1000Kitap Logosu

Vatan icin gidenler

Semih
bir alıntı ekledi.
Bir Süre Yere Paralel Gittikten Sonra
Eşikte durup yalandan birkaç kez öksüren gece... Ayağı takılan, her şeyin üzerine dökülen gece... Rüyalar gerçeği kovalarken geri dönemeyecekleri kadar uzağa gidiyorlar. Kokoreç ve midye tezgahlarının önünde sarhoşlar birikmeye başlıyor. Çöp kamyonlarının kokusu, gürültüsü sokakları dolduruyor. Güneybatı ufkunun he­men üzerinde Jüpiter birilerini bir şeylerden korumak is­tercesine parıldıyor. Poyraz çıkıyor, ağaçlar, çalılar silkini­yor; gençlikleri köylerde, kırlarda geçmiş şimdi rutubetli apartman dairelerinde ömür tüketen ihtiyar kadınların de­diği gibi, tanı kırk kez silkiniyorlar. Temizleniyorlar. Hava biraz serinliyor. Sokak lambalarının ışığı hafifçe kırılıyor, olduğundan farklı görünüyor bir an her şey , uzaklar ya­kınmış gibi, önceden mümkün olmayan artık mümkün­müş gibi. Yalnızca bir an ama. Yalnızca bir an farklı görünüyor her şey. Çünkü bu şehirde diğer şehirlere benziyor. Burada da karnını doyurmak, başım sokacak bir yer bulmak, hastaneye, karakola düşmek gibi dertler var. Bu şehirde de geceleri duvarlara yazı yazarken bir şey gelip insanın bileğinden tu­tuyor, tabii bu yüzden bazı harfler atlanıyor, sözcükler yan­lış yazılıyor. Sonuçta bu şehirde de çoğunluk aynı kanıyı paylaşıyor: "Anarşistler imla bilmiyor." Yine de, her şeye her şeye rağmen, bu şehirde de birileri, insanlık tarihinin en başında yazılması, yazı yok muydu, çi­zilmesi, bağırılması gerekeni bir duvara yazıveriyor: "NE TANRI NE EFENDİ!" Üstelik ünlem işaretini filan da unutmadan! Sabah olduğunda belediye otobüsleriyle, minibüslerle iş­ lerine gidenler, "NE TANRI NE EFENDİ!" yazısını gördük­ lerinde, başlarında bu ikisinden de bolca bulunduğundan, duvarlara daha anlamlı, daha işe yarar şeyler yazılması ge­ rektiğini düşünecekler. Vatan ve bayrak ile ilgili şeyler ör­neğin ; aramızdan bazılarının hain olduğunu ve hainleri, imansızları bekleyen kaçınılmaz sonu bildiren şeyler. Sonra duvarları da yazıları da unutacaklar. Açıktaki tek­ neyi kıyıdan koştura koştura takip ederek bir gün daha ya­şayacaklar. Güneş öğleden sonra ortalığı kavurduğunda, kışın alev rengi meyvelerini yemek için ateşdikenlerinin dallarına ko­nan ve dallarla birlikte havada sarhoş gibi sallanan güver­ cinler, saçakların gölgesine çekilip uyuklayacak. Orta yaşlı kadınlar balkonlarda ellerinde yelpazeler, saçlarından söz edecekler: "Bana yapışık fon yakışmıyor. Yüzüm geniş ya benim, kuaföre kabarık fön yapmasını söylüyorum." Yazlık­larına gidemeyen apartman yöneticilerinin canları sıkıla­cak, yine bir duyuru yazıp apartman girişine asacaklar: "Siz saygıdeğer apartman sakinlerimiz olarak sizlere daha rahat ve huzurlu bir ortam yaratmak istiyoruz. ''İkindi ezanı okunurken elektrik kesilecek. Birden sessiz­lik. Balkon kapıları gıcırdayacak, rüzgarla havalanan, uçuşan tüllerin halkalannm kornişlerde çıkardığı tıkırtılar du­yulacak o sessizlikte. Elektrik gelince buzdolaplarının motorları yeniden uğul­ damaya başlayacak. Akşam olacak, gece yine eşikte durup yalandan birkaç kez öksürecek. Anneler, güzel bir şeyi, olmasını istedikleri bir şeyi sabırsızlıkla bekleyen çocuklarını, "Yatacağız, kal­ kacağız, yatacağız, kalkacağız..." diye avuturken çıplak ger­çeği söylemiş olacaklar. Ve ben bir adım atarak korkuluğa yaklaşacağım, saçları­ mı balkondan aşağı sarkıtacağım, kendimi boşluğa bıraka­ cağım. Yolda karşıma iyi niyetli biri çıkacak ve soracak olursa, aşağıdaki insanları gösterip, bir süre yere paralel git­tikten sonra onlara anlayamayacakları şeyler anlattım, diye­ceğim. Öyle olsun.
1
Nihal Yurtseven
Aç Kapıyı Ben Geldim'i inceledi.
320 syf.
·
6 günde
·
8/10 puan
"Mübadele" ne soğuk bir kelime aslında. Gidenler mi yarım kalır yoksa kalanlar mı? Hiç bilmediğin yabancı topraklara gitmek mi endişenledirir seni yoksa yüzlerce yıl vatan bildiğin topraklarından ayrılmak mı? Çocukluğunu, gençliğini, sevdanı, anılarının geçtiği yerleri bırakmak zorunda olmak mı acıtır yüreğini yoksa komşularını, arkadaşlarını, mezardaki ananı, babanı, atalarını bir daha ziyaret edememek mi? Hangisi daha acı verir? Unutmamak için, hafızandan silinmesin diye tekrar tekrar gidip, uzun uzun evini dışarıdan seyretmek ne acıdır oysa ki? Bir mübadil olmasamda, vatan bildiği topraklardan zorla gitmek zorunda bırakılan bir kuşağın torunuyum ve hiç unutmam dedemin bir lafı bugün bile hâlâ kulaklarımdadır. "Kızım, memleketteki evin aynısını buraya yaptım." Ne büyük bir özlemi, hasreti anlatıyordu oysa bu cümle. Ömrünün yarısından çoğu burada geçmiş olsa da son nefesine kadar memleket diye bahsederdi geldiği topraklardan. O yüzden çok duygulanarak okudum bu kitabı. Çünkü bizden de o kadar çok şey barındırıyordu ki içinde. Yazarken bile boğazım düğümleniyor. Öncelikle sayın yazarımız Metin Köse'yi tebrik ediyorum. Uzun zamandır beni bu kadar etkileyen bir kitap okumamıştım. Kitabı okurken bazı bölümlerde çocukluğuma gittim. Bazı bölümlerde dedemle yaptığım sohbetleri anımsadım. Kitabın içinde, diğer kitaplardan yapılan alıntıları çok beğendim ve kendime bir kitap listesi bile çıkardım. Okumayanlar için söylemek gerekirse; kitap iki bölümden oluşuyor. Geçmiş ve şimdiki zaman. Geçmişte, yani 1923 - 1924 yılları mübadeleden önce ve mübadele döneminde Safranbolu'da yaşananları Yordan ve Güldane üzerinden bize anlatmaktadır. Şimdiki zamanda ise İstanbul'dan Safranbolu turuna katılan yazar Tekin, şair Murat, Filiz, Andon ve rehberin ilginç sohbetlerine şahit olacaksınız. Bunun yanında Safranbolu'nun tarihi yerlerine de kültürel bir gezi yapmamızı sağlıyor yazarımız. Betimlemelere hayran kaldım. Anlatılan herşey tek tek gözümün önüne geldi ve Safranbolu'ya gidip buraları görmek için can atıyorum açıkçası. Kitaba ismini verdiğini düşündüğüm bir Saftranbolu Türküsü olan "Aç Kapıyı Ben Geldim Avanım" isimli türküyü de mutlaka dinlemenizi tavsiye ederim. Aslında yazılacak o kadar çok şey var ki, her bakımdan dolu dolu bir kitap. Tek kelimeyle muhteşemdi.
Aç Kapıyı Ben Geldim
Okuyacaklarıma Ekle
3
Onur
bir alıntı ekledi.
_Türkiye'de demokrasi, hoca ve gerici saltanatı demektir. _Çocukluğumuzda Türk, kaba ve yabani demekti. İslam ümmetinden, Osmanlı idik. Vatan sözü yasaktı. Padişahın kulları idik. Okul çıkışında ’Padişahım çok yaşa’ diye bağırırdık. Arap’a Arap, Arnavut’a Arnavut, Rum’a Rum, fakat kendimize Osmanlı derdik. Bütün ekonomi, bütün iç ve dış ticaret, bakkallara kadar çarşılarımız, kadrolarında bir tek Türk bulunmayan bankalar, şirketler, hepsi Hristiyan, Yahudi veya ecnebiydi. "Su, ışık, gaz, her türlü ulaştırma, telefon, rıhtımlar ve limanlar, fenerler hepsi yabancıların elindeydi. Türk halk yığınları medrese din eğitimi altında, vicdan ve kafa karanlığı içindeydi. Osmanlı tarihini ilmihal gibi okurduk. Nerede ise padişahlarla peygamberleri birbirine karıştıracaktık. Hükümdarlardan hiçbirinin suçu ve günahı yoktu. Sadece övülmek ve asla eleştirilmemek bizi medeni dünyanın uzağında bırakmıştır. _İstanbul sokakları İtilâf askerlerinin süngülü askerleri ile doluydu. Boğaziçi, toplarını sağa sola çeviren düşman harp gemileri ile mavi suları görünmeyecek kadar örtülmüştü. Herkes ancak gündelik ihtiyaçları için evlerinden çıkıyor, yollarda hatır ve hayale gelmeyen hakaretlere uğramamak için caddelerin duvar diplerinden büzülerek, eğilerek ve korkarak gelip gidiyordu. _"Nemiz varsa, bağımsız bir devlet kurmuşsak, hür vatandaş olmuşsak, şerefli insanlar gibi dolaşıyorsak, yurdumuzu Batı’nın, vicdanımızı ve kafamızı Doğu’nun pençesinden kurtarmışsak, şu denizlere bizim diye bakıyor, bu topraklarda ana bağrının sıcağını duyuyorsak, belki nefes alıyorsak, hepsini, her şeyi 30 Ağustos Zaferi’ne borçluyuz." _Din ile şeriatı farklı şeylerdir. Tanrı'ya inanır ve ibadet edersiniz. Din burada biter. Ötesi şeriattır. Şeriatçılık demek, toplumu 7. yüzyıl Hicaz aşiretleri şartlarına doğru geri sürüklemek demektir. Yahudilikte de şeriatçılık vardır. Fakat İsrail, Tevrat çağına dönmediği için 2 milyonla, 7.Hicaz asrından ayrılamayan 60 milyon Müslümanı dövmüştür. _Şeriatçı, Batılı Türk'e, Batılıdan fazla düşmandı. Türkiye'yi ittihatçıların mı idare etmesini istersin, Yunanların mı? Yunanların! diye cevap vermiş. _Birinci Dünya Savaşı'nda ordumuz için "Muzaffer olmasın ya Rab!" redifli bir gazel yazan hoca İstanbul'a dönmüş, halifenin şeyhülislamı olmuştu. Bir sarıklı hoca, Sait Molla, İngiliz karargâh kapılarında jurnal verme nöbeti bekliyordu. Medrese, Mustafa Kemal'in ve onunla çarpışanların "katli vacip" olduğuna fetva vermişti. Bütün Müslümanlık dünyasının gerileme ve çökme sebebi "gâvur" değil, "softa"dır. _Bir türlü şu irticayı rahmetli diye anamadık gitti. _Bizim ordumuz ihtilalleri millî kurtuluş için yapmıştır. Hiçbir zaman iktidarı ele almak ve iktidarda kalmak için yapmamıştır. Bu arka niyette olanları da yola getirmiştir _İlim ve vatan adamı olunuz. Ne çare ki, vatanın kaderi vatanseverlerin değil, bencil politikacıların elinde. Böyle giderse bu memleketi, Yunanlardan kurtarır gibi, politikacılardan kurtarma davası alıp yürüyecek. _Alafrangaya göre Türk değil, Osmanlı idik. Alaturkaya göre Türk değil, Müslümandık. Biz kendimize ilk defa Türk diyen, soyumuzun da _Ordumuz yok. -Yapılır. -Paramız yok. - Bulunur. -Diyelim ki bulduk. Düşmanlarımız hem kuvvetli, hem çok. -Olsun, yenilir. diyordu _Halkevleri neydi? Birer kültür kulübü! _Geri ile yarışa çıkılmaz; halifeliğe, padişahlığa kadar yolu var. _1917'de ihtiyardım, 1922'de ilk gençliğe kavuştum. _Biz yalnız kendimize hak veren, başımıza gelenlerden bizden olmayanları sorumlu tutan pek tuhaf bir milliyetçilik "peyda ettik." Bu milliyetçiliğin mayası "gâvur düşmanlığı"dır. _Meydan okuyan meydanın her cilvesine katlanmalı değil midir? _Aydınlar, kara kalabalık içinde ne yapacağını şaşırır. Ahlakını bozmadıkça politikada başarı kazanamaz. _Suriye'de mevki sahibi bir askerin Falih Rıfkı'ya sitemi: "Siz gençler ne tembelsiniz! Hiçbir şey yazmıyorsunuz. Çanakkale'ye bir torpido şair ve ressam gitti. Daha bir kitap bile görmedik _Atatürk ile ilgili… _Akıl hürriyetini sınırlayıcı, eğitim ve hukuk birliği ile laisizmi sarsıcı her şey Atatürkçülüğe hıyanet etmektir. _ CHP, Atatürk'ün mirasçısı değildir. Atatürk, "Partim" sözünü yazınca Recep Peker: Paşam niçin Cumhuriyet Halk Partisi yazmıyorsunuz? diye sormuştu. Atatürk: - Ne bileyim sonuna kadar Cumhuriyet Halk Partisinin benim partim olarak kalacağını? demişti. _En mesut Türkler, Atatürk yaşarken ölmüş olanlardır. _Atatürk'ün en büyük gururu Türk milletinin evladı olmaktı. _Ben şu hayli uzun ömrümde güneşe doyamadım. En parlağı, Atatürk kadar sürdü _Atatürkçüler yalnız Türkiye'yi gerilikten değil, Müslümanlığı da yobazlığın elinden kurtarmak durumunda. _Demokrasi Atatürk'ün idealiydi. Vicdan ve tefekkür hürriyeti olmayan yerde demokrasi kurulamaz, kurulsa da tutunamaz. _Hayatınızı ana babanıza; hür, şanlı ve şerefli Türklüğünüzü Atatürk'e borçlusunuz. Eğer Atatürk milletinin ve ordularının başında Anadolu savaşlarını kazanmasaydı bu dünyada vatansız ve hürriyetsiz kalırdınız. Asıl öksüzlük budur. _Mustafa Kemal, dünya harbine girmek istemiyordu: Kafa ve sanat adamı olduğu için! Ama Mustafa Kemal, Kurtuluş Harbi'ni bırakmak fikrinde asla bulunmadı: Vatan adamı olduğu için! İlim ve vatan adamı olunuz. _Mustafa Kemal Yunanlarla boğuşurken Birinci Millet Meclisinin maarif vekili Anadolu'da 400'e yakın medrese açtı. Resim dersini yasak etti. Birinci Meclis, bir ümmet meclisi idi. Müslümanlığı Türklüğünden üstündü. Eğer ihtilal şefi bir Şarklı olsaydı Türkiye zaferden sonra yeşil sarıklı bir Asya devleti olacaktı ve şüphesiz gene batacaktı. _30 Ağustos 1922 sabahı. Başkomutan Mustafa Kemal, ölmüş olanların cesetleri önünde: — Bu acıklı manzara bütün insanlık için utandırıcıdır. Ama meşru vatan savunmasının tabii neticesi. Fakat Türkler başka milletlerin vatanlarında aynı şeyi yapmayacaklar, demişti. Sonra yerde yatan bir Yunan bayrağının kaldırılmasını emretti: Bayrak bir milletin hürriyet sembolüdür. Düşmanın da olsa ona saygı göstermek lazımdır. _Atatürk, kadınlar konusunda son derece kıskançtı. Kadın anlayışında pek batılı olduğu söylenemez. Hatta hanımların tırnaklarını boyamasını bile istemezdi. Denebilir ki harem eğiliminde idi. Bu onun hissi, mizacı ve alışkanlığıdır. Kafasına göre kadın, hür ve erkekle eşit olmalı idi. Batı medeniyeti dünyasının kadını ile Türk kadını bütün aşağılık duygularından kurtarılmalı idi. Medeni Kanun'la Türk kadınına Garp kadınının bütün haklarını veren Atatürk, kendi münasebetlerinde, bırakınız ecnebi erkekle evlenen Türk kadınını, ecnebi kadınla evlenen Türk erkeğine bile tahammül etmezdi. Devrimlerin büyük ve eşsiz kahramanı, kendi koyduğu kanunun sonuçları ile karşılaşmak lazım gelince, "Bize göre değil ha çocuklar..." dedi. _Atatürk'ün kadınlara verdiği haklar olmasaydı, şimdi vapurların perdeli harem tarafında oturuyorlardı. _Atatürk'ten İsmet İnönü'ye_ İstanbul'da ertesi gün eski arkadaşı Ali Fuat Cebesoy'u yemeğe çağırmıştı. Öfkesi dinmemişti: Efendim hangi işi verdik de biz yardım etmeden başarmıştır? Kütahya Muharebeleri'nde böyle olmamış mıdır? Lozan'da böyle olmamış mıdır? diyordu. _Atatürk'le tartışmak için yiğitliğe lüzum yoktu. Hiçbir fikrimi saklamak ihtiyacını duyduğumu hatırlamıyorum. Dalkavukluğu meslek edinmeyenlerin hepsi de öyle idi _Ayasofya doğrudan doğruya Atatürk'ün emri üzerine müzeye çevrilmiştir. Atatürk, Batı medeniyet toplumları arasına katılan Türkiye Türklüğünün eski din ayrışıklığı geleneklerini geride bıraktığını göstermek ve asırlarca kapalı duran eşsiz sanat eserlerini devamlı olarak ziyaretçilere açık bulundurmak için Türk şerefini ve itibarını artırıcı bu büyük kararı vermiştir. _Atatürk devrim prensiplerini ilgilendiren meseleler dışında Millet Meclisi çalışmalarına karışmamıştır. Tartışmalar serbestti. Hele salı günkü parti toplantılarında yapılmadık tenkit kalmazdı. Atatürk devrinde birçok bakanlar, onun yakınları da içinde olmak üzere, grup toplantılarında yıpranarak düşmüşlerdir. _Atatürk’ün ölümünden beri gittikçe küçülüyoruz. Dünyanın en geri toplumları arasına katıldık. Batı basınında adımız geçmedi bile. Atatürk’ün devrimci Türkiye’si bütün Müslüman ilericilerini Batı medeniyetçiliğine doğru çekiyordu. _Mustafa Kemal vatanı kurtaran şanlı ve şerefli bir komutan olduğu için, halk O'na "kâfir" diyenlere, diyeceklere kanmıyordu. Mustafa Kemal bu memleketi "gâvur" elinden geri almıştı. Mustafa Kemal, şânını ve şerefini kendi ikbâli ve saltanatı için kullanarak ömür boyunca rahat edeceği yerde, şan ve şerefini tehlikeye koyarak, tıpkı dış düşmana karşı olduğu gibi, iç düşmana da savaş açtı; ölünceye kadar savaşa devam etti. _"Yıl 1919… Ülke işgal altındaydı! 19 Mayıs’ta Samsun’a çıkan Mustafa Kemal, İngilizlerin istediği gibi çalışmasına izin vermeyeceklerini gördü. Anadolu içlerine doğru ilerlemeye karar verdi. İlk durak Havza olacaktı. Yâverinden, hemen bir otomobil bulunmasını istedi. Araştırıldı, soruşturuldu… Sonunda, Benz marka, çok eski bir otomobil bulunabildi. Mustafa Kemal, “Tamam,” dedi. Arkadaşları, “Ama çok eski,” diyerek kuşkularını belirttiler. Mustafa Kemal, “Olsun,” dedi. Arkadaşları, “Her an arıza çıkarıp bizi yolda bırakabilir!” diye uyarmak istediler. Bunun üzerine Mustafa Kemal, “Başka otomobil var mı?” diye sordu. Arkadaşları, “Yok,” dediler. “Öyleyse bununla yola çıkacağız!” Samsun’dan çıkıp Havza’ya doğru gecenin karanlığında yol almaya başladılar… Korkulan sabaha karşı başlarına geldi. Motor su kaynatmaya başladı… Suyun soğutulması ve değiştirilmesi beklenirken, Mustafa Kemal, otomobilden indi. Şafak yeni sökmekte… Dağların bulutlara değen tepeleri yeni yeni pembeleşmekteydi. O anda, Mustafa Kemal, daha önce kimsenin duymadığı bir marşı söylemeye başladı: Dağ başını duman almış, Gümüş dere durmaz akar. Güneş ufuktan şimdi doğar, Yürüyelim arkadaşlar… Sesimizi yer, gök, su dinlesin, Sert adımlarla her yer inlesin! Bu gök, deniz nerede var? Nerede bu dağlar taşlar? Bu ağaçlar, güzel kuşlar, Yürüyelim arkadaşlar…" _“Çocukluk arkadaşı ve yaveri Salih Bozok der ki: ''Fikirleri kendisince hiçbir değeri olmayan kimselerle görüştüğünü çok görmüşümdür. Hatta bir defasında dayanamayıp: 'Paşam,' dedim, 'şu fikir danıştıkların arasında öyleleri var ki şaşıyorum. Bunların fikirlerine nasıl olsa sonunda katılmayacaksın. Ne diye birer birer çağırıp karşında söyletirsin?' Atatürk şu cevabı verdi: 'Bazen hiç umulmadık adamdan ben çok şeyler öğrenmişimdir. Hiçbir fikri aşağı görmemek lâzımdır. Sonunda kendi fikrimi tatbik edecek bile olsam, ayrı ayrı herkesi dinlemekten zevk alırım'.. _Atatürk İzmir'e bir gidişinde Kordon boyundaki evinin salonuna büyük bir sofra kurulur. Davetliler tamam olup oturulacağı vakit, sokakta biriken halkın içerisini seyrettiğini istemeyen vali, perdelerin indirilmesini emreder. Atatürk der ki:- Vali bey, dışarıdaki halk acaba bizim ne yaptığımızı sanıyor? İçki içtiğimizden şüphesi yok. Fakat şimdi masa üstünde kadın da oynattığımızı ve kim bilir daha neler yaptığımızı zannedecekler. İçki içmekten başka bir şey yapmadığımızı görmeleri için perdelerinizi açtırınız. _Atatürk’e, henüz Mustafa Kemal iken padişahlığı, halifeliği teklif ettikleri günleri hatırlıyorum. Herhangi bir adım atmak için Türkiye'nin şartları bugünkünden yüz defa elverişsizdi. "Hayır" dedi ve bütün şanını, şerefini ve canını tehlikeye atarak bin yıllık medreseleri köklerinden söktü, attı. Şimdi on yıllık hafız okullarına dokunamıyoruz.. _"Hiçbir zafer gaye değildir. Zafer ancak kendisinden daha büyük bir gayeyi elde etmek için gereken en belli başlı vasıtadır. Gaye fikirdir. Zaferin, bir fikri kazandırdığı kadar değeri vardır. Bir fikri kazandırmaya yaramayan zafer kalamaz. _Vahdettin_Abdulhamid_Erbakan_Deniz Gezmiş_İnönü_ _Vahdettin_(Atatürk anlatıyor:) Çok iyi anladığım; veliahtlığında, padişahlığında bütün his ve fikirlerini, temayüllerini, sahtekârlıklarını tanıdığım adamdan nasıl yüksek ve asil bir hareket bekleyebilirdim? "Memleketi kurtarmak lazımdır, istersem bunu yapabilirmişim." Kısaca hemen hükmümü verdim. Vahdettin demek istiyordu ki: Hiçbir kuvvetimiz yoktur. Tek dayanağımız İstanbul'a hâkim olanların siyasetine uymaktır. Benim memuriyetim, onların şikâyet ettikleri meseleleri hâlletmektir. Eğer onları memnun edebilirsem, memleketi ve halkı bu siyasetin doğru olduğuna inandırabilirsem ve bu siyasete karşı gelen Türkleri yatıştırırsam Vahdettin'in arzularını yerine getirmiş olacaktım. _Vahdettin kabinelerinde benim için iki zıt fikir olduğunu yukarıda söylemiştim: Biri, beni lehlerinde kazanmak isteyenler; diğeri, hiçbir suretle güvenilmemem gerektiğini iddia edenler! Aylarca münakaşalardan sonra hangi fikir hak kazanmış, bilir misiniz? "Mustafa Kemal'e güvenilemez! Mustafa Kemal, İstanbul'da birtakım olumsuz telkinler, belki hazırlıklar yapıyor. Bu adamı İstanbul'dan uzaklaştırmak lazımdır. Mustafa Kemal'i Anadolu dağlarına atmalı ve orada çürütmeli!" Nihayet bu karar üzerinde mutabık kalmışlar. Bunu işiten yakın arkadaşlarım beni tebrik ettiler. _Abdulhamid_ Bir padişah ki budalaca kuruntu yüzünden, yirminci yüzyılda, İstanbul'a elektrik sokmaz. (Ufacık mumlu fenerlerin adı "Kandil-i Süreyya - mesil" idi.) Telefon getirtmez. Askere manevra fişeği ile de ateş talimi yaptırmaz. Donanmayı, eğer denize açılırsa toplarını Yıldız'a çevirip vurabilir diye ön köprü ile bağlı Haliç'te çürütür. Bir padişah ki okullarda edebiyat dersi okutmaz. Kuru övme dışında tarih dersi verdirmez. Aşk şiirini, romanını bile yasak eder. Kendi adıdır diye bir sabah uyanıp bütün kısa "a"lı Hamidleri uzun "a"lı Hâmid'e ve veliahtının adıdır diye bütün Reşad adlarını Neşet'e değiştirtir. Otuz üç yıl böyle bir padişahın hükmü altında çöküp giden bu memlekette 1965'te onu "Ulu Hakan" diye ananları deneme tavşanı gibi kullanılmak üzere akıl hastanesine yollamaz da ne yaparsınız? _Boğaziçi'ne gidenler Beylerbeyi Sarayı önünden geçerken hangi odasında olduğunu bilmedikleri Sultan Hamid'in hayaletini ararlardı. Halk için ne olmuşsa, o başımızdan gittiği için olmuştu. Aslına bakarsanız devlet Hamid devrinde, dağılmak için bir vuruş yetecek kadar çökmüştü. Fakat halk aslına bakmaz, olmuş olana bakar. _Erbakan _Atatürk’ün şapkasından Erbakan’ın takunyasına gelinceye kadar kırk dört yıl geçti. Atatürk’ün amacı bir başlık değiştirmek değildi. Kafanın içinde bir şey değiştirmekti. Türk kafasını kara inançlardan kurtarmaktı. Erbakan’ın kafası ayaklarındadır. _Erbakan laisizmi anayasadan kaldıracakmış. Ne kendisinin ne babasının ne dedesinin haddidir bu. Erbakan şeriatçı sağdan. Nizam-ı Cedit'i yıkan bu sağ. Abdülhamid despotluğunu tutan bu sağ. 1909'da 31 Mart'ı yapan bu sağ. Kuvayı milliye devrinde Bolu, Yozgat, Biga ve daha birçok ayaklanmalara ön ayaklık eden bu sağ. Mektepli subayları öldüren bu sağ. Kurtuluş Savaşı'nı baltalamak isteyen bu sağ. Şeyh Said hareketinin arkasında bu sağ. Menemen'de Subay Kubilay'ın başını kesen bu sağ. Ordunun işte asıl bu sağa karşı alerjisi vardır. Ne zaman baş gösterse üstüne yürür. _Deniz Gezmiş_ Banka soyguncusu hayduttan bir kahraman çıkardık. Çakırcalı efe gibi destan kahramanı oldu. Ama Çakırcalı sonunda bacaklarından baş aşağı asılmıştır. Kanlı eşkıyaların el üstünde tutulduğunu da görecekmişiz! Yazık üniversiteler için harcadığımız on milyonlarca liraya! Eşkıya yetiştirmek için üniversite kurmaya ne lüzum var? Onları dağ da yetiştirir. _İsmet İnönü hakkında_Yerine geçen bir "ikinci adam"dı. Kendini tutturabilmek için çevresini eski devir gericileri ve Atatürk düşmanları ile donattı. Paradan, puldan Atatürk resimlerini çıkarttı. Sonunda demokrasiye geçiş devrinde medreseleri açarak şeriatçılığı yeniden diriltmiştir _Osmanlı padişahlığı devri yalancı şahitli, rüşvetçi kadı mahkemeleri ile dolup taşardı. Her mahkemenin kapısı karşısında bir yalancı şahit kahvesi vardı. O devrin şeyhülislamları ve müftüleri değil midir ki İngilizlere kulluk ederek Anadolu'da vatanı kurtarmak için savaşan cihatçıları fetva ile "tekfir" etmişlerdir. _Yakup Kadri sordu:- Cemal Paşa'm, bu harbe niçin girdik? İşte cevap:- Aylık vermek için! Hazine tamtakırdı. Para bulabilmek için ya bir tarafa boyun eğmeli ya öbür tarafla birleşmeli idik. _Yunan ordusu bir adım daha ilerlediği, Anadolu'nun bir yerinde daha isyan çıktığı vakit Türkçe çıkan gazetelerin çoğu sevinçle: - Hani kahramanlarınız? Hani Mustafa Kemal'iniz? Acı acı şöyle demişim: "Kuvayımilliye hiçbir işe yaramasa bile namuslu bir adamın yastığı dibinde duran tabancadır. Hiç olmazsa intihar etmeye yarar!" _Bizden öncekiler Osmanlı veya Müslümandırlar. Türklüğü kimse üstüne kondurmaz. Frenklerin ve onlara uyan Osmanlı alafrangalarının edebiyatı hepimizin ruhunda onulmaz bir aşağılık duygusu yaratmıştır. Edebiyat-ı cedide romancılarından birinin hikâyesinde "Türk" kelimesini görünce âdeta sevinirdik. Bu aşağılık duygusu Mustafa Kemal'in tarih ve dil üzerine çalıştığı günlere kadar sürdü. _İstanbul'da kadınların ırzından yalnız kocaları, ana babaları sorumlu değil idiler. Bütün mahalle halkı, aile hayatını kontrol ederdi. Bir eve kadın alındığı haberi duyuldu mu; imam, bekçi ve belli başlı mahalle eşrafı gider, o evi basardı. Çatı arasına ve kümese kadar aramadığı yer bırakmazdı. _İslam emperyalizmi yapıyoruz! _ _Siz, Peygamber torunlarının ateş çemberi içinde, bir hurma kurusu bulamayıp deriniz iskeletinize yapışmış ölürken, Anadolu çocukları ağızlarının yaraları içinde kavrulmuş çekirge çiğnemeye çalışarak, Fatıma'nın, Ebubekir'in, Ömer'in ve (Hz.) Muhammed'in sandukalarını savunacaklar. Taa Şam'a kadar üç gün üç gece süren demiryolunun iki tarafını Anadolu Türkleriyle kuşatacağız. Arap kesesine Anadolu altını ve Arap kursağına Anadolu'nun rızkını akıtacağız. Şaka değil, İslam emperyalizmi yapıyoruz! Arap hançerleriyle bağırsakları deşilerek, etleri çöl güneşinden kavrulmuş olanlar! Sizler, ey Sarıkamış'ın buz dağı üstünde donmuş olanların kardeşleri, siz hep, pomadlı bir yüz derisinin kapladığı boş bir kafanın içindeki bomboş bir hayalin kurbanları değil misiniz? _İslamcılık da yalnız biz Türklerde idi. Filistin ve Irak cephelerinde ordumuza Hint Müslüman askerleri saldırıyordu. Peygamberin torunları İngilizlerle birleşerek Hicaz'da isyan etmişlerdi. Lavrens'in emri altında Medine'ye hücum eden Emir Faysal'a karşı dedesi Muhammed'in kabrini biz Türkler savunuyorduk _Bütün kârlı gelir kaynaklarımız Düyûn-ı Umûmiye İdaresinin elinde idi. Dolmabahçe, Çırağan, Beylerbeyi ve bunlara benzer saraylara harcanan milyonlarca altın borcu ve yığılmış faizlerini, Rusya'ya yenilmek yüzünden vermeye mahkûm olduğumuz galiba doksan milyon altını ve faizlerini ödemek zorunda idik. _1908'den önceki rüştiye ve idadiye okullarından Osmanlı tarihini ilmihal gibi okurduk. Nerede ise padişahlarla peygamberleri birbirine karıştıracaktık. Hükümdarlardan hiçbirinin suçu ve günahı yoktu. _Ne demekmiş gelenekçilik? Osmanlı şartlarına dönmekten başka! Yere bağdaş kurup sinide elle yemek, kadını çuvala tıkmak, kızları satmaktan başka! Bir Erbakan 1909'da asılan Vahdeti’nin istediklerini isteyerek Konya’dan milletvekili seçilmiştir. O da başı takkeli gelenekçi! _Bir defa vatanın yarısını kaybettik. Bir defa bütününü kaybettik. Battık. Gökten Atatürk indi ve öyle bir kaos içinden çıktık. Onun ölümünden yirmi beş yıl sonra, otuz beş bin yobaz okulunda Türk çocuklarını koca imparatorluğu batıran zihniyetle yetiştiriyoruz. Bir milletin aklını başına toplaması için Tanrı onu daha nasıl imtihandan geçirebilir? _Bir de şeriat bahanesi demokrasi bahanesi ile değişti. Eskiden şeriata aykırı ne varsa istemezükçülere göre şimdi demokrasiye aykırı! Devrimciler devrinden sonra özürcüler devri... Bu milletin talihi bu. Tahterevalli. Bir yukarı ve arkasından hemen bir aşağı! _Atatürk şu Türkiye kelimesi başından "zavallı" sözünü kaldırdı idi. Ondan sonraki tek marifetimiz; o kaldırılmış, unutulmuş sıfatı da medrese gibi, tekke gibi, şeriat ilk eğitimi ve nikâhı gibi yerine koymak olmuştur. _Türkiye'de Amerika ve NATO aleyhtarlığı tamamıyla, yüzde yüz kızıl enternasyonal tertibi ile onun yeraltı "kışkırtma ve propaganda" mekanizmasını ustaca işletmesi ile olmuştur. Türkiye'de Batı'ya karşı davranış Çinlidir, Rus'tur, Türk değildir. _1932'de Antep'te bir ramazan günü Türk hanımları ile öğle yemeği yemiştim. Yan bakan olmamıştı. Bu ramazan ilacımı alabilmek için Bursa yolundaki bir kasabada bir bardak su bulamadım. Turistler, Müslüman bile değilken, hepsi aç kalmışlardı. Anayasanın 19. maddesi her gün ayaklar altındadır. _Mütareke istedik, Bulgarlara, "Harbi bırakalım ve konuşalım,"dedik. Bulgarlar ne evet ne hayır demeden İstanbul'u almak için saldırışa geçtiler. Ordudan artakalanlar can havli ile Türklüklerini gösterdiler, bu saldırışı durdurabildiler. Bulgaristan ancak o vakit "peki, görüşelim!"dedi. _Dumlupınar Zaferi vatan bütünlüğünü kurtarmıştır. Millet bütünlüğünü kurtaran, eğitim birliği ve laiklik devrimleridir. Millet bütün dünya işlerinde ne şeriat ne de herhangi bir ideolojinin baskısı altında olmayarak yalnız günün şartları içinde kendisi için en yararlıyı düşünerek karar verir: Öz Atatürkçülük budur. _18. yüzyılın sonlarında medreseye müspet ilimleri sokmayı bırakınız, "Talim gâvur işidir." diye Nizam-ı Cedit ordusunun ortadan kaldırıldığını görüyoruz ki kışkırtma elebaşlarından biri Şeyhülislam Ataullah Efendi idi. _Eğer ezan ve ibadet birlikte Türkçeleşseydi Arap'tan büsbütün kurtulmuş olacaktık. _Kuvva-i milliye günlerinde yeşil ve kızıl Mustafa Kemal'e karşı el ele vermişlerdi. Bugün de Atatürkçülüğe karşı el eledirler. Lenin, geriyi ayaklandırmıştı. Geri ve gerici, bir ülkede düzeni yıkmak isteyenlerin kolayca sömürdüğü en verimli kaynaktır. _Yalnız bozuk dil değil, bir de bozuk ağız meselemiz var. Argo ve küfür, bizim çocukluk ve gençliğimizde aşağı katın ve arka sokağın bir ayıbı idi. Şimdi bir çeşit züppe süsü olmuştur. Bu çeşit züppe; giyinişinde, yürüyüş ve oturuşunda, tıraş ve konuşmasında tabiiden uzaklaşmayı nedense marifet sanıyor. Kalabalıklarda çok defa kulağınızı tıkamaktan kendinizi güç tutarsınız. *
1
1
Politik Yorumlar 2 - İslam
_Politik Sözler_ _Ülkemizde yaşanan maddi ve manevi krizin nedeni, akıl dışı metafizik inancın politik alana taşınmasıdır. _Dünyayı bilimle, sanatla ve sporla fethedersin. Tırışka liderlerin kabadayılıklarıyla değil. Dik duruş ise ilkelerle olur küfürlerle değil. _Eskiden içki masalarda ülkenin geleceği konuşulurmuş, günümüzde ayran masalarında daha ne çalarız konuşuluyor. _Tarih köprü yapanları değil, üstüne köprü yapabileceğin vatan bırakanları yazar. _Medeniyet, bilimle sürekli gelişirken sanatla varlığını korur. Bilim doğruların birbirine eklenmesiyle oluşan bir yenileşme, sanat ise sürekli bir doğuştur. _Karşılaştırma yapacaksanız en iyilerle karşılaştırın. Örneğin. Çok hızlı koşan biri ile dünyanın en hızlı koşucusunu karşılaştırıp onun seviyesini ölçün. _Ortak yönleri olmayan iki nesne karşılaştırılamaz. 90 yaşındaki ressamla 35 yaşındaki ressam, 20 yıllık iktiar ile 2 yıllık iktidar _Türk toplumunun toplu bir piskolojik tedaviye ihtiyacı var. Bu insanlar düşünce ve sorgulama özelliklerini kaybetmiş, ilkel mağara insanları gibi sadecece kendi menfaatleri için yaşıyorlar. _Tarihten anlar mısın? Ben dindarım. Politikadan anlar mısın? Namaz kılıyorum. Helal olsun gel işe gir. _Türk olduğunu kabul etmeyen bi adam için Türkler birbirinin boğazına sarılıyor. Kendi ülkesine bu kadar düşman olan şahsiyetsizlere bu kadar değer veren başka bir halk yoktur. Tipleri tam yumruklamalık. Bunları delik bir botla atlantik okyanusuna bırakacaksın. _12.000 yıllık Hasankeyf'e beton döken, dipsiz gölü ve saldayı yok eden davarların herhangi bir şeye saygı duymasını beklemeyin. _Satın alınan onursuzlarla, satın alınamayan onurlu insanların kavgası. Onursuzca beleş ödün kömür makarna ve üç otuz sadaka peşinde koşanlarla, onuruyla demokrasi ve insan hakları peşinde koşanların kavgası. _Oecd raporu: dünyanın en ahlaksız ve cahil topluluğu. _Ülkelerdeki dua edenlerin oranı: Çin %1, İngiltere %6, Almanya %9, Rusya %18, Japonya %33, Türkiye %60, Pakistan %67, Afganistan %96… _Eskiden seçim vaatleri: Fabrika kuracağız, eğitimi, tarımı, sanayiyi geliştireceğiz. Yaşam kalitesini yükselteceğiz. Şimdiki seçim vaadleri: din elden gidiyor, türbanlı bacım, Allah kuran için bize oy verin yoksa iç savaş çıkar, bize oy vermeyenler vatan hainidir. _Kemalist vesayet ya da askeri vesayet falan hiç olmadı. Hep Amerikancı dindar vesayet oldu. _İlkel kompleksler, saplantı nevrozuna neden oluyor. _Lozan_İngilizler tek bir kurşun atmadan İstanbul’u nasıl teslim ettiler? Lozan Antlaşması’na göre İngiliz, Fransız ve İtalyanların işgale ettikleri yerleri boşaltmasına dair “Tahliye Protokolü” imzalanmıştı. _Milyonlarca sperm arasindan birinci gel, hic kitap okumadan, tiyatroya gitmeden, sanatin herhangi bir daliyla uzaktan yakindan ilgilenmeden ol git. _Japon mantığı: Herkes yapabiliyorsa ben de yaparım, hiç kimse yapamıyorsa ben yapmalıyım. _Arap mantığı: Herkes yapıyorsa ben niye yapayım, hiç kimse yapamıyorsa ben nasıl yapayım _Ülkeyi kurumlar yönetir. Siyasi iktidarın yetki alanı sınırlıdır. İktidarlar değişir ama sistem devam eder. _Bir ülkeyi seviyorsan ülken için çalışırsın. Mesela Selçuklular anadoluyu ihya etmişler. Kervansaraylar, alt yapılar… ama Osmanlının nerdese hiç yatrımı yok. Osmanlı tüm yatırımları balkanlara, arap coğrafyasına yapmış. _Suriye arı kovanı. _Ha dayı konuşmuş ha eşek osurmuş. _Siyasal islamda zeki insanlara "aptal” denirken, biatçılara akıllı denir. _islam batakligi’nda ordusuz ve devletsiz kalmis turklerin geleceginden korkun. _Ülkenizin aslanlarına sahip çıkın. Yoksa düşmanın köpeklerine yem olursunuz _Zikir çekmekten beyinleri sulanmış süngere dönmüş adamlara medeniyeti anlatamazsın. _Seküler ahlâk, dinci ahlaksızlığı önünde bir engeldir. _Şunu izleyip tüylerin diken diken oluyorsa mis gibi koyunsundur. _akp vekili metin külünk Erdoğan'ın üniversite diploması 'var mı-yok mu' tartışmalarına "peygamberlerin de diploması yoktu" diyerek yanıt verdi. _Atatürkün kilic hakkidir laiklik. _Atatürk'ü sevmek zorunda değilsiniz. Oda sizi sevmezdi o yüzden dedelerinizi denize döktü. _Cehalet sorgulamaz, yargılar. Öğrenmez, inanır. Okumaz, hatmeder. Hoş görmez, katleder. _Bizdeki çürümüşlüğü anlatamazsın, yaşarsın. Yiyerek yaşarsın, delirerek yaşarsın, ölerek yaşarsın. _Eskiden parti liderleri, siyasetçiler delikanlı gibi çıkar, ekranda medeni şekilde fikirlerini tartışırdı. _Devlet adamlarının duyguları yoktur. Kimseye acımazlar. Sadece devlet için yaşarlar. _İnsan vücudunda her travma bir bozukluk bırakır. 12 eylül 1980 darbesi, öncesinde ve sonrasında yaşanan süreç de dahil olmak üzere ülke için büyük bir travmaydı ve o travma bugün yaşadığımız sakatlığı ortaya çıkardı. _Suriyedeki muhalifleri hastanelerde tedavi edip bal-börekle besleyen erdoğancılar, türkiye muhalefetinin gözünü oyuyor _Çanakkale geçilmezi köprü olmadığı için geçilmez zanneden kitlenin, Vatana ihanet eden Şeyh Sait gibilerini "kahraman"zannetmeleri normaldır _Düşman her zaman cepheden saldırmaz, bazen bağırsağınızdaki bir solucandır sonunuzu getiren. _Demeçler ve tehditler bir ulkeyi guclu kilmaz. _Siyaset er meydanıdır. Dini siyasete alet edersen din de tartışılır. Ecevit _Dün gece hiç tanımadığım bir yobaza sırf sana benziyor diye usulca sokulup senin amk dedım. _Halkın psikolojisi bozuk. Suriyeli itler avrupaya giderken terk ediliyoruz diye ağlayanalar vardı. _Türkiye'de ekonomik krizler: 1946, 1958, 1974, 1980, 1990, 1994, 2001, 2008, 2018-2020… _Boğulan, yanında birini de götürür. _Sandık beni seçti, istediğimi yaparım" anlayışı diktatörlüktür. _Sürekli seks, siyaset ve futbol konuşup üçünde de başarısız olan başka millet yoktur. _Ruslar yeşilköye kadar gelip zafer anıtı diktiğinde, itthat tekattki üyeleri onu ortadan kaldırdı. İttihadın ortaya çıkması ülkenin kötü gidişatından dolayıdır. Sebep değil sonuçtur. _Evrenin yaratıcısı kitep gönderiyor okumuyorsun. _Ortadoğu ülkesi Türkiye, kendisini bölmek isteyen, terörü destekleyen Atlantik güçleriyle hareket ediyor. Sınır komşusu olan ülkelere karşı, emperyalist güçlerle birlikte davranıyor. _Strateji çok boyutlu düşünebilmenin yansımasıdır. Sağa bakarken, solu görebilmek; önden giderken arkayı hesap edebilmektir _Ataturk cumhuriyet ve turk duşmanlarinin ciddi bir islami egitim ve ahlak eğitimine insanlik degerleri eğitimine ihtiyaclari var. _Avusturalya başbakanının 2 yıllık hizmetleri. Adalet, eğitim, ağaçlandırma, sanat, bilim… _Deliler sizden akıllı. _Demokraside 10 amele 9 profesörü yönetir. _Ökkeş uyanık, amelelik yapıp yaşıyor ve işte tamam krallar gibiyiz diyor. Ökkeşler ülkeyi batırdı _Uhud savaşında yenilmeseydik dolar çıkmazdı. _Eti tadan köpek, artık kuru ekmeğe dönmez _Adalarının işgaline sessiz kalandan kimse korkmaz. _Yobazlık götünden akıyor hıyarların. Lanet olsun sizin gibilere _Heykeller bir toplumun propaganda aracıdır. Dosta güven, düşmana korku verirler. Her bir heykel ve anıt yaşanmışlığın özetidir. Bunlara ''Put'' yakıştırması yapan Arap istilacılar bir taşa dokunmak, öpmek, etrafında dönmek, ona taş atmak için binlerce dolar harcarlar. _Kontrollü Muhalefet toplumun içinden bir muhalif hareketin çıkmasını engelleyerek baskıcı rejimleri arsızlaştırırlar. _Toplum adına mücadele edenlere sahip çıkmayan bir toplum. özdil _Amerikan silahlı kuvvetlerinden sert muhtıra"...250 yıldır olduğu gibi, bize güvenen amerikan halkınını ve rejimin yılmaz bekçileriyiz, anayasanın koruyucusuyuz, biden amerikanın seçilmiş başkanıdır. Sabrımızı kimse test etmesin." _Müneccimbaşı, Osmanlıda astroloji, fal ve kehanet görevlileri 1924'te kaldırılmasına kadar 37 kişi müneccimbaşılık görevinde bulunmuştur. Padişah 4. muratın öleceğini bildirdiği ve padişahın öldüğü için müneccim idam edilmiştir. Necm kelimesinden türerilmiş. _Mankurt – Türk efsanelerinde bahsedilen bilinçsiz köle. Mankurt haline getirilmek istenen kişinin başı kazınıp ıslak deve derisi sarılır ve böylece elleri kolları bağlı olarak güneş altında bırakılır. Deve derisi kurudukça gerilir. Gerilen deri başı mengene gibi sıkar ve inanılmaz acılar vererek aklını yitirmesine neden olur. Böyle bir kişi bilinçsiz ve her istenen şeyi sorgusuzca yapan bir köleye dönüşür. Günümüzde ise başka tekniklerle insanlar mankurtlaştırılmaktadır. __________________ _İslam_ _Allahu ekber, uygarlığın, bilimin, ahlakın sesi değildir. Barbarlığın, cehaletin, terörün, bedeviliğin, vahşetin sesidir. _Taliban, ihvan, el kaide, ışid, bako haram, cemaatler, tarikatler... İşte gerçek islam. Adalete, özgürlüğe, demokrasiye, eşitliğe, insan haklarına, hoşgörüye, farklı kültürlere, kendi gibi olmayan her şeye düşmanlar. _Peygamber şöyle giyinirdi diye onun gibi cübbe giyip sakal bırakıyorlar ama deveye değil, arabaya biniyorlar, tv izleyip, telefon kullanıyorlar. Ama çağ değişti, evenin yerini araba aldı diyorsanız niçin kıyafet ve diğer şeyler için de çağ değişmiyor? _Şeriat o kadar korkunç ve tehlikeli bir şeydir ki, bulastiğı ülkelere terör, mutsuzluk, gericilik, acı ve gözyaşı getirir. Bir ülkede adaleti, doğayı, sanatı, medeniyeti bitirmek istiyoranız orada arabın dinini yayıp bekleyin. _İslam bir arı kovanıdır. Taliban, ışid, el kaide, bako haram, ihvan, cemaatler, tarikatler… bunların kaynağı, islamdır. Bunlar arı kovanındaki zehirli arılardır ve çomak sokarsanız size saldırırlar. Kovanı yok etmeniz gerekir. _İnsanlık tarihi siyasal islamdan daha azgınını, arsızını görmedi, görmeyecek. İslamcılarda 2 şey hiç yok: Vatan sevgisi ve haysiyet. Sanat, kültür, bilim, teknoloji ile hiç bir ilgileri yok. Tek düşünceleri asıp kesmek ve cihad etmek. Turk degil ki. Insan bile degiller. Hepsi, israilin kanalizasyonundan cikan lagim fareleri. _Şeriat ve hak, kendi başlarına güçsüzdür. _ İslamı huzur içinde yaşayan ülke var mı? İslam bir yönetim biçimi olamaz. Hukuka uygun değildir. Farklılıklara, doğaya ve hayvanlara saygılı değildir. Bu toprakların malı değildir. Kadın ruhuna uygun değildir. Adil, objektif ve vicdanlı değildir. _Dinlerin çocuk masalları olduğunu anladınığınzda, hayatla barışacaksınız. _Osmanlı’ya yüzde 900 faiz uygulandığı dönemler var. _Olayı anlatıyorsun "Mantıksız" diyor. Fakat Kur'an'da yazıyor diyorum "Haa o zaman mantıklıdır" diyor! _İsimlerim: Allah, Rab, Huda, Mevla dır. Türkçe Tanrı demek yasaktır. _İslam hiçbir zaman yanlış anlaşılmadı. İslamın kendisi sorun. Fakat kimse bu gerçeklikle yüzleşmek istemiyor. _İman dolu insan, net ve gerçekçi düşünme yeteneğine kaybetmiş veya hiç sahip olmamış kişidir. Sadece aptal değildir. Aslında hastadır. Daha da kötüsü tedavi edilemez. Mencken _3000 yıl önce orta doğuda akıl hastanesi olsaydı, şu olanların hiçbiri başımıza gelmeyecekti. _islam bir yönetim biçimi olamaz. Hukuka uygun değildir. Farklılıklara saygılı değildir. Bu toprakların malı değildir. Doğaya ve hayvanlara saygılı değildir. Kadın ruhuna uygun değildir. Adil, objektif ve vicdanlı değildir. _11 karısı ve düzinelerce cariyesi olan peygamber zinayı yaşaklamış. _Türk gençleri okuyup ateist, yanlış anlıyor. arap genci kendi dilinde okuyup ışıd olunca o da yanlış anlıyor. böyle hokkabazlık olmaz. _ateistler arasında kuran okuma oranı %100. inananlar arasında %1 falan. _Osmanlı'ya karşı Arapları kışkırtan İngiliz casusu Lawrence, namaz kılar, çok iyi Kuran ve hutbe okurdu. İslamı çok iyi bilirdi_Namaz kılan, Kuran okuyan, İslamı bilen, IŞİD'i kuran ve ona başkanlık eden, şeriat ve halifliğini ilan eden Ebu Bekir el-Bağdadi olarak bilinen Yahudi Shimon Eilot iyi bir Müslüman mıdır? _Türk gençleri okuyup ateist olunca, yanlış anlıyor. Arap genci kendi dilinde okuyup ışid olunca o da yanlış anlıyor. Böyle hokkabazlık olmaz. _İslamdan çıkanlar ikiye ayrılır: kafa ve gövde. _Hangi Müslüman Ülke'ye baksan fakirlik, kaos, işkence, zulüm, kin, nefret ve cahillik almış başını gidiyor ve liderleri de saraylarda yaşıyor. _Kendilerine gelince demokrasiden bahsediyorlar, diğerlerine şeriat'tan ve insan haklarını kısıtlayıcı söz söylüyorlar. Özgürlüğe karşıysan o zaman sana özgürlük yok. _Peygamberler vahiy alan insanlar değil ama hayal güçleri çok güçlü olan insanlardır. Farabi _Millete din ile kafayı yedirdiler, Allah Muhammet diye delirttiler. Milletimizin bir kısmını, Araplar ülkeyi işgal etse muhhamedin ordusu geldi diye göbek atacaklar. Bir ülkede adaleti, doğayı, sanatı, medeniyeti bitirmek istiyoranız orada arabın dinini yayıp bekleyin. _Babalar kızlarına şehvet duyabilir. Dedeler de torunlarına. Baldızla cinsel ilişki evliliğe zarar vermez. Diyanet. _Ebu Hanife'ye göre cinsel ilişki kurulan hayvanın etini yemek caizdir. _Yunan mitolojisine inanan, Zeus’a tapan kaç kişi var şu yıllarda? _İslamın 5 şartından 4 taneşi cahiliyede zaten vardı. _Matbaa, hristiyanlığı bitirmişti. İnternet de islamı bitirecek. _11 karısı ve düzinelerce cariyesi olan peygamber zinayı yaşaklamış. _Arabistan'ın %100'ü Ateit olsa yine de müslüman gibi görünürler. Peki Neden ? Çünkü, Arap oldukları için. _Ateistler arasında kuran okuma oranı %100. İnananlar arasında %1 falan. Dünyanın en az okunan ama en çok sevilen, uğruna can verilen kitabı kuran. _Türklerin en büyük talihsizliği Arabın geleneklerini din edinmeleridir. _Osmanlı'ya karşı Arapları kışkırtan İngiliz casusu Lawrence, namaz kılar, çok iyi Kuran ve hutbe okurdu. İslamı çok iyi bilirdi. Namaz kılan, Kuran okuyan, İslamı bilen, IŞİD'i kuran ve ona başkanlık eden, şeriat ve halifliğini ilan eden el-Bağdadi olarak bilinen Yahudi Shimon Eilot iyi bir Müslüman mıdır? _Dinciler, Aydın kesimi elitist diyerek dışlıyorlar. Anadolunun bağrından çıktım, eğitim aldım, zengin oldum, bodruma tatile gittim, viski içerim, ateistim ve Anadolu çocuğuyum. Kimse benim ne vatan sevgimi sorgulayamaz. _1400 yıldır okuduğu kitabı anlamayanlar; 15 yıldır soyulduklarını nasıl anlasınlar? Bugün bir tatlısu müslümanını al, zaman makinasına koy, Muhammed'in yanına ışınla, "Bu herif gerçek Müslüman değil" diye anırarak geri döner. - Allahım. Mekkelilere mesajını ilettim. +Ne dediler? -Beni öldürmekle tehdit ettiler +Yaaa! -Ne yapayım allahım? +.... -?? +Kaç...!! _Kazada, doğal afette bizi öldürmediği için tanrıya müteşekkir olmak, komşumuzu öldüp bizi bağışlayan seri katile teşekkür etmek gibidir. _İslam çok narin bir tabudur. Üflesen yıkılır, o yüzden sorgulama kaldıramaz. Bizim köyde muhtar oğluyla karısını boşattırmış, gelini kendi koynuna almış” derseniz “vay ırz düşmanı” der. Ahzab 37 ayetini gösterip “aha bak peygamber efendimiz de aynısını yapmış” derseniz beyninden vurulmuşa döner. _Muhammed’in peygamber olduğuna, onu büyüten, tüm yaşananlara şahit olan öz amcaları bile inanmamış. _İslam göre göktanrıcılık kafirliktir. Türkler Arapların dinine inanarak öz ata dinlerine küfrediyorlar. _Hz. Muhammedin teyzesinin kızını sevmesi helal midir? _İçkiyi yasakladı neden kolayı yasaklamadı. _Kuranda "allah" kelimesini "şeytan" kelimesiyle değiştirin, her şey mantıklı hale geliyor. _Bir arabın psikolojisi" adlı kitabı tanrı sözü sanıp hiç okumadan inanmak? _Kazık kadar olmuşsunuz 1 kez bile ya bu Muhammed kim? Bu Allah kim? Ben niye arabın 1400 yıllık putuna domalıyorum? dememişsin. Binlerce yillik töresini birakip, arap masallarina tapan, ayni kitabi anlamadigi dilde tekrar tekrar okuyarak kurtulusa erecegine inanan saftirik. Muasir medeniyet, cumhuriyet ve laiklik gibi kavramlarin fazla geldigi ilkel insan. _Din eleştirilmez. Dini herhangi bir şeye bulaştırdığınız zaman o şey de eleştrilemiyor. Politikacı vs. _Belkide biz öldük ve şu an cennet ve cehennemdeyiz. İsviçredekiler cennette, ortadoğudakiler cehennemde. _Arap islamı yerine yahudiyiz desek, yahudi okulları açıp, atatürk yahudi düşmanıydı diye ona küfretsek. Yahudi atalarını sahabelerini övsek _İslamcıların Millicilikleri palavra. Bunlar Amerikanın çocukları. Amerikan planıyla Türk yurtseverlerine saldıran bir oluşum. Millilikten kastettikleri dincilik, arap yobazlığı. Özümüze medeniyetimize dönelim dedikleri, islama dönelim. Bunlar 2. abdulhamid devrini yaşıyor. *_Müslümanlar, inançları eleştrilince köpürürler, sinirlenip, sorgulayan kim varsa kanını dökerler. Mantığı yasaklarlar ve muhalefet edenleri öldürürler. Bu nedenle hakikat, tümüyle susturulmuş ve gizlenmiştir. El- Razi. (865- 925) Fars hekim *_Köktenciler; ifade özgürlüğünü, çok partili bir politik sistemi, yetişkin insanın evrensel sorunlarını, hesap verebilir bir hükümeti, Yahudileri, kadın haklarını, çoğulculuğu, laikliği, kısa etekleri, dans etmeyi, sakalsızlığı, evrim teorisini, cinsiyeti yok etmek istiyorlar. Köktenciler bizim hiçbir şeye inanmadığımıza inanıyorlar. Salman Rüşdi. Hint *_Tanrı, yaratılmış en büyük hayali karakter. Kıskanç ve bununla gurur duyuyor. Dar kafalı, adaletsiz, merhametsiz kontrol manyağı, kindar, kana susamış etnik temizleyici, kadın düşmanı, eşcinsel düşmanı, ırkçı, bebek katili, soykırımcı, baş belası, megolamanyak, sado mazoşist, kaprisli, art niyetli zorba. Richard dawkins _İslam, gücünü nefretten, kinden, sevgisizlikten, bölünmüşlükten alır. İslam sığ bir ideolojidir. Gerçek islam işid'dir, talibandır. İslamcıların kabuğunun altına, kendisini bir nefret objesi yaratmadan tanımlayamayan fanatik, ezik, yarı cahil kitleler çıkıyor. İslamcılık istisnasız patolojik bir ideolojidir. Irkçılık ve nefret suçu toplumsal patolojidir ve hukuksal yaptırım şarttır. İslamcı, devletin kendi inandığı değerlere göre kendisi gibi olmayan vatandaşları terbiye etmesini, onları kendi inandığı değerlere göre yaşamaya mecbur etmesini savunuyor. Bunu bir tür özgürleşme olarak algılıyor. Seküler devletlerde ise bir din, diğerlerinin önünde olamaz. Dahası, hiçbir dine, hatta tanrıya inanmayan vatandaşlar da, dindar vatandaşlardan farklı muamele görmez. Devletler yargı mekanizmaları üzerinden sadece tanımlanmış suça yaptırım uygular. Bunun için kolluk gücünü seferber edebilir. Dini değerlerin devletin yaptırımı üzerinden topluma dayatılması, İslamcılığın birincil amaçlarındandır. Genç nesiller evrensel olan ne varsa ona düşman kesiliyorlar. _Dincilik, bilimi, felsefeyi, sanatı, sosyal yaşamı, eğitimi, kültürü, siyaseti ve demokrasiyi, teokratik bir despotizm ve dogmatizm ile baskı altına almıştır. Türkiye’de, kapitalizm dinciliği, dincilik de kapitalizmi beslemektedir. Kapitalizm nedeniyle bu dünyadan umudu kesen kitleler, umutlarını öte dünyaya” ertelemişlerdir. “Öte dünyaya” ertelenen umutlar da, bu dünyadaki sorunların çözümünü olanaksız kılmıştır. Marx’ın dediği gibi, din uyuşturucu işlevini yerine getirmektedir. AKP, kapitalizmi ve dinciliği bu nedenle birlikte teşvik etmektedir. Çünkü iktidarını bu sayede sürdürmektedir! _Siyasal islam bitti. Din tacirleri, islamı etinden, sütünden, derisinden iliklerine kadar sömürdüler. En yüksek görevlere gelip en ballı ihaleleri aldılar ve kendilerinden olmayanları düşman görerek yok ettiler. Geriye ise islamın kemiklerinden başka bir şey kalmadı. Şimdi o kemik yalayıcıları ile bir şeyleri kurtarmaya çalışıyorlar. _Atatürk 100 yıl öncenin kara cahil yobazlarıyla uğraşıyormuş biz şimdikilerle mücadele edemiyoruz. Bunların hepsi vatan ve millet düşmanıdır. Atatürkçüler ve solcular olmasa bu ülke Afganistan olur. İhvan, ışid partililer kral olur. Halkımız islamofaşizmi hak ediyor. Bütün gece ezan okusa yine ses çıkarmazlar. Laiklik mücadelesi verenlerin arkasında durmamanın bedelini ödeyecekler. _Peygamberlik kişinin iddiasidir. İddia sahibinden o iddiaya şahit olmaz. Peygamber yaratıcıdan buyruk alan kişiler değildir, peygamber, fikir ve hayallerini yaratıcı buyruğu olarak topluma kabul ettiren kişilerdir. Hic bir kitap yaratıcı tarafından gönderilmemiştir. Dünyada ne yazılmış ne kadar yazı varsa hepside insan tarafından yazılmıştır. Söylenmiş ne kadar söz varsa insan kelamıdir. Dünyada insandan başka konuşan ve yazan hiç bir varlık yoktur. Bütün dinler binlerce yıllık masallar zincirinin birer halkasıdır. Bütün Peygamberler birer siyasi liderdir. _Türklerin islam anlayışı sanatıyla, tarihiyle, kültürüyle laik bir islam anlayisidir ve bu anlayisi zenginlestiren tutan da laik entellektuellerdir. Aksi halde Islam ne Osmanli Turk Devleti'nde ne de gunumuzde tutulamazdi. Bugunun anti-laik sözde muhafazakar Akp ılımlı islamiyeti hayata gecirmeyi deniyor ama beceremiyor! Kuran kurslarina gidenler hep ileriki zamanlarda islamiyete nefret hissi duymuslardir cunku islamiyeti muslumanlar dahi hayata gecirmekte isteksiz ve tabanda anti-humanist bir din oldugundan imkansiz görunmekte. Osmanli istisnai bir rejim ve devsirmelerin yönettigi bir rejimdi. Anti-laik Akp hicbir sekilde bu ideali yakalayamaz, o yetiye sahip degildir. _Özümüze dönelim, milli kültürümüzü yaşatalım demek Arap kültürüne sahip çıkmaktan başka bir şey değildir. Arap kültürü diliyle, diniyle Türk kültürünü asimile etti. Yeni doğan çocuğuna Rumca, Latince, Ermenice, Kürtçe veya bu dilleri çağrıştıran isim vermeye çalışan vatandaşlar yıllarca sorun yaşadılar bu ülkede; hala da kısmen yaşamaya devam ediyorlar. Nüfus memuru karşılarına dikiliyor: Türkçe isim ver! Dilekçe yaz! Peki Türkçe isimden neyi anlıyorlar? Ali, Mehmet, Abdullah, Mahmut, Raşit, Cemal vs. Bu isimler konsa sorun yok. İyi de bu isimler de Türkçe değil ki, hepsi Arapça! Ama onlar Müslüman ya, bizden sayılırlar. Din fetişizminin dili baskı altına almasının en tipik örneğidir bu. Şimdi bu asimilasyonu “aslımıza dönmek” olarak vatandaşlarımıza yutturuyorlar. Mustafa Kemal bu asimilasyonu kırmaya çalıştı. Laiklik ilkesini devreye soktu, din ve devlet, din ve hukuk, din ve eğitim işlerini ayırdı. Türk Tarih Kurumu ve Türk Dil Kurumu’nu kurdu. _________ Akp_ _Tek vatan, Tek millet, Tek bayrak, 4 saray, 12 uçak, 4 vakıf, 6 gemicik, 8 aile şirketi, 100 milyarlarca dolar… _Oyunu makarnaya satanlar, vatan millet bayrak edebiyatı yapıyor. Aldıkları makarnanın hakkını savunuyor sokaklarda. _Açılış: Bismillahirrahmanirrahim. Bunlar terörist bunlar ateist. Gelişme: Oğlanlara gemiler, cemaatlere milyonlar. Kapanış. Hepimiz müslümanız aynı gemideyiz birlik olak. _Reis, terörden, dolardan, dış ilişkilerden, fetöden, çocuk tecavüzcüsü cemaatlerden sorumlu değil. İmam hatiplerden, türbandan, açılışlardan, ihalelerden, iftarlardan sorumlu. _Akp’liler yapılan köprüyü, yolu yatırım zannediyor; yatırım beton blok dikmekle olmaz, üretim ekonomisi ile olur. _Reisin 20 yıllık iktidarı, başarısı hakkında değil, halkın zekâ seviyesi hakkında bilgi verir. _550 tane yandaş kanaldan kendisi reis, başkomutan, kral, padişah diye övülüyor, geri kalanlara sövülüyor. _Akpileri motive eden sey, özendikleri hayati yasiyor olan kisileri recep bey'in evire cevire pataklamasidir _Reisleri ben çobanım diyor ama koyunlar, muhaliflere, bize koyun diyorsunuz diye kızıyor. _Ekmek bulamıyorsanız, Ejder meyvesi yiyin. _Popstar tayip, minik serçe tayip, sanat güneşi tayip, megastar tayip… Bence Reis finalde, Miss Turkey’e adaylığını koyup %51 ile Türkiye’nin en güzel kızı seçilecek. Kabul etmeyenler fetöcülükten yargılanacak. _Ülke çok kötü durumda ama reis harika ya” dersen, Reis de sana kaymaya devam eder. _25 Aralık 2009’da Genelkurmay’da ‘kozmik oda’nın arandı. 25 aralık 2013te de akpli bakanlara hırsızlık operasyonu yapıldı. _Üniversite mezunu, kültürlü, donanımlı, iyi aile çocukları, gerçek vatanperver cocuklar, bu siyasal İslamcı iktidar tarafından bilerek işsiz bırakılıyor. _Putları kaldıracağız diye geldiler, putun kendisi oldular. _reis, tek adam sistemi ve bop projesi ile türkiyeyi cökertti. Türkiye'nin 90 yıllık tüm birikimleri satıldı. Hiçbirş ey kalmadı. Türkiyede herkes artık yurt dışına kaçmak istiyor. _Kanıtlarla ne söylenirse söylense, süreç bir film şeridi gibi ortaya konsa bile; akpliler fikirle değil de nefretle yaşadıkları için asla bir şey anlatılamaz. _Bir insan hem amerikanın bop başkanı hem de ülkenin başkanı olamaz. Ters teper. _Satilmis menfaat duskunu asalaklarin ağızlarından çıkan her sözün, yazdığı her yazının hesabı sorulacak. Kimse kaçabileceğini düşünmesin. _ Erdoğan deyince alternatif yok diyor. Alternatif olursa değiştirir misin deyince değiştirmem diyor. Bunlarla yaşamak bize hakaret. istiyor ki herkes onlar gibi sıkıntı yaşasın _İtalyada della seraya Hakan uzan. Bilalin 1 milyar euroluk para aklama yapıldığı konusunda bilgi veriyor ve polis alarma geçiyor... _Anası tecavüze uğrasa, yaşasım kardeşim olacak diye sevinen kitle _Eski hükümetlerin hataları yüzünden akp iktidarda ve eskilerden farkı, cumhuriyet, medeniyet ve türk düşmanı olmaları. _Bu köprü teröristlere en büyük cevabımızdır. _Akitler, reyizden başka lider yok diyor ama bu ülkeyi bu hale getiren liderlik vasfıdır zaten. İstediğimiz şey lider, reis ülkesi değil. Farklı kesimleri birleştirip normalleşmeyi sağlayıp, devletin, milletin kanını emen asalaklar sürüsünü silkelemesi _Akp yeniden seçilirse demokrasi gerileme olur mu. Akpli: olmaz çünkü yolları yaptı. _Aydınlık: MOBESE kayıtları var, Adil Öksüz'ü AKP milletvekili kaçırdı _Boylarından büyük kazığın üitüne oturdular, hala dış güçler, chp ne yaptı goygoyu. _50 sene aynı şarkı ile iktidarda kalma _2004 amerikan askerleri ıraklı milyonlarca müslümana tecavüz edip öldürdükten, tonlarca altınını çaldıktan, türk askerinin başına çuval geçirdikten sonra tayibin cevabı: kahraman Amerikan askerlerinin evlerine sağ salim dönebilmeleri için dua ediyorum. _Ülkeyi kurtarmak için ya istiklal ya ölüm diyen atatürkten, kendini kurtarmak için ya başkanlık ya terör diyen reise. _Erdoğan, "15 temmuzda f-16 savaş uçaklarıyla benim milletimi bombalayanlara, biz de yardım ettik. Allahım affetsin kandırıldık dedi. _Uyuyamayanlar. Akp yazıp 2023 e gönderin Adamlar sizi ayakta uyutsun _HIRSIZLAR TARAFINDAN YÖNETİLMEYİ ÇOK AMA ÇOK SEVEN Bİ TOPLUM _Halkımız fabrikadan daha çok renkli led ışıkları takılmış köprülere daha çok alkış tutuyor. _Halk övdüğü için kendinizi bir bok sananlar var. _Dincilerden adam olmaz, dincilere inananlardan da olmaz. _Tarihte ilk kez gerizekalılar topluluğu ülke yönetimini ele geçirdi. _Almancılar "Osmanlı torunuyuz" deyip Avrupa'da yaşıyorlar; birde bize "Batı hayranı" deyip vatan haini diyorlar, iyi mi? _Dünyanın en aptal, en gerizekalı, en mal, en öküz, agzina sıcilmaya layik davarlari türkiyede yaşiýor. _Gezide fetullah çetesini dağıtacağız diyenlere karşı, hocaefendi siksin sizi diyen emniyet müdürleri şimdi en azılı fetö düşmanı _Dipsiz göl ve salda gölü 12 bin yıl önceki buzul çağından kalma. Roma, Osmanlılar geldi geçti. Musa isa Muhammed geldi geçti. Savaşlar yıkımlar yaşandı ama göllere bir şey olmadı. Sonra akp geldi. Dipsiz gölü kazıp yok ettiler. Saldanın da beyaz kumlarını dozerlerle yok edip imara açtılar. _ Emperyalizmin yeni Türkiye hedefi ile AKP'nin yeni Türkiye'sini karşılaştırın. Atatürk karşıtlığına bakın. Bilimsel eğitim ile sorgulayan beyinler yerine, din adı altında hurafelerle doldurulmuş biatçı nesil. ABD Dış İşleri Bakanlığı sözcüsü diyor ki; "Türkiye bir daha bir araya gelemeyecek şekilde bölündü. _Bu milletin çoğunluğu Türkten çok Müslüman olarak görüyor kendisini. Sonuç olarak da hilafet aşkı, cumhuriyet düşmanlığı besliyorlar. Devletin bekası umrunda değil hiçbirinin. Aksine hepsi Atatürk'ün getirdiği düzenin yıkılmasını istiyor ve bunun için adım atan herkesi kahraman olarak görüyorlar. Açlıktan ölüyor da olsalar, devlet yıkılıyor da olsa şeriat istiyorlar. Başka hiçbir dertleri yok ne yazık ki. "Dış mihraklar" da bunu çok iyi kullanıyor. _Akpyi savunanların Türkçe konuşmalarına aldanmayın. Çoğunluğu ümmetçi Türk düşmanı tipler. Ruhlarında Türk ve Atatürk düşmanlığı yatıyor. O yüzden gerçekler gün gibi ortada olmasına rağmen hala kıvrana kıvrana savunuyorlar. Akplilerin cebi para gördüğü müddetçe istersen muhaliflerin derilerini yüz, haksızlık yap, ez, öldür umurlarında olmaz. Çünkü dindar insanlar en materyalist insanlardır ve vadece maddeye taparlar. İsteklerine bakınca da görürsünüz, yol, köprü, tünel… Hep maddi istek. Hiçbirisi işçi hakkı, kadın hakkı, insanca yaşama hakkı gibi manevi talepleri yoktur. Dünya görüşleri yoktur. _Akp dünyanın kaynagini ve parasini kullanip, ülkeyi resmen batırmıştır. Eger Turkiye bir sirket olsaydi iflas masasinda coktan defteri durulmusdu. Reis ve cevresi mafyadir; bu mafya Turkiyeyi dolandırmıştır. 16 yillik mali bilanco bunu gosteriyor. _Erdoğan'ın gidişi ülkenin yıkılışının bir işareti değil, demokrasinin bir gereğidir. Seçmende demokrasi anlayışı yok. _Ümmet milliyetçisi Akp oy oranı, ülkenin cehalet oranıyla paraleldir. İnanılmaz bir kitle. Tarihin gördüğü en değişik topluluk olabilirler. Organize kötülük ve vatan hainliği. Akp'ye oy veren kitle, akp'ye oy vermeyenlerin, özgürlük ve insan haklarını önemsemeyen kindar ümmetçi topluluk. Bunların hiç biri sağlıklı bir düşünceye sahip değil. Dilleri ve gözleri kanla dolmuş. Bakışlarından ve kelimelerinden nefret akıyor. Bunlar insanlık düşmanı. Sevgi düşmanı. Bunlar çocukları olmuyor diye hocaya üfleten, paralar sıfırlanırken de bunu iktidara darbe sanan ilkel insan topluluğu. Bu balık hafizali şarlatanlara sürekli bir seyleri hatirlatmak gerekiyor: Pkk’nin hortlamasi, Fetöcülerin cortlamasi, Işid’lıların hoplamasi, Ekonominin zortlamasi, hepsi kendi eserleri. Suçluluk psikolojisinden olsa gerek utanmadan böğüre bögüre baskalarini suclamaya calisiyorlar. Bunlar türbelere gidip ev, araba, zengin koca dileyip, Anıtkabir'e saygı ve vefa için gidenleri putperestlikle suçlarlar. _Akp iktidarında; kafasına çuval geçirilen, kemerle dövülen, kafası kesilen ve tasma takılıp köpek gibi gezdirilip yakılan askerlerimiz oldu! 246 insanı katlettiği iddia edilen darbeciler için 'Bizde onlara yardım ettik, rabbim milletim affetsin" denildi. Asker kışlasına kapatıldığı vakitlerde, pkk yol kesip vegi topluyor, yollara mayın döşüyordu. _Akp bir siyasi parti değil, suç örgütüdür. Dava dedikleri şey, bomboş bir kelimedir. Akp çıkar ilişkileri ağıdır. Amacı ülkedeki her kurumu ele geçirip örgüt üyelerine ve destekçilerine kaynak sağlamaktır. Akp'yi destekleyenler arasında, hükümetten ya da belediyelerden, hiç olmadı "sivil" toplum kuruluşlarından avantası olmayan yok denecek kadar azdır. Cahil kesim artık iyice arsızlaştı. Türkiye’yi, demokrasiye, eşitliğe, laikliğe, insan haklarına düşman olan şeriatçılar yönetiyor. Anma töreni adı altında gericilik şölenleri düzenleniyor. Üretilen yalan yaşam öyküleri topluma pompalanıyor, beyin yıkama seansları düzenleniyor. _İslamcı kesim, Türkiye'de iyi olan her şeyi sahiplenmeye çalışırken, kötü olan her şeyi de karşı tarafa yıkmaya çalışıyorlar. Halbuki durum tam tersi ha. Bu ülkede, kötü olan ne varsa islamcılar yüzünüzden olmuştur. Binlerce örnek sayabiliriz. Örneğin İstanbul'daki çarpık yapılaşma menderes, özal ve erdoğan yüzünden olmuştur. Bu yüzden İstanbul'da altyapı sorunları oluştu fakat islamcılar, yıllardır ne diyor? İstanbul'da sular akmıyordu. Hee akmıyordu çünkü özellikle menderes ve özal sizleri köylerinizden kaldırıp İstanbul'a yığdı. Saatli bomba gibi bıraktı. Demokrasiyi araç olarak kullandılar ve size kamu arazilerinizi yağma etme imkanı tanıdılar. Her yere gecekondu yaptınız. Altyapı-Üstyapı hiçbir şey bırakmadınız tayyibin bizzat kendisi, kasımpaşa'da, gecekondu'da doğan birisidir. Çok basit bir örnek ama işte siz busunuz. Daha binlerce örnek verilebilir. Bu ülkede kötü olan ne varsa sizin yüzünüzden olmuştur.
2
Farklı insanlar için farklı hızlarla döner dünya. Uzak mesafelerde çember çizmek daha kolaydır belki de. Frene basan da olmadığı için hiç bir şey gerçek değilmiş gibi gelir insana.Hiçbir şey sizi kurtaramazsa ne kadar çok şey bildiğinizin ya da ne okuduğunuzun ne önemi kalır, ya da kaç defa ne yazdığınızın bir metin içinde. En baştan başlayalım isterseniz. Aklınızın bir şeylere ermeye başladığı zamandan. Mükemmel bir hayat istediniz herhalde tanrı/allah/doğa ya da şanstan. Olmayacak elbette, ne sizin ne kardeşlerinizin ne de hakkında çok az şey bildiğiniz ama her gün onu düşünmeden gözlerinizi kapatmadığınız Sri Lanka'daki mektup arkadaşınızın. Kimse gelmeyecek hayatınızı düzeltmek için yanınıza. Kötü şarkılarla yaşayacaksınız bu dünyayı, ya da belki birisi sizin için tutacak hayatı, her gün aynı şeyi duyacaksınız ama mutlu bir rüya - kabus/karabasan gibi bir adı var mı bunların da, bilmiyorum- içinde olacaksınız hep. Sri Lanka Hindistan'ın göz yaşıymış ilk duyduğumda-fark ettiğimde- oldukça dokunaklı gelmişti bana. Şu anda Ilgaz'ın Anadolu'nun yüce bir dağı olmasından fazla bir farkı yok. Ama Abant- belki de çoğu göl- inci gibi gelir bana hala. Madagaskar da Afrika'dan kaçmaya çalışan bir gemi, hatta etrafındaki bolca Mauritius türeviyle filo bile denilebilir belki. Ya Kıbrıs? Yavru vatan aslında bir parça koparılmış gibi geliyor bana, diğerlerine nazaran. Sezeryan gibi. Ya da Büyük İskender'in o düğümü çözdüğü gibi tek darbeyle aklı evvel bir Yunan tanrısı koparmış koskoca adayı güneyden. Marstır hatta büyük ihtimalle, Ares yani, kan hiç durmadığı için tam manasıyla. Çok alakasız konulara girebilme yeteneği olanlar için dünya dönmez aslında normalde. Böylelerinin saçma tespitler yapabilmeleri için düşük fps ile görüntü verir sadece, hatta saat başına 3-4 kare sağlar belki bu yavaş insanlara. Önemli olan temizlik ya da güzellik ya da sadece gözler kalbin aynasıdır diyecek kadar ileri gidenler vardır her şeye rağmen. Beşenbirka filozofları elbette bunlar için de bir şeyler düşünmüşlerdir, toplumdan sürmek ya da saat 14 ile 16 arasında nefeslerini tutmalarını sağlamak gibi. Onlar gibi ben de farkındayım hiç bir şeyin gerçek olmadığından, ama burası da dahil olmak üzee gözlerimi yukarı kaldırmıyorum. Burnum zaten kapalı , ölümle ilgili kitaplar okuyor, yakınlarıma fazla yaşamadan ayrılmalarını tavsiye ediyorum bu saçma dünyadan. Sri Lanka , Madagaskar ya da Sicilya'da olsam farklı bir şekilde düşünürdüm elbette. Ama bulunduğum yer kati bir yalnızlık gerektiriyor.En kötü bir şekilde kaybetmeliyim kendimi -en fazla ipucu bırakabilirim bir sabit okuyucuya. Paspasın altında olabilir evet. Yıllar sonra içeceğim ilk sigaramın dumanıyla birlikte kırmızı bir halı edasıyla gizli bir odaya - makyaj odası gibi diyelim şimdilik- inen merdivenlerin yerini bulduğunda o insan - ki o zaman kendine güveni barikatlardaki Marius kadar olacaktır- birlikte yapmak için her şeyi, yavaş yavaş iner yer altına doğru. İlk kısmı kafir olan benimle gezeceğinin bilincindedir zten. Başka bir kısım daha olmasından da korkuyordur ama. Evet, konuşmaya çalıştım o saniye ben. Kelimelerin teker teker çıkmasını istedim ağzımdan sanki bir nehirmiş, yağmur yağıyormuş ya da bir kalp atıyormuş gibi. Prostat olmuştu ama tüm dünyam, sadece hecelerle tarif edebildim yolu. Sonra benim bu dünyada istenmediğimi anladım. Ama hala yazıyordum amansızca. Belki traş olsam , sakalımı kessem Samsun gibi, daha sempatik olabilirdim. Fransızca bir şeyler söylüyordu berber, İspanyolca konuşması lazımdı oysa, sevilen bir esnaftı Seville'de. Seviya dedi yolu sevgiden geçenler, zanaatkar bir de. Kontrolünü kaybetmiştim sanki yazının, hemen o en baştaki vakur tutumuma geri dönmek zorundaydım. Aldırmaz, önemsemez, gerekmez tutumuma. Gölgelerde saklananlar aslında en çok görünmek isteyenlerdir. Sadece Harpagon'un özgüvenine ihtiyaç duyar onlar. Bir kızılderili atası ya da Konfüçyüs söylemişti galiba aralarında 1500 yıl kadar olsa da. Bir metin içinde özgüven kelimesi iki defa geçiyorsa o yazarın suyu ısınmış demektir. Elizabeth hala da hep söylerdi bunu akasya ağaçlarının altında. Zaten oraya gömmüştük onu tam arı kovanının altına. Doğru yanlış diye bir şey yoktur da derdi kadın. Eğer bir şeyin doğru ya da yanlış olduğunu iddia eden birisi varsa, ona bire birde meydan okuyun. Sonra da öpün amansızca o şanslı insanı. Önemli olan anlaması sadece, gözyaşlarınızdan başka bir hindistan doğabilir, ya da sadece iki üç limon heba olur en fazla. Kayboluyorum sanki piyanonun her tuşuyla. Eşek arısı gbi uçuyorum süratle yok oluşa. Her göl başka bir inci ama Abant farklı, ben hiç Abantta kalmadım, ben hiç kimseyi sevemedim daha. Sadece... kaybolmam lazım belki gerçekten kimseye fark ettirmeden. Beklemem lazım belki sadece bir öpücüğü. Sisin ortasına yavaşça girip yok olmak ya da sessizce uzaklaşmak hiç bir anlamı olmayan bir yazıdan, kimseler görmeden. Bahara çıkarım belki, başkasının cennetine.
1
17