Ölüm her zaman orada, bütün bu endişelerin ufku. Sokrates çok açık bir şekilde söylemiştir: "İyi yaşamayı öğrenmek için kişinin iyi ölmeyi öğrenmesi gerekir.' Ya da Seneca: "Ondan vazgeçmeye istekli ve hazır olanlar dışında kimse hayatın gerçek tadını alamaz."
Terapide gerçekten önemli olan şey fikirler, vizyon ya da araçlar değildir. Terapinin sonunda hastayı süreç konusunda sorgularsa ne hatırlar? Hiçbir zaman fikirleri değil her zaman ilişkiyi hatırlar. Terapistin sunduğu önemli bir bilgiyi nadiren hatırlar ama terapistle kişisel ilişkisi genellikle sevgiyle hatırasında kalır.
İleriyi önceden görebilseydik çocukların ölüme değil hayata mahkum olan ama henüz cezalarının ne anlama geldiğini bilmeyecek kadar bilinçsiz, masum mahkumlar olduğunu görebilirdik. Yine de her insan ileri yaşlara, yani "bugün kötü ve her gün daha da kötüleşecek, ta ki en kötüsü olana kadar" denebilecek bir hayat durumuna ulaşmak ister.
Anne sevgisinden yoksun büyüyen çocuklar, kendilerini sevmek, diğerlerinin onları seveceğine inanmak veya başkalarını sevmek için gerekli olan temel güven duygusunu geliştiremezler. Yetişkin hayatlarında yabancılaşırlar, içlerine kapanırlar ve başkalarıyla genellikle düşmanca ilişkiler kurarlar.