• Ben devrimciyim; paraya pula, şatafata önem vermem; benim tek değer verdiğim şey sevgi, arkadaşlık, dostluktur...
  • Fakir Baykurt'un 1954 yılında yazdığı, köy hayatını anlatan ilk romanı olan Yılanların Öcü benim de
    Fakir Baykurt ile tanışma kitabım oldu ve gerçekten çok beğendim.

    Eser Cumhuriyet Gazetesi' nin Yunus Nadi Roman Armağanı yarışmasında birinci olmuştur. Peki yarışma jürisinde kimler vardı derseniz, Nadir Nadi, Burhan Felek, Hamdi Varoğlu, Yaşar Kemal, Selmi Andak, Vahdet Gültekin, Cahit Tanyol ve Tevfik Sadullah gibi Cumhuriyet yazarları. Bu ilk elemeyi yapan grup “büyük jüri”ye sunulacak dört roman arasına Yılanların Öcü'nü de eklediler. Halide Edip Adıvar, Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Sabahattin Eyüboğlu, Vâlâ Nurettin, Orhan Kemal, Azra Erhat, Cevat Fehmi Başkut, Haldun Taner ve Bahçet Necatigil gibi Türkiye’nin tanınmış sanatçı ve eleştirmenlerinden kurulan dokuz kişilik “büyük jüri”, yedi oyla “Yılanların Öcü”nü birinci seçti.
    Bu bilgileri kitabın önsözünde Fakir Baykurt'un kendi sözleriyle ediniyoruz. Roman Cumhuriyet gazetesinde gün gün yayınlanmış ve bundan sonra da basımına başlanmış ve kitap haline getirilmiş.

    Fakir Baykurt bu eseri nedeni ile  1959 yılında soruşturma geçirmiş. Bu soruşturma sonucu ise öğretmenlikten uzaklaştırılmıştır. Her ne kadar sonrasında tekrar mesleğine kavuşmuş olsa da, romandaki bazı diyaloglar yüzünden müstehcen olduğuna karar verilmiş ve sansürlenmeye çalışılmış. Şükür ki pek de başarılı olunamamış.

    Romanda yöresel şive kullanımını çok beğendim. Hem yormuyor, kolay anlaşılır şekilde aktarılmış hem de inandırıcılığı arttırmış. Karakter tahlilleri keza çok başarılı. Yer yer argo kullanımı da var. Beni kesinlikle rahatsız etmiyor.

    Okurken romanın aslında üçleme olduğunu öğrendim ve çok sevindim. Tadı damağımda kalmıştı. Hele ki devam kitaplarının en sevdiğim karakterlere odaklanmış olması daha da hoşuma gitti.

    İkinci kitap, Irazca'nın Dirliği. Kitabı okurken Irazca karakterine bayıldım, köy yerinde alışılagelmişin dışında güçlü bir Türk kadını profili. Kimseden korkmayan, hakkını sonuna kadar savunan, değme erkeklere taş çıkaran bir kadın Irazca.

    Üçüncü kitap ise Kara Ahmet Destanı. Ahmet, Bayram ile Haçça'nın küçük oğulları. Küçük dediğime bakmayın. Büyümüş de küçülmüş. Mangal gibi yürekli. Evine, ailesine gelecek en ufak kötülüğün karşısında dimdik duruyor.

    Köy romanlarını zaten severek okurum. Bu da o sevdiğim kitaplar arasına kuvvetli bir giriş yaptı.
  • Uzun zamandan beri elime alıp bir türlü okuyamadığım kitabı sonunda okuyup bitirdim. Bu saate kadar elimden de bırakmadım. :)



    Başlarda uzun ayrıntılara yer verildiği için biraz yavaş ilerlemiş olabilirim ama kitap tam anlamıyla muhteşem. •

    • 
    Cimrilik ve aşk bu romanın ana konusudur. Balzac romanda aşk, para, cimrilik ve sadakat ilişkilerini çok iyi şekilde dile getiriyor. Grandet baba, her türlü aldatmacayı geçerli kılan bir yöntemle büyük malvarlığının sahibi olmuştur. Bu zenginliğin içinde alınterinin payı, çölde bir kum tanesi kadardır. •
    1967 basım olan Vahdet Gültekin çevirisiyle hayat bulmuş Eugénie Grandet ( Honoré De Balzac ) kitabını herkes okumalı, okutturmalı. •
    Sevgiyle kalın! :) •

  • Az bilinen, çok güzel, John Steinbeck eserlerinden bir tane daha. John Steinbeck'a olan hayranlığım okudukça katlanıyor. Nasıl bu kadar yetenekli olabiliyorsun, nasıl bu kadar güzel eserler
    verebiliyorsun John? Böyle güzel eserleri olan bir yazarın, genel olarak sadece 'Fareler ve İnsanlar' kitabıyla bilinmesi acı verici. Normalde bir yazarın en büyük eserini okuduktan sonra diğer eserleri doğal olarak okuyucuya o büyüklükte gelmez. Ama Steinbeck bu durumun dışında. Yazarın en büyük eseri olarak kabul edilen Gazap Üzümleri'ni okuduktan sonra bile yazarın diğer kitaplarıyla kıyaslamanız mümkün değil. Çünkü her bir eserinin (okuduğum eserlerinin) ayrı bir önemi, farklı bir boyutu var.

    Kitabımız yer yer çok komik, yer yer hüzün verici, tıpkı hayat gibi. Danny'e moruk dedesinden iki ev miras kalmasıyla olaylar gelişir. Kenar mahallede iki ev büyük bir prestij ve zenginlik belirtisi haliyle. Danny'miz biraz yaramaz bir genç. Hapislere girer çıkar, arkadaşları vardır hem de öyle arkadaşlar ki keşke herkesin öyle arkadaşları olsa. İlk başta Danny ve Pilon vardır. Danny'ye miras kalan iki evden birinde Danny diğerinde de Pilon kalır. Tabii kiracı olarak kalır Pilon, her ne kadar kira vermek yerine şarap içmeyi daha mantıklı bulsa da. Bu arkadaşlığa zamanla yeni arkadaşlar eklenir. Gece gündüz demeden içilen şaraplar. Tek derdi şarap içmek olan arkadaşlar. Çalışmayan, gece gündüz yatan, bir grup arkadaş. Bir evde 7 kişinin ve 5 köpeğin kaldığı sefil bir ortam. Ancak hallerinden memnunlar:) Dolayısıyla zamanla evde sefalet hayatı sürülür.

    Yukarıda çalışmayan, sürekli yatan arkadaşlar dedim ama gerek olduğunda nasıl bir işbirliği içerisinde çalıştıklarını, çabaladıklarını görmek şahane bir şey. Gerçek arkadaşlık da bu olsa gerek. Yeri ve zamanı geldiğinde tek bir güç olabilmek.

    John Steinbeck okunması gereken bir yazar. Sadece Fareler ve İnsanlarla anılmayı hak etmeyen bir yazar. Kıyıda köşede kalmaması gereken eserler bunlar. O yüzden böyle eserler okunmalı ve öncelikli olarak tavsiye edilmeli.
  • Basımı pek olmayan, tanınmış bir yazara ait olmasına rağmen pek bilinmeyen bir eser Aşk Otobüsü. John Steinbeck'a ait olduğunu hemen belli eden bir eser: Kusursuz doğa ve mekan tasvirleri, alışılmış, sıradan, günlük hareketleri inanılmaz betimleme yeteneği, eserin yazarını ele veriyor.

    Yazarın Gazap Üzümleri adlı kitabını okuyanlar, bu kitabın, sanki Gazap Üzümleri'nin giriş kısmının farklı bir devamı olduğunu göreceklerdir. En azından ben öyle gördüm. Mesela Gazap Üzümleri'nin Al'ı, Aşk Otobüsü'nün Ergenlikli'sidir. 16-17 yaşlarında ustasına bağlı, saygı duyduğu kişinin sadece ustası olması, paralel olarak Gazap Üzümleri'nde Al'ın abisine olan düşüncelerine ve saygısına denk gelir. Mesela bu kitaptaki Alice'nin kocası Juan'a olan bilinçli bağlılığı, Gazap Üzümleri'nin anaya olan bilinçsiz bağlılığını anımsattı. Yine Gazap Üzümleri'nde kurulan radyocu olma hayali burada da geçerli.

    Kitap isminin hakkını fazlasıyla veriyor:) Aşk tabiri, biraz hafif kalır hatta. Erkek karakterlerin aklında varsa yoksa seks olması - 17 yaşından tutun 50 yaşındakine kadar- kitabı hayli ilginç kılıyor. Özellikle bu ilgilerini tek bir dişiye odaklayınca çok daha ilginç bir manzara çıkıyor karşımıza.

    John Steinbeck, iş hayatını, insanı köle eden düzeni inceden inceye eleştiriyor. Tüccarları sevmediğini bu eserde de belirtiyor.

    Sonuç itibariyle, John Steinback severlerin pas geçmemesi gereken bir eser. Büyük bir eser olmasa da hoş bir eser.
  • Bugünkü Akşam gazetesinde Honore de Balzac hakkında bir yazı okudum. Herifçioğlu günde 18 saat yazarmış. Ben 18 dakika muntazam yazmaya razıyım. Herifçioğlu ben Avrupa'ya hissen hükmedeceğim demiş. Ben İstanbul'da bilinmeyen Vahdet Gültekin'e saçmaladığını anlatsam razıyım.
    Kemal Tahir
    Sayfa 208 - Bağlam Yayınları 1.Basım Temmuz 1990