• 430 syf.
    ·9 günde·Puan vermedi
    Merhaba Marcel Proust’un Swanlar’ın Tarafı kitabıyla karşınızdayım. proust'un başyapıtı kayıp zamanın izinde'nin giriş kitabı. okuması son derece zor. adam nefes almadan kayıp zamanın peşine düşmüş; kitap başlıyor ve bitmiyor.Sakin bir kafayla okumak gerekiyor ben bu kitabı tam bir haftada bitirebildim.Uzunca bir süre erteledim bu seriye başlamayı en sonunda arkadaşlarında birlikte okuyalım ısrarıyla cesaret edip okumaya başladım.Benim düşüncem her ay 1-2 cildini okumak.
    Kayıp Zamanın İzinde’nin ilk parçasının sonunda, yeni bir roman okumuş olmaktan ziyade, yaşama dair başka türlü bir duyumla ve bu duyumun alışık olduğumdan farklı bir ifade ediliş biçimiyle karşılaşmanın şaşkınlığını yaşıyorum. Okurken yer yer çok keyif alsam da bazen romansal olandan sapıp kendimi cümlelere kaptırarak devam ettim. Bu kısımların büyük çatıyla ilgisini kaçırmış olmalıyım..
    En başta tüm kitabın bir hatıralar zinciri olması bana şunu düşündürdü: hiç yaşanmamış bir geçmiş yaratıp bunu en ince ayrıntısına kadar anlatabilmek nasıl bir şeydir? İnsan olan der ki işte o vakitler şurası şöyleydi, burası böyleydi, şurda şu vardı, burda bu. Halının desenine, bulutların şekline kadar detay verilmez ki Vay arkadaş yaa:)
    Saf edebiyat olarak etiketledim ben bu kitabı, kim ne derse desin.

    Paragraf uzunluğunda cümlelerden oluşuyor kitabın çoğunluğu. Ama öyle cümleler ki, yani kendi içlerinde ve genelde o kadar tutarlılar ki histerik bir şekilde güldüğüm zamanlar oldu okurken. Be adam, bir yerde de yanlış yaz, sonunu getireme diye bir muhalefete giriştim yer yer. Çekememezlik çok kötü, siz yapmayın;)
    Tamam çok zor bir eser insanın gözünü korkutuyor ama ölmeden önce bu güzel eseri okuyun okutturun dostlar...
  • 330 syf.
    ·9/10
    Kimine göre sıkıcı kimine göre ise huzur dolu bir hayatı olan bir adamın hayat hikayesini ve birinci ağızdan anlatan bir kitap. Aşkı ve insanın aşk için yapabileceği kötülükleri, katlanabileceği çileleri anlatan bir roman. Anlatımı çok güzel ve akıcı. Ayrıca kitabın sonundaki karar kısmını okuduğunuzda vay arkadaş yaa.. diyeceğinize şüphem yok. Film gibi kitap.
  • 99 syf.
    ·Beğendi·10/10
    Efenim herkeşlere selamlar olsun .. Hava buz gibi .. Neşe tavan .. Biram , (yine uyarıyı yapayım : AMAN BİRA İÇMEYİN EY 18 YAŞ ALTI KARDEŞLERİM .. YOLDAN ÇIKARSINIZ BAK!! DEMEDİ DEME !!) fındıh ,fıstıh, jelibon dörtlüsü ile dörtlü kutsal ittifakı kurduk .. Mihver devletleri gibiyiz.. Keyfim gıcır olduğundan kelli , bir de KAR YAĞINCA (WOTAN MIT UNS!!) , esasen yapmayayım dediğim bu incelemeyi yapma kararı aldım .. Arkaya da DAVARO OST açtım ki - beni takip edenler bileceklerdir - bu parça ile yapılan incelemelerden fazla hayır ve CİDDİYET beklemeyesiniz .. Ben uyarıyı yaptım sevgili kikirik ..

    Sayın cevizkabuğu biliyorsunuz ki bizim atasporumuz sanıldığının aksine halter ya da güreş falan değil, "NE OLACAK BU MEMLEKETİN HALİ " bazlı yapılan tartışmaların katık edildiği müsabakalardır.. Spor diyince aklına ekipman , giyim ,alet, edavat ya da sahalar falan geliyor hemencik biliyorum..Ama bu öyle bir spordur ki HER YERDE icraa edilebilmektedir .. Sermayesi , akarı kokarı , algısı ,vergisi olmadığı gibi toplum içinde YERGİSİ DE yoktur .. Bununla birlikte fit bir vücut gerektirmemesi , akıllı - akılsız herkes tarafından da yapılabilir oluşu onu daha da cazip hale getirmektedir..
    Yani?
    Yanisi şu cicim : Köy yerinde su başında sıra bekleyen ve memeleri "SAĞLIK TOPUNA" evrilmiş Hacile teyze de , gökdelendeki ofisinde oturmuş , Harvard mezunu ,milyar dolarlık sermayeyi yöneten ve küçük bir kaçamak sonucu yakalanıp gece ofiste yatmak zorunda kalan beli tutuk Ferruh bey de eşit şartlar altında yarışmaktadırlar ..Okumadan , yazmadan ,sorgulamadan düşünmek biliyorsunuz ki bizde bedava!! Gelgelelim biz Türk milleti senelerdir yaptığımız tüm bu maçları deplansmanda değil "evimizde" yapıyor olmamıza rağmen bir arpa boyu yol gidebilmiş değiliz bu sporda.. Osmanlının fetret devrinden itibaren sayacı günümüze alırsak , 300 400 senelik bir mazimiz var .. Yahu insan 400 senede hiç mi ilerlemez be bilader bir spor dalında?!?! İşte İŞİM GÜCÜM OLMADIĞI İÇÜN ben bu kötü gidişe bir son vermeye karar verdim .. Elimi taşın altına sokuyorum !! Herşeyler sizin için sayın canikolar.. Elimden ne gelirse İŞSİZLİK ADINA seferber edeceğim ..

    İsota bulanmış sevgili şemmameler ..Ben size bir yol haritası vermeyeceğim .. Mekik , şınav , barfiks gak-guk falan benim işim değil .. Oku desem biliyorum ki OKUMAZSIN!! Yaz desem adını yazamazsın!! Ama bir de mevsim kış diyip gürlersin suratıma .. Ondan kelli ben sana iki isim ve iki farklı olay serisi anlatıcam .. Şapkanı çıkarıp düşünesin diye .. Hazırsan başlayalım ..

    1.55 boylarında bir adam .. "Sakıncalı" dediklerinden ... Tam bir kefere ! TAM AMA !! Türkiye "güççüh amariga" olacak demişler karşı çıkmış, sürülmüş .. Anasından emdiği sütü burnundan getirmişler .. Nereye gitse kovulmuş , üstü çizilmiş .. Çocukluğu inanılmaz yokluklar içinde geçmiş .. Devlet başına nasıl bir belayı sardığını bilmeksizin almış okutmuş bunu ..Kendisini Türkiye Cumhuriyeti okuttuğu için , sürekli bir borçlu psikolojisi altında ezilip durmuş .. Bu millete borcumu ne yaparsam yapayım , istesem de ödeyemem diye .. İsmet İnönü' ye , Adnan Menderese' e , kısaca iktidara kim geldiyse sert bir dille eleştirip karşı çıkmış .. Daha öncede yazdım.. BJK ÇARŞI GRUBU gibi bir adam .. TEK KİŞİLİK ORDU! VE HERŞEYE KARŞI !! Haliyle 9 KÖYDEN KOVULMUŞ .. 10. Köy' de , kendi vakfında yaşayan bir tip .. Bilenler kim olduğunu anladı ya , ben yine bilmeyenler için başından geçmiş YUH DEDİRTEN bir olayını anlatayım ... Efenim rivayet odur ki , bir gün gazetesini okurken seri ilanlarda bir satır dikkatini çekiyor bu keferenin .. Edirne' de bir GENELEV ,içindeki hayat kadınlarıyla beraber açık arttırmaya çıkarılmak sureti ile satışa sürülmüş .. Bir kez , üç kez ,sayıyla 5 kez okuyor , gözlerine inanamıyor gerçek mi bu yazanlar diye .. Dedim ya tam bir kefere, İfritin en önde flamalı araçta gideni!!! Kalkıp gidiyor açık arttırmanın olduğu mekana .. Huzur bozacak yaa !! O zamanlar facebook , twitter ve sosyal medya yok ..Ondan kelli, O'nun yüzünü simasını bilen de yok pek tabii.. Oturuyor bir köşeye olanı biteni bir bir not alıyor .. Geri dönünce , bu gördüklerini gazetesinde yazıyor , BU NASIL BİR İNSANLIKTIR DİYE!!! Vay efendim sen misin yazan ?!? Hemen dava açılıyor tabii hakkında... Ne için mi?
    ADLİYEYİ AŞAĞILAMAK SUÇUNDAN!! =)) NASIL??? MÖHTEŞ Dİ Mİ AMA ?!?!? =))
    Velhasıl kelam , lafı çok uzatmayayım .. Yargıç soruyor buna , “Siz genelevdeki kadınların avukatı mısınız?" diye.. Karşılığında şu cevabı alıyor;
    "ELBETTE AVUKATIYIM". Salt onların değil, bütün insanların avukatıyım ve salt ben değil, bütün aydınlar, yazarlar halkımızın avukatıyız, sizler de öyle olmalısınız..."
    Merak edenler için kısa not : Tabii ki suçu cezasız kalmıyor.. =))

    Kim bu şahıs dersen , bu kitaba önsöz yazan adam O..İsmi Aziz Nesin .. BABALARIN BABASI !!

    Sevgili çokomeller .. Diğer isim bu kitabın yazarı ...Bu kitaba yapılmış incelemeleri açıp okursanız zaten Uğur Mumcu ile alakalı pekçok satıra gark olacaksınız .. Bu satırlara , yenilerini de ben eklemek istemiyorum .. Bilen zaten kim olduğunu biliyor .. Türkiye' de araştırmacı gazetecilik denince, "İLK" kim akla geliyor HERKEŞ biliyor... O ekolün okulunun temellerini kim atmış , kahpe amerika ve ülkemizdeki yardakçılarına kim dur demiş , diyince başına neler gelmiş hepimiz biliyoruz sanırım .. Bilmeyen Mars kolonisi sakinlerini de , 55. kattan kafalarına atacağım ELLİ BEŞER kiloluk Diyarbakır karpuzlarıyla ödüllendiriyorum işte burada , bu satırları yazarken sizinde huzurlarınızda .. Biliyorsunuz ben spoiler falan vermiyorum normalde incelemelerde.. Yine de derine dalmadan birkaç konu başlığını incelemek elzem diyorum bu defaya mahsus..

    VE Bunun için halk arasındaki adıyla CIRCIR yani İshal denilen illeti ele almamız gerekiyor .. GÜLME !! Ben gayet ciddiyim !!

    Hepimiz bu kabus ile yüzleşmişizdir .. Bir korkulu rüya , bir istenmeyen misafir , kimimiz için "AMAN ALLAH KORUSUN" , kimimiz için "ODHIN BETERİNDEN SAKLASIN" dediğimiz bir olaydır bu .. İnsanlık halidir .. Kimimizi evde , kimimizi uçakta ( başıma geldi !!) , kimimizi işyerinde yakalar .. Şiddetine göre kabusun ivmesi büyür.. Öyle bir düşmandır ki , evde yakalananlar hariç ,ilaçı olmadığından dolayı açık kalmış ARTEMA marka duş başlıklarına dönersin .. Tuvaletlerde kahve falına dönmüş post modern şaheserlere imza atarsın .. Kısaca evlerden ırak bir müsibettir bu .. Peki , bu kitapta yeralan TRAJİKOMİK dahi diyemeyeceğim bir olayı aktarayım sizlere .. Bir hukuk doçentinin İSHAL oluşu VE İFADE VERMEYE GİDEMEYİŞİ Anayasa Mahkemesi İçtihat Kararlarına nasıl olur da girer ?!?! BAKIN ANAYASA MAHKEMESİ DİYORUM !! BORU DEĞİL !!! Darbe olmuş ve "askeri" mahkemeler kurulmuş !! Şakası yok bunun !! Bakkal Rüstem emmi çağarmıyor seni ifade vermeye cicim !!! RÖHAHAHAHAHAHA !!! =))

    Ya da yazdığınız bir yazının içinde bir türküden aktardığınız "sağdan sola , soldan sağa salla bayrağı düşman üstüne" satırları yüzünden Komunizm propagandası yaptığınızdan kelli ceza almanız aklın ve mantığın neresine düşmektedir !

    Ya da bilmem kaç yıl önce ölmüş Şopen'i dinleyerek komunizm övmek ??! =))

    Yüze yakın Aziz Nesin kitabı okudum .. Az çok dilini ve zikrini biliyorum .. Bu önsözü ondan başkası yazsa idi cidden olmazdı !! Ki o da yazarken kıskanmıştır nasıl yazdın bunları be adam diye .. Adım gibi eminim !! O kadar açık ve net garanti veriyorum .. İster acı acı , ister katıla katıla gülün ama NE OLACAK BİZİM BU HALİMİZ SORUSUNUN CEVABI "KABAK" gibi ortada duruyor bu kitabın içinde ..

    Şimdi diyeceksin ki , yahu arkadaş nerden aklına geliyor bunlar .. Bu kelimeleri bu incelemenin içinde görsem inanmazdım falan fistan gülistan .. Kardeşim malzeme bu .. Ben düşünüp önüne getirmiyorum ki .. Uğur Mumcu bunları yazdıysa SEBEBİ SENSİN !!! AZİZ BABA bunları yazdıysa SEBEBİ SENSİN !!! İŞSİZ OLDUYSAM SEBEBİ SENSİN .. Askerde 3-5 nöbetine

    - " KALK !!! ALAY KARARGAHIN ÖNÜNE UFO İNMİŞ!"
    - " ROBER HATEMO NİZAMİYEDEYMİŞ ..DURUM ACİL .. BEKLENİYORSUN ! GİYİN HEMEN! "

    diyerek kaldırdığım ve koşa koşa oraya giden insanlar bunun sebebi .. BEN NE YAPAYIM ?!?! =)) Kemal Kükrer' in torunuyla davalık olayazmış bir adam var karşınızda .. BENİM SUÇUM YOK !! SUÇ SİZİN !! =))) İnceleme burada bitti ama ...

    Uzun bir aradan sonra , kendisini soranlar için gelsin KuP KuP BoY ' dan şu dizeler ..

    Bizde incelemeler KAMU MALI , "ÖZELLEŞMEZ" ABİSİ
    Sanma ki şaha kalkan faşizm gördüklerinin en ADİSİ
    Ahlak jandarmaları türemiş ! AHLAKLISI HANGİSİ?
    18 , 19 , 66 .. ortasında yer alır İŞSİZLİKLER VADİSİ !

    KuP KuP BoY

    Esen kalınız , İŞSİZ KALINIZ KUKUMANJEROLAR !!!
  • 50 syf.
    Vay Bartleby vay sen kalk tek başına düzene, sisteme iki kelime ile diren...


    Aslında kitabı okumama sebep olan şu #30824508 ileti altında Şimâl ve Kübra A. hanımın bu kitabı Dayıma okutmalıyım yada okutmamalıyım atışması oldu onlara da burdan teşekkür ederim :)


    Ne adamlar var ya 50 sayfa yazmış kısacık bir öykü okurum 1 saatte diyosun, okuyamıyorsun çünkü adam insanın psikolojisini bozuyor. Örnek vereyim kitabın bir kısmını okudum kafamda deli sorularla içeriye geçip oturdum. Büyük abim de benden bir bardak su istedi (kafam da bartleby'nin iki kelimelik direnişi ve deli sorular kurcalanırken) "Deryaa bir su getirsene" diye 2.kez tekrar etti ve ben sakince kafamı çevirip "yapmamayı tercih ederim" dedim. O an annem diğer abiler ve odanın sakinleri gözlerini açmış bana bakarken "şakaa yaptım yaa" diyip yerimden fırladım.
    Şimdi ben bunu size niye anlattım demi, adam hem sorguluyor hem sinir ediyor arkadaş benimde yapmak istemediklerim var ama diyemiyorum "yapmak istemiyorum" diye.

    Hele Avukat yazık adama ya insan böyle bir çalışanı olsun istemez yani bir de düzenli ve belli bir sistem üzere çalışan bir Avukat bu, zaten çok dayanamadı kaçmaya çalıştıda kurtulamadı elinden. Gerçi artık oda kendini ve yaşamını sorgulamaya başlamıştı kafası karışmıştı ama aynı zaman da farklı bir ilişki kurmuştu B. İle kendisinin de ifade ettiği gibi.

    “Bartleby’in yerinde başkası olsa öfkeden köpürür, başka bir şey söylemez ve onu rezil edip yanımdan kovardım. Ama Bartleby’de öyle bir şey vardı ki nedense elimi kolumu bağlamakla kalmıyor, beni olağanüstü etkiliyor, huzurumu kaçırıyordu…”
    Yani seni sevmiyorum sensiz de olamıyorum gibi bir duruma girdi Avukat.

    Yine sevgili Katip B. nin özgürlüğe bakışımızı sorguladığını da söyleyebiliriz. H.Malville şöyle diyor bir yerde;
    "Bartleby’nin avukatın sözüne itirazı aslında özgürlüğün kelime dağarcığının yeniden yazılmasıdır: “tercih etmek” ve “istemek” aynı ölçüde “seçim” anlamı taşısa da, Bartleby’nin “tercih etmek” fiili hep (açık veya örtük olarak) dilek kipini, hayalgücü dünyasını çağrıştırır."

    Daha ben ne diyip alın bir okuyun bakalım sizin sessiz direnişiniz neye olacak :))