• 416 syf.
    ·6 günde·Beğendi·9/10
    Öncelikle bu kitabı okumamda vesile olan ve ona ikinci bir şans vermemi sağlayan Tayfun abime çok teşekkür ederim...
    .............

    Kitabı okuduktan sonra aşkı tanımlamaya çalıştım kendimce.Ve uzun süre kalemimi oynatamadım. Sadece bazı belirtileri geldi ilk aklıma.Oysaki herkesin az çok bir deneyimi olmuştur muhakkak.
    Belki de tanımlanamayan bir şeydir aşk.Belki de tanımlanması gerekmiyordur. En çok susulması gereken konu bu olabilir, hiçbir tamlama, hiçbir kelime onu tam anlatamadığı için.

    Bu yüzden benim yazdıklarım aşkı anlatma değil sadece onu "sezdiriş" tir.

    "Aşk" sözcüğü zaten sözlükte "sarmaşık" demekmiş. Bir sarmaşık çınarları, servileri nasıl sarıp sarmalarsa, aşk da öyle sarıp sarmalarmış çınar gibi yiğitleri, servi boylu dilberleri. Ve her sarmaşık, sardığı ağacı kuruturmuş sonunda.Dıştan yemyeşil ve güzel gösterirmiş ama içten içe kurutur, çürütür, çökertirmiş. (sayfa 48)

    Gökyüzü olduğunu düşün ve aşık olduğunda tüm renklerinin aynı anda birbirine çarpıp karıştığını ve darmadağın olduğunu...

    Yağmur olduğunu ama yağamadığını düşün...

    Ve bunları yaşayacağını bilmene rağmen, gökkuşağı ya da yağmur olmayı sevdiğini...

    Aşk hem dert hem devadır
    sevmeyi bilenler için.

    Ve eminim ki tüm bunların amacı ise kişiyi gerçek aşka ulaştırmaktır, bu yolda bir aracı bir vesiledir. Gerçek aşk ise görünenin ardında saklıdır...
    Dünyadaki her şey onun bir tecellisidir. Bu yüzden onu bazen gökyüzünde bazen bir eşyada bazense bir insanda görmeniz gerçek aşkın yansımasından kaynaklanır.

    Kitapta genel olarak Leyla ile Mecnun' un hikayesi anlatılıyor. Hem de kendini Kays (Mecnun) ilan eden Leyla ile Mecnun kitabının ağzından. Hem değil mi ki bir aşkı yaşayandan daha güzel kim anlatabilir ya da hissettirebilir?...
    Bir olay değil birçok olay var aslında. Babil medeniyetinin faaliyetlerinden (BUAM (Babil uzay araştırma merkezi )) de yaralanarak bu aşk romanına tarihi bir hava katmış ve heyecanı ayakta tutmayı başarmış İskender Pala.

    Arapça ve Farsça kelimelerin sıklığından da söz etmesem olmaz.:)Başta sizi biraz yorsa da zamanla buna alışıyor hatta sevmeye bile başlıyorsunuz. Sabırla okuduğunuzda meyvesini fazlasıyla alacağınızdan ve tadını beğeneceğinizden eminim.
    Ve sen değerli okurum, buraya kadar okuduğun için sana da teşekkür ederim. İnşallah okumana vesile olabilmişimdir. :)