• Hz İsa’nın Kardeşi mi Var?

    Hz İsa’nın kardeşi varmıydı? Bu konu hıristiyan dünyasında geçmişten günümüze kadar tartışılmıştır.

    Yeni Ahit’te bulunan birtakım pasajlar bu spekülasyonu neredeyse iki bin yıldır körüklüyor. Markos İncilinde Hz İsa’nın erkek ve kız kardeşlerinden bahsedilmesine karşın, Matta incilinde erkek kardeşleri James, Joseph, Simon ve Yahudiler den bahseder. Bu örnekler dinsel değil mecazi midir, yani bunlar sadece ruhani kardeşler midir? Eski bir metnin inanılmaz yeni bir bulgusu, James’i bu tartışmalı gizemin ışığı altında bıraktı . Katolikler için, Hz Meryem’in daimi bekaret süresi, Hz İsa’dan sonra başka çocuk doğurmadığı anlamına gelir. Dolayısıyla Katoliklere göre Hz İsa’nın biyolojik kardeşleri olması sözkonusu değildir. Zaten bu durum Katoliklerin Hz İsa’ya atfettikleri tanrılık olgusunada ters düşmektedir. Bununla birlikte 4. yüzyılda Aziz Jerome tarafından desteklenen görüşte, bazı katolik alimlerin Hz İsa’nın kuzenlerini gördüklerinden bahsedilir. Yine aynı zamanlarda yaşayan başka bir aziz olan Salamis piskoposu Epiphanius, Joseph’in daha önceki evliliğinden çocukları olduğunu ve bu durumun da Hz İsa’yı ve Josephin çocuklarını üvey kardeş yaptığını savundu. Diğer taraftansa teslis inancını şiddetle red eden ve Hz İsa’nın sadece bir Peygamber olduğunu savunan Protestan kilisesi ise Hz Meryem’in en büyüğü Hz İsa olmakla birlikte başka çocukları olduğu fikrini savunmaktadır. Asbury İlahiyat Fakültesi’ndeki Yeni Ahit Yorum Profesörü Ben Witherington James ile Hz İsa’nın öz kardeş olduğunu söylüyor.

    Witherington açıklamasında;
    Yeni Ahit, Hz Meryem’in daimi bir bakire olduğuna dair hiçbir şey söylemiyor. Burada kastedilen kesinlikle Hz Meryem’in bakire iken Hz İsa’ya gebe kaldığı ve sonrasında daha çok çocuğu olduğu, bu kız ve erkek kardeşlerin gerçekte Hz İsa’nın öz kardeşleri olduğudur.” Demiştir. 2017 yılının sonlarında bilimadamları, Hz İsa’nın kardeşi James’e gizli olarak öğrettiği şeyin hikayesini anlatan günümüz hristiyanlık öğretilerine aykırı bir Hristiyan el yazmasının orijinal bir Yunan kopyasını keşfettiklerini açıkladılar. James günümüz Hıristiyan dünyasında “James the Just” Kilisenin ilk lideri olarak bilinir. Austin Texas Üniversitesi’nden İncil araştırmacıları Geoffrey Smith ve Brent Landau tarafından “First Apocalypse of James” (James in ilk vahyi) den birkaç parça tespit edildi, Bu beşinci veya altıncı yüzyıl belgesinin tüm örnekleri daha önce yalnızca Kıptice çevirilerde mevcuttu. Smith ; “Bulduğumuz şeyi farkettiğimizde heyecanlandığımızı söylemek çok yetersiz kalır. James in ilk vahyinin Yunanca parçalarının antik çağdan bu zamana hayatta kaldığından hiç şüphe etmedik. Gerekli bilimsel testleride yaptıktan sonra gerçek tam önümüzdeydi. Dedi. Yazılar Oxford Üniversitesi’ndeki Nag Hammadi kütüphanesinin bir parçasıydı ve 1945’te Mısır’da bulunan 13 Coptic Gnostik öğretisindede aynen geçmekteydi. Gnostisizm MS 1. ve 2. yüzyılda Yahudi Hıristiyan ortak bir mistik hareketi olarak başlamış daha sonra evrilerek evrende bilimin açıklayamadı olguları kendi öğreti ve yöntemleriyle açıklayan ezoterik bir yol halini almıştır. Bu bağlamda Ne hıristiyanlar nede Yahudiler tarafından kabul görmemekte, şiddetle red edilmektedir. Vatikan tarafından yüz yıllardır deklare edilen Hıristiyanlığın resmi kanunlarında James’in konumu M.Ö. 367’de İskenderiye Piskoposu Athanasius tarafından tanımlandığı gibi kabul edilmemektedir. Piskopos Athanasiusta Hz İsa ile James’in kardeş olduğunu beyan etmekteydi. Yeni bulunan yazmaların büyük bir bölümünde Hz İsa’nın James’e öğrettikleri ve sık sık “kardeşim” dediği, cennet ve gelecek olaylar hakkında hatta James’in öleceği zaman da dahil olmak üzere konuştukları anlatılır. Hz İsa ayrıca burada James’in biyolojik olarak onun kardeşi olduğunu belirtmektedir.
    Smith şöyle açıklıyor;

    “Metin Hz İsa’nın hayatının ve vekilliğinin İncilde açıklanmasını, Hz İsa ile kardeşi James’in arasında gerçekleştiği ileri sürülen konuşmalara erişmemize ve Hz İsa’nın ölümünden sonra James’in iyi bir öğretici olmasını sağlayan gizli öğretilere ulaşmamıza izin veriyor.” Smith ayrıca yaptıkları keşifin ; Hristiyanların, ana kanunların dışında ki metinleri yasaklandıktan sonra bile okuyup öğrendiklerini bize gösteriyor diye açıkladı. Daha belirgin olarak Landau, Newsweek’e gönderdiği bir e-postada ayrıntılarıyla anlattığı üzere, metin parçalarının ortaya çıkardığı şey, Hz İsa’nın James’i ikna ettiğini ve ona güvence vererek James’le ikisini şiddetli bir ölümün beklediğini, ancak ölümün korkulacak bir şey olmadığını söylediği ve James’in ölüm anı geldiğinde nasıl davranacağını bilmesi gerektiğidir. Özellikle, James öbür dünyaya kavuştuğunda , “archons”(başyargıçlar) olarak adlandırılan düşman iblislerle karşı karşıya kalacağı ancak Hz İsa’nın, James e bunları aşmaya ve savaşmaya yardımcı olacağı belitilmektedir. Gnostikler için, yedi başyargıç (archons) vardı ve bunlar kovulmadan evvel DEMIURGE yani yaratıcı tanrı’nın hizmetkarlarıydılar. Bu başyargıçların rolleri ise insan ırkının üstün tanrıya ulaşmasını önlemekti. Landau, James’in tüm ihtiyacı, kardeşinin kendisine öğrettiği şifreleri hatırlamaktır. Böylece, başyargıçların tutsaklıklarından, maddi dünyayı koruyan şeytani varlıklardan kaçabilir” diye ekledi. Bilim adamları, çok sayıda aynı özellikte elyazması ve hecelere ayrılmış kelimeleri içeren parçaların, Kilise öğrencilerinin okuma ve yazmayı öğrenmelerine yardımcı olmak için bir öğretmen aracı olarak kullanıldığını da söylüyorlar. İslam kaynaklarına baktığımızdaysa konuyla ilgili itilaf olduğunu görüyoruz. Bazı islam alimleri Hz Meryem’in daha sonra evlenmediğini savunurken bazılarıda evlenip başka çocuklar yaptığını dile getiriyor. Araştırmam esnasında çok ilginizi çekeceğini düşündüğüm başka bir şey daha keşfettim. Tüm islam kaynaklarında Aslında gerçek incilde peygamberimiz Hz Muhammed’in müjdelendiğini ancak incil tahrif edildiği için bu kısımların çıkartıldığı yahut değiştirildiği söylenmektedir. Tahrif edilmiş Yuhanna incilinde bazı ayetlerde Peygamber efendimize açık atıflarda bulunulan bazı pasajlara rastladım. Son derece ilginç olduğunu düşündüğüm bu pasajlar şu şekildedir.

    “Eğer beni seviyorsanız emirlerimi tutarsınız. Ben de Babaya yalvaracağım ve size başka bir tesellîci, hakikat Rûhunu verecektir; tâ ki dâima sizinle beraber olsun; onu dünyâ kabul etmez, çünkü onu görmez ve bilmez; siz onu bilirsiniz, çünkü yanınızda duruyor ve içinizde olacaktır…Yanınızda dururken size bu şeyleri söyledim. Fakat benim adıma Babanın göndereceği tesellîci, Rûhu’l-Kudüs, o size her şeyi öğretecek ve söylediğim her sözü hatırınıza getirecektir…” (Yuhanna: 14/15-17, 25-26)
    “Ve olduğu zaman iman edesiniz diye, olmadan önce size şimdi söyledim” (Yuhanna: 14/29-31).
    “Artık sizinle çok şeyler konuşmayacağım; çünkü bu dünyanın reîsi geliyor ve bende onun hiçbir şeyi yoktur. Fakat dünya bilsin ki ben Babayı severim ve Baba bana nasıl emir verdiyse öyle ederim.” (Yuhanna: 14/29-31)
    “Babadan size göndereceğim Tesellîci, Babadan çıkan Hakikat Rûhu geldiği zaman, benim için o şehâdet edecektir…” (Yuhanna: 15/26)
    “Ve size bu şeyleri başlangıçta söylemedim, çünkü sizinle beraberdim. Şimdi ise beni gönderene gidiyorum ve sizden kimse: ‘– Nereye gidiyorsun?’ diye bana sormuyor. Fakat size bu şeyleri söylediğim için yüreğinizi keder doldurdu. Bununla beraber ben size hakikati söylüyorum; benim gitmem sizin için hayırlıdır, çünkü gitmezsem Tesellîci size gelmez; fakat gidersem, onu size gönderirim… Size söyleyecek daha çok şeyim var; fakat şimdi dayanamazsınız. Fakat o hakikat Rûhu gelince, size her hakikate yol gösterecek ve gelecek şeyleri size bildirecektir….” (Yuhanna: 16/4-14)
  • Hayat çok daha kolayken...
    Stephen King
    Sayfa 912 - ALTIN KİTAPLAR
  • Dünyanın yedi kıtasında yedi farklı erkek bir gece aynı rüyayı görürler. Yediside birden rüyalarında, küçük bir kasabanın içerisin de arnavut kaldırımları olan ve karşıklı barlardan oluşan ve de sokağın sonun da kırık kanatlı melek heykelinin önünde durduklarını görürler. Yedisi aynı rüyayı görmelerine karşın ruyalarinda bir birinden habersizdirler. Bu yedi erkek , rüyalarında bembeyaz bir elbise giymiş çıplak ayaklı ve bugune degin gorulmemis bir guzellikte olan bir kadının ,arnavut kaldırımının üzerinden yürüyerek kendilerine doğru yürüdüğünü görürler. Bunu gören erkeklerin yedisi de bir den kadına ulaşmak için koşmaya başlarlar. Kadın barbar adımlar la koşan bu erkekleri görünce geri geri gider ve ansızın gözden kaybolur. Yedi erkeğin rüyada kadından yedi ayrı isteği vardır. Kimisi onunla sevişmek ister kimisi evine getirip köle olmasini , kimisi ona yemekler yapmasını kimisi ise bambaşka şeyler ister. Fakat hiç biri kadının ne isteyecegini asla önemsemezler.
    Derken yedi erkek rüyadan uyanır ve her biri gördüklerini anlamaya çalışırlar. Fakat ne anlaya bilirler nede artık eskisi gibi kaldiklari yerden devam edebilirler .Yedi erkek bir birinden habersiz geride eşlerini , çocuklarını ,işlerini velhasıl sahip oldukları ne varsa umarsızca terk edip o kadını bulmaya giderler.
    Her biri dünyanın yedi kıtasını yedi yıl boyunca gezer ve durur. Fakat ne rüyada gördükleri kasabayı nede o kadını görürler. Umutları tükenmiş bir haldeyken tesadüfen hepsi birde n bir handa toplanıp şarap içerler bir birinden habersiz. Saatler şafağa yaklaşınca handa sadece bu yedi erkek haricinde kimse kalmamıştır. Hancı beyler hadi ama kapatmamız gerekiyor sizde evinize eşlerinize gidin der. Içlerinden biri benim ne eşim kaldı nede bir evim der. Hancı sorar neden? Yedi yıl önce gördüğüm bir rüya yüzünden terk ettim der onları. Yanında duran adam gördüğün rüya da beyaz elbiseli bir kadın varmıydı der. Evet vardi sen nerden biliyorsun ? Bir diğeri arnavut kaldırımların üstünd e mi yürüyordu yoksa der. Diğeri sinirlenir bu benim gördüğüm rüya siz nerden biliyorsunuz der. Ve o an anlarlar ki yedisi bir den yedi yıl önce aynı rüyayı görmüş ve yine yedisi dünyanın yedi kıtasını yedi yıldır o kadını aramakla geçirmişler. Hepsi boynunu buker ve bu nasıl bir günah ki böyle cezalandirildiklarini düşünürler. Içlerinden biri beyker bir dakika , bu bir işaret olmalı bakın yedi yıldır yedimiz dolandık durduk belliki bizden o kasabayı inşa etmemiz isteniyor . Işte o zaman belki o kadın gelir demiş. Hepsi bu fikri duyunca tıpkı rüyayı gördükleri gece kadar heyecanlanırlar. Derken uzak ve boş bir yerde yedi yıl gece ve gündüz rüyalarında gördükleri kasabayi inşa etmeye başlarlar. Kasabanın inşaası bittikten sonra hepsi rüyada oldukları yere geçer ve kadını beklemeye başlarlar. Yedi gün boyunca ne gelen olur ne giden. Derken içlerinden biri ekmek işinden sorumlu olana gidip komşu kasabadan ekmek getirsen iyi olur yoksa bir yedi gün sonra burda açlıktan öleceğiz der. Ekmek sorumlu olan kişi tamam de ve gider. Beş dakika sonra geri döndüğünde neden gitmedin diye sorarlar. Oda ben gitmek istedim fakat her zaman gittiğim yere şimdi birisi aşılmaz bir duvar örmüş der. Bir diğeri bağırarak kim ve neden yaptı bunu der. Bir diğeri ben yaptim çünkü ruyamda ki kadın o kapidaan kacmisti eğer tekrar gelirse kaçmasın istedim. Peki o vakit sende diğer kapıdan git demişler. Bir diğeri orayı da ben kapattım çünkü benim rüyamda da oradan kaçmıştı der. Nitekim kasabanın yedi kapısı vardır ve her biri rüyasında kadinin başka bir kapıdan kaçtığını görmüş ve o kapıyı kapatmıştır.
    Artık dünya ile bağları tamamen kesilmiş bu adamlar ölüme doğru sürüklendikleri günlerden birinde aşk tanrıçasının gökten şehre indiklerini görürler. Ve hepsi birden heycanla demek bizden haberin vardi aşk tanrıçası. Bize yardıma geldin demek. Sende sahitsin sin ya nice yedi yıllardır aşk için ne tür eziyetler çektik. Şimdi lütfen rüyamızdaki kadını buraya getirip ve bu duvarları da yikarmisin demişler. Aşk tanrıçası siz kadınla erkeğin yaşadığı aşkın ilk günahlarısınız. Öyleki geride eşlerini zi çocuklarını zi ve daha nicelerini bir başka kadına sahip olmak için terk ettiniz. Ve üstelik biriniz dahi yıllardır bu yaptıklarınızı sevdiginiz için değil size ait olsun diye yapıp durdunuz. Siz öyle bir kör insansiniz ki o kadın gelse dahi ve aranizda birini secse bile siz buna dahi tahammül edemeyeceginiz için yedi kapılı bu kasabayı duvarlarla ördünüz. Size cezam dir der aşk tanrısı. Bir gün bir tek erkeğin dahi bir kadının bedenini ruhunu istek ve arzularini incitmyecegi güne değin siz burda olumsuz olarak yaşayacaksınız de ve gider.
    Evet bir kadın için bir savaş başlata bilir ve hatta o savaşı kazanada bilirsinizde
    Bir kadın için kavga edip ve hatta o kavga galip de gelebilirsiniz.
    Bir kadını satabilir ve hatta ondan parada kazanabilirsinizde.
    Bir kadını dövüp ve hatta sonra da ona tecavüz edebilirsinizde.
    Bir kadın için şehirler kurup hatta orada sıkışa bilirsinizde.
    Bir kadın güldü diye ona orospu da diyebilirsiniz.
    Bir kadın sevip terk etmedi diye ona zavallı ve çaresiz de diye bilirsiniz.
    Bir kadına bir erkek olarak herşeyi diye bilirsiniz. Onu her sekil görüp öyle de davrana bilirsiniz.
    Çünkü siz erkeksiniz . Sizin onlardan güçlü kaslariniz ve sizden yana olan devletleriniz vardır çünkü.
    Fakat bir şey yapamayacaksanız oda şudur ki , bir kadına asla kendinizi zorla sevdiremezsiniz. Onun duygularına hükmedemezsiniz. O istemeden siz onun kalbine giremezsiniz. Ve günü geldiğinde o sizi n sahip olmuş olduğunuz zincirler kırıldığında soyunuz kurusa dahi onu asla ve asla tutamazsınız.

    Peki şimdi sen ne düşünüyorsunuz?
  • Güneş Veda Edince Biten Güne
    Bir Garip Hal Düşer Cana Bedene

    İnsan Kendi Kefenini Çeker Üstüne
    Kapanınca Gözler,Açılır İlahi Perde


    Varlık Dünyasına Veda Et...Sırrı Hakikate Açılacak Bir Kapının Önünde Olacaksın Bu Gece...Yolun Uzun...Varacağın Yer
    Alem-i Lâhut ( Hakikat Alem-i )....

    Herkes Kendince Bir Mana Çıkartacak Bu Yazıyı Okurken....Ama Sen Derun-i İdrak İle Okuyacaksın...Sırrına Erdiğin "Tefekkür" Hazinesi,Seni Diğerlerinden Ayrı Tutacaktır...Varlığın Hiç Olduğunu Öğrendiğin Günü Unutma Sakın...Tüm Hiçliğinle Oku,Okuyacaklarını...

    Var Olmanın Hakikatine Erdiğin Gün İle Anla...Çünkü Sen Yokluğun İçinde Var Olan Bir Hiç Olduğun Günü Biliyorsun...O Gün Kavuştuğun Tefekkür Hazinesi,Seni Bu Yüzden Ayrı Tutacaktır...

    Ne Akıl,Ne Göz,Nede Kalp İle Değil...İlah-i Rahmetin Nefesi Olup Hiçliğin İçinde Var Ettiği Ve Melekleri Sana Secde Ettirdiği Günü Hatırlayarak Oku...


    O Hiçliğin İçinde Var Olup Hakikat Kapısından Çıktığın Gün,Herşeyi Unutmuştun...Yalan Ve Hayalden İbaret Olan Bu Dünyada O Kapıyı Hiç Aklına Bile Getirmedin....

    Hatta Kendini Öyle Kaptırmıştın Ki,Bir Ara Bu Dünya Gerçek Ama Orasına Şüphe İle Baktın...Aklını Kurcalayan Sorular Seni Bu Duruma Getirmişti...

    Ama Kalbinde Bir His Vardı...Seni,Senle Çelişkiye Düşürecek Sözleri Kalbin Sana Fısıldıyor Ve O Sorgulamaların Hemen Yok Oluyordu...

    Sebebini Sende Bilmiyorsun Neden Bu Hallerin Olduğunu...Bilmiyorsun Çünkü Unutmuştun Hangi Kapıdan Çıkıp Bu Dünyaya Geldiğini...
    Ama Kalbin Unutmadı...Ruhun Unutmadı...

    Unutmayan Ruhun Seni O Kapının Girişine Tekrar Getirmek İstedi...Ve Artık O Engel Olamadığın Ruhun Verdiği His Seni Aramaya Zorladı...

    Bu Yüzden Aramaya Başladın...Kitaplar Okudun...Bulanlar Nasıl Bulmuş Onların Gittiği Yoldan Gitmek İstedin...Ama Hep Bir Eksiğin Olduğunu Hissettin...Asla Bulamacağının Korkusu Vardı Hep...

    Bulanlar Tarihte Kalmıştı...Onlar Artık Kitaplarda Birer Menkıbe,İlahilerde, Şiirlerde Ve Kasidelerde Kalmışlardı...

    Yaşayanlardan Birini Bulmak Senin İçin Hayalden Öteye Geçemiyordu...
    İçinde Ki Arayıp Bulma Hissi,Seni Her Gün Eritmeye Başladıkça,Sen Dahada Suskunluğa Bürünmeye Başladın...

    Göğsünde Olan Biteni Kimselere Anlatamıyor Ve Kimsenin de Seni Anlamayacağını Biliyordun...
    Yalnız Kaldığının Farkındaydın...Yalan Dünyada Gerçeği Aramak,Gerçeğin Kapısına Varmak Nasıl Mümkün Olabilirdi ki?

    Yada Arayıp Bulan Birileri Varmıydı Onuda Bilmiyorsun...
    Her Gözde,Her Yüzde,Bir Manalı Bakış İle O Kapıya Varmış Birilerinin Gizemli Olduklarını Düşünerek "Acabalar" İle Yılların Geçti...

    "Eğer Birisi Bulmuşsa,Mutlaka Ya Kıyafetini Değiştirir Yada Gizemli Konuşur" Düşüncesi Seni Aldattı Hep...
    Allahın Gizlen Dediği Kulları Vardır...Tıpkı Habibi Zişan-ı Efendimiz Aleyhisselama İlk Yıllar da Gizlen Dediği Gibi...

    Sakın "Ama O Peygamberdi,Ben Kimim ki " Deme...Allah Adına Konuşup'da
    Şirke Düşme...
    Zira O Kime Neyi İsterse Verir Ve Kimden Neyi İsterse Alır...

    Eğer Ki Bir Veli Kuluna Velayet Verip Ona Vahyetmişse Buna Şaşırma...
    Ve Ona " Halkın İçinden Halk Gibi Ol " Demişse,Kıyafete Görünüşe Aldanıp Gizemler Arama....

    Bu Düşünceler İle Ömrünü Tüketirsin...Ve Dünyalık Yaşayıp Göçenler Gibi Yaşarsın...Vuslata Eremeden Göçer Gidersin...

    Unutma...Hakikat Kapısına Varmak İçin,Önce Benlik Belasından Kurtulacaksın,Sonra Nefsinden Sıyrılacaksın...

    Bedenindeki,Ne Et Nede Kemik İle Yaptığın İbadetlerin Seni Oraya Götürmeyecektir...
    Ruhuna Verilmiş Olan Bir Hazine Vardır...O Hazinenin Ne Olduğunu Bulacaksın...Ve Bulduğun Vakit Anlayacaksın ki ; "İnsan O Tefekkürün Nedenli Büyük Bir Hazine Olduğunu Bilseydi,Yemeği Ve İçmeyi Unuturdu" Diyeceksin..

    Hakikat Kapısına Bedendeki Et Ve Kemikle Değil,Tefekkür İle Gelebilirdin...
    Ve Sen Bu İlk Sırrı Öğrendiğin Gün,Hayatı Ve İnsanları Tefekkürle Seyre Dalıp Bir Müddet Bu Hal İçinde Yaşayacaksın...

    O Kapıya Varmak İçin En Büyük Hazineni Kullanacaksın...Ve O Tefekkür Hazinen Ummadığın Bir Anda Seni Götürecektir O Hakikat Kapısının Önüne....

    Önce Bir Müddet O Devasa Kapının Önünde Durup,O İhtişama Hayran Hayran Bakacaksın...Tarifi Olmayan Duygular İle Doldukça Dolacaksın...

    Sanki Yıllardır Evini Çaresizce Arayan Ve Kimsesi Olmayan Yetim Gibi Hissediyorsun...
    Evini Bulmanın Verdiği Güven Ve Huzur Hissini Anlatamıyorsun...Dilin Tutulmuş,Boğazın Düğüm Düğüm Olmuş Yutkunamıyorsun...
    Gözlerin Doldukça Doluyor,Ama Birtek Kelime Etmeye Cesaretin Yok Ağzını Açamıyorsun...

    Bir Müddet Bu Duygularla Kapının Önünde Duruyorsun...Ama Kapı Açılmamıştır Daha...Ve Açılacak Gibide Görünmüyor...
    Ne Bir Ses Var Nede Bir Haber...

    Sanki Sana Karşı Bir Kızgınlık Tavrı Varmışcasına Tüm Heybetiyle Duruyor Karşında...Bunu Hissediyorsun...

    Ve Hissettikçe Aklına Yaptıkların Geliyor...Yalan Dünyada Ki Hallerin Geliyor ...Bir Anlık Belki De Milisaniyelik Şüpheye Düştüğün Anları Hatırlıyorsun...
    Ve O Çok Kısa Anlar Bile Sana Adeta Asırlar Gibi Gelmeye Başlıyor...

    Utanıyorsun Bu Defa...Yüzün Yere Geliyor...Bakışlarını Kaçırmaya Çalışıyorsun...Pişmanlığını Ve Hüznünü Anlatacak Kelimeler Bile Adeta Senden Kaçıyorlar...

    Diyecek Hiç Bir Şeyinin Kalmadığını Anlayınca,Tek Yapabildiğin Aciz Ve Sefil Halinle Başını Kapının Eşiğine Koyuyorsun...

    Hıçkırıklara Boğulmuş Bir Halde Ağlayarak Yalvarıyorsun...Kendine Hakim Olamıyor Ve Titremeye Başlıyorsun...

    Yıllardır Aradığın Evini Bulmuştun...Yüzlerde,Gözlerde Hatta Konuşulan Konu Ve Sözlerde...Kimseye Anlatamadıklarını,Aradığının Ne Olduğunu Kimselere Söyleyemediğin Halde Bulmuştun,Ummadığın Bir Anda...Daha Açılmamış Olmasına Rağmen,O Kapı Bile Sana Aradığın Huzuru Ve Mutluluğu Vermişti...

    Ama O Evin Kapısı Bile Sana Kızgındı...Çünkü Lekesiz Gelinirdi Oraya...

    Dünyada ki Sırat Köprüsü Misali Kıldan İnce Kılıçtan Keskindi O Kapıya Varmak...Varıp'da Eşiğine Başını Koymak Bile Bir İhsan-ı İlahi,Kerem-i İzetti...

    Fakat Hangisi Daha Vahim'di...O Kapının Bile Sana Kızgın Olduğunu Bilip Açılmaması'mı,Yoksa O Kapıya Hiç Gelememek mi?

    Bu Düşünceler İçinde Sonu Olmayan Sorularla,Cevaplarla Bir Çıkmazın İçine Düşüp Ne Yapacağını Bilmiyorsun...

    Başın Eşikte Secde Eder Halde,Ağlamaklı Ve Çaresizlik İçindeyken Yine O Hazinen Yolu Gösterecek Ve Sana Tefekkür İle Söyletecektir Bir Şiir...


    Nicedir Gezdim Dünyada Senden Bi-Haber
    Vardım Kapına Açılmaz,Kızar Bana Sitem Eder

    Ya İlah-i Rahmetin'den Mağfiret Gelmezse Eğer
    Kan Ağlar Gözlerim,Senden Gayrı Beni Kim Teselli Eder

    Başım Hicran İle Secde Eder Kapına
    Halime Acı Sığındım Sonsuz Affına

    Sen Bilirsin Allahım Yüreğimdeki Sızıyı
    Medet Yarabbi Kerem Et Aç Şu Kapıyı


    Bu Hicran Ve Hüzün Dolu Haller İçinde Söylediğin Sözler,Tefekkür Hazinenin İçine O Anda Hakkın İlham Ettikleriydi...

    Seni Sana Bıraksaydı Konuşacak Dermanın Olmadığı İçin O Kapıdan Eli Boş Gönlü Boş Olarak Dönüp Gidecektin...

    Ama Açılmıştır Artık Zorlu Bir Kapı...Tüm Görkemi Haşmeti Ve Kulakları Sağır Eden Tok Bir Sesle,Yavaş Yavaş Açılır İçeriye Doğru...

    Sana Olan Kızgınlı Gitmiştir Biranda...Çünkü Emir Buyurdu Yaradan...
    Gel Der Sanki O Kapı Sana,En Naif Ve Misafir Perverliği İle...
    Onun Bile Gönlünü Almışsın Gibi Sana Tebessüm Ettiğini Hissediyorsun...

    Hakikat Diyarına Açılan Kapının Önünde,Bu Defa Şaşkınlık Ve Hayranlıktan İçeriye Adım Atamıyorsun...
    Gördüklerini Tarif Edecek Ve Benzetme Yapacak Ne Kelime Nede Bir Nesne...Yahut Bir Mekan Yoktur...

    Hayalin Erişemediği,Kitapların Anlatamadığı Öyle Bir Yer Ki,İhtişamı Bütün Tüylerini Diken Diken Ediyor....

    Ve Bir Ses Duyuyorsun Aniden...Üçlü Bir Ses...Ne Kadın Sesine Benziyor Nede Erkek...

    Ne Çok Sert Nede Çok Yumuşak Bir Ses...

    Ne Her Yerden Geliyor Nede Tek Bir Yerden...Tüm Varlığının İçinde Yankılanıyor Adeta...



    " GEEEEL " Diyor Sana...Gir Hakikat Alemine...Burayı Sana Verdim...Ben Vaad Ettiğimi Yaparım...Kralların,Hükümdarların Kimsenin Gücünün Yetmeyeceği Benim..." BEN SENİN RABBİN OLAN ALLAH'IM "

    Yok'tan Var Ederim Dağları,Taşları...Çatlatır İçlerinden Çıkartırım Çiçekleri Ağaçları,Suları...Benim İşime Akıl Erdiremez Kimse..."GEL".

    Varılmaz Diyardan Seslenmiştir Rabbin Sana...

    Ve İçeriye Adımını Atıyorsun...O Hayranlık Ve Hayret Verici Manzarayı İzliyorsun...Sanki Geniş Ve Uzun Bir Balkonda Durmuş Dünyayı,Evrenleri Ve Cümle Kainatı Adeta Uzaydan İzliyorsun...


    Sessizliğin Adeta Sağır Olduğu Bir Yerdir Burası...Sanki O Gördüğün Cümle Kainat Gözlerini Yummuş,Kalbinden Sessizce Allahı Zikir Eden Bir Derviş Misali,Bir Hal İçindedir....Gözlerin Açılıp Uzakları Yakın Ettiği,Her Bir Aleme Gidilen,Sırlara Erilen Ve İlim Yoluna İlk Duraktır Burası...

    Her Bir Alemde Sonsuz İlimler Vardır...Her Alemin Kendine Has İlmi Sırları Vardır....

    Fakat O Alemlere Gidemiyorsun... Senin Bir Engelin
    Var...Elini Uzatsan Hemen Önündeymiş Gibi Uzakları Yakınında Görüyorsun...Ama Bir Engelin Vardır...Gitmene İzin Vermiyor...

    O Engelin Ne Olduğunu Düşünmeye Başlıyorsun...Ama Bir Türlü Bulamıyorsun...Bu Güzelliklere Ve Hikmetlere,Böylesi Rahmani Hallere Ermene Vesile Olan En Büyük Hazinen "Tefekkür" Bile Sana Yardımcı Olamıyor Artık....

    Bu Mertebelere "Tefekkürün" Sayesinde Gelmiştin...Karmaşa Ve Yalandan İbaret Olan Dünyada,İnsanların Hallerine Bakarak Hayatı Sorgulayan,En Sonunda Özüne Dönüp Kalbini Dinlemene Yardımcı Olan
    "Tefekkür Hazinen" ,Seni Ancak Bu Mertebeye Kadar Getirebilmişti ...

    Ama Buradan Sonrası Onun Bile Yardımcı Olamayacağı Bir Yerdi...Onun Seni Getirebileceği En Son Sınır Burasıdır...
    Bu Makamda Artık Tefekkürün Ne Bir Önemi Vardır Nede Bir Yetkisi Yoktur...

    Bu Makam ki ; İnsani Halleri Dünyada Bıraktırır...Ermişi Delirtir,Deliyi Erdirir Hakka...Dünyada İken Akıl Etmek ; Bu Maka Niyetlenmek İçin İlk Adımdır...Tefekkür İse Seni Bu Makama Kadar Çıkartır...

    Tefekkürün İşi Buraya Kadardır...Bir Adım İleri Atmanı Sağlayacak Hiç Bir Şeyin Yoktur Artık...



    Ne Yapacağını Bilemez Bir Halde Duruyorsun...Önünde Duran O Alemlere Dalmak İstiyorsun,Ama Çaresizsin...Elinden Gelen Bir Şey Yok...

    Bu Defa ; O Alemlere Sığamayan Allah,Senin Kalbine Vermiştir İlham-ı Vahyini...Ve Okutturur Sana En Muhtaç Halinle Bir Niyaz-i...


    Geldim Hakikat Bab-ı na Vardım Secdeye
    Hüznüm İle Yakardım,Allahım Al Beni İçeriye

    Rahmetin Coştu Emir Verdi O Çetin Kapıya
    Açıldıda Girdim,Seyre Daldım Alemi Masivaya

    Geçit Yoktur Candan Tenden Geçilmeden
    Teslimim Rahmetine,Hem Can İle Hemde Ruhen

    Şimdi Yoktur Ne Tefekkürüm Nede İlmim
    Kerem Et Allahım,Yolun Sırrına Ereyim



    Bir Kere Daha Rabbinin İnayeti İnmiştir Artık...Onun "Alemlere Sığamadım Birtek Kulumun Kalbine Sığdım" Dediği Yere İnmiştir İnayeti...Kalbindedir Artık O...İsmi Keremi İle O Azameti Ve Gücü Rahmeti İle Seslenir...

    "İÇ" Der Sana...Hayranlık Ve Şaşkınlıkla Alemi Seyre Dalıp,Görmediğin Ve Fark Etmediğin Önünde Duran Altın Kadehi Görürsün O An...


    Eline Alıp İçeceğin Sırada,Bir Kere Daha Seslenir Rabbin...Bu Sefer Namütenahi Mana Dolu Kelamıyla...


    Rahmetimden Dolmuş Kadehtir Bu
    Haremgâh-ı İlâhi Bade-i Kudret Suyu

    Beden İle İçilmez Kıldım Ben Onu
    Eritir Yok Eder Canı Teni Vücudu

    Dayanmaz Hiç Bir Varlık,Alırsa Bir Yudumu
    Üfledim Pek Az İnsana Dayanacak Ruhu

    Beni Anmadan İçilmez,Hakikat Sırrına Erilmez
    Besmelesiz İçilir'de Aşksız İçilmez Kadehtir Bu


    Rabbin'in Hayretler Verici Sır Dolu Bu Sözleri Karşısın'da,Elinde Kadehle Donup Kalıyorsun...Hangi Bir Kelimesine Baksan Uçsuz Bucaksız Sırlar Ve Manalar Çıkıyor....Ama En Çok Aklına Takılan Son İki Sözü Oluyor...

    "Beni Anmadan İçilmez,Hakikat Sırrına Erilmez
    Besmelesiz İçilir'de Aşksız İçilmez Kadehtir Bu"

    Nasıl Bir Mana Ve Sırrı Barındırıyor Ki,Bu İki Söz,Hem Onun İsmini Anmadan İçemiyorsun,Hemde Onun İsmi Olmadan İçebiliyorsun?

    Bu Nasıl Bir Hikmet Nasıl Bir Sırlı sözdür ki Seni Böylesine Biçare,Elinde Kadehle Öylece Kala Kaldırıyor...

    İsmini Anmadan İçemiyorsun Ama Besmelesiz İçebiliyorsun?

    Her Ermişin,Evliyanın Ve Dervişin Kendine Has İlham İle Söylediği Sözleri Olduğunu Biliyorsun...Ama Onlar Bir Sekerat (Sarhoşluk) Hali İle Söyledikleri Ve Onlara Ait Sözleri Vardı...

    Sen O Ululardan Bir Sözü Alıp Rabbine Söylemezdin...Çünkü Senin Daha Çözemediğin Sırlı İki Cümle Vardı...Hikmetine Ermen Gereken...

    O Hikmetin Ne Olduğunu Çözmeden Kimden Bir Söz Alıntı Yapsan,Seni Hakikat Sırrına Götürmeyecek Ve Rahmet Gözünü Açmayacak Ve Kudreti Allah'dan Olan,O Kadehi Belkide Sonsuza Kadar Elinde Tutacaktın...

    Tefekkür Hazinen Yanında Değil,Yetkisi Olmayan Bire Girip Yardım Edemiyor Sana...Düşüncelerin İse Karışık...Kendini Toparlayamıyorsun...

    Bu Biçare Hal İçinde Boynun Bükük Elinde Rahmani Altın Kadeh,Ne Yapacağını Bilmiyorsun...

    Bu Acizliğine Ve Çaresizliğine Bakan Rabbinden Utanıyorsun..Ama Elinden Gelen Bir Şey Yok...Ve Sen Tüm Teslimiyetinle Yinede Ondan Umudunu Kesmiyorsun Ve Ona Sığınıyorsun...

    Bu Teslimiyet Halinle Rabbin Sana Tekrar Bir İhsan-ı İlahide Bulunuyor Ve Alemlere Sığamayıp Kulunun Kalbine Sığıp İlham-ı Rahmetini Kalbine Verdiği Anda Bütün Algıların İdraklerin Birden Açılıyor...


    Ve Sen Kalbine İlham Edilen Bu İlah-i Vahyi Anlamaya Başlıyorsun...

    İlk Söylediğin Söz "AMAN YARABBİ" Oluyor....

    Seni O Haremgâh-ı İlâhi ye ( Cenâb-ı Hakkın mübarek kıldığı ve özel kimselerden başkasına açmadığı kutsal mekâna) Gelmeni Sağlayan Şeyin"AŞK" Olduğunu Anlıyorsun...


    "Besmelesiz İçilir'de Aşksız İçilmez Kadehtir Bu" Sözünün Sırrını Çözüyorsun...

    Ve Başlıyorsun O Sonsuz Mana Ve Sır Dolu İki Sözün Ardındakileri Kendine Söylemeye...

    Allahın Herkese Verdiği Bir İşi Yapmadan Önce Veya Yemeden İçmeden Önce Onun İsminin Anılması Olduğunu Hatırlıyorsun... "Bismillahirrahmanirrahim" ....Bu Rabbini Anmaktı,Bu Sırrı Çözmeye Atılan İlk Ve Doğru Adımdı...

    Ama Rabbin "Besmelesiz İçilir" Demişti...Peki Bu Nasıl Olacaktı?
    İşte Tam Bu Anda Rabbin Tekrar Kalbine İlham Eder Ve Anlamaya Başlarsın Yine...

    "Besmele Kelimesi : Bismillahirrahmanirrahim'in En Başında Olan Ve Özü İtibarı İle Arapçada "İSİM" Anlamına Gelen "SM" Kelimesi'nin Bir Kısaltması Olduğunu Görüyorsun...

    "İSİM" Kelimesini Her Şeye Ve Herkese Söyleyebilirdin...Ama Allah,Rahman Ve Rahim Sadece Ona Aitti...

    Bu Sözden Anlarsın ki "SM(İSİM)" Kelimesi Onu Anmak İçin Kullanılan Bir Sözdü Ve Rahmaniyet İçermeyen,Tanımlamak Ve Belirtmek İçin Kullanılan Bir Kelimeydi..."SM(İSİM)" Olmadan Rabbini Ana Bilirsin Demişti Allah...

    Ve Onun Sonsuz Sır Dolu Sözlerinin Yarısına Gelmeye Başladın...
    Artık Onu Nasıl Anman Gerektiğini Biliyorsun...Onun Adı Olmadan O Kadehi İçemeyecektin..."İllahirrahmanirrahim"İn Sadece Onu Zikrettiğini Ve Sadece Onun İle Dolu Olduğunun Farkına Vardın....

    Artık "BESMELE" Olmadan İçebilirsin...Ama Daha Çözmen Gereken Bir Sır Dolu Sözü Daha Vardır...

    "Besmelesiz İçilir'de,AŞK'SIZ İÇİLMEZ"...

    Rabbin Sana Öyle Hikmetli Bir Söz Söyledi Ve Öyle Bir Ruhsat Verdi Ki,

    "Bi'sm'illahirrahmanirrahim"in İçinde Olan Bir Kelimeye Tasarrufun Oldu...
    Artık Bu Bir Cümlenin İçinden,Hangisinden Tasarruf Edeceğini Biliyorsun...

    Ve "SM(İSİM)" Kelimesinden Tasarruf Edebiliyorsun...
    Artık Onu Dilediğin Gibi Anma Ruhsatına Sahipsin...

    Bu Tasarruf Ruhsatını,Ancak Makamı "Haremgâh-ı İlâhi"yi Nasip Ettiği Kimselere Vermişti Allah...O Makama Gelen,Her Nasip Ettiği Erenler Evliyalar Ve Dervişler Kendilerine Has Ve İlham Edilen Söz İle O Kadehi Yudumlar...


    "AŞK'SIZ İÇİLMEZ" Demişti Rabbin...Ve Son İlahi Kelimetullah Sırrını'da Anladın...Aşk İle Gelmiştin O Makama...Rabbin Seni Oraya Getiren Ve Kendisinden Başkasına Aşık Olanı Değil,Rabbine Aşık Olanları Çağırmıştı Kendine...

    Artık Rabbinin Sana Verdiği Tasarruf Ruhsatını Kullanarak,Hem "AŞK" İle Onu Anabilir Hemde "SM(İSİM)" Kelimesinden Tasarruf Edip Besmelesiz Anarak Onun Yerine "AŞK" I Koyabilirsin...

    Rabbi'nin İhsan-ı İlahisi Ve Kalbine Verdiği Vahiy Sayesinde
    O Makama Nasibi Olmuş Her Evliya,Eren Ve Derviş Gibi Seninde Kendine Has Rabbine Söyleyebileceğin Bir Sözün Tamam Olmuştur Artık...

    Bütün Teslimiyetin,İçtenliğin Ve Samimi Aşkın İle Coşarak,Tasarruf Edip Tamamladığın O Sözü Söyleyerek Yudumlarsın O Kadeh-i İlahiyi...

    "BiAŞKillahirrahmanirrahim"

    Artık Tasarruf Ruhsatın İle Tamamladığın Bu Söz "Haremgâh-ı İlâhi"de
    Diğer Aşıkların Sözleri Gibi Sana Mahsus Ve Bütün Alemlerde Zikrin Olmuştur...

    Her İşe Başlarken "RAHMAN VE RAHİM OLAN ALLAHIN AŞKI İLE" Alamına Gelen
    "BiAŞKillahirrahmanirrahim" Senin Zikrin'dir Artık...

    Allah'ın Aşkı İle Yanıp Tutuşman,Seni Önce Tefekkür Hazinesine Kavuşturdu,Sonra O Pek Az Kişilere Nasip Edilen Makama Getirdi...

    Ve İhsan-ı İlahi İle Rabbi'nin Sana Söylediği Hikmet Ve Sonsuz Manalı Sır Dolu Sözlerin Hikmetine Erdin...

    Onun Lütfu Ve Kalbine Sığınması İle Sana Sırrın Manasını Çözdürdü...

    Artık İlk Üç Yudumdan Birini "BiAŞKillahirrahmanirrahim" Diyerek Yudumluyorsun...İlk Aldığın Yudumda,Ayakta Durmana Rağmen Düşüp Bayılmıyor,Ama Bilincini Kaybediyorsun...

    Sanki Ruhunda Bir Karıncalanma Hissi Olmuş,Gözlerine Bir Karartı İnmiş Gibi Bütün Ruhun Uyuşmaya Başlıyor...

    İlk Aldığın O Yudum,Ruhunu Tuz Tanesi Kadar Zerrelere Ayırıyor,Her Bir Zerren Ayrışmasına Rağmen,Hepsinde Ayrı Ayrı Kendini Hissediyorsun...


    Her Bir Zerrenin Senin Olmadığını Ve "ALLAAAH" Dedikleri Duyuyorsun...
    Rahmetle Hissetmeni Ve Rahmetle Duymanı Sağlamıştır O İlk Yudum...
    Artık O Makamda Olanlara Verilen Hikmetlerden Biri Verilmiştir Sana...

    "Rahmet İle Duymak"...Kimselerin Duyamadıklarını Duymaya Başlayacaksın...Rahmani Seslere Öyle Aşina Olacaksın ki,Melekleri,Bitkileri Canlı Ve Cansız Bütün Eşyaların "ALLAH" Dediğini Duyacaksın...

    Aldığın İlk Yudum,Ruhunu Zerreden Zerreye Böldükçe Yok Olacaksın...
    Yokluğun İçinde Var Olan Bir Yok Olacaksın...

    Ve Rabbin İlk Yarattığı Gün Gibi Tekrar Seslenerek Var Edip Olduracak seni...

    "KÛN" (OL) Diyecek Rabbin...Zerrelerin,Bu Gelen Emirle Bir Anda Var Olacak Ve Kendini Tekrar Ayak Duruyor Ve Kadehi Elinde Tutuyor Bulacaksın...

    Öyle Bir Duygu İçine Gireceksin Ki, Elindeki Kadehle O An Mevlana Misali Tebessümle Kendini Tavaf Edeceksin...
    Bütün Kainatın O sonsuz Sessizliğinin Gerçekte "ALLAH" Diye Bağırdığını Duymaya Başlayacaksın...Rahmetle Duyuyorsun Artık...

    Rabbinin İhsanı İle Sırrına Vakıf Olduğun,Sana Has Zikirin İle...
    Bu Haller İçinde Kendi Etrafında Dönerken Durup üç Yudumdan İkincisini İçeceksin...

    "BiAŞKillahirrahmanirrahim" Diyerek...

    İlk Yudumda Olduğu Gibi,Yine Bilincini Kaybedeceksin,Ama Bu Defa Bütün Sesleri Duymaya Devam Edeceksin...

    Etraf Tekrar Kararacak,Ve Sen Bir Daha Zerrelerin Zerrelerine Bölünecek,Ve Her Birini Duyarak Tekrar Yok Olacaksın O Yokluğun İçinde....

    Yokluğun İçinde Yok Olmana Rağmen Bütün Kainatı Duymaya Devam Edeceksin...Hikmetle Verilmiş Ve Açılmış Olan İlahi Duyumunla...

    Ve Görmeye Başlayacaksın,Yok Olmana Rağmen...Sanki Hiçbir Yerde Değilsin Ama Her Yerdeymişsin Gibi,Yok Olmana Rağmen Göreceksin...

    Aldığın İkinci Yudum,Rahmet Gözünü Açmıştır...Gafletle Bakmaktan Kurtarmıştır Rabbin Seni...

    Meleklerin,Bitkilerin Ve Canlı Cansız Bütün Eşyanın Saçtıkları Nurları Görmeye Başlarsın...

    Rahmet Gözün Açılmıştır Artık...Görüyorsun Bütün Bir Kainatın Nasıl Işıklar Saçtıklarını Ve Zikirle ALLAH'a Tavaf Eder Gibi,Kendi Etraflarında Döndüklerini....

    Bu Güzelliklere Rahmet Gözüyle Meftun Meftun Bakarken Rabbinden Bir Emir Daha Gelir...Yok Olmana Rağmen Rahmetle Duyup Rahmetle Görmene Rağmen Bir Nida Daha Gelir...



    "KÛN" (OL) Diyecek Rabbin...Ve Biranda Ayakta Durmuş Elinde Ki Kadehle Kendini Bulacaksın Tekrar...

    İlk Yudumda Olduğu Gibi Tekrar Sekerat Haline Bürünecek Ve Bir Daha Dönmeye Başlayacaksın Kainatı,Rahmetle Duyarak Ve Rahmetle Görerek...

    Ve Üç Yudumdan Son Olan Üçüncüsünü İçeceksin...Rabbinin İhsanı İle Sırrına Vakıf Olduğun,Sana Has Kıldığı Zikirin İle...


    "BiAŞKillahirrahmanirrahim" Diyerek...


    Bu Defa Rahmetle Gördüğün Her Şey Bir Anda Karanlıkta Kalacak,Rahmetle Duyduğun Bütün Bir Kainat Sessizliğe Bürünecek
    Ve Hiç Bir Şey Göremeyecek Ve Duyamayacaksın...


    Ve İlk Yudumunda Olduğu Gibi Ruhunu Kaplayan Hisler Tekrar Seni Zerrelerin Zerrelerine Bölerek Yokluğun İçinde Yok Edecek...

    Ve Yokluğun İçinde Yok Olmana Rağmen,Bu Defa Sesleneceksin Rahmeti Ve Hikmeti Sonsuz Olan Rabbine...Sana Has Kıldığı Zikir Ve Bir Şiir İle ...


    "BiAŞKillahirrahmanirrahim"
    Bildim Sana Gelen Yol Geçer Aşktan


    "BiAŞKillahirrahmanirrahim"
    Aşksız Varılmaz Kapına Bin Yıl Secdeye Varsam


    "BiAŞKillahirrahmanirrahim"
    Haremgâh-ı İlâhi Nasip Olmaz Her Kula Aşk Olmadan


    "BiAŞKillahirrahmanirrahim"
    Bildim Sözün Sırrını,İlmini Aşk İle,Aşktır Manası İsmi Azam


    "BiAŞKillahirrahmanirrahim"
    Bade-i Kudret Suyu İçtim Aşk İle Kana Kana Kadehi Altından


    "BiAŞKillahirrahmanirrahim"
    Rahmet İle Duyar Oldum Cümle Kainat Diyor Ya Allah Ya Rahman


    "BiAŞKillahirrahmanirrahim"
    Açıldı Gözümdeki Perde,Rahmetle Görür Oldum Şükür Sana Mevlam


    "BiAŞKillahirrahmanirrahim"
    Çözüldü Dilim,Döküldü Sözler,Söyler Oldum Cümle Aleme Kaside-i Rahman



    Çözülmüştür Artık Kapalı Olan Son Sır...Açılmıştır Artık Dilindeki Kilitler...
    Duyman Ve Görmen Gibi Konuşmanda Rahmani Olmuştur Artık...

    Sırlı Sözler İle şiirler Okuyan Aşıklardan Biri Oldun...Artık Görmediğin Bilmediğin Bir İnsanı Rahmetle Duyacaksın...Ve Onu Rahmetle Göreceksin
    Hatta Ona Rahmetle Şiirler Okuduğun Vakit,O Buna Hayretle Bakacak Ama Sen Ermişliğini Dile Getirmeyeceksin...


    Dile Getirmediğin Gibi Sana İthaf Edilen Bu Dervişlik Sıfatını Tüm Hiçliğinle İnkar Edeceksin...Çünkü Sen Bu Makama Gelmeden Evvel Bir Hiç Olduğunu Kabul Ederek Geldin...Tefekkür İle Aşık Oldun,Aşk İle Rabbinin O Makamına Çıktın Ve O Makamda Yok Olup,Var Oldun Tekrar...


    Ve Bu Hikmetler İle Haremgâh-ı İlâhi'de,Senden Önceki Velilerin,Erenlerin Ve Dervişlerin Kendilerine Has Sözleri Olduğu Gibi,O Makam-ı
    Lâ Nihâye de (Sonu Olmayan Makamda)Seninde Rabbinden Ruhsatını Aldığın "BiAŞKillahirrahmanirrahim" Sözün Yankılanacak Sonsuza Kadar,Sana Has Bir Biçimde...


    Ve Son Defa Seslenecek Rabbin Sana...

    "KÛN" (OL) Diyecek...Ve Biranda O Kainat Alemine Açılmış Olan Balkonda Ayakta Durmuş Elinde Ki Kadeh Olmadan Bulacaksın Kendini Bu Kez...


    Son Hikmetin İlahi Yudumunu'da Aldın...Artık Duyman Ve Görmen Gibi Dilinde Rahmetle Konuşacak Ve Söylediklerini,Yazdıklarını Cümle Alem Okuyup Herkes Kendine Bir Pay Çıkartacak...ama Sen Muhabbeti Aşka Seslenmiş Olacaksın...Aşk İle Rahmanı Arayanlar Olacak Ama Bu Yolun Sırrını Aşikar Etmene Rağmen Seni Kimseler Anlamayacak...
    Pek Az Müstesna Kimse Ve Onunla Beraber Olanlar Anlayacaktır...


    Rabbin Seni Kendisine Dilemişse Eğer,Unutma Ki Gönlüne Kendi Aşkını Bahane Eder Aratır...Sonra Bir Beşere İle Karşılaştırır...O Beşer Aşk Yolunda Hanesi Olan Bir Hancı Misali Seni Bekler...Her Aşk-ı Arayana Yolu Göstermez...Önce Aşkına Bakar Sonra Haline...Enson Nefsine Bakar...

    Eğer Dünya Kokusu Varsa Üstünde Bir Bahane İle Seni O Yoldan Uzak Eder...Döner Dolaşırsın Bir Başına Huzursuz Ve Kalbine Hitap Etmeyenlerin Yanında...Bir Yanın Hancıda Kalmıştır...Dayanamaz Tekrar Varırsın Han Kapısına...Ve Yine O Hancı Bakar Haline..."Dünya kokuyorsun" Deyip Bir Daha Yollar Seni Geriye...

    Ve Artık Sen O Hancıyı Uzaklardan Takip Edersin...Sanki O Seni Görmüyor Ve Duymuyor Zannedersin...Oysaki Senin Her Halini O Hancıya Bir Bildiren Vardır...

    Rabbin İşte Böyle Bahaneler Ve Tevafuklarla Seni Bir Tefekküre Yollar...Tefekkürle Aşka Yol Aldırır...Ve Aşk İle Sana Bir Makam Nasip Eder...O Makama Geldiğin Vakit Kulaklarını,Gözlerini Ve Dilini Rahmet İle Açar...

    İşte Sana Bunca Hikmetleri O Makama Geldiğinde Verecektir...

    Ve Geldin...Bunca Hikmetli Halleri Aldın...Senin İçin O Haller Ve Vakit Tamam Olmuştur...

    Bu Makama Nasıl Geldiğini Hayretle Düşünürken Rabbin Sana Ayetiyle Vahyeder Bir Anda...


    Yâ eyyuhel muddessir...Kum fe enzir...Ve rabbeke fe kebbir.
    Ey Örtüsüne bürünen!....Kalk Ve Uyar...Rabbini tekbir et (yücelt).
    Müddessir/1-2-3

    Bir Anda Açılır Gözlerin...Ve Kulaklarında Yankılanmaya Devam Ederek Uzaklaşmaya Başlar Onun Son Sesi Ve Sana Son Vahyi...

    Etrafına Bakıyorsun...Artık Odan'da Gözlerini Açtın...Şimdi Dünyadasın...
    Ama Sen Eski Sen Değilsin...

    Üzerinde Hiç Bir Beşerin Asla Göremeyeceği Libas-ı Rahman-i Olan Sultanlık Elbisesi Vardır...

    Dünyaya O Elbise İle Geldin...Ve Hazreti İsa Peygamberin "Kişi Anasından İki Kere Doğmadıkça, Göklerin Melekûtuna Ulaşamaz." Sözünün Manayı Sırrına Erdin...Önce Annenden Doğduğun Hal İle Yaşattı Rabbin Seni...

    Sonra Yatağında İken Aldı Canını...Çıkarttı Seni O Makama...Rahmetiyle Sardı Seni...Ve Hikmetle Donattı...
    Ve Tekrar Dünyadaki Bedeninde Can Verdi...İşte Böylece Hazreti İsanın Bu Sözünüde Anlamış Oldun...Artık İnsanların Mana Veremediği Sözlere Her Duyduğunda,Rahmet İle Açılmış Olan Kulakların O Sözlerin Derun-i İdrakine Hemen Varacak...


    Çünkü Sen Bu Hikmeti İlahiyi Almış,Libas-ı Rahmaniyi Giymiş Görünmez Bir Sultansın...
    Artık Olayların Ardındaki Sırrı Görebiliyorsun...Ve Gördüğün Her Olayda Ve Her İnsanda Ne Olduğunu Anlıyorsun...

    Bu Hallerini Görenler,Dünyalık Vasfına,Kıyafet Ve Cemaline Bakarak Seni Okuduklarından Dolayı Bilgin Zannedecekler...

    Halbuki Sen Onların Görmediği Ve Göremediği Sultanlığın İle İçlerinde Dolaşmaya Devam Edeceksin...

    Rabbinden Aldığın Enson Emir İle İnsanlara Konuşacaksın...Her Sözün Onu Söyleyecek,Her Halin Onu Anlatacaktır...

    O Makam da İken Senin Tasarrufuna Bırakılmış Olan Ve Bu Zamana Kadar Cümle Aleme Tasarruf Edilmesi Yasak Olan "Bismillahirrahmanirrahim"
    Senin Zikrin Değildir Artık...

    Kimselere Bunun İdraki,İlhamı Ve Tasarruf Ruhsatı Verilmemiştir...
    "BiAŞKillahirrahmanirrahim" Sana Mahsustur...
    Aşk İle Hakka Ermeyenlere Yasaktır Bu Söz...Sırrı Bilmeyenler Çekemeyecektir Bu Zikri...

    Sakın Beşere Aşikar Eyleme Sırrını...İbni Arabi Gibi Hem Yurdundan Kovulur,Hallacı Mansur Gibi Asılır,Nesimi Gibi Canlı Canlı Derini Yüzdürürsün...

    Onlar Aşkın Sırrına Ermişlerdi...O Sultanlık Elbisesi İle Gezdiler...Nice Hikmet Dolu Rahmetle Sözler Söylediler...Kimseler Anlamadı Onları...Görmedi Kimse Üstlerindeki Sultanlık Libasını...

    Aşikar Eyleme Zikrini...Hiç Duymadıkları Ve Duyamayacakları,Duysalar Bile Anlamayacakları Sırrını Söyleme...

    Rabbinin Murad-ı İlahisi İle Sana "İfşa Et" Dediğin Gün Gelecektir Elbet...
    İşte O Zaman Halk Sana Taşar Atarken Acımayan Canın,Dostun Attığı Bir Gül İle Acıyacaktır...

    İşte O zaman Anlayacaksın,İnsanların Senin Sesini Duymadıklarını...
    O Zaman Göreceksin İnsanların Kulaklarının Sağır,Gözlerinde Ki Perdelerin Kapalı Olduğunu...

    Haykırsan'da Duyuramayacaksın Sesini...Göstersen'de Göremeyecekler Hakikati...

    Onlara Kızma Sakın...

    Çünkü Rabbin Kapatmıştır Onların Gözlerini...

    Gözlerinde Çekilidir İlahi Bir Perde.


    Saygılarımla : Emrah Yıldırım
    Erdi

    Not : Allah,Hepimize Böyle Bir Hali Yaşamayı Ve O Özel Makama Aşk İle Çıkmayı Nasip Etsin...

    "BiAŞKillahirrahmanirrahim" Zikrini Çekme Yetkisine Sahip Olan Bu Zat-ı Sultana Ve Geçmişteki Sultanlara Verdiği İzni İlah-i sini Bizlerede Versin...

    O Makamı Bizlere Lütfettiği Vakit,Bizimde Ruhsatımızın Tasarrufuna Sunacağı Bir Kelimetullahı Nasip Eylesin...


    Bizlerde Aşk İle Yazalım O Şahsımıza Mahsus Kelimetullah-ı...
    Başkalarıda Okusun Aşk İle...

    Sende Oku...Muhabbeti Aşk İle...

    Muhabbetimiz Aşkla Dolsun..Son Sözümüz Aşk Olsun...

    Perdemiz Açık Olsun...

    Allaha Emanet Olun...