1000Kitap Logosu

Vatan icin gidenler

. . . ŞİİR-MİİR K/aralamalar (Not: Mükerrer kayıtlar, sâir hata ve düzenlemeler bir ara yapılacaktır inşallah, diyelim... Bu hususta okurlardan özür dileriz...) ******* I / Şiir Hakîkat sarayının avizesi parlayan, Anlayın beni diye için için ağlayan! ... II / Sır Kâtillerin çeşmesi; uyku, diyordu şâir, İnsanlar uykudadır... ötesi yok vesâir! ... III / Tâbir Düş mü daha gerçektir, rüyâlar mı sâhici?! Yok mu tâbir edecek gördüğünden hârici? .... IV / Borç O gözlere yasaklı olan muhabbet burcu, Yalnız seni bulmaktır âşık olanın borcu!.. .... V / Sebeb Muhabbet, murâd... sonra emir: Kün Muhammedâ... Varlığa gebe o nûr... diye ilâhî sedâ... ... VI / Rahmet Verâlar perde perde, perde perde tecellî, Hâtemü’l Enbîya’da sonu gelmez tesellî! ... VII / Akıl Akıl, akıl olsaydı nihayet delirirdi, Kaybolduğu noktada, apaçık belirirdi... ... VIII / Ayasofya Bâtılın için için kanayan yarasıdır, O güzel kumandanın gözünün karasıdır... .... VII / Nefs Ben huzur sokağının, korkulu kâbusuyum, Sana sen kadar yakın, bir ölüm korkusuyum. ... VIII / Aşk Ne onda var kokusu, ne sende ne de bende, Duymak istersen kulak ver Şâh-ı Nakşibend’e... ... IX / Şart Dâirelere dâir saatler hep sökülse, Duvarlardan vakitler ince ince dökülse!.. ... X / Hayret Sîret ehline mâlum, apaçık perde sûret, Hasret, akıl cinnete, dilinde dua hayret! ... XI / Pu(su) Sudan da evvel bir şey vardı vardaki yokta, Az gibi görünse de ötesi yoktu; nokta!... ... 15 / Murâd Ne cennet ne cehennem, seni kendine seçti, Risâletten evvelâ, kulluk libasın biçti!... .... 16 / Mahsus‬ ‪Bana ya O’ndan bahset olmadı konuşma sus!‬ ‪Hakîkî lezzet O, dil yalnız O’na mahsus.‬ ... 17 / ... 18 / ... 19 / ... 20 / 12:49 Zandan sakının diye buyurmuştu bir âyet, Zanlar imana döndü hayret içre nihâyet!... ... 21 / Rücû‬ (Ayasofya) ‪Her şey aslına doğru yarışta rücû için,‬ ‪Nasıl anlasın akıl; neden, nasıl ve niçin?!...‬ ... 22 / Ses Gecenin sükûtunda çığlık çığlık sesler var,‬ ‪Ay susar, yıldız söner, kuşanır karanlıklar!...‬ ... 23 / Âh Bir hicrân söndürmeli ateşiyle nârını, Ve hasret hep uzaklık bilmeli civârını!... ... 24 / Dünya Ne varsın ne de bir yok, ne haksın ne de mecâz, Kucağında bebekler, dillerinde hep niyâz!... ... 25 / Hayâl Ha şu çöllerde serap, ha bu dünyada visâl, Leylâ, Mecnûn hikâye; Ferhat, Şirin hep masal!... ... 26 / Tuzak Bir tezgah açtılar insanlık pazarında, Ve çekildi bayraklar iflasın nazarında. ... 27 / Sırat ‪Kıllarla örülmüş ip; ne örgü var ne de şiş,‬ ‪Karşıya varmak için yan ve yakıl, ol ve piş!...‬ ... 28 / [1:1] Hamd yalınız Rabbi’ne büsbütün âlemlerin, Yazmak murâdı boşa bilcümle kalemlerin! ... 29 / Harakânî “Her şey ben değil miyim?!...” diye duymuştum sesi, Kesildi ezel-ebed mevcûdatın nefesi!... ... 30 / Var Bir âlem var elemin kelâmından âzâde, Bir vatan var büsbütün vatanlardan ziyâde!... ... 31 / İstiğfar Bir de bakarsın küfür her hâlin bir evveli... (Ben oldum)a isyan mı tevbelerin temeli?! ~ 32 / Îdam‬ ‪İki kaş arasında nûrdan bir darağacı,‬ ‪Maktül; İblis orada; burada nûr dâvâcı!...‬ ~ 33 / Râbıta Mânâda pınarbaşı iki kaşın arası! Ey dipsiz testi gönül, ey verâlar verâsı... ~ 34 / Sevince İnsan sevince anar ve kanar sevilince, Yanar hep benîadem gül gibi ince ince!... ~ 35 / ~ 36 / Kıyâm/et Artık zamanı geldi; kabirlerden haber var! İnsan; nûr ve cinler; bir... İblis baştan sona nâr!... ~ 37 / ~ 38 ‪/ Mekr / 69:24‬ ‪Selâmetin yurdunda kıldan ince bir tuzak,‬ ‪O’na uzaklık yakın, cümle yakınlık uzak!...‬ ~ 39 / Mârifet Bu köyde muhabbetin esâmesi okunmaz, Bir ok çeker pîrimiz vara yoka dokunmaz!... ~ 40 / Kırklar Üçler, beşler, yediler, kırklar aşkına akın; Hicrân yokluk yurdunda, visâlin demi yakın!... ~ 41 / Aynalar ‬ ‪Aynalar tuz ile buz, akisler parça parça.‬ ‪Yansımalar hakîkat, vehimler paramparça!...‬ ~ 42 / Havf ‬ ‪Korku, sır dolu vuslat kapısının tokmağı,‬ ‪Dipsiz karanlıkların yol gösteren çerâğı!‬ ~ 43 / Mârifet‬ ‪Bu devirde muhabbet ateşten bir parçadır,‬ ‪Mârifet yanmaksa da; özünde hep sırçadır!...‬ ~ 44 ‪Cevapsız Soru II‬ ‪[Var]ı yoktan vâr eden [yok]u vardan etmez mi?!...‬ ‪Dilese o sürüyü bir kör çoban gütmez mi?!...‬ ~ 45 ‪Hayret‬ ‪O’nu bulmak dâvâsı ne şaşılacak bir iş,‬ ‪Bilmelerin cümlesi ne acayip bilmeyiş!... ~ 46 / Sen Her bir şeyde sen varsın; korda, kırda ve kuşta! Düzlüklerde sen varsın ve çıktığım yokuşta{!}.. ~ 47 / ~ 48 / Sen‬ ‪Sen yokluktaki ateş, ben varlıkta pervâne,‬ ‪Senin yokluğun varlık, benim vârım vîrâne...‬ ~ 49 / Kibir Hatırından haberin yok ey kardeşim kimbilir?!... İblis yetmiş derece mârifetle dirilir {!}.. ~ 50 / Ser‬ ‪Tam bugün başlamıştı rasûlünün seferi;‬ ‪Müjde diye hazırdı tâ ezelde zaferi... ~ 51 ~ 52 ‪Yalnızlık‬ ‪Başımda onsekizbin âlem dönüp duruyor;‬ ‪Ve kalbim bu rüyâyı hep bir hayra yoruyor {!}..‬ ~ 53 ‪Nükte‬ ‪Kehânet kahinlerin bir meydan okuması.‬ ‪Kerâmet ilmek ilmek ârifin dokuması {!}..‬ ~ 54 Duâ Yapayalnız sâdece yalınız O'nu iste! Güftesi Allah olsun bu şiirin aheste! ~ 55 Duâ Yokluğunda çalınsın varlığın beste beste! Nağmeler muştulasın; artık o bir vâreste! ~ 56 Hatme Bir bedel talebinde bulunma o mecliste! Ona bedel Allah'tır, seste, susta ve siste! ~ 57 Haber Batıdan haberler var: Uzaylar uzamakta! Kur'an'ı Hakîm'de iz: Hepsi birden tuzakta! ~ 58 Sûfî Saf yünden âbâ giyer idi o dünkü velî! Bugün âli âbâdır, hem doludur hem deli ~ 59 Anlamak Anlamak ta ezelde taksim edilen kısmet! Ağlamak nübüvvetten bir hatıra bir ismet! ~ 60 Râbıta Tayy-i mekân akşamla bir yatsının arası! Âriflere Kafdağı iki gözün karası!... ~ 61 ‪Aşk‬ ‪Aşk zühdü örter iken şu takvayı perdeler!‬ ‪Mecnûn {âşıkım} derken Leylâsı’nı peçeler!...‬ ~ 62 Mahfuz ‪Kuşatıldım yer yönden Hazret’in mahpusuyum!‬ ‪Her şeyden âzadeyim, Zâtı’nın mahsusuyum!‬ ‪~ 63 Haber Ahmed el-Fârûkî'den size haber getirdim: Bir rüyanın içinde düşlerimi yitirdim!... ~ 64 Haber Lâ kuvvete denildi... ardından illâ billah! Şâh-ı Hazne şifadır diye buyurdu vallah! ~ 65 Merhamet Merhamet yeryüzünü bir yâr yüzü kılmaktır! Merhamet kutuplarda buz tutup yakılmaktır! ~ 66 96:15-16 Kaşların arasında zıtlara memba oluk... Ya yokluğa yolculuk ya varlığa bir soluk! ~ 67 Nefs Dikkat buyurun dostlar!... Tatmak ölümden gâye, Şu nefsin öleceği esrarengiz hikâye! ~ 68 Mülhem Diri kabrine âşık, meftûn ölüye mezar, Bir düğün yaklaşıyor sessizce azar azar! ~ 69 ‪Döndü‬ ‪Bir mevsime çattık ki; gülümüz küle döndü!‬ ‪Hazanlar bahar oldu, delimiz kula döndü!‬... ~ 70 ‪Hasret‬ ‪Ya kendini bir güzel benli güzele hasret.‬ ‪Ya da visâl zannıyla akraban olsun hasret!‬ ~ 71 ‪İnsan‬ ‪Visâlinden bîhaber sonuna vardığının,‬ ‪Hayâlidir, bilmiyor koynuna sardığının!‬ ~ 72 Ruveyda En tenha köşesinde saklısın sen kalbimin. İçimde bir mahremsin, sâkinisin Rabbimin! ~ 73 Nefs Gelin size şu nefsin târifini edeyim. O yokuşta tıkansın {ben} düz yolda gideyim! ~ 74 ‪Maksûd‬ ‪Rûhumda bir sızı var, tam göğsümde bir yara!‬ ‪Sen verâ’ül-verâ’sın, sensin verâ’ül-verâ {!}..‬ ~ 75 ‪Matlub‬ ‪Ne verâ dinlerim ben ne de bir taht-es serâ,‬ ‪Ben Hallac değilim ki; çekiverseler dâra {!}‬ ~ 76 ‪Maksud‬ ‪Ne cennet ne cehennem benim yârim olamaz,‬ ‪Leyl’i mi gece-gündüz ins ile cin bulamaz!‬... ~ 77 {O} Bir zaman düşlüyorum vakitlerde âzâde. Hayâlimde yalnız sen sonsuzlardan ziyâde! ~ 78 Zü'l-Celâl-i Ve'l-İkrâm Kara kara bulutlar, parıldayan şimşekler! Tâne tâne nâzenin iner durur melekler!... ~ 80 ‪Bedel‬ ‪Sonsuza varmak ise şu olmanın bedeli,‬ ‪Ya bir kez dirilmeli ya anbean ölmeli!...‬ ~ 81 Aşk Mârifet tohumunun ekildiği tarladır! Menzil’dir, Semerkand’dır, Buhârâ’dır, Barla’dır!... ~ 82 ‪Kalem‬ ‪Binbir yandan sarılmış benim fildişi kulem,‬ ‪Silâhımı biledim, silâhım; kurşun, kalem!‬... ~ 83 Sesleniş Bir şâir sesleniyor: Yaklaşan yaklaşıyor! Vesâir sesleniyor: Yaklaşan paklaşıyor! ~ 84 Bilmece Geceler karanlığı örtüveren bilmece, Dolunay’dan haber var; yıldız yıldız hecele {!}.. ~ 85 ‪Mim‬ ‪Bu sen, sen değil isen ben kim içreyim yâ Râb?!‬ ‪Bu ben, ben değil isem bir mim içreyim yâ Rab!...‬ ~ 86 Yum gözünü, kalbine her ân yokluğu üfür..! Kendinden geçmek iman, kendinde olmak küfür..! Necip Fâzıl Kısakürek . Nazîre’ler Ondan başkası yokluk; şimdi varlığı tükür, Varlıkta varlığından başkası yok ki; şükür! ~ 87 İçimde Tam içimde bir yerde bir cengin havası var, Kalbim bin parça olup ölüme susamışlar!... ~ 88 Ferman Başını kes, gözünü çıkar ve sonra oku. İlmek ilmek sadrına onun nakşını doku! ~ 89 Kuşatma İşgaller altındayım kurşun yağmur misâli. Bilmem ki bir nazarın ne vakittir visâli?!... ~ 90 Zafer Beyaz bayrağı çekin, teslim olup kurtulun, O gassalın elinde arınması bir kulun!... ~ 91 Aşk İşin bidâyetinde âşk var imiş erenler, Yine nihâyetinde âşk yâr imiş erenler! ~ 92 Mârifet Aşk bir ilâhi mekir, kıldan ince bir tuzak, Mârifet vâdileri sarhoş olana yasak!... ~ 93 ‪Oku‬ ‪İlk emir okumaktan âzâde peygambere,‬ ‪Gözünü dik, kulak ver sadrındaki habere!...‬ ~ 94 U\zan Rüyâ içinde rüyâ, zanlar içinde bir zan, Ya uyan şu uykudan ya bir hayâle uzan! ~ 95 ‪Aşk‬ ‪İnsanı insan eden üç harf ile beş nokta! ‪Esâmesi okunur varda, hiçte ve yokta!‬.. ~ 96 Seyr Her kemâlin ardından bir zevâl gizli-saklı, Bu sırrı bilmeyene seyr-ü sülûk yasaklı!... ~ 97 Sülûk Buldukça kaybolursun, kaybolunca bulunur, Aramaya devam et, yalnız öyle olunur!... ~ 98 ‪Seyr-ü Sülûk‬ ‪Bu yolda “gölgelerin gücü adına” denmez,‬ ‪Güneşler dürülse de yolun hakkı ödenmez!‬ ~ 99 İllet Belâ... diye tâ bezm-i elestte söz vermişiz, Bu âlemde yalnız gül koklayıp kül dermişiz! ~ 100 Yüz Allah Âdem'i kendi sûretinde yarattı, Beni bulsunlar diye sîret sîret arattı! ~ 101 Yüzbir Bir dâire düşünün; sonsuza sefer için, Nerde, nasıl başladı, bütün bunları geçin! ~ 102 ‪Zaman‬ ‪Zaman yıldız misâli akıp akıp gidiyor,‬ ‪Sanki bir sonsuzluğa gelin peşimden diyor!...‬ ~ 103 Secde Gözlerimi çivilesem burnumun yanağına, Mıhlansam bir âyetin sonsuz dayanağına!... ~ 104 İkindi Aç açabildiğince gönlünün kesesini, Belki duyarsın bu dem Rahman'ın nefesini!... ~ 105 Şiir Hikmet, Hakk'ın murâdı, kelimeler vesile, Şiir o ki; bâzen yâr, bâzen yâren kesile!... ~ 106 ‪Aşere-i Mübeşşere‬ ‪Cennetten hisse vardır bir dem görene sizi,‬ ‪Öpen toprağa selâm o kadem izinizi!...‬ ~ 107 Zaman Bir fânusun içinde savrulmakta çark ve kum! Her şey bir dâirede, içinde bir ben yokum!... ~ 108 ‪Aşk‬ ‪Mecnûn, Leylâ’ya kandı, Ferhat Şirin’dir sandı,‬ ‪Sûret yandı sîrete, Kerem Aslı’nı andı!...‬ ~ 109 Geceler Siyahlara bürünür sessiz sessiz geceler, Bir mâtem havasını tâ fecre dek heceler!... ~ 110 Marş Marş Tik, tak, tik, tak, tik, tak, tik... emir var saatlere! İbreler hazır kıta... Bilenmiş vaatlere!... ~ 111 Halvet Der Encümen Bir ân içim dağ başı yalnızlığı çekmede, Sonra başıma dağ dağ tohumları ekmede! ~ 112 Hayret ve Senâ (Yok), (var) için ölçü ki; bir terâzi, hem hassas, (Hiç)i (hep)e bir kıyas... ve Rasül’de müşahhas!... (2021) ~ 113 Aşk Ne dehşet verici şey, ne korkulu kelime, Gönle bir perdedir ki; sarhoş acır hâlime! (2021) ~ 114 Takva Her korku uzaklığın bir işâret fişeği, Bir korku var ebedî yakınlığın direği! ~ 115 Dert Arasam, hep arasam perde sayıp cemâli, Bir ses duysam içimde: İşte aşkın kemâli! (2021) ~ 116 Mârifet Hesap ehline ilân... Bir sır var her amelde, Gün gelir bir günahkâr geçer seni emelde! (2021) ~ 117 Namaz ve Sır Sonsuza yolculuğun et ve kemikten hâli, En Yakın’dan haber var yakınlara ahâli!... (2021) ~ 118 İhsan Rabbim, vermeyişinin sırrından haber versen, Çekilse şu perdeler bir tek (Sen) kalıversen!... (2021) ~ 119 Elbet Vuslat öksüz kalırdı ayrılık olmasaydı, Yetim olurdu sevdâ vâdeler dolmasaydı! ~ 120 Duâ ve Naz Olmayanı aramak, çöldeki serap gibi, Yok ki (Sen)den başka bir mutlak kerem sahibi! (2021) ~ 121 Hikmet Şehvet hikmete perde, sükûnet has odada, Nârla nûr kıyasıya savaşmakta orada!... (2021) ~ 122 Vakt ve Mevt Zaman, diyorlar zaman; her bir şeyin ilacı, Zamansızlık yurdunda sonsuzun darağacı! (2021) ~ 123 Havâle Öyle sev ki; sevgiliyi ölümsüze ısmarla, Ve bir sonu, sonsuzluğun en sonunda tasarla! ~ 124 Yakın(lık)! Sevdiğine yakınlık her sevenin murâdı, Elli vakit namazın sence var mı bir adı? ~ 125 Haşyet ve Duâ Recâdan ilerde havf, onun üstünde haşyet, Her ân bin kere öldür, o gün bir defâ haşret! ~ 126 Hasret Maksadına erip de kastından mahrum olmak, Hasret bile hayrette, bu ne tür bir kaybolmak?!... ~ 127 İnsan Aşkı hamal belâya, derdi sevdâya kardeş, Sevdâsı kadar dertli, belâya aşkınca eş!... ~ 128 Kandil Uçsuz karanlıklarda dipsiz kandilim benim, Ey seyyid-ül-kevneynim, benim güzel efendim!... ~ 129 Tefekkür Bütün iş düşünmekte, zirâ (Mutlak) olan sır, Sırrı bulmak bir düş ki; rüyâsı milyon asır!... ~ 107 Vecd Hemen kapıda ecel, odada ezan sesi, O; Ömer ibn’ül-Hattâb!... Rabbisinin nefesi! ~ 108 İlk ve Aşk Elest Bezmi’nde misak, aşk ne güzel mürebbi! Dünyamızda akisler, hepsi senden ya Rabbi!... ~ 109 Aşk Aşk gelince dürülür yolların hep cümlesi, Zaman bir ân olur ki; âşık olur kıblesi!... ~ 110 Kader Bilcümle kayıtlardan kurtulanlar âzâde, Hür o kul ki bir esir, ona vatan âsûde!.. ~ 111 ‪Gayret‬ ‪Bir gayret sahibi var, ismi âşikâr; gayûr,‬ ‪Ne mü’min kayıtdışı, ne münâfık ne gâvur!‬ ~ 112 Duâ Ey biricik vâr olan, yegâne sûrette yok, Ey azdan-çoktan berî, sen ne yaysın ne de ok!.. ~ 113 Netice (İhsan) Gecenin karasından al istersen haberi, Ne, nasıl, neden ve kim, bir ulağın ezberi!.. ~ 114 Hamd Secdede bir cenâze, aman Allah’ım aman, Şükür tahtında sultan, annemize bir ferman!.. ~ 115 Felsefe Felsefe bir noktada hakîkate yolculuk, Akıl için bir çıkmaz; dâirevî sonsuzluk!.. ~ 116 Hür [Halvet Der Encümen] Hürriyet... kutsal lafız, onu nerde bulmalı?!.. Hür o ki özgürlüğü perdelerde bulmalı!.. ~ 117 [K]aralamalar \ Onu 10’la Yaşamak (Mârifet) Bâb: İlham ve Mülhem Gün olur devran döner rüzgâr olup savrulur, Çölde bir kum tanesi kutuplarda kavrulur!.. ~ 118 Şehadet Firavunlar kabirsiz, kelimesiz şahitler, Doğrulandı evvelce verilen o ahitler!.. ~ 119 Hayret Bir makam düşlüyorum sevgilinin gözünde, Arttıkça eksimeyen bir tebessüm yüzünde!.. ~ 120 ~ Ses ve Sus Kutsal vâdidir Tuvâ, orda sesinde nefes, Yalınayak [kelîm]i, kelimeler bir kafes!.. 21' ~ 121 Duâ Yakînin azabından, azabın ırağından, Medet ey birin biri, korkunun durağından!.. 21' ~ 122 Dâvet Gelin de delirin ve buldurulsun bir akıl, Kıl kadar uzaklığa varmak için yan, yakıl!.. ~ 123 İsrâ Bir zamanın içinde ânı aşan yürüyüş, Sevgili’den bir dâvet, mâsivâyı bürüyüş!.. ~ 124 Mîraç En son uçtaki ağaç, Cibril görev başında, Aşk ile yandı yanan, Rasül mahrem yaşında!.. ~ 125 Murâd Öteler ötesine [Burak] kesildi namaz, Nebî’den ümmetine, uçsuz bucaksız niyaz!.. ~ 126 Dâvâ‬ ‪Ne amel, ne ibâdet, dâvâ O’na dayanmak,‬ ‪Rasûl’ün boyasıyla bir ân olsun boyanmak!..‬ ~ 127 ‪Dâvâcı‬ ‪Rûh tam altı cihetten kuşatılmış bir mahkum,‬ ‪Yedinci bir kapı var, bir iç kapı, hep mahrum!..‬ ~ 128 ‪Dâvâcı‬ ‪Rûh tam altı cihetten kuşatılmış bir mahkum,‬ ‪Yedinci bir kapı var, bir iç kapı, hep mahrum!..‬ ~ 129 ‪Karar‬ ‪İnsan için yolculuk tâ ezelde bir yazı,‬ ‪Çalıvermek bir kader gönül denen o sazı!..‬ ~ 130 Merhamet Merhametin kınından bana bir ihsan yâ Rab! Ân olur ve zaman gelir vakit de kurban yâ Rab!.. ~ 131 Aşk Senin aşkın ne yakın, benim korkum ne uzak, Şah kadar yakınsın sen, [ben] damar damar tuzak! ~ 132 Vahdet Her ne var ve ne yoksa her bir şeyin aslı bir, Kelimeyi estiren olsa olsa birdir bir!.. ~ 133 (Mülhem ve İlham) Neciyullah Ses versen yeryüzünde sular bile boğulur, Ölüler, ateşinde nefes nefes doğrulur! ~ 134 İllet Perdeleri yırtana perde ardından haber, Selâm olsun ves’Selâm, ilelebed berâber! ~ 135 Tâziye Yiğit olan erlerin anaları vatandır, Cennette sultan ana, ana ciğerdir, candır!.. ~ 136 ‪Diriliş ‬ ‪Şu hayat dediğimiz şey bir ân ölüversin,‬ ‪Ölümleri öldüren, ölünce gülüversin!..‬ ~ 137 Felsefe Aklın nihâyetini bulmak için bir yarış, O sona Kûy-ı Leylâ, Mecnûn için bir karış!.. ~ 138 Ziy’âfet [Mahkûm] Para, mal, makam, şöhret... hepsi bir gizli âfet, Toklara selâm olsun, fakirlikte ziyâfet!.. ~ 139 Ses ve Sus Kutsal vâdidir Tuvâ, orda sesinde nefes, Yalınayak [kelîm]i, kelimeler bir kafes!.. ~ 140 Şehadet Firavunlar kabirsiz, kelimesiz şahitler, Doğrulandı evvelce verilen o ahitler!.. ~ 141 Mârifet Gün olur devran döner rüzgâr olup savrulur, Çölde bir kum tanesi kutuplarda kavrulur!.. ~ 142 Domino (Cam Kırığı) Bir, milyonu bozarken, milyarları toplar [Bir], Aynalardan haber al, kumdan kale bir kabir!.. ~ 143 Hür [Halvet Der Encümen] Hürriyet... kutsal lafız, onu nerde bulmalı?!.. Hür o ki özgürlüğü perdelerde bulmalı!.. ~ 144 Felsefe Felsefe bir noktada hakîkate yolculuk, Akıl için bir çıkmaz dâirevî sonsuzluk!.. ~ 145 Olur Cevher sâkıt olmaz ki bulansa çamurlara, Nârı bile yıkar nûr, bürünsen samurlara!.. ~ 146 Ayna(lar) Aynalarda bir sır var, sen, ben, (O) ayna(lar)da! Bir hakîkat var, bir gerçek sır(a)dan mânâlarda!.. ~ 147 Leylâ Leylâ bir misâl bize, kaybetmek için aklı, Cümle cennet kendinden geçmeyene yasaklı... ~ 148 Merhamet Öldürmek O'nun kârı, diriltmekse Kerrâr'ın, İlmin Şehri'nde cümbüş, simsiyah nûr ile nârın!.. ~ 149 Tasavvuf Bir seyir sonsuzluğa... nedir dersen tasavvuf, Âşinâ okuyanlar, duyansa ehl-i vukûf!.. ~ 150 İmâm Kerem olan kimseler, elbette [Kerîm] olur, İhsânında taht kuran, îcâbında kaybolur!.. ~ 151 Nîmet [Ashâb-ı Kehf / Şifâ] Ne başka bir kuvvet var, ne de başka bir ilâh, Lâ ilâhe illallah Muhammed Rasûlullah!.. ~ 152 Alırlar Kime gideyim yâ Râb; senden başka nemiz var?! Verdikçe ver Allah’ım, tâ ki bitene kadar!.. ~ 153 Netice Güneşe kement attık, şimdi gökte dolunay, Bir ok lâzım kalbime, bir ayna ve bir de yay!.. ~ 154 Uçan Halı Gönül bir kanatsız kuş ve yeryüzü seccâde, Yâr yüzünde bir bayram olur dolunca vâde!.. ~ 155 A’diyât Ateş saçan atları gördüm sanki düşümde, Ülküler akın akın hemen benim peşimde!.. ~ 156 Rahmet Âşıklara âteş gerek, âriflere haşyet gerek, Fuzûli olanlara bir parça rahmet gerek!.. ~ 157 ‪Sevgili‬ ‪Aynalarda bir şey var; bir akis, bir hakîkat,‬ ‪Ve aşk; her şeyin aslına varmadaki tarîkat!..‬ ‪~ 158 Teslîm[iyet] Ne duymaktır mesele, ne görmek ne de bilmek; Mârifet; [Blr Güzel]e her ân teslim olabilmek!.. ~ 159 Haber Haberim var dostlarım n'olur ağlamayınız! Karalar bağlayarak beni dağlamayınız!.. ~ 160 Ve Kader Beyazdan bir beyazı karalamak kolay şey, Karadan bir siyâhı aralamak olay şey!.. ~ 161 Çocuk Yûsuf henüz bir çocuk; karşısında bir ayna, Kuyu kuyu yükselir rüyâlarda bir mânâ!.. ~ 162 Tebessüm Bilmiyorum; şâyet [O] gülmeseydi olur yâ, Güler miydi bulutlar; olur muydu hiç ziyâ?!.. ~ 163 ‪{Abd}‬ ‪İpeklerim tükendi sevdânın pazarında,‬ ‪Yandım, bittim, kul oldum bir hüznün nazarında!..‬ ~ 164 Sır!.. Yere-göğe sığmadım diye ilâhî nidâ Elvedâ evvel-âhir, zâhir-bâtın elvedâ!.. ~ 165 Ağrı Bir kadîm ağrı bende, tandır kaynadı söndü, O’nda geldi gelenler ve yine hep O’na döndü!.. ~ 166 Aşk ve Hayret ve Duâ Gelin size şu aşkın târifini edeyim, Ârifân; "Allah, Allah!.." diyor iken gideyim!. ~ 167 ‪Neş’e‬ ‪Sefer benim kaderim, bir nişândır kırıklar,‬ ‪Rüyâlar bir yoldur hep, düşümde hıçkırıklar!..‬ ~ 168 Sergüzeşt Evvelce bir zamandı, bir şey üflendi bana, İçimde arıyorum bir ufku yana yana!.. ~ 169 ‪Râbıta‬ ‪Yakına varmak için bir vâsıta râbıta,‬ ‪Ve [yakın]lık sonsuzun en sonunda bir çıta!..‬ ~ 170 Selâm Muhsinlere ezelin kaydıyla selâm olsun, Bir kelâmın içinde cümle belâ kaybolsun!.. ~ 171 Görürsün Bir ân gelir görürsün; kurtlar kuzuyla kardeş, Yağız atlar kanatlı, sanki bir kartala eş!.. ~ 172 Hayret Hayret bir parçasıdır şu sır dolu kaderin, Ve haşyet... görenlerin sadrındaki pelerin!.. ~ 173 Sır Evvelce hep bir idik, sonra bölündük bine, Vahdet vâdisinden ok, şühûd şühûd kalbine!.. ~ 174 Yakaza Bir kuş omzuma kondu, bir kedi mırıldarken, Bir şarkı usul usul göğsüme fısıldarken!.. ~ 175 Sır Evvelce hep bir idik, sonra bölündük bine, Vahdet vâdisinden ok, şühûd şühûd kalbine!.. ~ 176 Ruyâ Her ne varsa âlemde gizli-açık gördüğüm, Bir nebevî hâtıra, âşikâr bir kördüğüm!.. ~ 177 Tâbir Hakîkate ırağın gözüne görünmez sır, Kapanır kapıları göğün belki bin asır!.. ~ 178 ‪Gökler ve Gözler‬ ‪Gözlerinde öteleri kuşatan o bakışlar,‬ ‪Gözler ki; oya oya hakîkati nakışlar!..‬ ~ 179 Bâb-u Hakk Kapılar kapansa da bir kapı var hep açık, Deli[l]ler hep orada, akıl[lı]lar bir kaçık... ~ 180 ‪Berât‬ ‪Yıkanmak ne güzel şey bir mânevî hamamda,‬ ‪Kurtuluşa giden yol: [Peki, doğru, tamam]da!..‬ ~ 181 Duâ Kapanmaz kapı açıl, dökül gök gök tecellî, Bir bûse, binbir neşe, oluk oluk tesellî!.. ~ 182 Sükût Her soru, sâhibine bir ok misâli döner, Diller bir olsa bir dem, cevâblar birde[n] söner!.. ~ 183 1’00 Yüzüm, bir hâzin şark’ın kırık bir bestesidir, Ve yüzün perde perde, rahmetin destesidir!.. ~ 184 Sefer Ufukta bir yolculuk görünmekte gözüme, Bir ufuk... nakış nakış eğerlenmiş özüme!.. ~ 185 Tâbir Aynaya düştü cemâl, sonra kuyuda güzel, Bir ân öldü turnalar... ve zindanda bir bedel!.. ~ 186 Âşinâ Bir meclis... ve ruhlarda varı kuşatan sedâ, Belâ... güzel şey; {belâ} yoku yaşatan edâ!.. ~ 187 Zaman Zaman tabut içinde o insanın derisinden, Evvelinden haberdâr, bîhaber ilerisinden!.. ~ 188 Yedi Yediler bitirdiler; üçler, beşler, yediler! Kırklar selâm eylerken kuşlar bir şey dediler!.. ~ 189 [8] Cennet vâr imiş cennet içre başka bir cennet, Leylâ’ya akrabadır, aslında her bir cinnet!.. ~ 190 {9} Ne bir nebî ne mürsel, ne de mukarreb melek, Onsekizbin habersiz iken haberdâr felek!.. ~ 191 Ondört Binde iki binlere bir gece bedel olur, Güneş doğsa ansızın, ziyâsında kaybolur!.. ~ 192 Hiç Mârifet şu âlemde mâğfiret sâhibinin, Belki onun, milyonun ve belki de yüzbinin!.. ~ 193 ‪Gölge{n}‬ ‪Dön yüzünü [Güneş]e, gölgeler hep sürülsün,‬ ‪Bir ay doğsun semâda ve yıldızlar dürülsün!..‬ ~ 194 Emânet Dağlar! Dağ gibi sağlar... sıra sıra akında, Gönül bir aşka gebe, bin atlılar akında!.. ~ 195 Hikâye Her hayâl bir gün gelir ve yüzbin parça olur, Her masal unutulur, her aşk, vâra garkolur!.. ~ 196 ‪Hikâye II‬ ‪Kaybolmak varlık için bir ezelî yazıdır,‬ ‪Gözünde [Bir Gâib]in saklambaçlar nazıdır!..‬ ~ 197 ‪Aşk‬ ‪Muhabbet bir deryâdır... biraz derinde vurgun,‬ ‪Mârifetsiz sevgiler sâhillerde hep yorgun!..‬ ~ 198 ‪Zaman, Duâ ve Uyar‬ ‪Zaman duvarda saat, vakit semâda yıldız,‬ ‪Lâmekân bir nazarın gölgesi yaldız yaldız!..‬ ~ 199 [Yar]a Derdimiz... derde bile dermân olan derdimiz, Sonsuzlarda yalnız bir, birlerde yok ferdimiz!.. ~ 200 Ko[r]ku Ne ölmüş ki; âlemde sevgililer cân versin, Bülbül olan âteşte varsın bir gülü dersin!.. ~ 201 Hürriyet [Dost]un esîri olmak bedeldir cennetlere, Ve düşmandan merhamet... illettir cinnetlere!.. ~ 202 Gün/aydın Ümîd... sabaha gebe bir kudretli annedir, Sonu olmayan belâ... visâle numûnedir!.. ~ 203 An/lar Attan düşeyazanın hâlinden atlar anlar, Yârimiz dipsiz yara, şu sonsuz katlar anlar!.. ~ 204 Nef{i}s Nefeste bir şeyler var... ses, kafes, heves, lâdes, Herkes hâberdâr {O}ndan, [O]ndan bîhaber herkes!.. ~ 205 Bildim Güzelliğin Şâhı’na kul kesilir pâdişâh, Köleler hep gedâdır; önce mat ve sonra şâh!.. . Oldum Yetmişbin perde ile perdelidir mâh cemâl, Celâl, ikrâma tevdî, orta yerdedir kemâl!.. . Güldüm Rahman Ademoğlu’nu, sûretinde yarattı, Sevileyim diyerek, diyâr diyâr arattı!.. ~ 206 Pervâne Melekler öbek öbek... bir misâli kelebek, Aşkın mayasında var... ölüp ölüp dirilmek!.. ~ 207 ‪Îman‬ ‪Yakîne ermek için mesâfeler boşlukta,‬ ‪Yakınlık ya bir gece ya da belki kuşlukta!..‬ ~ 208 ‪Sefer‬ ‪Mısır’a bir bakarsın bir yol olur bir kuyu,‬ ‪Dünyâ zemzem kesilir terkedince uykuyu!..‬ ~ 209 ‪Uyku ‬ ‪Uyku hiç eskimeyen buyruğu bir Kitâb’ın,‬ ‪İçinde {O}na dâir bir hâber her hitâbın!..‬ ~ ‪Kalb‬ ‪Göz uyur, cesed uyur, su uyur, düşman uyur,‬ ‪Göğsümde mahmur bir ses: Ölümsüzlüğü duyur!..‬ ~ 210 Sefer Hicret bir ezel vakti bize kader biçilmiş, İnsan varlık içinde ayna diye seçilmiş!.. ~ 211 Sonbahar İlk olmak [O]nun şânı, benim mevsimim hüzün, Ağlarım, anlatamam... çırpınırken her güzün!.. ~ 212 I / Ferâset Düşüncenin bir adım ötesinde ferâset, Ve biraz gerisinde... oluk oluk kesâfet!.. . II / His Beşin üstünde altı... his, üstünde zanların, Gönüllerde birlik var, üstünde îzanların!.. . III / Gönül Kalbimiz... sevgiliye vatan olan kalbimiz, Şu aklı baştan alan, aşkı bulan kalbimiz!.. ~ 213 I!.. Pusu/lâ Yol uzun, yollar ırak, yolcularda iştiyak, Yolda pusu; pusula... akıl üstü insiyak!.. II!.. Zafer Binbir başlı yılan... nefs, şeytan ona talebe, Mağlub olsa gâlibtir, müjde olsun tâlibe!.. ~ II!.. Mekr Cennete ebrar gerek, Hakk’a ise yalnız kul, Var bir lokma olsa da, [O]na yâr olan yoksul!.. ~ 214 Kün Zâtî bir nûr ve hepsi bu... sonra birden patlama! Her şey, her şey o nûrdan... neden, nasıl ve âmâ!.. ~ 215 Cehennet Araf... cennet bir adım ve cehennem sağında, Bir korku aşka gebe, seven haşyet ağında!.. ~ Cehennem Yakıtından haber var; yalnız insan ve taşlar, Ya taş kesilsin gönül, ya yangın yeri başlar!.. ~ Cennet Hasrete dâvet cinnet, cennet ilâhî tuzak, Onun için yaşayan, gönül şehrine uzak!.. ~ 216 Merhem Su başında bir kıtmîr, bir mahzun yetim yolda, Merhamet ne garip şey, izhârı bir garîb kulda!.. ~ 217 ‪Mârifet‬ ‪Muhabbet, bir kâsede kan kırmızısı şarap,‬ ‪Mârifetsiz sevdâlar mâmur etse de harap!..‬ ~ 218 Öl{me}mek Kuş ölür, bebek ölür, kör ölür, düğüm ölür, Bir kelebek gülerken, ân olur ölüm ölür!.. ~ 219 Emir Emir, demiri keser... ölmek öteden urgan, Olsun diye kulları, semâlar nûrlu yorgan!.. ~ Murâd Uykuyu şu ölüme kardeş kıldı yaradan, Lezzetini bilsin nefs... sonra çıksın aradan!.. ~ Nihâyet “Geçti, sonsuz rahmetim, gadâbımı geçti ey, Hey benim ezel-ebed, zâhir-batın kulum hey.” ~ 220 Y\ok Hedefe atılan ok, ne vakit mıhlar avı, Bilmem, ateş ne zaman, yakar bir gizli kavı!.. ~ 221 Hüzün Her isimde bir esrar, her sırda {1} âşikâr, Diyâr diyâr yolculuk, yolcularda hep efkâr!.. ~ 222 ‪Sıddîkiyye‬ ‪Bu kapı bir söz ile mirâca uruc eder,‬ ‪Teslîmiyet sâhibi, ân olur Ona gider!..‬ ~ 223 ‪Er‬ ‪Er olan kimse o ki; geçer her ân serinden,‬ ‪Sesler duyar mekânsız; kulum... diye derinden!..‬ ~ 224 Ellerin Görünmez hazînenin anahtarı ellerin... Sebebi o şehrimde esip duran yellerin!.. ~ 225 ‪Günahkâr‬ ‪Bir ân gelir günâhı kâr olur günâhkârın,‬ ‪Belki bugün, bu vakit, belki yarından yakın!..‬ ~ 226 Âyin Bir şehir ölüyorken başkasında şehrâyin, Sabır denen nehirde hayat tüten bir âyin!.. ~ 227 ‪Kıyâm/et‬ ‪Ehl-i irfâna rahmet, gayrıya bahar eyle,‬ ‪Sûr eyle diler isen; dilemezsen kar eyle!..‬ ~ 228 Nişân Dile gelen satırlar, izler taşır sadırdan, İster güt o deveyi, ister aşır bayırdan!.. ~ 229 Ya/kın Ne mahrem şey yakınlık; uzaktaki ne mahdûm, Varlık bir nûrlu zindan; yok ile vâr hep mahkûm!.. ~ 231 Yek\pâre Arabî’den bildiri: Her şey her şey yekpâre; Rabbâni’den ilân var; tecellî pâre pâre!.. ~ 232 Şühûd’ul-vücûd’ul-şühûd Çoklukta bir yokluk var, birlik bir iç âlemde, Kelâm O’ndan, kelîm de, kemâl gibi kalem de!.. ~ 233 Şühûd’ul-vücûd’ul-şühûd II Varlık bir perdedir ki; perdeleri perdeler, Perde ardında diri, ölümsüzler nerdeler?!.. ~ Şühûd’ul-vücûd’ul-şühûd III Mescid-i Nebî... ashabta hayret tüten bakışlar, Bâzen neşe, bâzen hüzün... ve vakitsiz nakışlar!.. ~ 234 Münâzara Sûretten bir yol gider vatanına sîretin, Sırrı ne ola aceb; şehir şehir kesretin?!.. ~ 235 Dermân Dermân arardım diyor, gönül ehli derdime, Belâdan duâ duâ yol gider efendime!.. ~ 236 Hayret Bir göz açıp kapama... ışık hızı hayrette, O öfke bir nûrdur ki; Rahman ile gayrette!.. ~ 237 Azâb Şu “Ben Hakk’ım...” diyeni dâra çekmeli hâsıl, Ateşe, âteş gerek... sormayın neden, nasıl!.. ~ 238 Sır Sırrımız şu nâmahrem olanlara hep nasır, Dostu bulana selâm... duyanlara bir hasır!.. ~ 239 Fetih İki kaş arasında çiçeklerin savaşı... Orada büyük harbin bitmek bilmez telâşı!.. ~ 240 Sükût El konuşur bakarsın, susmayan diller gibi, Ölüler sohbet eder, gökte kandiller gibi!.. ~ 241 Hesâb Sanma... demişti şâir; tümsekte kalmaz teker, Bir hesâb vakti gelir... gelinir teker teker!.. ~ 242 Ruh Kanatsız bir kuştur ruh... söz âciz lisânından, Hikmet ona mâl olmuş, hep bir iz fermânından!.. ~ 243 ‪Kerâmet‬ ‪Güneşe adım atmak onun, bunun kârıdır,‬ ‪Kemendi ok eylemek bir Nakşibend zârıdır!..‬ ~ 244 Haşyetullâh Göğsümde sıra sıra sanki dağlar yürüyor, Pervâneler cân verip görünmezi bürüyor!.. ~ 245 Ve Muazzez Peygamber, çiçek ve gül... serâpa şifâ ve nûr, Uzanan eller O’na... O’nda vefâ ve sürûr!.. ~ 246 ‪Tâbir‬ ‪Dünya kısacık rüyâ... bir yokmuş ve bir varmış,‬ ‪Lezzetlerin cümlesi... sanki bir ân kadarmış!.‬. ~ 247 Muhabbetullah Kıyar mı hiç sevgili sevdiğine ahâli?!.. Annedeki hayretin dile gelmez melâli!.. ~ 248 ‪Mehâfetullah‬ ‪Korku her şeyin başı, selâmet yurdu korku,‬ ‪Rüyâsında düş görmüş kaçıp giden o uyku!..‬ ~ 249 Ves’Selâm Kemâl semâda bir burç, yıldız yıldız hep kelâm, Selâm sendendir yalnız, yalnız sensin Es-Selâm!.. ~ 250 Söz Yazılmasa yazılar kaviller düşmez dile, O’nun murâdı sözü kesivermek nâfile!.. ~ 251 ‪Nûr‬ ‪Süt kesilsen de sütün hasretiyle yanarsın,‬ ‪Nûr olsan da sen ey nûr... kesretiyle kanarsın!..‬ ~ 252 ‪Ser/hoş‬ ‪Biz bir bezm-i elestin belâsıyız ey cânâ,‬ ‪Müptelâsıyız ânın... bir bâlâsıyız cânâ!..‬ ~ 253 ‪Libas‬ ‪Boyanın boyasına... kapısına dayanın,‬ ‪Uyanalım, yanalım, dayanalım... beyânın!..‬ ~ 254 Ve Cevâb Yüzümdeki hüznümün sebebini sormayın, Kalbim kırıktır diye n’olur beni vurmayın!.. ~ 255 Hay/at Rahmeti kuşatınca hüznüm bir tufan oldu, Derman kesildi derdim, hâlim bir ferman oldu!.. ~ 256 Sen ve Biz Sen yârsın, yaradansın, biz ise yaratılan, Diyâr diyâr bir mutlak yâreçün aratılan!.. ~ 257 N{ok}ta Gözler kalbin aynası: Leylâ, Aslı, Ruveydâ, Gönülde nakış nakış bir sevgili: Suveydâ!.. ~ 258 İft{ih}ar Vuslat bir ince tuzak... ceylanlar akınlarda, Misk gibi visâl hasret... bir lokma yakınlarda!.. ~ 259 ‪Semâ‬ ‪Raksediyor kanatsız kuşlar sırlı âlemde,‬ ‪Ölümsüzlük ilânı... bir ölümsüz kalemde!.‬. ~ 260 Ruh Vatan... bir parça kemik; orda mekânsız Sultan, Hava, su, toprak, ateş... hepsi bir emîr; ferman!.. ~ 261 Hakk Ene’l-Hakk bir dâvâdır... Hakk bilinsin diyerek, Bir nazardan bakarak hep bulunsun o bir tek!.. ~ 262 Ene Bende bir sır var, ben de... nûnda bir nokta saklı, Ene’l-Hakk dâvâsının hâkimine yasaklı!.. ~ 263 Kader Kader bir gün gelecek ve intikâm alacak, Bir gül, suya kaynarken, cinnet aklı bulacak!.. ~ 264 Murâd Şu zıtlar bir olunca bir vahdet fısıldanır, Sonra kesret kılııcı murâdı mırıldanır!.. ~ 265 Aşk ve Sır Bütün sır yalnız aşkta, tılsım içinde onun, Evvelin ve âhirin, başın, boşluğun, sonun!.. ~ 266 Ân Her ölümde yeniden doğuyorum silbaştan, Her doğum, kabirlerde bir nûr kesilir taştan!.. ~ 267 Arzu Gözümün gördüğüne kalbim adım atmalı, Ezel ile ebedî hep önüne katmalı!.. ~ 268 Bâzâr-ı Aşk Bir meclis, ilk buluşma... bir nidâ ve yek nazar, Duyanlar duydu {O}nu, bulana âşk-ı bâzâr!.. ~ 269 I / Ses Her şeyden önce {O} vardı, var bile yoktu varken, Mecnûn, Leylâ’dır sandı, diyâr diyâr ararken!.. II / Nefs Aslı’mı buldum sandı, sonra uyandı Kerem, Bir ses duydu ezelden, sonra boyandı Kerem!.. III / Nefes İlk nefha... o bir anne... nefeslerin annesi, Babalar hep kuludur, kullarsa bahanesi!.. ~ 270 Bûse Bir bûse bir siyâhı boyar kendi rengine, O bûse ağlar durur ermek için dengine!.. ~ 271 {O} Kenz-i Mahfî... diyerek esrârını duyurdu, Ermek isteyen {O}na gönül versin buyurdu!.. ~ 272 Döndü Hüzünler Kulubesi’ne artık hüzün de döndü, Hüznünü bayram bilen o gül yüzün de döndü!.. ~ 273 Süveydâ {Kara Delik} Kalbimde kara delik, karanlıklar gözümde, Beyazları karartan bir şeyler var sözümde!.. ~ 274 Zafer Önce hüsranı tadar, yolcusu bir yokluğun, Sonra zaferi gelir... birin, binin, çokluğun!.. ~ 275 Bizim Yûnus Gelmez bir Molla Kâsım ol gayrı çün suspusum, Sen ağla, ben güleyim... benim güzel Yûnus’um!.. ~ 276 Sondurak Bütün nefesler orda, onda şu en son Burak, O rüzgârın menzili, bir melteme son durak!.. ~ 277 Gül {Nakş-ı Gül} O bağın bülbülüyüz... kin yutar gül kusarız, Susarız biz hep {O}na, aşkına hep susarız!.. ~ 278 Gönül Gönül bir kanatsız kuş... âşikâr hep adından, Bir çatık kaş avlarmış kül-revân kanadından!.. ~ 279 Söz Âşıklara haram hâr... nâr ki; nûr âriflere, Lugâtlar parça parça sığmıyor târiflere!.. ~ 280 Ölüm Ölüm güzel şey, budur perde...demişti şâir, Ölüm, yaşatmak için... ölüm bir sır vesâir!.. ~ 281 Kördüğüm Bir hayâl mi ey Rabbim, hakîkat mi gördüğüm, Âlem bir sırlı yumak, bir nefes mi kördüğüm?!.. ~ 282 Gözler Bir insanın rûhunun izdüşümü o gözler, Sözler hep bir akis ki; esrardan bir şey gizler!.. ~ 283 Aşk Ne Hallac’ım, ne Yûnus, ne de şehîd Nesîmî, Cismimi bulan yoktur, bilen olmaz ismimi!.. ~ 284 Hakîkat Hakîkatin kuluyuz, mârifetin kölesi, Ne güzel şey, ne güzel ötelerin çilesi!.. ~ 285 Esmâ İsimler birer ayna, kim için deme sakın, {O} sana senden bile, bileden bile yakın!.. ~ 286 Vakt Hakk’ın memuru zaman, vakitse emîr âna, Mevsimlerde tebessüm ân olunca kurbâna!.. ~ 287 Hüzün Zaman geçti barıştım... her şeyde eşsiz ahenk, Bir ölüm buldum şimdi... ölümsüz hayata denk!. ~ 288 Felsefe Felsefe bir âlemdir ki; septikler pâdişâhı, Gelin, sorun Piron’a... bitip tükenmez âhı!.. ~ 289 Derd Ölümü öldürdük biz, ölüm bize hep yakın, Akın var bir yakında, tâ uzaktan bir akın!.. ~ 290 Aşk Aşkını, korkusuna nakış nakış işlemiş, Bir haşyet, bir hayâli ciğerinden dişlemiş!.. ~ 291 Müjdeler Oldu Selâm {O}ndandır selâm, yalnız {O}dur es-Selâm, Secde yerinde müjde; ölüm öldü ves’Selâm!.. ~ 292 I / Hep Bu Kendimden kaçıyorum dolu dizgin bir atla, Kan renginde bir nûra boyanmış bir inatla!.. • II / Hep {O}ndan İki kaş arasında nefsin kana yâr başı, İki kaş arasında dostuyla mezartaşı!.. • III Ve Firâr Gönül denen selâmet yurduna firâr edin, Oraya sığdım... diyor {O} mâliki yevmiddîn!.. ~ 293 Hatır Hatırla o günü ki; rûhunda aksetti nûr, Belâ... denen bir sesi şimdi kalbine duyur!.. ~ 294 Anlaşılır Gün gelir, devrân döner anlaşılır murâdın, Acz diye arşı süsler, semâ semâ bir o âdın!.. ~ 295 Ses Gönül kuşu bir rüzgâr... borandan önce akit, Bir nefes... bir heyecan... sustu susacak vakit!.. ~ 296 O Akşam Bir sabah doğacak... o akşamın âhirinde, Akın akın gelecek... gidenler zâhirinde!.. ~ 297 Sırat Sırat kıldan incedir... diyenin inceliği, Bir yol biliyorum ki; târifsiz yüceliği!.. ~ 298 Muhasebe Bir ânı, bir ânına eşit olan zararda, Zamânı bir yârına sürüp duransa kârda!.. ~ 299 Görmek Körlük başta olsaydı, boşluklar hep dolardı, Gönül, gözü bulsaydı, küfür birden solardı!.. ~ 300 Dost Sarsılmaz dayanak dost; yalnız {O}nun aynası, Dilsiz-dudaksız kusur... nefs dağının mânâsı!.. ~ 301 Şiir Şiir yalnız basamak, hikmetin burcu için, Her şeye Hakîm Zât’a, kelimelerden perçin!.. ~ 302 İrâde Sûr amel defterinde, kader kitabında sır, İrâde yalnız sende, bir ateş ki; muasır!.. ~ 303 Kırk Kırkta bir şey var; bir sır... kılı kırk yaranda nûr, Kırkı bir kıl sayarak, kül olanlarda sürûr!.. ~ 304 Ölüm Adım adım yaklaşan korkuları korkutur, Bir gök gürültüsü ki; bulutları ürkütür!.. ~ 305 Sır Kavanozlar döküldü içinden için için, Balık oldu yıldızlar ve sonra ins ile cin!.. ~ 306 Murâd Bilinsin nokta nokta, bulunmasın o çokta, Var bir renge bulansın, bilensin murâd yokta!.. ~ 307 Nefs Benim atım kırk ayak, yolcusu ufukların, Yemeğini bulamam yurdunda yoklukların!.. ~ 308 İslâm O bende et ve kemik, o bende rûh ve mânâ, O benden öte bir nûr... {O}na akis bir ayna!.. ~ 309 Türkçe Benim dilim lisâna gelse lisânlar ölür, Kabir yeridir dilim, ona diller gömülür!.. ~ 310 Akıl Felsefe dümdüz yolda bir maksudu şaşırma, Tefekkür... ulvî fikir, mahdut aklı aşırma!.. ~ 311 Zevk Bilinmez ki bulunsun gül yüzlülerin şevki, Ölmeden olunmaz ki o bülbüllerin zevki!.. ~ 312 Nefs Nefesin içinde ses, sesin içinde nefis, İçiçe bir bilmece... bulmacalarda yeis!.. ~ 313 Zât-ı Akdes Nûr ile perdeledi akla muhal zâtını, Nûr yandı, nâr da yandı bilince tezatını!.. ~ 314 Mahrem Her şey benim mahremim, mahrem nâmahrem bana, Ey Harem Pâdişâhı.... arz-ı hâlim bir sana!.. ~ 315 Var {Var}ı şu bir yok ile var etmek de ne demek, Yok bir yok... olsa olsa yalınız emeklemek!.. ~ 316 Murâd Bir şey... herhangi bir şey, bırak aşsın hudûdu, Tâ ki görülsün artık bir murâdın buudu!.. ~ 317 Aşk Aşk yerle bir ederken, yer aşk ile bir olur, Semâ rakseder birden, birde kesret kaybolur!.. ~ 318 Ruh Ne sen onu sor bize, ne de biz anlatalım, Rûh bir ezelî yara... susayıp kanatalım!.. ~ 319 Gönül Bir gönül yarattın ki... târifinden dil âciz, Azîm olan bir sensin, bir sensin olan Azîz!.. ~ 320 Felsefe Felsefe, buldum diye bir garip övünmektir, Ve kendini kaybedip hasretle dövünmektir!.. ~ 321 Sır Ne sırdır ki... bir bezden daha nârindir derim, Ân olur bir {Sonsuz}a ondan evvel giderim!.. ~ 322 Hamd Kulunu yapayalnız yaratana bin şükür, Çokluğun esrârını gel şu yokluğa üfür!.. ~ 323 Kader İster bir kuş ol kalbim, kalbim... istersen ufuk, Yokluğun yolcusunda varmak bir ağır soluk!.. ~ 324 Aşk Yalvarmaktan ziyâde bir yakarıştır aşk, Yanılmaktır, yanmaktır, {O}na bir karıştır aşk!.. ~ 325 Sır Aradım, bulamadım, buldum sandım kaybettim, Yana yana su oldum, bir ân kandım kaybettim!.. ~ 326 1• Esmâ’ül-Hüsnâ ~ Allah İsm-i Zât... dileyene ism-i Âzam’dır Allah, Her kapının miftâhı: Lâ ilâhe illallâh!.. ~ 327 Bilmece Ölülerde düğünüm, dirilerde yasım var, Belki şu bilmeceye kırk gün dayanasım var!.. ~ 328 Şiir Şehirler kuruyorum şuura başkent diye, Gözümde bir sultanlık, o {Sultan}a hediye!.. ~ 329 Aşk Aşk kağıda yazılmaz amma kâleme gelir, Kelâmından âzâde susar eleme gelir!.. ~ 330 Ân Ne dünde çirkinlik var, ne güzellik yârında, Anda var her ne varsa, bir ân kadar yakında!.. ~ 331 Prova Bir saat yaklaşıyor, gongdan önce bir vakit, Bir mahşer provası... akla mahrem bir akit!.. ~ 332 Aşk Ben ölüme sevdâlı... ölümler bana hasret, Bir vahdet kuyusunda ölümüne bir kesret!.. ~ 333 Aşk Ezelde bir ses duydum... cümle ruhlarda akis, Belâyım ben, belâyım... ben, belâyım... bilâkis!.. ~ 334 Yemin Kandan kinden bir kale, burcunda pusatı lav, Kibir külü kul olsun diye {ben}lik yalnız kav!.. ~ 335 Cenk İçimde doludizgin atlılar kanatlanır, İçimde koşar adım kuşlarım pusatlanır!.. ~ 336 Din Yâ hû din nedir sorsan... hakîkat bir nokta der, Çokta varlık vehmedip, sonra asıl yokta der!.. ~ 337 Nefs Ey ebedin hârisi... seni bir ölüm paklar, O hayatın içinde yalnız kördüğüm aklar!.. ~ 338 Gece Gece bilmem nicedir bir esrarlı bilmece, İki heceye mahpus bir efkârlı dilmece!.. ~ 339 Mekr Yakınlık bir yakına erince doğar uzak, Yaklaşan yaklaşıyor, pusuya rahmet tuzak!.. ~ 340 Derd Gül gülsün diye bülbül isen gülme ağla dur, Hüzün aşk meydânında tek kişilik ordudur!.. ~ 341 Belâ Sığınak bir belâdır... {Belâ} bize dayanak, Ruhlâr âleminde sır... rahmet rahmet sağanak!.. ~ 342 Murâd Akıl, aşk vâdisinde bir yolunu kaybetmiş, Bir cinnet kuyusundan içip içip kesbetmiş!.. ~ 343 Recâ Her korkunun ardından bir ümit koşar gelir, Ey gündüzler yetişin, ey gece sen de belir!.. ~ 344 Hakk Bir mutlak hakîkatten gayrı her şey berhava, Ene’l sırrı o Hakk’tan başka bir şey; mâsivâ!.. ~ 345 Mârifet Soru geldi: Ey nefis, var mı bir maharetin?!.. Seslendi: Onca kusur şüphesiz mârifetin!.. ~ 346 Leylâ Kâh yazları kış eyler, kâh bir yazıyı bahar, O cümle mevsimlerden âzâde bir nevbahar!.. ~ 347 O Evvelim sensin yârim, yârim âhirim de sen, Bâtınım sensin gayrı, gayrı zâhirim de sen!.. ~ 348 Yâr{a} Bir yaram var, merhemler görse şifâ kesilir, Bir yârim var ki; hekim sorsa dermân eksilir!.. ~ 349 Niyâz Hilâfet makamında makamsızlığa niyâz, Hattab oğlu Ömer’de bir naz ki; avaz avaz!.. ~ 350 Sükût Sessizliği bir kefen gibi giyinsem şimdi, Ve sorsam soyunarak beni susturan kimdi?!.. ~ 351 Dünyâ Mecâz ile gerçeğin arasında bir geçit, Hakîkat uyanana... yananlara bir kilit!.. ~ 352 Duâ Perçeminden tutunup sonsuzluğa yürüsem, Korkular kuşatırken... bir korkuyu bürüsem!.. ~ 353 Gül Gül gibi sarardım yâr, bir kül gibi karardım, Eyvâhımda, âhımda... bir tek seni arardım!.. ~ 354 Aman Sakla kendini yârim, sakın kendini aman, Bu sevdâya düşeli hâlim belâdan yaman!.. ~ 355 Naz Âşıkların sözleri sitem değil naz olur, Kâşını çatsa Mecnûn, Leylâ’ya niyaz olur!.. ~ 356 Züleyhâ Kıtfîr’de bir ince sır, esrar hep Züleyhâ’da, Sultanlığa giden yol, aşka susan sayhâda!.. ~ 357 Duâ Yâ Rabbi!... Saklımızı akıllıya perde kıl, İster aşk bahşet ona, dilersen her yerde kil!.. ~ 358 Tevbe Tevbe... aşkını haram kılan zâhide ya râb, Tevbe, tevbe ki; vahdet kesret kûyunda harab!.. ~ 359 Menzil Bir iğne ve ip elde... dîlde ayna ve tarak, Bir delikten geçerim, delillerle uçarak!.. ~ 360 Menzil Kapıları kapanmaz Seyyîdler Ordusu’nun, Ora sonu olacak binbir başlı pusunun!.. ~ 361 Menzil {O}nun o has rengine boyanmak mutlak kandil, Bir ufuktur bambaşka bir ufka gebe Menzil!.. ~ 362 Âh Önce derin bir âh ve akın akın bismillâh: Lâ ilâhe illallâh... Muhammed Rasûlullâh!.. ~ 363 Dâde Kübrâ mı desem yoksa, yoksa bilmem ki Zehrâ?!.. Gülden bir kabir yeri artık o taht-es serâ!.. ~ 364 Sır Tûvâ’da bir emir var: Varlığından soyun gel! Ey yokluğun sahibi; sen bir ufku hemen del!.. ~ 365 Kelîm Ne sır ki; kelimeler düğüm düğüm dilinde, Musâ’dan bir hatıra mirâcın kandilinde!.. ~ 366 Rûh Bir nefesin sırrını üfledi kundağında, Öldürerek ölümü rahmetin kucağında!.. ~ 367 Habîb Zebûr’da bilinmekten öte aşka dâir sır, Bir nişân taşır esrâr şehrindeki o hasır!.. ~ 368 Nefs Yediyüz derecede mârifetten bahisler, Nefisten iblislere hayrete dâvet hisler!.. ~ 369 Korku İnsan bir dipsiz telâş, dünya bir derin uyku, Yok mu hayra yoracak bu düşü diye korku?!.. ~ 370 Tâbir Bir dünyâdır dönüyor içinde bir dünyânın, Bir hakîkat uykusu, dışında bir rüyânın!.. ~ 371 İzâfiyet Her görece kendince, kendi içinde doğru, Her doğru o sonsuza bir seyirde dosdoğru!.. ~ 372 Îzah Ebû Cehil’de tavır... bir aynada kördüğüm, Ve Sıddîk; senden özge bir güzel yok gördüğüm!.. ~ 373 Muafiyet Hakîkatin içinde hakkı aramak gâye, Bir âh bütün mesele, gerisi hep hikâye!.. ~ 374 Hasret Seni bir ân kendinden mahrûm kılması azâb, Gadabı geçen rahmet bir de bakmışsın gazâb!.. ~ 375 Murâd Emir geldi Mevlâ’dan; evvel o yaratıldı, Varda, yokta, bir hiçte yalnız o aratıldı!.. ~ 376 Sohbet Sohbet bir cevherdir ki; âlim bilse hep yanar, Bir sükût sofrasında yalnız ârifler kanar!.. < 377 Hüzün Atlar da ağlar bir düş kırılsa bir dünyâda, Onlar hayatta gibi... ve şu insan rüyâda!.. ~ 378 San’at Ezelin olsa olsa bir ebedî bestesi, Uzağı yakın eden bir ötenin ötesi!.. ~ 379 Hâtıra Ezel bezminden kalma bir sestir hep duyulan, Nefes nefes bir hasret, susup susup doyulan!.. ~ 380 Gönül Gönül bir âlemdir ki; raksı var bilinmezin, Yüzbinlerde aksedip o bire bölünmezin!.. ~ 381 Kader Bir mutlak irâdenin elinde irâdeler, Ân olur bir damla su bir ummanı perdeler!.. ~ 382 Leylâ Şehrinde muhabbetin yalnızlık âbidesi, Çıkmazın sokağında bir cinnet akîdesi!.. ~ 383 Çâre Ölümüe öldürmenin ara bul çâresini, Fedâ et nefis denen o ciğerpâresini!.. ~ 384 Derd Düşünmemeyi bir gün gelse de düşünmesem, Teslim olup murâda, işte tefekkür desem!.. ~ 385 Selâm Bir selâmet gecesi... doğdu gönülde güneş, Bir gece... tam bin ayın sonsuz esrârına eş!.. ~ 386 Bayram Bir bayram... biraz hüzün, çokça telaş ve neşe, Bir bayram düşlüyorum sevinç içre endişe!.. ~ 387 Güzel Güzel o ki yanında vakitler hiç dolmasın, Yok olmasın eskiyip, değişip de solmasın!.. ~ 388 Şiir Seni, senden almayan kelimeler hikâye, Seni, sana vermemek olsa şiirde gâye!.. ~ 389 Aranan Aradığın; içinde, içinin de içinde, Ne Çin’de, ne Maçin’de, benliğinin hiçinde. ~ 390 Rasûlullah Ne kalem ne de kelâm... esrârından haberdâr, Kenz-i Mahfî şehrinde bir görünmez perdedâr. 391 Dua Küfrün ordularını, yazsın dursun mecmua, Bin atom bombasına bedel yalnız bir dua. 392 Yakınlık Yakınlığına ermek, kullarındaki tasa, Yakını yakıp yıkan bir yakîn sırlı yasa. 393 Dua Allah’ım, aklımıza fikrimize merhamet, Merhamet, ölümüze dirimize merhamet. 394 Gönül Kâbe... Sekiz köşesinden cennet tüten bir hâne, Cennetler bile o gönlün civârında pervâne. 395 Arz Vuslatın tâ kendisi şu hasret dedikleri, Bin gözün değdiğinde bir ruhun gedikleri. 396 Ayna Kalbin içinde bir göz, körün gönlünde bakış, Nazar denen perdenin ardında sırdan nakış... 397 Sır Ne ermek var bir gün, ne de varmak bir yerde, Berisi bulunmazın, bilinmez ötelerde... 398 Aşk Sebebler âleminde Hakk’ın murâdıdır aşk, Âşıklar nazarında mâşukun adıdır aşk... 399 Dilerse Allah dilerse; zorlar, kolayca kolaylaşır, Yüküyle bir dünyayı karıncacıklar taşır... 400 el-Vedûd Sensin, sensin sevilen perdeler hep kalkınca, Sensin seven muhabbet vâdisinden bakınca. 401 Aşk Kemâline ermek için imansıza aşk gerek, O sonsuz seferdeki dermansıza aşk gerek... 402 Ok/u Kitap yanar kül olur, akıl uçar del olur, Gönül gönül d/okunan cennete bedel olur. 403 Sır Vuslat, hasret içinde; hasret, visâle düşman, Hicrân bir tatlı belâ, kavuşmalar ne yaman... 404 Sorular Hangisi daha korkunç; yaşamak mı ölmek mi? Yaşarken ölüvermek bir çözülmez ilmek mi? 405 Za(ma)n Mezarında bir ölü, belki yüzbin yaşında, Zamanı sayıklıyor birkaç rakam taşında. 406 Nebî (Hayret) Nebî’den haber geldi, benden sonra iş tamam, İş içinde ne iş var, bin dille anlatamam... 407 Zaman (Vukûf-i Zamânî) Zaman içinde bir ân; ânın içinde bir yok, Vakit, duvarda duran saatlere mıhlı ok... 408 Kalbim Bir kuru yaprağım var koynunda bir rüzgârın, Ne başı var ne sonu rahmet yüklü efkârın... 409 Belâ O “Râb” ki; bir bakarsın bir secdede uyanır, Nefs kendini ölümün serin bağrında tanır... 410 Bir Ne aklı inkâr edin, ne de inkârı akıl, Ayıl artık ey Doğu! Ey Batı sen de yakıl... 411 Sır Zaman birden ân olur ve dürülür mekânlar, Sidre’nin gölgesinde fâş eder lâmekânlar... 412 Bing Bang Küfrü bile bir îman tütüyor parça parça, Örteyim, derken açık ediyor kanlı sırça. 413 Yok Yokluk diye bir şey yok, insan vehmi her bir yok, Varlık ise hep hayâl; Allah’a çekilmiş ok... 414 Batı(l) Felsefesi Sevdi ve en nihâyet bir put yonttu kendinden, Buldum, derken kayboldu aranırken derdinden... 415 Tasavvuf (Tarîkat) Ve Ahmed... son peygamber; ilki, dinlerin islâm, Kelâm bile yok iken bâtın vardı vesselâm... 416 Geçmek Geçelim karalardan, yaralara yar olup, Sıra sıra göçelim... verâlara nâr olup!.. 417 Aşk Ne zaman kaldı artık... ne de herhangi mekân, Döndü ay, güneş söndü; binbir endişe ve kan! 418 Sus{a}mak Susmak, bir kelimenin çığlık çığlık feryâdı, Görünmezi duyanın deliye çıkar adı!
2
100
Vatan sağ olsun!!!
2001 yılında Isparta Eğirdir Dağ Komando okulunda üç ay olan acemi birliği eğitimimi Kıbrıs Türk Kuvvetleri Alayı'na çıkan dağıtımım yüzünden dört aya çıkardılar ve ben fazladan bir ay daha katlanılmaz eğitimleri alarak dördüncü ay sonunda "usta" Komando Er olarak adaya gittim. Bizim zamanımızda askerlik şubesinde ilk imza attığımız kağıtta "6 ay zorunlu, 12 ay gönüllü Vatan Hizmeti" yazıyordu. Toplamda on sekiz (18) ay olan bir Vatan borcu. Bedel yok, para söz konusu bile değil. On beş ay, on iki ay, altı ay askerlik yapmak da nedir? 18 ay=550 gün! Ailem, otobüs terminalinde beni asker ocağına yolcu ederken rahmetli Babam kolumdan tutup otobüse bindirdiği anda kulağıma eğilerek "bu da senin namusun, yüzünün akıyla dön" demişti sarılıp ağlarken. Ailemin düşüncesine göre Isparta'ya Komando olarak gidiyorsan, ordan da doğuya gideceğin ve Şehit olacağın kesin. Annemde gereksiz bir mağrurlanma ve gurur. Herkes "en büyük asker bizim asker" diye bağırıyorken, annem neredeyse Şehitler ölmez Vatan bölünmez diyecek. "Açılın ben Şehit anasıyım" diyecek az daha moda girse. Elli adet kel kafanın olduğu otobüs İstiklal Marşı bitiminde nihayet hareket etti. Ayağa kalkmayan şöföre çok bozulmuştum dün gibi aklımda. Derken acemi birliği ve akıl almaz eğitimler. Eğitimde çok ter dökenin doğuda dağlarda kanı az dökülürdü, doğruydu. İki yüz elli (250) Komando devremin olduğu takımımda 247 kişi doğunun dağlarına gitmişti dağıtım günü açıklandığı zaman. Benimle birlikte üç kişi ise Beşparmak dağlarına, Yavru Vatan' a gönderilmişti. Doğuya giden arkadaşlar üç ay, Kıbrıs'a gidenler ise dört ay alacaktı acemi birlik eğitimini. (Abi askerlikte hiç mantık yoğğğ ya) de mi? Üç ay gördüğümüz vahşi eğitimden sonraki bir aylık eğitimimiz açlık ve susuzluk üzerineydi. Kıbrıs' ta 2003 öncesi Komando olarak gidenler iyi bilir bu eğitimi. Dört ayı Isparta'da, on dört ayı Kıbrıs Türk Kuvvetleri Alayı'nda olan 18 aylık "Vatan borcumu" öderken her gün "biter mi" diye sorduğum 18 ay bitti ve üzerinden 18 sene geçti. Şimdi ben bunu neden anlattım, niçin anlattım, niye anlattım? Herhangi bir travmam yok askerlik hayatımda. Kimseyi öldürmedim, yanımda, yakınımda, uzağımda, kollarımda kimse de ölmedi. İpte boşuna yürümedim, 35 metreden beni suya boşuna da atmadılar, Isparta ayazında gecenin üçünde don atlet dışarda boşuna da bırakmadılar, hatta inanır mısınız bilmem ama kendiniz kazıp kendinizi gömdüğünüz çukuru da boşuna açtırmadılar. Çok zevkli! eğitimlerdi çok. Sonra " bir erkeğin en dikkat etmesi gereken yaş çocukluk, ergenlik değil, askerden geldiği dönemdir" diye fetva verir oldular. 6 ay zorunlu, 12 ay gönüllü! Askerlik yap, sonra bitirince dikkat et. O zamanlar bunları kimse de demedi bize. Şimdi 6 ay kantinde askerlik yapana psikolojik destek veriyorlar askerlik bitiminde. Ulan sizin yaptığınız askerliği ben yakama döktüm! demem...bunca fidan Şehit olmuşken. Yaptığım, verdiğim yada benden zorla aldığınız ne varsa Vatan için değil ama bu Vatan için canını vermiş bütün Şehitlerimize feda olsun! Bunları neden anlattığıma hala gelemiyorum. Bu kutsal ve onurlu! görevi on sekiz sene önce bitirmeme rağmen on sekiz senedir istisnasız her ay rüyamda iki-üç gece beni tekrar askere alıyorlar. Derdimi de anlatamıyorum. Yaptım ben diyorum. Üstelik rüyamda bile askerlik hala on sekiz (18) ay!!! Ya diyorum ki "askerlik 6 aya düştü?" Zebellah gibi bir Komutan "sktirme 6 ayını" diyor. "Aaaaa terbiyesiz" diyorum adama rüyamda, Komando dansı yaptırıyor bana. "Askerlik resimlerim var, inanmazsanız bakın, ben yaptım" diyorum, "hani" diyor zebellah Komutan, resimleri bulamıyorum. Askerlik albümümü yastığımın altına koyarak uyur oldum. On sekiz sene geçti bir salın beni ya hu! Rüyalarımı yazsam TSK beni yok eder. Bu nasıl bir psikolojidir, rüya tabiri nedir, ne anlama gelir bilmem ama bunu yine gördüğüm bir rüya sonrası yazıyorum. Ben o görevi zor şartlar altında ve fazlasıyla yaptım sevgili TSK. Hatta verdiğiniz takdir belgeleriniz, kapı gibi terhis belgem, ayrıca çektirdiğim resimler hepsi elimde. Hatıra olsun diye çektirdik, şimdi ispat için saklıyoruz. Bir savaş çıkar, seferberlik emri gelir amenna. Yumrukla adam öldürmeyi bana siz öğrettiniz, lazım olursa yaparım ama lütfen artık rahat uyutun. Rüyalardan sorumlu nöbetçi Subay kimse bana gelmesin artık. Yakınlarım bu rüyalarımı dinlemekten çok sıkıldı. Bir kez de burdan paylaşmak istedim. Belki bitmesi için anlatmam değil, yazmam gerekiyor? Olamaz mı? TSKler :) hizliresim.com/ExLGdZ hizliresim.com/RxwsO9 Çağlayan ASLAN
1
86
166 syf.
·
8/10 puan
Kitap yirmi iki öyküden oluşuyor; öykülerin genelinde, Almanya'ya çalışmaya giden vatandaşlarımızın orada karşılaştığı siyasi, ekonomik, kültürel zorluklardan bahsediliyor. Karşılaştıkları ırkçılıklar, uyum süreci, vatan hasretleri anlatılıyor. Öykülerin birinde kahramanımız Türkiye'den götürdüğü üç beş kilo meyve sebzeyle hasretini gidermeye çalışıyor, bir diğer öyküde Türkler ırkçı saldırılara karşı birlik olup kendilerini korumaya çalışıyorlar, bir başka öyküde kahramanımız Almanlarla dost olmaya, kendini ısındırmaya çalışıyor. Şu an; her ne kadar gurbetçilerin ülkemizdeki hayat şartlarını bilmeden belki de umursamadan yaptıkları saçma, düşüncesiz yorumlara sinir olsak da ilk gidenler için hayat kolay olmamış... Gerçi hâlâ da ırkçılık tam olarak bitmiş değil... Yazar geri kalan öykülerde de Avrupa'nın diğer ülkelerinden ve şehirlerinden bahsetmiş. Bazı hikayeler birinci kişili anlatımla yazılmış ve yazarımız da hikayede rol alıyor, sanırım bazıları yazarın kendi gözlemlediği, karşılaştığı gerçek olaylara ve kişilere dayanıyor. En beğendiğim ve duygulandığım Merdan isimli öyküydü. Merdan... Savaşın çocuğu.. Yugoslavya'daki savaşta iki kolu, bir bacağı ve tüm ailesini kaybetmiş bir çocuk... Hayallerinde öğretmen olmak varken şimdi korkulu, kırgın, kızgın... Herkese... Çocukların ölmesini engellemeyen herkese... Savaşlarda hiç suçu yokken çocukların ölmesine anlam veremeyen bir masum yürek... #91537768> #91531628> #91565772> Biz de böyle olmasını istemezdik ama elimizden de bir şey gelmiyor...Savaşsız, çocukların ve diğer tüm masumların zarar görmediği, mutlu bir dünya dileğiyle... Fazla ütopik ve hayali bir dilek oldu sanırım :')
Telli Yol
8.0/10
· 31 okunma
Okuyacaklarıma Ekle
4
50
63 syf.
·
2 günde
·
8/10 puan
Acının kıymetini ancak çeken bilir.
İnsan ne zaman kahrolur, çaresiz kaldığında mı? Yoksa sevdiklerini kaybettiklerinde mi? Ya kaybedilen evlat, koca gibi yakın akrabaların öl bedenleri hemen az ilerinizdeyse ve gömme merasimi yapmak için size verilmiyorsa, ne yaparsınız? Tabi ki de çevre şehirlerden yardım talep edersiniz. Hele ki adaletiyle nam salmış bir Atina kralı Theseus varsa. Euripides öldükten sonra kıymeti anlaşılan, MÖ 484-406 yıllarında yaşayan Atinalı oyun yazarı. Usta yazarın 100’e yakın eseri olduğu bilinmektedir. Lakin günümüze ulaşan ise 19 eseri vardır. “...en güzel ölüm, ölmek üzere olan sevdiklerinle birlikte ölmektir, eğer kader böyle buyurmuşsa.” (Alıntı #46443807 ) Antik çağda ölü gömme merasimlerine çok dikkat edilirdi, hem ölünün ruhunun huzura ermesi, hem de aile onurunun zedelenmemesi bunun başlıca sebepleriydi bu merasimler. Hades’e varmak için yapılan bu işlemlerin tümüne tüm halk itaat eder, doğal bir yasa gibi kabullenirdi. Yas işareti olarak evin önüne çiçekler konulur, her zaman açık olan kapılar kapatılır ve ateşler söndürülürdü. Çiçeklerin anlamı ise ölünün hala evde olduğunu vurgulamak içindir. Günümüzde de devam eden siyah elbiseler o zamanda yas işaretlerinden bir tanesiydi. Su ve yağla yıkanan ölü bedeni ağzına verilen bir sikke ile en güzel kıyafetleri giydirilip yüksek bir yatağa yatırılırdı. İlyada eserinde Aşil’in annesi Thetis tarafından Styx Nehri’nde yıkanıp, kılıç kesmez bir bedene sahip olduğuna değinmiştik. Ölünün ağzına bir adet sikke konulmasının sebebi de ölü ruhların bu sikkeyi cehennem kayıkçısı Kharon’a verip, Styx Nehri’nden geçmesi sağlanmaktadır. Eğer ruh bu sandal ile Hades ülkesine gidemez ise ruhun arafta kalacağına inanılırdı. Normal merasimlerin dışında vatan hainleri, yüz kızartıcı suçlara sebep olan kişiler Hades’e ulaşamaması için töreye uygun gömülmeyerek şehir dışında toprağa verilirdi. Bu durum hem ölen için hem de ailesi için onur kırıcı bir sondu. “...şehirlerin de insanlar gibi kaderleri olduğuna... inanılırdı.” (Alıntı Plutarkhos’un Theseus – Romulus kitabındandır. #40987575 ) Kadmos ve Thebai şehri… Çapkın tanrı Zeus, Avrupa’ya isminin de verildiği düşünülen Fenike kralı Agenor'un kızı Europa'ya âşık olur ve onu kaçırır. Agenor en akıllı oğlu Kadmos’a Europa’yı bulma görevini verir. Kadmos uzunca bir neticesiz aramadan sonra Apollon yönetimindeki Delphoi Tapınağı’na gelir ve kardeşi hakkında bilgi almaya çalışır. Apollon kâhini Kadmos’a bu aramayı bırakmasını, kendine başka işler bulmasını ve hatta bir şehir kurmasını söyler. Bu düşünceyle yola düşen Kadmos sahipsiz bir buzağı ile karşılaşır, bunu ise tanrılardan bir alamet olarak kabul eder. Buzağıyı izler ve Thebai yakınlarında bir otlakta uzanan buzağıyı tanrılara kurban etmek ister. Yanındaki adamlarına pınardan sut getirmelerini söyler. Adamları emri yerine getirmek için ejderhanın koruduğu pınara giderler, ejderha ile karşılaşıp, hepsi ölürler. Kadmos adamların gelmediğini fark edince kendisi pınara doğru yol alır ve Ares’in ejderhası ile karşılaşır. Birkaç çekişmeden sonra mızrağını ejderhanın ağzına saplar, ejderhanın ölümüne sebep olur. Bu sırada Pallas – Bakire - Athena gözükür Kadmos’a ve öldürdüğü ejderhanın dişlerini toprağa gömmesini söyler. Kadmos bu söylenileni yapar ve ekilen dişlerden biten savaşçılar birbirleriyle savaşmaya başlar. En sona kalan güçlüler ise savaşmayı bırakır, Kadmos bu savaşçılarla Thebai şehrini kurar. Ares ejderhasını öldürdüğü için Kadmos’a kin güder ve öldürmeye meyledecekken Zeus araya girer, cezasını hizmet etmek için değiştirir. Cezası sona erdiğinde Ares’le iyi dost olan Kadmos’a Ares kızı Armonia’yı verir ve bu evlilikten bir erkek, dört kız çocukları olur. “...bir kimse yasaları doğru şekilde koruduğunda, kentleri insanlarıyla birlikte koruyacaktır.” (Alıntı #46438597 ) Oidipus kehanetinin gerçekleşmesinden sonra ve Oidipus’un Atina ölmesi Thebai krallığı oğulları arasında bir yıl aralıklarla krallık yapacakları bir anlaşma yaparlar. İlk kral Eteokles olmuştu ve sürenin bitiminde krallığı kardeşi Polyneikes’e devretmedi. Polyneikes Thebai’den ayrıldı ve Argos iline gitti. Burada Argos kralı Adrastos’un kızıyla evlendi ve Thebai’ye sefer düzenlenmesini talep etti. Thebai seferinin başlıca sebebi bu olmuştur. İki kardeş ise düelloda birbirini öldürmüş krallık ise dayıları Kreon’a kalmıştır. (Oidipus kehaneti için #46433381 nolu incelemeyi okumanız tavsiye edilir.) Theseus; Atina şehir kurucusu, birleştiricisi ve kanun koyucusu olarak bilinmektedir. Zaten kral olan babasının ardılı evlilik dışı çocuğudur. Bir diğer rivayete göre ise Poseidon’un oğlu olduğu savunulmaktadır. Girit Kralı Atina’da yapılan bir şenlikte – Panathenaia – düzenlenen yarışmada kendi uyruklarından birinin kazayla ölmesini bahane ederek Atina Kralı olan Aegeus’tan diyet olarak her sene 14 kişi - 7 kız ve 7 erkek - Girit’e gönderilmesini ister. İlk başlarda zor gelmeyen bu diyet işi zamanla Atinalıların zoruna gider ve evlatlarını vermek istemezler. Çünkü gidenler Labirent denen bir yere bırakılıyor ve Minotauros denen bir öküzden hallice canavar - ki ben bunun öyle olduğuna inanmıyorum; miğferinde öküz boynuzları olan komutan demek daha doğru olur – tarafından öldürülüyordu. Girit Kralı, Theseus’un da baba ocağına döndüğü bir zaman 14 kişilik grubu seçerlerken ilk olarak Theseus’u seçmiştir ve Atina Kralı ise oğluna Minotauros’u öldürmesini söylemiştir. Gönderilecek geminin kaptanına ise beyaz – aslında kırmızı – yelkenler verip, eğer oğlum ölmeden dönerse beyaz yelkenlilerle şehre dönün demiştir. Theseus, Minotauros’u öldürür ve diğer kalanlarla beraber şehre dönerken zafer sarhoşluğu nedeniyle siyah yelkenlileri değiştirmeyi unuturlar. Bunu gören Atina Kralı ise oğlunun öldüğünü düşünür ve o acıyla bulunduğu uçurumdan kendini Ege Denizi’ne bırakır. O günden sonra denizin adı Aegeus Pontos olarak değişir ve zamanla Ege Denizi halini alır. Hikâyemiz ise Thebai şehrine yapılan seferde ölenlerin cesetlerini vermek istemeyen Kreon’a karşı, Argos şehri kadınlarının Theseus’tan yardım istemesini konu eder. Baştan sona kadar ağıtlarla, yakarışlarla dolu bir kurgusu vardır. Euripides aileyi, ailenin değerlerini, komşu şehirlerin birbirleriyle olan ilişkilerini ve Yunan’da var olan Pagan dini gerekliliklerinden ölü gömme merasimlerini kâh acıyla, kâh sevinçle, kâh felsefi olarak biz okurlar ile paylaşır. “...ölümlüler için hangi felaket evlatlarının öldüğünü görmekten daha ağırdır?” (Alıntı #46444371 ) Kitabım Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları’ndan, çevirisi, sayfa kalitesi okuru üzmeyecek kalitededir. Olay örgüsü asla bir boşluğa düşmüyor ve kayıp yerler çevirmen notuyla sayfa altında bilgilendirmeyle okurun oyundan kopmaması sağlanıyor. Kısa bir çevirmen önsüzü ile oyun başlıyor ve başladığı ahenkle okuru bazen üzüyor, bazen de düşüncelere salıyor. Sözün özü; eser dönemi de göz önüne aldığımızda gerçekten dönemini anlatan nadide eserler arasındadır. Meraklısı için okunulası ve tavsiye edilesidir. Yüksek sesle okunması okurun yararınadır. Sevgi ile kalın.
Yakarıcılar
7.5/10
· 277 okunma
Okuyacaklarıma Ekle
1
25
Halk toplulukları okuma haklarını almak için otoriteleri zorlarlar. Bizde de zorladılar. Ve bunun sonucu olarak Köy Enstitüleri kuruldu. Köy Enstitülerinin kuruluşu vatanda görülmedik bir iş oldu. Toprağın yüzü güldü. Vatan sathı canlandı. Cıvıl cıvıl. Yüzlerce binlerce toprak çocuğu Enstitülere geldiler akın akın. Kendi okullarını kendi elceğizleriyle kurdular. Beş yıl içinde yüzlerce inanmış toprak adamı bilgilerle, zanaatlarla köylerine geri döndüler. Bu inanmış toprak adamlarıyla kara güç arasında zorlu bir dövüş başladı. İftiralara kurban gidenler, vurulup öldürülenler oldu. Ama onlar yürüdüler. Bir ışık gibi yurdu bir uçtan bir uca sarıyorlardı ki… Karşılarına aşılmaz bir duvar çıktı ve her şey tersine döndü. Artık ağzına ve akla ne kötülük gelirse onlara yakıştırılıyordu. Vatan hiyanetliği karasını bile sürdüler onlara.
22