• Son araştırmalar dört kişiden üçünün dünya nüfusunun yüzde yetmiş beşini oluşturduğunu söylüyor.
  • ...... kamuflajlar, yıkanmalıydı. Dev bir kazan kuruldu, askerler sabun kalıplarıyla elbiselerini kaynattı Er Hudson/ uzun suren bu işi asmaya karar verdi. Kirli muharebe kamuflajıyla boluk saflarında yerini alınca Speirs küplere binip onu topa tuttu. Takım komutanı Foley’den firça yedi. Manga komutan yardımcısı Astsubay Marsh, işlediği suçun fevkalade büyüklüğünü ona hissettirmeye çalıştı. Hudson süklüm püklüm sırıtıp, "Vay canına, işe bak, neden herkes bana çatıyor?" dedi.
    General Taylor, peşinde tümenin halkla ilişkiler bölümünden bir fotoğrafçıyla birlikte taburu denetlemeye geldi. Şans bu ya, general, Hudson 'ın önünde durup onunla konuştu, ikilinin birlikte fotoğrafını çeken fotoğrafçı, Hudson'ın ismi ile memleketinin adresini aldı ve fotoğrafı, Hudson ‘ın anne ve babasına verilecek bir kopyayla birlikte yerel gazeteye gönderdi. General, geri kademedeki bir grup tören askerindense, cephe hattından henüz dönen savaşta pişmiş bir askerle konuşarak elbette harika bir görüntü vermişti. "Böylelikle," demiştir Webster, "E Bölüğü’nde muharebe kamuflajı kirli olan tek adam, generalle fotoğrafı çekilen tek adam oldu."
  • Zamanda yolculuğa çıkmaya hazır mısınız? Gelin Stephen King ile zamanda yolculuk nasıl olur? Sizleri yarı yolda bırakır mı? Bunları birlikte öğrenelim...
    Aslında ben baya bir zevk aldım bu yolculuktan ve okuyanların da aynı zevki aldıklarını tahmin edebiliyorum.

    Kitap, JF Kennedy'e yapılan suikastı anlatıyor. Ama Kennedy'den daha çok öğretmen olan ana karakterimiz göz önünde. Hatta Kenndy hakkında çok bir şey de bulamayacaksınız. Öğretmen ve Katil Oswald'ın hikayesi demek daha uygun olur. Ve şunu özellikle belirtmek istiyorum. İlk başlangıçta okuduklarınızla sarsılabilirsiniz. Gerilim ile başlayıp drama dönüşen ve insan da vay arkadaş olaya bak dediğimiz anlar olur ya kitapta bu şekilde başlıyor. Okuyucuyu direk hapsetmeye ve King'in her zaman yaptığı gibi karakterleri hayatımıza sokmayı yine başarıyor. Öğretmen karakterimiz, duygusuz gibi gözüken, hiç ağlamayan biridir. İster istemez olayların içinde kendini bulacaktır. (Olaylar başlamadan da başka olaylar cereyan ediyor.)

    Kitabı okuyunca görüyoruz ki ''O'' kitabına da göndermeler de var. Hani film izlersiniz ve bu izlediğiniz en iyi film olur ya 22/11/63' de o derecede en iyi filmlerden biri olarak düşünebiliriz. Zamanda yolculukta yaşanan olaylar tekrar günümüze gelmesi çok çok eğlenceliydi. Ama bu eğlencede bir an ağlayabilirsiniz bir an da gerilmiş olarak kendinizi bulabilirsiniz. Demek istediğim King sizi hayretler içinde bırakıyor. Bu adam da nasıl bir yetenek var diye düşünmeden edemedim yine. Suikastı önleyebilecek mi? Bunu önlemek için başına neler neler geliyor...

    Kitabın dili hiç sıkmıyor, kitap sayfaları çok fazla olduğuna bakmayın gayet sürükleyici okunup, bir bakmışsınız ki kitap bitmek üzere... Ben hiç bitmesini istemiyordum, bir yandan merak ede ede okurken bir yandan da üzülüyordum sonlara geldiğim için. ''Gerilim, Dram ve Aşk '' üçgeni sizleri bekliyor...

    Evet evet aşkta var ve baya bir aşk var. Ana karakterlerden "Sadie" ister istemez ondan etkilenebilirsiniz...  Onunda hayatı ayrı bir hikaye... 
    Ve daha fazla karakterlerin hikayesi... Hepsi uyum içinde. Usta öyle bir yazmış ki hepsi tam yerinde olmuş. Her zaman söylüyorum. King istese komedi bile yazar ve başarılı olur.

    Ne diyebilirim ki mükemmel bir kitap.
    Kurgusu ve hikayesi sizleri kitaba hapsedecektir...
    8 Bölümlük de dizisi bulunmaktadır. Diziyi de izleyen biri olarak çok beğendim. Ama kitabı daha çok beğeneceksiniz. İyi okumalar dilerim.

    Dizinin tanıtım videosu buyurunuz...
    https://www.youtube.com/watch?v=zLJ1y_QJ83g
    Ve sevdiğim sahnelerden... "Sadie'siz olmaz" ;)
    https://youtu.be/kRXgvhCj5J4
  • Yazar bir kış günü arabasıyla fantastik bir vadiden geçerken kaza yapar. Aracın içinden kan revan içerisinde çıkarılırken kendisini tutan ellere bakar. Bu eller bir kadına aittir...

    EVDE

    Kadın, yazarın en büyük hayranlarından biridir. Kendisine "Kitaplarınızı beğenerek okuyom ama sonunu iyi bağlayamıyonuz. Benim istediğim gibi yazceksiniz." der.

    Yazar da "Ne diyon hanfendi allah aşkına.." deyip kadını tersler. Vay efendim sen misin ne diyon diyen deyip (diyon diyen diyojen) baltayla yazara saldırır. Yazar kan revan içerisinde çığlıklar atarak pencereden atlar. Ayağı burkulmuş ve yürüyememektedir. Tam o sırada kadın bir eliyle pencere pervazına tutunarak "Geliyom!" diye bağırır. Tam üzerine atlamıştır ki saçından çekildiğini farkeder.

    Bu bir polistir. Polis kelepçeyi taktım derken arkadan bir ses işitir. Bu ses, çim biçme makinesinin sesidir. Üzerinde de kelepçelemeye çalıştığı kadın vardır. "Bu nasıl oluyo yaw.." diyerek şaşkınlığını gizleyemeyen polisi paramparça eder.

    Sonra birbirlerine aşık olurlar.
  • Daha önce 'Dark' izleyip de sevdiniz mi?


    Kara Kule serisinin ikinci kitabında Dark'a olan benzerlik beni hem şaşırttı hem de daha dikkatli okumama neden oldu. Kitabın ilk sayfalarında pek bir şey anlamıyorsunuz, özellikle serinin ilk kitabı ile ikinci kitabı arasında epey zaman bırakmışsanız.

    19 yaşında yazmaya başlamış olan Stephen King de kitabının sonunun nereye gittiğini bilmiyordu. Bilmeden gelişi güzel yazıyordu ki bence asıl lezzet orada. Belli sınırlar içinde kalmaya zorunlu hissedilmeden yazılan eserler her zaman bana daha ilgi çekici gelmiştir.

    Düşünün ki bir takım kuruyorsunuz. Ölüm kalım meselesi, hayaliniz ve hedefiniz için bir takım. Ne berbat takım ama! Eksik parmaklı, uyuşturucu bağımlısı, şizofren bir kadın... Baş kahraman Roland'ın bu takım ile ne yapacağını, nasıl ilerleyeceğini merak etmeden duramıyor insan.

    Başladığınızda sizi peşinden sürükleyen gerilim ve merak, seri sonunda "Vay canına!" cümlesi ile sonlanacak.
  • Hepimizin hayatında bir siyah damar vardır. Önemli olan karanlık tarafımızı göme bildiğimiz kadar derine gömmek. Acılarımızdan , düş kırıklıklarımızdan, korkuşarımızdan kaçmak yerine onlardan ders çıkarmak ve aslında hayatımızda olan her kötü şeyin iyi bir anlam barındırdığını kendimize fısıldamalıyız.. Çünkü her zaman bal mevsimi gelir.. Vay canına hayal gücüne, kafasının içine bayılıyorum bu kadının. Mükemmel in ötesinde bir kitaptı açıkçası kitabı aldığım da kesinlikle böyle mükemmel bir hikâyeyle karşılaşacağımı düşünmemiştim. Bir saniye elimden bırakamadım. Stephen King tarzı sevenlerin mutlaka okuması gereken bir kitap.
    Senna; hayatı mükemmel gitmeyen, Küçük yaşta annesi tarafından terk edilen ve son derece kuralcı bir baba tarafından büyütülen bir yazar. Başına gelen olumsuzluklardan dolayı kendini kapatan ve hayatına sadece beyaz rengi dahil eden onun dışındaki renklere kapalı bir kadın.. Bir gün koşu yapmak için bir ormana girdi ve tecavüze uğradı ve ormanda onu kurtaran ruh eşi ısaac 'le tanıştı. Aradan 1 ay gecmeden göğüs kanseri olduğunu öğrendi. Isaac cerrah ve ondan göğüslerini kesmesini istedi. Konuşmayı sevmeyen arkadaşı edinmeyen birinin hayatına aniden bir yabancı dahil olduğunu düşünün.
    Sonra doğum gününün sabahı uyandığında kendini tel örgülerle kaplı bir evde hapis buluyor hemde gecmişiyle beraber ve ısaac'le. Öyle bir oyunun içinde buluyorlar ki kendilerini bu tehlikeli oyundan kurtulmanın tek yolu doğrulardan geçiyor... Kitabın kurgusu mükemmeldi. 14 ay sanki bende onlarla birlikte o evde hapistim. O kadar kitaba dahil oluyorsunuz ki çektikleri acıları bile hissede biliyorsunuz. Ben çok büyük keyif aldım kesinlikle okumalısınız. Bol kitaplı günler