâbiliyet potasında eritip yeni terkipler vücûda getirme imkânına kavuştu.

    Sinan’ın sanat hayatı için bütün bu seferler, dehâsını besleyen bir büyük tecrübe ve müşâhede zemini oldu. Onun yaklaşık elli yılı, bu şekilde bir bilgi ve tecrübe biriktirme, eşsiz bir estetik kâbiliyeti kazanma ve bunları o müthiş muhayyilesinde yoğurmakla geçti.

    Osmanlı Devleti’nin reâyâ çocukları olan bu devşirmeler, tamâmen âilelerinin rızâsı ile alınır ve kâbiliyetlerine göre yetiştirilirlerdi. Ayrıca o zamanlar yalnız hris­ti­yanlardan değil müslüman çocuklarından da devşirme alınmaya başlanmıştı.[1]

    DÜNYA MİMARLIĞININ ZİRVESİ

    Osmanlı mimarisini farklı bir kavrayışla ele alarak dünya mimarlığının zirvesindeki gelişme noktasına taşıyan tek isimdir. Şehircilik, işletme yönetimi ve en genel anlamda yapı alanının örgütlenmesinde adını en çok duyuran kişi olması, beslenip dayandığı toplumsal alt yapı ve kurumlar kadar kişisel dehasıyla da bağlantılıdır.

    Bu bakımdan sadece biyografisinin dar çerçevesinde incelenirse mimari alanında Sinan’a kadarki gelişmeler anlamsız kalacağı gibi Osmanlı mimarisinin gelişme mantığı da anlaşılamaz. Sinan gerçeğini kendinden önceki üslûpları nasıl aştığını, mimarlık sanatına getirdiği dünya ölçeğindeki yenilikleri, kendisini kuşatan kültür çevresini olaylar dokusu ve örneklerle birlikte düşünmek bu bakımdan kaçınılmazdır. Mimar Sinan’ın hayatı ve eserleri hakkındaki yayınlar, belgelerle kanıtlanmış araştırmalar, polemik ve efsaneler, çok farklı düzeylerdeki yaklaşımlarla küçük bir kütüphaneyi doldurabilecek birikime ulaşmıştır. Le Corbusier ve Frank Lloyd Wright gibi çağdaş mimarlık kuramcılarının zaman zaman onun adını hayranlıkla anmaları yanında V. da Osa adlı yazarın Sinan: The Turkish Michelangelo başlıklı romanı da (New York 1982) bunlara eklenirse büyük ustanın dünya ölçeğinde yeterince tanınmış olduğu söylenebilir.

    RİSALE-İ MİMARİYYE

    Mimar Sinan’ın hayatıyla ilgili en geniş bilgiler, çağdaşı ve yakın dostu olan şair Sâî Mustafa Çelebi’nin kaleme aldığı Tezkiretü’l-bünyân’da bulunur. 994-995’te (1586-1587) kaleme alındığı düşünülen bu tezkire, Mimar Sinan’ın anlattıklarından derlenmiş hayat hikâyesi ve eserlerinin dökümünden oluşmaktadır. Yine Sâî Çelebi tarafından yazılmış olan Tezkiretü’l-ebniye, benzer içerikte bilgilerle geliştirilmiş olmakla birlikte her iki kaynakta verilen yapılar listesinin birbirini tutmadığı, ancak kısmen birbirini tamamladığı görülür. Ayrıca bizzat Mimar Sinan’ın kaleme aldığı ileri sürülen taslak halinde kalmış üç eser daha vardır. Bunlardan Adsız Risâle olarak bilinen nüsha muhtemelen Mimar Sinan’ın yazmayı düşündüğü biyografisinin fihristi niteliği taşır. Risâle-i Mi‘mâriyye adlı eser ise Adsız Risâle’nin biraz daha geliştirilmiş, fakat yarım bırakılmış şekli olmalıdır. Tuhfetü’l-mi‘mârîn de bu ikisine benzerlik gösterir ve Risâle-i Mi‘mâriyye’nin geliştirilmiş edisyonu niteliğindedir (bu üç nüsha da TSMA, nr. D. 1461’de bir arada bulunmaktadır).

    Sinan’ın Sâî Mustafa Çelebi’ye yazdırdığı kabul edilen ve biyografisini ayrıntılı biçimde veren Tezkiretü’l-bünyân’da onun ağzından şunlar anlatılmaktadır: “Bu hakir, Sultan Selim Hân-ı Evvel’in gülistân-ı saltanatının devşirmesi olup Kayseriye sancağında ibtidâ oğlan devşirmek ol zamanda vâki olmuştur.” Yavuz Sultan Selim döneminde yalnız Rumeli’den değil Anadolu’dan da devşirme yapılabileceği konusunda karar alınmıştır. Ayrıca bu sultanın ölümü üzerine bizzat Sinan’ın yazmış olduğu bir şiirde devşirmelik durumu şöyle tekrarlanır: “Anın devşirmesiyem ben kemîne / Aceb lutf eylemiştir bu hazîne.” Daha sonraki yıllarda Sinan’ın Kayseri’deki akrabalarıyla yazışmaları ve ilişkileri devam ettiğinden belgelerle de desteklenen Kayseri-Ağırnas kökeni gerçeğe uygundur. Bu verilere göre Sinan’ın Hırvat, Slav, Acem veya Bosna kökenli olmadığı açıktır. Ayrıca çokça tekrarlandığı gibi dönme (mühtedi) değil devşirmedir. Onun hırıstiyan bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelmiş olması ailenin etnik kökenini açıklayabilecek yeterli ipucunu vermemektedir. O dönemdeki Kayseri müslüman Türk, hırıstiyan Türk, hatta Moğol kalıntılarının yayıldığı bir alan olduğundan inanç sistemine dayalı ayırımlarla sağlıklı sonuçlara varmak mümkün değildir. Bu bakımdan onu belirli bir etnik grup, ırk ya da cemaate bağlama çabaları, kuşkusuz Osmanlı mimarisini de töhmet altına sokan polemiklere alt yapı hazırlamak anlamına gelmektedir.

    Bütün belgelerde rastlanan Sinan adı geçerlidir. Ancak eseri olan Büyükçekmece Köprüsü’ne kazınmış kitâbede “amilehû Yûsuf İbn Abdullah” olarak farklı bir isimle karşılaşılmakta, Dâyezâde’nin Risâle-i Selîmiyye’deki bir derkenarda ise Sinâneddin Yûsuf şeklinde farklı bir isimlendirme görülmektedir. Devşirmelerin babaları için genellikle Abdullah adı kullanılır. Baba adının Abdullah, Abdülmennân, Abdülkerim veya Abdurrahman gibi farklılıklarla yazılmış olması doğaldır. Bunlar doğumla birlikte verilmiş özel adlar olmadığından ufak değişiklikler önemsenmemiştir. Etnik köken konusunda kesin bir sonuca varılmış, meselâ onun Ermeni ya da bir başka kökenden geldiği belgelenmiş olsaydı Osmanlı toplumsal örgütlenme tarzı hakkında bilinenler değişmeyecek, “Osmanlılaştırma” sürecinin işleyişi yeni bir örnekle bir defa daha doğrulanmış olacaktı.

    Âdet olduğu üzere devşirilen çocuk bir ön eğitimden geçmek üzere köklü Osmanlı ailelerinden birinin yanına verilir, bu beraberlik sırasında İslâm dini kadar Türkçe’yi de öğrenmesi sağlanırdı. İlginçtir ki Sinan’ın bir aile yanına verildiğini gösteren hiçbir kayıt yoktur. Ayrıca daha erken yaşlarda şiir yazdığı açıktır. Bir başka deyişle onun konuştuğu dil baştan beri Türkçe idi. Karaman bölgesinde Türkçe konuşan Ortodoks kitlenin büyük bir kısmı Kayseri ve çevresinde yaşamaktaydı.

    Bunların Türkleşmiş Bizanslılar oldukları yolunda iki görüş vardır. Sinan’ın çocukluk arkadaşları ve akrabaları arasında rastlanan İnci, Kumru, Suna, Kaya, Karaç, Budak, Yahşi, Bahadır, Gülistan ve Tanrıverdi gibi isimler birkaç yönden dikkat çekicidir. Öncelikle bu isimlerin İslâmî olmadığı çok açıktır. Öte yandan bunlar arasında Niko, Yani, Kirkor, Ohannes gibi isimlere de rastlanmamaktadır. Sinan’ın öteden beri bölgede yerleşik Ortodoks-Türk ailelerinden birinin çocuğu olması akla en yatkın ihtimal gibi görünmektedir. Pek çok örnekte olduğu gibi sonuçta hıristiyan bir ailenin çocuğu olan Sinan’ın Osmanlı kültüründe yıkanmış bir müslüman tasarımcı olarak bütüne katılabilmesi için yeterince kabiliyetli olduğu farkedilmiş, böyle bir çocuğun köyündeki kaderine terkedilmesi yerine onu Osmanlı seçkinlerine dahil etmek üzere gerekli işlem başlatılmıştı. Çocukluğundan beri Türkçe konuşulan bir aile çevresinde büyümüş olan Sinan daha çok Karamanlı cemaatine yakın veya mensuptu.

    22 YAŞINDA İSTANBUL’A GELDİ

    Hangi tarihte devşirildiği bilinmemekle birlikte İstanbul’a geldiğinde yirmi iki yaşında olduğu ileri sürülür. Bu bakımdan onun 896 (1491) yılından önce doğduğu kabul edilir. Sinan’ın hayranlık uyandıran büyük yapılarla süslü İstanbul’un en canlı noktasında, sultanın sarayına ve Ayasofya Camii’ne yakın bir yerde Atmeydanı’na bakan bir okulda eğitimine başladığı anlaşılmaktadır. Bu eğitiminin de ne kadar sürdüğü belli değildir. Bu sırada kendi isteğiyle neccarlık sanatına eğilim gösterdiğini bizzat kendisi belirtir. Yavuz Sultan Selim döneminde orduyla birlikte Çaldıran’da bulunduğuna dair bilgiler şüphelidir. Kendisinin bir süre padişahın hizmetinde Arap ve Acem diyarlarını gezip dolaştıktan sonra yine İstanbul’a döndüğü yolundaki ifadeleri böyle bir kanaate yol açmıştır. Ancak Mısır seferine katıldığı ve mimari çevreyi tanıdığı, Selçuklu ve Safevî dönemi yapıları kadar antik yapılar ve Mısır piramitlerinin onu çok etkilediği, mimari-şehir ilişkileri konusunda zengin bir birikim kazanmış olduğu açıktır.

    KATILDIĞI SEFERLER

    Kesin şekilde katıldığını belirttiği ilk iki sefer Kanûnî Sultan Süleyman’ın Belgrad (927/1521) ve Rodos (1522) seferleridir. Bu seferlere yeniçeri piyadeleri arasında katılmış, hizmetleri karşılığında atlı sekbanlar arasına girmiştir. Hemen ardından Mohaç Savaşı’nda bulunmuş ve acemi oğlanları yayabaşılığı görevi kendisine verilmiştir. Daha sonra kapı yayabaşısı (kapıkulu yayabaşı) olmuş ve zemberekçibaşılığına tayin edilmiştir. 1532’de Alaman ve 1534’te Irakeyn seferlerinde gösterdiği başarıları ile dikkat çekmiş, kendi ifadesine göre bu sonuncu sefer sırasında Lutfi Paşa’nın emriyle Tatvan’da üç kadırga yapmış ve bu gemileri top, tüfek gibi silâhlarla donatıp idaresini üstlenerek Safevî birliklerinin durumu hakkında bilgi toplamıştır. Ardından yine kendi anlatımına göre haseki olarak Pulya / Körfüz (Korfu) seferine iştirak etmiş (944/1537), hemen sonra 1538’deki Boğdan seferi sırasında Prut nehri üzerinde bir köprü kurularak ordunun karşı yakaya geçirilmesi istendiğinde Lutfi Paşa’nın tavsiyesi üzerine bu iş kendisine havale edilmiştir.

    Kırk sekiz yaşında olduğu bir sırada su üzerinde uyguladığı ahşap inşaat teknolojisindeki ustalığını gözler önüne seren Sinan’ın on üç günde yaptığı köprü âdeta efsane olmuştur. Bu inşaatın ardından köprüyü korumak için bir kule yapılması teklifine karşı çıkmış, hatta bu sebeple Lutfi Paşa ile tartışmış, bundan dolayı başına bir iş geleceği hususunda endişe içine dahi düşmüştür. Fakat umduğunun aksine Lutfi Paşa onu takdir etmiş, “Acem Alisi” adıyla tanınan mimarbaşının ölümünden (1537) sonra Sinan’ı bu göreve getirmiştir. Kendisi de birçok seferde padişahın yakınında bulunup hizmet ettiğini, çeşitli rütbeler aldığını, fakat asıl amacının mimarlık olduğunu belirtir. Bundan sonraki yıllara ait belgelerde imza ve mührüne rastlanmaktadır. İmzası “el-fakīr Sinan sermi‘mârân-ı hâssa” ifadesini taşırken elips biçimli mührünün ortasında, “el-fakīrü’l-hakīr Sinan”, çevresinde ise “bende-i miskîn kemîne derd-mend-i ser-mi‘mârân-ı hâssa-müstmend” ifadesi kazınmıştır. Kısacası ölümüne kadar “reîs-i mi‘mârân” olarak kalmıştır.

    MİMAR BAŞI OLMASI

    Mimarbaşılık görevini kırk sekiz yaşında üstlenen Sinan mesleğinde kaydettiği aşamaları üç ayrı yapıyla somutlaştırarak tanımlar: “Çıraklık eserim” dediği Şehzade Camii ile (955/1548) ilk büyük sultan camisini tamamlamıştır. Kanûnî Sultan Süleyman ölen şehzadesi adına bir külliye yaptırmak istemiş, bu inşaat o sırada elli dört yaşında bulunan Sinan’a verilmiştir. Bu yapının tamamlanmasından birkaç yıl sonra sultanın adıyla yeni bir cami ve külliyenin inşasına başlamış ve yedi yıl içinde İstanbul’un ve bütün imparatorluğun en görkemli yapılarından biri tamamlanmıştır (1557). Süleymaniye’yi “kalfalık eserim” diye nitelendiren ustanın II. Selim adına, bu defa Edirne’de inşa ettiği cami Sinan’ın en büyük eseri olarak gösterilir. Bu yapı tamamlandığında seksen üç yaşındaydı ve yaşlılığından dolayı artık “Koca” lakabıyla anılıyordu. 992 (1584) yılında hacca giden Sinan kendi yerine Mehmed Subaşı adıyla tanınan mimarı vekil olarak bırakır. Hac dönüşünde ve 100 yaşı civarında olduğu halde görevini büyük bir coşkuyla sürdürerek 996’da (1588) vefat eder. Yakın arkadaşı Sâî Mustafa Çelebi, bu dünyadaki yol arkadaşlığının son bulduğunu görerek onun mezar kitâbesini şu satırlarla bitirir: “Geçti bu demde cihandan pîr-i mi‘mârân Sinân.” Bugün Süleymaniye Külliyesi’nin bir köşesindeki küçük toprak parçasında yatmakta olan Sinan’ın hayat süreci ve ortaya koyduğu mimari, etnik kökeni üzerine açılan tartışmaları anlamsız kılmaktadır. Onun başarısı, doğduğu köy ya da mensubu olduğu aileden çok belirli bir uygarlıkla bütünleşen sanatçının başarısından başka bir şey değildir. Tarihsiz olan vakfiyesine göre hanımı Mihrî kendisi hayattayken ölmüş, ayrıca oğlu Mehmed Bey şehid olmuştur. Vakfiyede iki kızının ve iki torununun adına rastlanır. Vakfiyesinde on sekiz ev, otuz sekiz dükkân, araziler, ev yerleri, bahçe, kayıkhâne, su yolu, değirmen gibi mal varlığı zikredilir. Nakit miktarı ise 300.000 akçedir.

    OSMANLI MİMARİSİNDE SİNAN OKULU

    Sinan’ın hayatı boyunca inşa ettiği eserlerin sayısı tartışmalıdır. Döneme ait kaynakların karşılaştırılmasıyla 452 yapıdan oluşan bir liste belirlenirken bazı el kitapları ve ansiklopedilerde 350 civarında eser yaptığı yazılıdır. Mimarın yüzyıla yakın yaşadığı bilinir. Buna rağmen kaynakların verdiği yapı sayısı düşündürücüdür. Ülkenin genişliği ve ulaşımın at sırtında yapıldığı göz önüne alınırsa başmimarın her eseri bizzat inşa etmediği, ayrıntılarla tek tek uğraşmadığı, bazı yapıların sadece planlarını çizdiği, projeyi gözden geçirdiği, yardımcıları vasıtasıyla inşaat süreçlerini denetlediği düşünülebilir. Bu durumun getirdiği bir başka sonuç da yapıların kâğıt üzerine çizilmiş projelere göre inşa edildiğidir. Klasik dönem Osmanlı mimarisindeki üslûp bütünlüğünün geniş bir coğrafyaya yayılmış olması üslûbu tek merkezin belirlediğini ortaya koymaktadır. Şu halde her yere koşuşturan bir Sinan yerine birbirinden uzak yapı alanlarına ulaşan ustalar, kalfalar ve planlardan söz etmek akla yatkın bir Osmanlı çözümü olarak gözükmektedir.

    Her mimari üslûp gibi Osmanlı mimarisi de ilk etkisini dış görünüşünde, insan gözünü hareket ettiren çizgilerde, bir başka deyişle kütle kompozisyonunda dışa vurur. Klasik Osmanlı mimarisi dendiğinde kubbeler ve minarelerin uyum içinde dengelendiği bir dış görünüş akla gelmekle birlikte köprü, su kemeri ve kervansaray gibi yapı tipleri de göz önüne alınırsa mimarideki üslûp sorununun farklı bir genişlikte düşünülmesi gerekecektir. Ancak türbe, medrese ve diğer mimari tipler arasında her anlamda yenilikleri deneyerek büyüyen cami mimarisi daha dikkat çekicidir. Bu bağlamda Sinan’ın Osmanlı mimarisine katkıları birkaç boyutta ilerlemiştir. O güne kadar denenmiş biçimler ve teknikleri yaklaşık aynen uygularken temel olarak mekân kavramını etkili hale getirmiştir.

    Merkezî ve toplu mekân arayışına bağlı olarak dört, altı ve sekiz desteğe oturan strüktür, daha önce hem de oldukça büyük ölçülerde denenmiş olmasına rağmen bu formüller Sinan tarafından ele alınırken giderek yalınlaşmıştır. Bu bağlamda onun inşaat anlayışına bir çeşit “iskelet mimarisi” denebilir. Bu mimaride duvarlar sadece mekânı sınırlamakta, taşıyıcı olmayan bu duvarlar sık sık delinebildiği için iç mekâna ışık sağlayan çok sayıdaki pencere bütün yüzeylere yayılabilmektedir. Bursa, Edirne ve Balkanlar’daki Sinan öncesi camilerde pencere düzeni masif duvarlar üzerinde sınırlı bir işlev taşıyordu. Loş iç mekân özelliği, büyük İran camileriyle İstanbul Ayasofyası başta olmak üzere Bizans mimarisi için de geçerliydi. Sinan, kütlenin sistematik delinmesini sağlayarak hem yüzey tasarımını geliştirmiş hem de içeriye dağılan gün ışığını arttırmıştır. İç mekâna ışık sağlayan pencereler, Fâtih Sultan Mehmed döneminden beri süregelen dıştaki prizmatik yüzeylerin içini boşaltırken büyük kemerlerin içine en akılcı biçimde yayarak istiflediği açıklıklarla aynı çarpıcı ritmi ayrıntıda ve genelde buluşturmuştur.

    MİMARİDE YENİ BAKIŞ AÇISI

    Birkaç yüzyıldır daha sert ve köşeli bir kütle halinde ilerleyen mimarinin yumuşatılması rahatlatıcı yeni bakış açıları kazanırken örtü ile alt yapı arasındaki ayırımlar parçalı, çokgen ve basamaklı geçiş elemanlarıyla daha akıcı bir üslûp sergilemeye başlar. Gözü rahatlatan bütün bu unsurlar arasında özellikle kubbeyi destekleyen ayakların yukarıya uzantısı olan köşe kuleleri Sinan’ın yapılarında değişik formlar gösterir. Gözü hareket ettiren basamaklı çizgi, ana kubbenin kavsini tamamladıktan sonra bu küçük kulelerde bir süre oyalanarak ya da yarım kubbe yaylarından süzülerek inişe devam eder. Kubbeyi çepeçevre kuşatan ve yarım kemer halinde kubbe tabanına yaslanan uçan payandaların kubbeyle ilişkisi ve beden duvarlarını destekleyen payandaların plastik bir değer kazanması Sinan okulunda gerçekleşmiş, daha sonraki yapılarda bütün bu elemanlar mimarinin önemli parçaları olmaya devam etmiştir.

    Sinan’ın Osmanlı cami kütlesine eklediği en önemli unsurlardan biri de yan cephelere yerleştirdiği revaklardır. Tek veya iki katlı olarak narin sütunlarla desteklenmiş çıkıntılı ahşap örtüleriyle göze çarpan yarı açık mekânlar cepheyi hareketlendirmekte, ibadet yapılarına sivil mimarinin çağrışımlarını yüklemektedir. Süleymaniye ve Edirne Selimiye’de ayrılmış bir parça olarak cephelere eklenen bu unsur, daha sonra Sinan’ın öğrencileri tarafından devralınarak Sultan Ahmed Camii ve Eminönü Yenicami’deki uygulamalarıyla devam etmiştir. Selçuklu camilerinin yatay geliştirilmiş kütleleri Beylikler devrinden başlayarak bir yükseliş göstermiş, Sinan yapılarında bu hareket dengesini bulmuş, İstanbul’daki sultan camilerinde olduğu gibi yapı kütlesi bir eşkenar üçgenle örtüşebilen oranlarla tesbit edilmiştir. Yükseliş Sinan’dan sonra devam etmiş, fakat piramidal dengenin yukarıya doğru zorlanışı klasik çağdaki uyumu yok etmiştir.

    Kubbeye göre çok daha vazgeçilmez olan minarenin ana yapı ile olan ilişkisi her zaman ciddi bir sorun olarak belirmiş, minarenin yerini belirleme konusundaki kararsızlık uzun süre devam etmiştir. Sinan’a kadar plandaki yeri kesinleşmeyen minareler, yeni ölçü ve esaslar çerçevesinde klasik tutumun belirleyici unsurlarından biri olmuştur. Tek minareli uygulamalarda genellikle girişin sağındaki köşe, iki minareli uygulamalarda ise her iki köşe kullanılmıştır. İstanbul Beyazıt (1505), Üsküdar Mihrimah Sultan (1547) ve Şehzade (1544-1548) camileri ana cephe köşelerindeki minarelerle klasik denkleme bağlı örneklerdir. Oldukça erken bir tarihte Edirne Üç Şerefeli’de (851/1447) başlayan dörtlü uygulama minarelerin yerlerini ana kütle ve avlu köşeleri olarak belirlemiştir ki bu formül Süleymaniye’de tekrarlanır. Yine dörtlü uygulama olmakla birlikte Edirne Selimiye’de ana mekânın köşelerine yerleştirilen minareler, bu defa merkezî şemayı vurgulamak üzere ana kubbeyi çeviren unsurlar olarak dikkati çeker. Sinan okulunun güçlü izleyicisi Sedefkâr Mehmed Ağa’nın Sultan Ahmed örneği (1609-1617) ilk ve tek deneme olarak altı minareyle karşımıza çıkar. Sinan uygulamalarında minarelerin sayısı kadar bu kulelerin ana kütleyle olan boyut ilişkisi üzerinde özenle durulduğundan yapıların şehrin siluetine katkıları ayrıca önem kazanır.

    Sinan mimarisinde kütle kompozisyonu prizmatik hacimlerle küresel hacimlerin dengesine bağlıdır. Alt yapıda toprağa çizilen plan çizgilerinin yönlendirdiği beden duvarları yükseldikçe çokgen kasnaklar ve yarım kürelere doğru daralır. Sonuçta genel etki, barok ya da rokoko karakterlerde görülen kıvrımlara hiç sapmadan ilerlerken düzgün kesme taşların ağır ve ciddi havası malzemenin kalıcı ve sağlam karakterini dile getirmektedir. Bu bütündeki örtü sisteminin en etkileyici unsuru olan kubbeler Türk mimarisinde öteden beri farklı boyut ve konumlarda ele alınmıştır. Yatay gelişmenin düşey yükselmeye dönüşmesi, çok sütunlu planın daha az sayıdaki desteklerle derlenip toparlanması, yer yer tonoz ve düz çatı kullanılmakla birlikte yarım kubbelerin benimsenmeye başlanması, kubbenin adım adım büyümesi, Osmanlı mimarisinde Sinan okuluna yaklaşmakta olan gelişme çizgisinin son aşamalarını temsil eder.

    MİMAR SİNAN’IN KUBBELERİ

    Osmanlı mimarisinin klasik öncesi aşamalarında plan çeşitliliğine rağmen kubbe ve yarım kubbelerin alt yapıyla kaynaşması sağlanmıştır. Bu bağlamda Bizans-Osmanlı ayırımı örtü unsurlarında da kendini belli eder. Sinan’ın sıkça gözlemleme fırsatı bulduğu Bizans mimarisi bir kubbe mimarisi değildir. Bir başka deyişle bu küresel eleman mimari gelişmede büyük ve etkili olabilecek bir örtü konumuna gelmemiştir. Ayasofya dışında kubbe çapları âdeta ısrarla küçük tutulmuştur. Üstelik sorun yalnızca çap ya da büyüklük sorunu değildir. Kubbe kasnağı çoğu defa kubbenin kendisinden yüksek olabilmektedir. Özellikle son Bizans döneminde bu yükseklik iyice artarak görüntü bir kubbeden çok bir kuleye dönüştürülmüştür. Osmanlı ve hatta Selçuklu kubbelerinde kasnağın hemen daima mâkul bir yükseklikte tutulduğu, kubbe ile ana kütle arasında daha olumlu bir geçiş sağlandığı görülür. Ayrıca bu unsur yarım kubbelere bölünüp üretilmiş, hâkim örtü sistemi olarak ana kubbe ve onun parçaları halinde basamaklandırma da sağlanmıştır.

    MİMAR SİNAN HANGİ CAMİLERİ YAPMIŞTIR?

    Mimar Sinan; 92 cami, 52 mescit, 55 medrese, 7 darül-kurra, 20 türbe, 17 imaret, 3 darüşşifa (hastane), 6 su yolu, 10 köprü, 20 kervansaray, 36 saray, 8 mahzen ve 48 de hamam olmak üzere 365 eser vermiştir.

    Mimar Sinan’ın yaptığı camiler:

    1. İstanbul Süleymâniye Câmii,
    2. İstanbul Şehzâdebaşı Câmii,
    3. Haseki Camii,
    4. Mihrimah Sultan Camii – Edirnekapı
    5. Mihrimah Sultan Câmii – Üsküdar’da, iskelede
    6. Rüstem Paşa Câmii (Tahtakale’de),
    7. Sokullu Mehmed Paşa Câmii (Kadırga Limanında),
    8. Sokullu Mehmed Paşa Câmii (Azapkapısı’nda),
    9. Sokullu Mehmed Paşa Câmii (Büyükçekmece)
    10. Odabaşı Câmii (Yenikapı yakınında),
    11. Hamâmî Hâtun Câmii (Sulumanastır’da),
    12. Ferruh Kethüdâ Câmii (Balat Kapısı içinde),
    13. Kara Camii – Sofya
    14. Kazasker İvaz Efendi Camii
    15. Kılıç Ali Paşa Camii (Tophane’de),
    16. Ahî Çelebi Câmii (İzmir İskelesi yakınında),
    17. Ebü’l-Fazl Câmii (Tophâne üstünde),
    18. Sinan Paşa Camii (Beşiktaş’ta),
    19. Eski Vâlide Câmii (Üsküdar’da),
    20. Ferhad Paşa Câmii (Çatalca’da),
    21. Drağman Yunus Camii
    22. Gazi Ahmet Paşa Camii
    23. Hadım İbrahim Paşa Camii
    24. Abdurrahman Paşa Camii (Kastamonu, Tosya’da)
    25. Molla Çelebi Camii
    26. Nişancı Paşa Çelebi Câmii (Kiremitlik’te),
    27. Piyale Paşa Camii
    28. Rüstem Paşa Câmii – Tahtakale
    29. Selimiye Camii – Edirne
    30. Zâl Mahmûd Paşa Câmii – Eyüp
    31. Çavuşbaşı Camii – Sütlüce
    32. İskender Paşa Câmii (Kanlıca’da),
    33. Şah Sultan Camii – Eyüp
    34. Şehzade Camii – Şehzadebaşı
    35. Şehzâde Cihangir Câmii (Tophâne’de),
    36. Şemsi Ahmed Paşa Câmii (Üsküdar’da),
    37. Osman Şah Vâlidesi Câmii (Aksaray’da),
    38. Sultan Bâyezîd Kızı Câmii (Yenibahçe’de),
    39. Ahmed Paşa Câmii (Topkapı’da),
    40. Sokullu Mehmed Paşa Câmii (Hafsa’da, Trakya),
    41. Sokullu MehmedPaşa Câmii (Burgaz’da),
    42. İbrâhim Paşa Câmii (Silivrikapı’da),
    43. Bâli Paşa Câmii (Hüsrev Paşa Türbesi yakınında,
    44. Hacı Evhad Câmii (Yedikule yakınında),
    45. Kazasker Abdurrahmân Çelebi Câmii (Molla Gürânî’de),
    46. Mahmûd Ağa Câmii (Ahırkapı yakınında),
    47. Hoca Hüsrev Câmii (Kocamustafapaşa’da),
    48. Defterdar Süleymân Çelebi Câmii (Üsküplü Çeşmesi yakınında),
    49. Yunus Bey Câmii (Balat’ta),
    50. Hürrem Çavuş Câmii (Yenibahçe yakınında),
    51. Sinan Ağa Câmii (Kâdı Çeşmesi yakınında),
    52. Süleymân Subaşı Câmii (Unkapanı’nda),
    53. Kasım Paşa Câmii (Tersâne yakınında),
    54. Muhiddin Çelebi Câmii (Tophâne’de),
    55. Molla Çelebi Câmii (Tophâne Beşiktaş arasında),
    56. Çoban Mustafa Paşa Câmii (Gebze’de),
    57. Pertev Paşa Câmii (İzmit’te),
    58. Rüstem Paşa Câmii (Sapanca’da),
    59. Rüstem Paşa Câmii (Samanlı’da),
    60. Rüstem Paşa Câmii (Bolvadin’de),
    61. Rüstem Paşa Câmii (Rodoscuk’ta),
    62. Mustafa Paşa Câmii (Bolu’da),
    63. Ferhad Paşa Câmii (Bolu’da),
    64. Mehmed Bey Câmii (İzmit’te),
    65. Osman Paşa Câmii (Kayseri’de),
    66. Hacı Paşa Câmii (Kayseri’de),
    67. Cenâbî Ahmed Paşa Câmii (Ankara’da),
    68. Lala Mustafa Paşa Câmii (Erzurum’da),
    69. Sultan Alâeddin Selçûkî Câmiinin (Çorum’da) yenilenmesi,
    70. Abdüsselâm Câmiinin (İzmit’te)yenilenmesi,
    71. Kiliseden dönme Eski Câminin (İznik’te)Sultan Süleymân tarafından yeniden yaptırılması,
    72. Hüsreviye (Hüsrev Paşa)Câmii (Haleb’de),
    73. Sultan Murâd Câmii (Manisa’da),
    74. Orhan Câmiinin (Kütahya’da)yenilenmesi,
    75. Kâbe-i şerîfin kubbelerinin tâmiri,
    76. Hüseyin Paşa Câmii (Kütahya’da),
    77. Sultan Selim Câmii (Karapınar’da),
    78. Sultan Süleymân Câmii (Şam, Gök Meydanda),
    79. Taşlık Câmii (Mahmûd Paşa için, Edirne’de),
    80. Defterdar Mustafa Çelebi Câmii (Edirne’de),
    81. Haseki Sultan Câmii (Edirne, Mustafa Paşa Köprüsü başında),
    82. Cedid Ali Paşa Câmii (Babaeski’de),
    83. Semiz Ali Paşa Câmii (Ereğli’de),
    84. Bosnalı MehmedPaşa Câmii (Sofya’da),
    85. Sofu MehmedPaşa Câmii (Hersek’te),
    86. Maktul Mustafa Paşa Câmii (Budin’de),
    87. Firdevs Bey Câmii (Isparta’da),
    88. Memi Kethudâ Câmii (Ulaşlı’da),
    89. Tatar Han Câmii (Kırım, Gözleve’de),
    90. Vezir Osman Paşa Câmii (Tırhala’da),
    91. Rüstem Kethüdâsı Mehmed Bey Câmii (Tırhala’da),
    92. Mesih Mehmed Paşa Câmii (Yenibahçe’de).
  • Evrimağacı sitesinin evrime dair okunmasını tavsiye ettiği kitap listesidir. İhtiyacı olanlar için paylaşayım dedim. İyi okumalar
     

    Evrimin Temelleri ve Genel Evrim ile İlgili Kitaplar

    Evrim Kuramı ve Mekanizmaları, Çağrı Mert Bakırcı, Kor Kitap (Evrime sağlam bir giriş yapmak ve/veya aklınızdaki hatalı bilgilerden arınmak için bu kitapla başlayın.)

    Evrenin Karanlığında Evrimin Işığı, Çağrı Mert Bakırcı (ed.), Kor Kitap (Evrim konusunda kapsamlı ve çok yönlü bir algıya erişebilmek için bu kitabı okuyun.)

    Evrim, Douglas J. Futuyma, Palme Yay. (Diğer hiçbir kitabı almayıp bunu alabilirsiniz. Ders kitabıdır; ancak evrimi tüm detaylarıyla, harika bir şekilde öğrenmenizi sağlar.)

    Evrimsel Analiz, Scott Freeman, Jon C. Herron, Palme Yay. (Diğer hiçbir kitabı almayıp bunu alabilirsiniz. Ders kitabıdır; ancak evrimi tüm detaylarıyla, harika bir şekilde öğrenmenizi sağlar.)

    Türlerin Kökeni, Charles Darwin, Alter Yay. / Gün Yay / Evrensel Yay. (Kor Kitap'ın veya Alfa Kitap'ın çevirisi tavsiyemizdir. Bu şaheseri okumadan önce, şu makalemize bir göz atmanızı tavsiye ederiz.)

    Ataların Hikayesi, Richard Dawkins: Hil Yay. (Dawkins tarafından yazılmış bizce en güçlü ve işe yarar evrim kitabı için, bunu almanızı tavsiye ederiz; diğer tüm kitaplarından daha faydalı evrimi öğrenmek için)

    Evrim Kuramı, John Maynard Smith, Evrim Yay. (Evrimin tarihsel gelişimini ve büyük "babalarından" birini doğrudan okumak için bunu tavsiye ederiz)

    Evrim Neden Gerçektir, Jerry Coyne, Palme Yayıncılık

    Evrim: Bir Fikrin Zaferi, Carl Zimmer, Alfa Yayınları

    İçimizdeki Balık, Neil Shubin, NTV Yayınları (Birden fazla veri hattının ve bilim dalının bir araya gelerek evrimi nasıl ispatladığını ve evrimsel argümanlara nasıl güç kattığını öğrenmek için bu kitabı okuyun.)

    Evrim Atlası, Çağlar Sunay, Peter Barrett, Douglas Palmer, Muzaffer Özgüleş, İş Bankası Yay. (Daha ziyade "kolay bilgiler" ve çocukların ilgisini çekmek için bulundurmanızı tavsiye ederiz.)

    Neredeyse Bir Balina, Steve Jones, Evrensel Yay. (Evrimle ilgili enfes perspektifler sunan, mutlaka okunması gereken bir kitap)

    Pandanın Başparmağı, Stephen Jay Gould, Versus (Evrime son derece özgün bir bakış kazanmanızı sağlayacak, çok kıymetli bir kitap)

    Evrimin Dört Boyutu, Eva Jablonka & Marion Lamb, Boğaziçi Üniversitesi Yay. (Kimi okur ağır olabilecek olsa da, mutlaka okunması gereken, çok önemli konulara harika derinlikte giren bir kitap).

    Evrim, TÜBİTAK (Arada birazcık nostalji iyidir.)

    Evrim, Francisco Ayala, Aylak Kitap

    Evrim, Ali Demirsoy, Asi Kitap

    Herkes İçin Evrim: Darwin’in Teorisi Hayata Bakış Açımızı Nasıl Değiştirir?, David Sloan Wilson, Metiş Yay.

    Ben Maymun Muyum? Evrim Hakkında Altı Büyük Soru, Francisco Ayala, Boğaziçi Üniversitesi Yay.

    Evrim Nedir, Ernst Mayr, Say Yay. (Mayr, gelmiş geçmiş en büyük evrimsel biyologlardan birisi. Kitapları mutlaka okunmalı ve bu, harika bir başlangıç.)

    Biyoloji Budur, Ernst Mayr, TÜBİTAK (Biyolojinin kalbinde yer alan evrimin, biyolojinin bütününe etkisi ve biyolojinin tam anlamıyla ne olduğunu öğrenmek için mutlaka okunmalı)

    Darwin Ne Yaptı?, Öner Ünalan, Papirüs Yay.

    Dünü ve Bugünüyle Evrim Teorisi, Kolektif, Evrensel Yay.

    Türlerin Kökeni (Resimli Uyarlama), Michael Keller, Versus Kit.

    Türlerin Kökeni (Manga), Hüseyin Can Erkin (çev.), Yordam Kit.

    Darwin'in Tehlikeli Fikri, Daniel Dennett, Alfa Yayınları (Ağır kitaptır; ancak ufkunuzu genişletir. Zorlu bir kitabı alt etmeye varsanız, belli bir temel edindikten sonra okumanızı tavsiye ederiz.)

    Maymundan mı Geldik?, Kolektif, Bilim ve Ütopya Kitaplığı 

    Evrim Sürüyor, Iraz Akış & Zelal Durmuş, Yazılama Yay.

    Evrimin Işığında, Kolektif, Yazılama Yay.

    50 Soruda Yaşamın Tarihi, Deniz Şahin, Bilim ve Gelecek Kit.

    Dersimiz Evrim, İlhan Akalın, Yurt Kitap Yay.

    Seksüel Seçme, Charles Darwin, Onur Yay.

    Sevişen Beyin, Geoffrey Miller, NTV 

    Kızıl Kraliçe, Matt Ridley, Yapı Kredi Yay.

    Evrim Serüveni, Sedat Ölçer, Metiş Yay.

    Neandertal, Dimitri Papagianni & Michael A. Morse, Trend Yayınevi

    Yaşamın Tüm Çeşitliliği, Stephen Jay Gould, Versus

    Darwin ve Sonrası Doğa Tarihi Üzerine Düşünceler, Stephen Jay Gould, TÜBİTAK

    Darwin ve Darwincilik, Patrick Tort, Dost Yay.

    Darwin ve Evrimin Bilimi, Yapı Kredi Yayınları 

    Darwin ve Evrim Teorisi, Marc Giraud, Alfa Yay.

    Kalıtım ve Evrim, Ali Demirsoy, Meteksan 

    Evrimin Öyküsü, Vural Yiğit, Evrim Yay.

    Evrimsel Biyoloji Yazıları, Ergi Deniz Özsoy, Bilgesu Yay.

    Yaşam, Evrim ve Biz, Tamer Kaya, Alfa Yay.

    Gen Bencildir, Richard Dawkins, Kuzey Yay. (Evrimsel biyoloji tarihini ve gidişatını değiştiren, önemli bir çalışma. Dili biraz ağır olsa da, daha basit kitaplarla temeli attıktan sonra okunmalıdır.)

    Gen Çeviktir, Matt Ridley, Boğaziçi Üniveritesi Yay.

    Genom, Matt Ridley, Boğaziçi Üniversitesi Yay.

    Kör Saatçi, Richard Dawkins, TÜBİTAK (Evrime yönelik en temel kitaplardan birisi. Yeni başlayanlar için ağır olabilir; ama bir noktada okumak şart.)

    Olağandışı Yaşamlar, James L. Gould, Carol Grant Gould, TÜBİTAK

    Mem Makinesi, Susan Blackmore, Alfa Yay.

    Paleontoloji & Evrim: Felsefi Bir Yaklaşım, Derek Turner, Boğaziçi Üniversitesi Yay.

    Yaşamın Yükselişi: Evrimin 10 Büyük İcadı, Nick Lane, Aylak Kitap

    Atalarımızın Gölgesinde, Carl Sagan & Ann Druyan, Say Yay.

     


    Bilim-Din Çatışmasında Evrim

    Harun Yahya Safsatası ve Evrim Gerçeği, Bilim ve Gelecek Kit. (Büyük sorulara yüzeysel ve kısa cevapları bulabileceğiniz, muhtemelen cevapları yeterince tatmin edici ve derin bulmayacağınız, ama yine de bulundurmaya ve okumaya değer bir kitap)

    Evrim Kuramının Dayanılmaz Bilimselliği, Yaman Örs, Bilim ve Gelecek Kit.

    Evrim Bilimi ve Yaratılış Efsanesi: Neyin Gerçek ve Neden Önemli Olduğunu Bilmek, Ardea Skybrek, Yordam Kit.

    Yaratılış mı, Evrim Mi?, Andrew Petto & Laurie R. Godfrey, Ayrıntı Yay. 

    Evrim ve Yaratılışçılık, Michael Shermer, Varlık

    Evrim Kuramı ve Bağnazlık, Cemal Yıldırım, Bilim ve Gelecek Kit.

    Bilim ve Yaratılışçılık: Amerikan Ulusal Bilimler Akademisi Görüşü, Türkiye Bilimler Akademisi (TÜBA) 

    Charles Darwin ve Evrim Tartışmaları, Bill Price, Kalkedon Yay. 

    Darwin, Tanrı ve Yaşamın Anlamı, Steve Stewart Williams, Say Yay.

    Yüzyılın Davası, Edward J. Larson, İzdüşüm 

    Yeryüzündeki En Büyük Gösteri, Richard Dawkins, Kuzey Yay. (Hristiyanlıkla ilgili tartışmalara gereğinden fazla girildiği için ülkemiz kültürü için anlamı daha zayıf olan; ama yine de okunmasının faydalı olacağını düşündüğümüz bir eser)

     


    İnsan Evrimi ve Antropoloji ile İlgili Kitaplar

    İnsanın Türeyişi, Charles Darwin, Gün Yay. / Onur Yay.

    50 Soruda İnsanın Tarihöncesi Evrimi, Metin Özbek, Bilim ve Gelecek Kit.

    Tüfek, Mikrop, Çelik, Jared Diamond, TÜBİTAK ("İnsan"dan anlamak isteyen herkesin mutlaka okuması gereken bir başyapıt)

    Hayvanlardan Tanrılara: Sapiens, Yuval Noah Harari, Kolektif Kitap (Evrim tarihini genel olarak öğrenmek açısından son derece popüler ve kolay okunan bir kitaptır; ancak akademik altyapısı konusunda eleştiriler de yok değil)

    Modern İnsanın Kökeni, Roger Lewin, Say Yay.

    Göl İnsanları, Richard Leakey, Roger Lewin, TÜBİTAK

    Biyoloji Açısından İnsan, Jean Rosland, Varlık

    İnsan Evrimi, Bernard Wood, Dost Kitabevi

    Bilgi Ağacı: İnsan Anlayışının Biyolojik Temelleri, Humberto R. Maturana, Francisco G. Varela, Metis Yay.

    Tarih Öncesi İnsan, Robert J. Braidwood, Arkeoloji ve Sanat Yay.

    İnsanın Yükselişi: Türümüzün Biyolojik ve Kültürel Evrimine Bir Bakış, Jakob Bronowski, Say Yay.

    İnsan Nasıl İnsan Oldu, M. İlin, E. Segal, Say Yay.

    İnsan Evrimine Yolculuk, Vural Yiğit, Evrim Yay.

    İnsan Olmak, Engin Gençtan, Metis Yay.

    İnsan Olmak, John Gribben, Mary Gribben, Dost Kit.

    Dünden Bugüne İnsan, Metin Özbek, İmge Yay.

    Üçüncü Şempanze, Jared Diamond, Alfa Yay.

    İnsanın Kökeni, Richard Leakey, Varlık Yay. 

    Soyağacımızdaki Maymun, Eugene Harris, Koç Üniversitesi Yay.

    Antropoloji: İnsan Çeşitliliğine Bir Bakış, Conrad Phillip Kottak, Ütopya Yay.

    İnsanın Yanlış Ölçümü, Stephen Jay Gould, Versus Kit.

    İnsan Türünün Kökeni ve Gelişimi, V.P. Alekseyev, Sosyal Yay.

    İnsan ve Evrim Gerçeği, Adam Şenel, Özgür Üniversite Kitaplığı 

    İnsan ve Evrim, Güven Arsebük, Ege Yay.

    Doğanın İnsanlaşması, Serol Teber, Say

    İlk Şempanze: İnsanın Kökeninin Peşinde, John Gribbin & Jeremy Cherfas, Alfa Yay.

    Kuramsal Yaklaşımlar Işığında İnsanın Biyokültürel Evrimi, Hüseyin Türk, Bilim Yay.

    İnsan Vücudunun Öyküsü: Sağlık, Hastalık ve Evrim, Daniel Lieberman, Say Yay.

     


    Charles Darwin ve Beagle Yolculuğu ile İlgili Kitaplar

    Charles Darwin’in Özyaşam Öyküsü, Francis Darwin, Daktylos Yay. (Charles Darwin'in kendisi tarafından yazılan, mutlaka okunması gereken özyaşam öyküsü)

    Charles Darwin, Katrin Hahnemann, İş Bankası Kültür Yay.

    Darwin ve Beagle Serüveni, Alan Moorehead, TÜBİTAK (Son derece başarılı bir diğer biyografi)

    Charles Darwin: Bir Doğabilimcinin Evrimi, Richard Milner, Evrim Yay

    Charles Robert Darwin, İş Bankası Yay. (Mutlaka okunması gereken harika bir biyografi).

    Charles Darwin, Alan Gibbons, İş Bankası Yay.

    Charles Darwin Kimdi?, Deborah Hopkinson, Beyaz Balina Yay.

    Charles Darwin: Evrim Devrimi, Rebecca Stefoff, TÜBİTAK

    Darvin, Galip Ata, Bilim ve Ütopya Kit. 

    Meraklısına Darwin, Pascal Picq, Yapı Kredi Yay.

    Darwin Gerçeği, Benjamin Farrington, Çağdaş Yayınları

    Bilim İnsanlarımız Darwin’i Selamlarken, Alper Dizdar, Yazılama Yay.

    Darwin Sizi Seviyor, George Levine, Metis Bilim

    Darwin ve Beagle Gemisi’yle Yolculuğu, Felicia Law, Optimist Yay

    Cennetten Akan Irmak, Richard Dawkins, Varlık Yay.

    Doğanın Gizli Bahçesi, Edward O. Wilson, Say Yay.

    Süreç Kuram ve Kavram Olarak Evrim, Yaman Örs, Kaynak Yay.

    Darwin Kuramı Seçme Yazılar, Eleştiriler, Pan Yay. ve TÜBİTAK

    Evren ve Evrim, Cihan Türkoğlu, Doruk Yay.

    Evrim, Bilim ve Eğitim, Üniversite Konseyleri, Nazım Kitaplığı

    Evrim Adamı, Roy Lewis, Dost

    Evrim Kuramı Üzerine Sorular, Charles Devillers, Henri Tintant, İletişim yay.

    Ortak Yaşam Gezegeni, Evrime Yeni Bir Bakış, Lynn Margulis, Varlık Yay.

     


    Genel Biyoloji ve Genetik ile İlgili Kitaplar

    Biyoloji, Campbell, Reece, Palme Yay. (Genel Biyoloji öğrenmek ve evrimin biyolojide neden merkezi bir öneme sahip olduğunu için almanızı önemle tavsiye ederiz)

    Biyoloji Felsefesi, Elliott Sober, İmge (Biraz ağır olsa da, biyolojiyi bir bütün olarak anlamak ve temelinde yatan, az bilinen felsefeyi anlamak için mutlaka okunması gereken bir şaheser)

    İkili Sarmal, James D. Watson, Say Yay. (DNA'nın sarmal yapısının keşfi macerasıyla ilgili, mutlaka okunması gereken bir kitap)

    Üçlü Sarmal: Gen, Organizma ve Çevre, Rihard Lewontin, Say Yay.

    Biyolojide Diyalektik Yöntem, İ.T. Frolov, Toplumsal Dönüşüm Yay.

    Genin Yüzyılı, Evelyn Fox Keller, Metis Yay.

    Genlerimizle Yaşamak, Dean Hamer, Peter Copeland, Evrim Yay.

    Genlerin Bilgeliği: Evrimde Yeni Patikalar, Cristopher Wills, İzdüşüm Yay.

    Neo-Liberal Genetik: Evrim Psikolojisinin Mitleri ve Meselleri, Susan McKinnon, Boğaziçi Üniversitesi Yay.

    İdeoloji Olarak Biyoloji: DNA Doktrini, Richard Lewontin, Kolektif Kitap

    Son Sözü Genom Söyler, Greg Gibson, İş Bankası Yay.

     


    Hayvan ve İnsan Davranışları ile İlgili Kitaplar

    Hayvan Zihni, James. L. Gould, Carol Grant Gould, TÜBİTAK (Doğrudan evrim üzerine olmasa da, hayvanların sandığımızdan ne kadar zeki olduğunu öğrenmek için mutlaka ama mutlaka okunmalı)

    İçimizdeki Maymun: Biz Neden Biziz?, Frans de Waal, Metis Bilim

    Köken Ağacı, Frans de Waal, Alfa Yay.

    Bonobo ve Ateist, Frans de Waal, Metis Yay. (Özellikle hayvan davranışlarıyla ilgili hiç bilmediğiniz şeyleri öğrenmek için birebir.)

    Hayvanların Ne Kadar Zeki Olduğunu Anlayacak Kadar Zeki miyiz?, Frans de Waal, Metis Yay. (Kesinlikle okumanızı tavsiye ettiğimiz, enfes bir kitap!)

    Çıplak Maymun, Desmond Morris, İnkılap Yay.

    Çıplak Kadın, Desmond Morris, İnkılap Yay.

    Çıplak Adam, Desmond Morris, NTV Yay.

    İnsan ve Hayvanlarda Beden Dili, Charles Darwin, Gün Yay.

    Dr. Tatiana'nın Tüm Canlılar Alemine Seks Tavsiyeleri: Seksin Evrimsel Biyolojisi İçin Bir Rehber, Olivia Judson, Edebi Şeyler

    İnsan ve Davranışı, Doğan Cüceloğlu, Remzi Kit.

    İnsanat Bahçesi, Desmond Morris, İnkılap Yay.

    İnsan İçgüdüsü, Robert Winston, Say Yay.

    Davranışlarımızın Kökeni, Serol Teber, Say Yay.

    Hayvanların Sessiz Dünyası, Marian Stamp Dawkins, Çikolata Yay. (Hayvan davranışları üzerine okunması gereken harika kitaplardan bir diğeri)

    Hayat: Olağanüstü Hayvanlar, Sıradışı Yaşamlar, Martha Holmes, Michael Gunton, Boyut Yay.

    Canlıların Diyalektiği, Yeni Evrim Teorisi, M. Yılmaz Öner, Belge yay.

     


    Abiyogenez ile İlgili Kitaplar

    Yaşam Nedir?, Erwin Schrödinger, Evrim Yay.

    Yaşam Nedir? Biyolojinin Geleceği Üzerine Spekülasyonlar, Kolektif, Evrim Yay.

    Yaşam Nedir? Kimyanın Biyolojiye Dönüşümü, Addy Pross, Metiş Yay.

    Hayatın Kökleri: İlk Canlılar Nasıl Oluştur?, Mahlon B. Hoagland, Alfa Yay. (Abiyogenezle ilgili yazılmış en öğretici kitaplardan birisi)

    Yaşamın Kökenine Dair 7 İpucu, A.G.Cairns Smith, İzdüşüm Kelepir

    Yaşamın Kökeni, Osman Gürel, Pan yay.

    Yaşamın Kökeni, Peter Hoffman, Say Yay.

    Canın Oluşumu, Cihan Türkoğlu, İzdüşüm Kelepir

    RNA Dünyasından Yaşam: İçimizdeki Ata, Michael Yarus, Boğaziçi Üniversitesi Yay.

     


    Jeoloji ve Dünya Tarihi ile İlgili Kitaplar

    Dünyanın En Güzel Tarihi, Hubert Reeves, Joel De Rosnay, Yves Coppens, İş Bankası Yay.

    Tarihsel Jeoloji: Jeolojik Devirlerde Yaşam ve Önemli Evrim Adımları, Nurdan İnan, Seçkin Yay.

    50 Soruda Yerin Evrimi, Mehmet Sakınç, Bilim ve Gelecek Kit.

    Yerkürenin En Güzel Tarihi, Lester R. Brown, Andre Bahic, Paul Tapponier, Jacque Girardon, İş Bankası Yay.

     


    Çocuklar İçin Evrim Kitapları

    Yaşam Ağacı: Canlı Türlerinin İnanılmaz Biyolojik Farklılıkları, Rochelle Strauss, İletişim Yay.

    Genç Paleontologun El Kitabı, Jonathan Tennant, İş Bankası Yay.

    Bilbi ile Evrimi Öğreniyorum (Boyama Kitabı), Seçkin Eroğlu & Deniz Hasret (2017 sonu itibariyle yayına hazırlanıyor.)

     


    Evrimin Uygulamaları ile İlgili Kitaplar

    Rastlantı ve Kaos, David Ruelle, Say Yay.

    Rastlantı ve Zorunluluk, Jacques Monod, Alfa Yay.

    Hayvanların En Güzel Tarihi, Pascal Picq, Jean-Pierre Digard, Boris Cyrulnik, Karine Lou Matignon, İş Bankası Yay

    Bitkilerin En Güzel Tarihi, Jacques Girardon, Jean-Marie Pelt, Marcel Mazover, Teodore Monod, İş Bankası Yay.

    Dinozorların Sessiz Gecesi (Seri), Hoimar Von Ditfult , Alan Yay. ve Cumhuriyet Kitap

    Cinsel Aşkın Anatomisi, Helen Fisher, Cep Kitapları

    Darwin ve İktisat Sempozyumu, Kolektif, Hacettepe Üniversitesi Yay.

    Belleğin İzinde, Daniel L. Schacter, Yapı Kredi Yay.

    Bilinç Gökten Düşmedi, V. Hoimar Ditfurth, Cumhuriyet Kit.

    Neil’in Beyniyle Konuşmalar: Düşünce ve Dilin Sinirsel Doğası, William H. Calvin ve George A. Ojemann, Metis Bilim (Sinirbilim ve evrimle ilgili yazılmış en harika eserlerden birisi)

    21. Yüzyılda Beyin, Steven Rose, Evrensel Yay.

    Aklın Tarih Öncesi, Steven Mithen, Dost Kitabevi 

    Bir Şeytanın Papazı, Richard Dawkins, Kuzey Yay.

    Tanrı Yanılgısı, Richard Dawkins, Kuzey Yay. 

    Zamanların Sonu Üzerine Söyleşiler, Umberto Eco, Yapı Kredi Yay.

    Binyılı Sorgulamak, Stephen Jay Gould, İletişim Yay.

    Son İmparatora Öğütler, Ali Demirsoy, Meteksan

    Büyük Çekişmeler, Hall Hellman, TÜBİTAK

     
  • Dostum o kara delikte kayboldum ben. Söyle bana, kara deliğin yuttuğu yıldızlar nereye gider?
    V. Hüseyin Kaya
    Sayfa 57 - Palto Yayınevi
  • Beyaz gülüm; yeşilin en tatlı tonunu barındıran o gözlerinin esaretindeyim artık... Damarlarımdaki kanın akış yönü sana kaymakta. Artık sende hayat bulmak, sonsuz olan sona seninle ulaşmak, seninle sonlanmak istiyorum. Yalnız bu âlemde değil cennet yamaçlarında da taç yapmak istiyorum saçlarına papatyalardan...
    V. Hüseyin Kaya
    Sayfa 27 - Palto Yayınevi