• Yunus Emre ve Sartre'ın varoluşa bakışı üzerine eğildiğimizde başlangıç noktasının 'Tanrı' olgusu olması yanlış olmayacaktır. Gerek Yunus gerekse Sartre kendilerine has bir varoluşçu düşünce ortaya koymuşlardır. Yunus Emre’ye göre varoluş tamamen tasavvufi bir olaydır. Yunus Emre'ye göre varlık Allah’ın kendisidir. Yaratılmış her şeyde Allah’ı görür. Dolayısıyla insanı da Allah’tan ayrı düşünmez. Bu yüzden Yunus’a göre insan tanrısal bir özellik taşır. Çünkü onda, Allah’tan bir parça olan ruh vardır. Yunus'a göre varoluşun çekirdeğine inersek insanın yaratılışı evrenin yaratılışından öncedir. İnsan Allah’ın yanındayken sahip olduğu huzuru evren yaratılıp bir bedene sokulduğunda kaybetmiştir. Gönderildiği yerde edinmesi gereken tek amaç gerçeğe, hakikate, huzura erişmektir. Bu düşünce Yunus’un bir amacının olduğu göstergesidir. Görüldüğü üzere Yunus’un varoluş düşüncesine göre Allah temel başlangıç noktası, insana sunulacak bir hedef ve varlığın ta kendisidir. Sartre’ın varoluşa bakışı 'Tanrı' noktasında Yunus’un tam zıttıdır. Yunus’un doğduğu kültür, aldığı eğitimle beraber hazmettiği bu 'Tanrılı varoluş' Sartre’ın karşı olduğu bir görüştür. Sartre bir ateisttir. Yunus’un her şeyin merkezine oturttuğu tanrı Sartre'a göre kişisel özgürlüklerin sınırlayıcısı olan bir otoritedir. Temelde oluşan bu karşıtlık varlık düşüncesinde devam eder. Sartre’da 'Varlık özden önce gelir’ görüşü hâkimdir. Bu Sartre’ın dinsel temelli bir varoluş düşüncesini benimsememesinden kaynaklıdır. Sartre’a göre varlık kendi özgürlüğü içinde kendi değerlerini oluşturmalıdır. Burada kişiye bir ödev verilmiştir. Tanrı’nın olmadığı bir dünyada bireyin özgür olacağını ve kendi değer yargılarını üretmesi gerektiğini savunmuştur. Yunus ve Sartre’ın varoluşsal düşüncelerini şekillendiren tanrıya olan bakış açılarıdır. Birinin iman edip aşkla ulaşmaya çalıştığını diğeri reddedip birey olmanın önündeki bir engel olarak görmüştür.
    İzdiham Dergisi
    Sayfa 11 - Tarık Taş - İkimiz Bir Yabancıyız