• Musevilerin, Hıristiyanların ve Müslümanların Tanrısının insanlıkla iletişim kurduğuna inanılır. Her inanç ve çağdan gizemciler bu iletişimin gerçekleştiğini bildirmiştir. Tanrı'dan aldıklarını iddia ettikleri bilgi dinsel edebiyatı doldurmuştur. Malzemenin çoğu ezoterik ve kolayca doğrulanamaz olmakla birlikte, vahyedilen hikmetin bir kısmının deneysel sınamaya uygun çıkmasını beklemek gerekir. Bu beklenti özellikle gözlemlenebilir âlem ve fiziksel olaylarla ilgili bildirimler için geçerlidir. Dünya hakkında vahiy geldiği zamanın bilimi tarafından bilinmeyen ancak daha sonra gözlemlerle onanacak dikkate değer özgül bilgi örnekleri bulabilmemiz gerekir. Ayrıca akla yatkın alternatif açıklamaları bulunmayan birçok başarlı gelecek öngörüsü örneği de bulabilmeliyiz.

    Ama tam tersini buluyoruz. İddia edilen vahiylere dair kutsal yazılar ve diğer kayıtlar, fiziksel dünyayla ilgili bilimle pek çok uyuşmazlık göstermektedir. Bunlar, 2. bölümde bahsettiğimiz biyolojik evrim konusunda olduğu gibi, "teoriler" üzerindeki anlaşmazlıklar değil, bugün sağlamca tesis edilmiş deneysel olgularla olan uyumsuzluklardır. (Eh, aslında evrim de tesis edilmiş deneysel bir olgudur ama bu durum onun siyaseten tartışmalı olmasını engellememiştir.)