• Ölüm bu,
    Fıkara ölümü
    Geldim, geliyorum demez.
    Ya bir kuşluk vakti, ya akşam üstü,
    Ya da seher, mahmurlukta,
    Bakarsın, olmuş olacak.
    Bir hastan vardı umutsuz,
    Hasreti uykularda,
    Hasreti soğuk sularda.
    Gayrı, iki korku çiçeğidir gözleri,
    İki mavi, kocaman korku çiçeği,
    Açar, derin kuyularda...
  • Bu 2. okuyuşum. Bazı kitaplar 2. kez okunmalı, hele tür şiirse bu 3-4 defa da olabilir.
    En son 2014 güzünde okumuştum. Ve kendi şiir serüvenimde beni etkilemişti, o yiğit söyleyiş.
    Ahmet Arif sol cenahın klasik şairlerinden. 3,5 yıl önce fark edememiştim ama şimdi fark ettiklerimi yazmak istiyorum:
    - Ahmet Arif sosyalist bakışın verdiği etki, vatan ve toprak sevgisi dolayısıyla tabiata büyük değer veriyor. Ve Rabbe atfedilecek özelliklerden bahsederken o özellikleri tabiat unsurlarına yakıştırıyor (rahmet kaynağı bulut, rızık kaynağı toprak, buğdayı yaratan emekçi insan: Vay Kurban şiiri). Bunun hakkında yazılıp çizildi mi diye araştırmadım ama bence biraz panteist bir bakış açısı.
    - Kitabın ismi aslında şiirleri özetliyor:
    hasret, beşeri aşk;
    pranga, fikir suçu nedeniyle mahpusluk;
    eskitmek, hayat.
    -Ahmet Arif diğer pek çok şairin aksine ölümü kötülüyor. Genelde zaten ölüm olumsuz unsurdur ama "kötülenen" değil, "korkulan" ya da "yüceltilen"dir edebiyatımızda. Ölüm ona göre bir zalim... Ölümü yüceltmiyor, kötülüyor; korkmuyor, küçümsüyor.
    - Âkif'e meydan okuyor hem de milli marş üzerinden. Yukarıda söylediğim vatan ve toprak düşkünlüğünün derecesini burada açıklayabiliriz. Vatan cehennem olsa da sevilir, diyor. Âkif'e bunu söyletmeyen İslâm'dı. Çünkü vatan toprağı da olsa her hâlükârda dünyalıktı. Âkif'in akaidinde asıl vatan cennettir, bu yüzden geçici vatan cehenneme benzemez. Benzetilemez.
    Ahmet Arif'te şairlik kaprisleri, korkuları olmadığını da yine buradan anlıyoruz. Milli marşa eleştiri getirebiliyor çünkü.

    Kitabı bitirdiğimde yazıma devam edeceğim inşaAllah...