Belki bir gün,değer veririz,değeri olan insanlara..
Belki bir gün,yine bekleriz Ay’ın penceremizin önüne geleceğini saatlerce,
Belki bir gün,yeniden konuşur anlaşırız,
Belki bir gün,kendimizi daha iyi anlarız..
Belki bir gün işte,bir gün severiz yeniden..birini,güzel olan hayatı,insanları.. izleriz yine aynı heyecanla kuşları,yıldızları..
Belki bir gün, yeniden başlarız hayata..)
Bütün teessürlerimiz, inkisarlarımız, hiddetlerimiz, karşımıza çıkan hadiselerin anlaşılmadık, beklenmedik taraflarınadır. Her şeye hazır bulunan ve kimden ne gelebileceğini bilen bir insanı sarsmak mümkün müdür?
Etrafını bu kadar iyi tanıyan, karşısındakinin ta içini bu kadar keskin ve açık gören bir insanın heyecanlanmasına ve herhangi bir kimseye kızmasına imkân var mıydı?
Fakat insanlar nedense daha ziyade ne bulacaklarını tahmin ettikleri şeyleri araştırmayı tercih ediyorlar. Dibinde bir ejderhanın yaşadığı bilinen bir kuyuya inecek bir kahraman bulmak, muhakkak ki, dibinde ne olduğu hiç bilinmeyen bir kuyuya inmek cesaretini gösterecek bir insan bulmaktan daha kolaydır.