Henüz okuma fırsatı bulduğum için kendime kızıyorum. 14. Sayfadaki “Çinili Fincan” en hoşuma giden kısımlarından. İyi okumalar. (Bu arada dergiyi verdiği için Öykü’ye teşekkür atayım şurdan oh)
Tam alıntı yapacaktım ama her cümlesini alıntı yapabileceğimi düşününce geri çıktım. Uzaya merakı olan herkes rahatça okuyabilir. Tatmin edeceğini düşünüyorum. Tabi bunu Türkiye’de kim okusun? Ben niye yazıyorum bunu? Neyse.. İlgisini çeken, okuyan olursa iyi okumalar :D
Edit: Anında 6 kişi beğendi. Gözlerimi ovuşturarak ekrana bakıyorum gerçek mi diye. Sizi seviyorum güzel okurlar.
Bu kitaba ilk başlarken sıkılıp bırakma ihtimaliniz çok yüksek. Ancak bir süre sonra sürükleyiciliği artıyor. Anlaşılması zor bir kitap ve ileriki sayfalarda kitap içinde kitap var. Demek istediğimi okurken anlayacaksınız zaten. O kısmı işaretleyip daha sonra anlayarak okumak üzere atlayabilirsiniz. Hiçbir eksiklik yaratmaz ve anlamanız açısından harika olur. Ve söylemeden geçmek istemiyorum; okuduktan sonra o kadar etkisinde kaldım ki, güvenlik kameraları gözümü korkuttu. BÜYÜK BİRADER’İN GÖZÜ ÜSTÜNDE
Her kelimesinde kanadım kırıldı. Okudukça gözlerim yaşardı ve incindim. Beni her şeyden çok bu kitap incitti. Her şeyden çok hislerimi bu kitap hareketlendirdi. Dolunayın denizi köpük köpük, dalga dalga yapması gibi; bu kitap da benim duygularımı sarstı. Okuyun. Yarın ölebilirsiniz. Bugün alın okuyun. Ölmeden önce mutlaka okuyun. Mutlaka. Mutlaka. Mutlaka.
Okurken sinir krizlerine girdiğim, defalarca bırakmak istediğim ama sırf merakımdan okuduğum güzel kitabım... Henüz ilk sayfasında içinize atılan hüzün tohumu, kitap bitene kadar o kadar büyüyor ki kalbinizi yarıp geçiyor.
-Ya da ben fazla hassasım bilemiyorum-
Bol bol entrika dolu, sinir bozucu, hüzünle yıkanmış bir kitap. Bir süre baş ucumda duracağını söylemeden geçemeyeceğim.
İyi okumalar...