“Özgürlüğü evrendeki çoğullaşma, çeşitlenme ve farklılaşma olarak tanımlamak toplumsal ahlakı açıklamada da kolaylık sağlar. Çoğullaşma, çeşitlenme ve farklılaşma, zımnen de olsa hep bağrında taşıdığı zeki bir varlığın seçim yapma kabiliyetini düşündürür. Bitkilerin kendilerini çeşitliliğe yönelten bir zekaya sahip olduğunu bilimsel araştırmalar da doğrulamaktadır. Bir canlı hücredeki oluşumlar şimdiye kadar hiçbir fabrikada insan eliyle yaratılama­mıştır. Belki Hegel kadar evrensel zekadan (Geist) bahsedemeyiz. Ama yine de evrende zekaya benzer bir varlıktan bahsetmek tümüyle saçmalık olarak yargılanamaz.” Özgürlük Sosyolojisi s.34 ( Demokratik modernite 3.cild) Abdullah Öcalan

selim koç, bir alıntı ekledi.
02 Nis 04:09

Tanrı bilgisi, insanın özgürlüğü gibi konularda, yetersizliği
sonucu; gene usun araçlarını özünde taşıyan, ancak
ustan daha çok bir nesne olan, düşünceyi uyandırmasıdır.
Bu yüzden, felsefe yapmak, kendi kendini yakınlandırmak
için, ussal bilginin sınırlarına değin varmaya çabalar.
Her nesneyi iyiden iyiye gördüğünü sanan kimse, felsefeye
yaraşır biçimde düşünmüyor demektir... Bilim yoluyla,
varlığın bilgisi konusunda, her nesneyi kesinlikle kavradığına
inanan kimse, bilimsel bir saçmalık içine yuvarlanmıştır.

Felsefe Nedir?, Karl JaspersFelsefe Nedir?, Karl Jaspers
Cemre Yıldırım, bir alıntı ekledi.
11 Mar 23:18 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

1
Insan ne isterse her zaman onu yapar ve bunu zorunlu olarak gerçekleştirir. Ancak bu, kişinin ne olduğundan, her seferinde ne yapacağı belireceği için zaten ne istiyorsa o olduğu gerçeğinden kaynaklanır. Bu davranışı nesnel bir gözle yani dışarıdan ele alırsak, her doğal varlığın davranışı gibi tüm ciddiyetle nedensellik kanununa tabi olmak zorunda olduğu açığa çıkar.

İstencin Özgürlüğü Üzerine, Arthur Schopenhauer (Öteki yayınevi)İstencin Özgürlüğü Üzerine, Arthur Schopenhauer (Öteki yayınevi)
Erim Asya, bir alıntı ekledi.
19 Oca 17:24 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

Varlığın Özgürlüğü
Varlık ancak oluşta kendisini duyumsar. Varlıkta bir oluş yoktur; varlık, oluşun içinde sonsuzluk olarak konumlanır.

İnsan Özgürlüğünün Özü Üzerine, Friedrich Schelling (Sayfa 98)İnsan Özgürlüğünün Özü Üzerine, Friedrich Schelling (Sayfa 98)
Humay Usubbayli, Felsefenin Tesellisi'yi inceledi.
 06 Eyl 2017 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Alain de Bottan`dan sonra Felsefenin Tesellisi ismi ile okuduğum ikinci diğer eser de Beothius`un hayatına dair eserdir.

Her iki kitab felsefenin hayatımıza dair sorunlarına ışık tutmağı planlamıştır. Bu kitabın diğerinden farkı bir kişi üzerinden hayata ve felsefeye dair nokta atışları yapmış, Boethius`un hayatı örneğinde insan hayatında karşılaştığı kısıtlama, ihanet ve yalan örneği üzerinden felsefenin insan hayatını kolaylaştırması varlığın bilgisini idrak etmeğe teşfik  etmesidir.

Kitap hakkında fazla spoiler vermeden şunları söylemek mümkün. Soylu bir hristiyan ailesinden olan Boethius`un milladdan önce Romada yaşamış, Roma sarayında oldukça başarılı hayatı olmasına ragmen iftiraya kurban giderek hapse atılmıştır. Hayatından bezgin bir şekilde endişe içerisinde zindanda hayatını sürdürerek felsefe bir hayali bir varlık olarak yanına gelerek ona hayatı idrak etmesine ışık tutmuştur. Toplam 5 kitaptan oluşan bu eserde benim dikkatimi çeken son kitapta yer alan kadere dair meselesidir.

İslam dini ve diğer dinlerin dini inanç esasına göre dünya üzerindeki bir nizamın var olması ve onların nelerle karşılaşacağı kısacası yaşamına dair her şey Yaradan tarafından belirlenmiştir. Farklı mezhebi görüşlerin çıkarımlarına göre ise kaderin yönünü değiştirmek insanın kendi elinde mevcuttur. Fakat akli bir varlık olarak insanın kendi yaşamının yönünü değiştirmesi dair ispatı İsra süresinde yer almaktadır. “Biz insanın kaderini kendi çabasına bağlı kıldık”, öte taraftan insanın yaşamına dair her şeyin  Yaradan tarafından belirlenmiş olup, o kadere mahkum olarak yaşar. Kendi elinde değildir. İslam Eşari mezhep mensupları dahil olmakla beraber yaygın olarak belrilenmiş görüş şudur. Allah insanın kaderini belirlemiş olmasına dua ve insanın kendi çabası ile bunu değiştirme gücüne sahiptir. Fakat Yaradının insanın yaşadığı her şeyi bilmesi ve hangi sonla karşılaşması bilgisi dahilindedir. Değişen kaderi önceden bilmektedir.

Boethius`un düşüncesinde insanın beklenmedik şeklinde karşısına çıkan olayların şans olarak adlandırması farklı bir şekilde analiz yaptığının şahid oluyoruz. Boethius`a göre şans Özel bir amaca yönelik hareketlerin beklenmedik şekilde sonuçlanmasına şans adı verilir. Fakat şansın kaynağında bir birilerine sebep ve sonuç bağlanan olaylar vardır.Bu nedenler aynı anda meydana gelen ve düzenle nizamlanan bir zincir gibidir. Ve bu düzen Sadece Tanrısal bir öngörünün kaynağından meydana çıkmıştır.Her şeyi belli yerine ve zamana göre düzenleyen İlahi bir düzendir. İnsan hayatının nedenleri silsilesinde özgür iradenin kaderi belirlemedeki roluna gelince ise özgür iradenin var olmasının mutlak olduğunu akıl sahibi varlıkların mevcudiyeti ile açıklamaktadır. Arzu etme yetisine sahip bir varlık olarak insan kendisi  için gerekli ve faydalı şeyleri seçe bilme özgürlüyüne ve karar vermeğe sahip bir varlıktır. Gerçek özgürlüğü Boethius Tanrısal öngörü doğru yöneldiği zaman gerçek özgürlüye ulaşmış olur. Yani filozofa göre maddi dünya uğruna yapılmış seçimlerde özgürlük adına hiç bir şey yoktur. Aklın hakimiyyeti bittiği andan itibaren kendi nefsinin esiri olan kişi dolayısı ile kendi özgürlüyünün kölesine dönüşüyor.Özgür iradenin var olması kimine göre mümkün olmayan bir şeydir. Çünkü eğer Tanrı her şeyi önceden bilmiş oluyorsa o zaman özgür iradeden bahs edilmez.Halbuki burada önemli olan nokta şudur. Bir olay olması ve olması gerekirken Tanrı bilmesi olmasına engel değildir. Tanrı olayları kendi Alim sıfatı ile bilir. Sonuç olarak Allahın bilmesi özgür irade sahibi olan insan için öözgür iradenin var olmasını inkar etmesine sebep değildir.

Ce-mâ, Yeryüzü Ayetleri'ni inceledi.
18 Şub 2017 · Kitabı okudu · 2 günde · Beğendi · 8/10 puan

Her yazarın,her kitabın 'doğru zamanı' var mıdır? Pek emin değilim, ama bazı yazarlarla,bazı kitaplarla doğru zamanda tanıştığımı düşünüyorum. Mesela Godot'yu Beklerken'i okuyabilecegim en dogru zamanda okudugumu düşünüyorum. Mesela Hayri İrdal ile tam vaktinde tanıştığıma eminim. Mesela Sait Faik'e geç kalmış olduğumu farkettim.
Ve Füruğ Ferruhzad... Onunla da malesef dogru zamanda karşılaştım. Neden mi malesef diyorum? Anlatayım;
Önce nasıl karar verdigimden bahsetmek istiyorum. Gecenlerde okudugum kitap ve yazarlara göz gezdirirken kadın yazarların epey az bir yer tuttuğunu gördüm ve biraz da kadınların dünyasına misafir olmak istedim. Buna önce Neval Es Saddavi'nin Sıfır Noktasında Kadın eseriyle başladım. Firdevs adında, kendisinden yaşça büyük biriyle evlendirilen 'çocuk gelinin' ,toplum tarafından suça oradan da dar ağacına sürüklenişini anlatıyor.
Sonra da Furuğ'u okumaya karar verdim. Bilenler vardır O da bir çocuk gelin. 16 yaşında evlendirilmis ,18 yaşında anne olmuş,toplumsal dayatmalara maruz kalmış ve özgürlüğü şiirde aramış, özgür bir hayatı şiirle yaşamaya çalışmış bir kadın.
Dün kitabı okuyacağım vakit etraf epey sessizdi, yukarı mahallede düğüne gitmiş çoluk çocuk. Tam kitaba başlayacagım vakit düğünün gelin ve damadının fotografı geldi telefonuma,uzun zamandır bir fotograftan bu kadar etkilendigimi hatırlamıyorum. 14-15 yaşında bir kız,bir erkek,bir gelin, bir damat... Kitabı kapattım ve kalakaldım çünkü elimde hayatı kararan bir kisinin kitabını okurken simdi iki cocugun daha kararacak hayatını haber almıştım.
Evet 16 yaşında bir cocuk gelin olan Furug ile karşılaşmamız malesef dogru zamana denk geldi.

'Muhafazakar bir toplumun icine dogmuştur Furuğ; despot bir asker olan baba,gelenekselliğin sınırlarından çıkmayı başaramamış baskıcı bir eş,toplumsal ikiyüzlülük,nesnelleştirilmeye çalışılan kadın...'
Yaşam gayesini şiir olarak belirlemis ve onu şu şekilde tanımlamış;
"Benim icin en önemli şey şiirdir ve şiir, kendime ve kişiliğime karşı duyduğum en büyük sorumluluktur."
Kendini 'akasya salkımlarının gelini' olarak tanımlayan Furuğ da degeri sonradan anlaşılanlardan. Bunu da şiirle anlatıyor tabi;
"Gül,bülbül ve siir ülkesinde
Yaşamak bir nimettir
Hele ki
Varlığın,yıllar yıllar sonra kabulleniliyorsa"

Velhasıl kelam çok uzattım farkındayım,Furuğ'un hayatından kesitler bulunan bu kitabı edebiyat sevenler mutlaka okumalı, sevmeyenler de okumalı tabi şiir bu :)