• İmparatorluksun, toprak kaybedersin. İngiltere İmparatorluğu toprak kaybetti diye geriledi mi? Ne münasebet. Bugünkü Rusya toprak kaybetti diye, geriledi mi? İlk önce bu çok çarpıcı geliyor, toprak kaybediyor. Hâlbuki bu kaçınılmaz bir şey. Kazakla Ruslar ne diye bir arada otursun, yahut Hindistan'ı niye İngiltere yönetsin? Mühim olan oraya kendi uygarlığını bırakmış mı? Bu açıdan bakılabilir. Osmanlı'nın bıraktığı uygarlık hiç şüphesiz tam bir Roma İmparatorluğu. Kozmopolitizm ölçüsünde böyle bir problemi olmamış, imparatorluk gerilemiş. Ama cemiyet gerilememiş, tazeliğini ve dinamizmini devam ettiriyor. 19. yüzyıla bir bakın, neler oluyor, neler yapıyor Türk toplumu ve bugünkü 20. yüzyıla bakın. Bizim ordumuz, sanayimiz ve mühendisliğimiz daha kuvvetli, 19. yüzyıldan daha kuvvetli. Mesela bir bilimadamı diyor ki, Türkler 16 devlet kurmuş, yıkmış. Yenisini kurarlar.
    Onlar boş laflar. Şimdi bak bizde birtakım yazarlar gazetelerde yazı yazıyorlar. Bu gazeteler 300 bin, 400 bin satıyor. Benim monografiler o kadar okunmaz. Bu çok satan gazetelerde adam bir şey yazıyor ve alt üst ediyor ortalığı. Çoğunun yazdığı tarihin kaynağı "Resimli Osmanlı
    Tarihi"dir. Daha rafine bir şey değildir, oradan böyle laflar çıkıyor: İşte Osmanlı dediğin kardeşini keser, şöyle yapar, böyle yapar. Daha geçenlerde İsveç'te şatoyu ziyaret ettim. Korkunç bir şey o şatonun hali. Orada 14. Erik, sadece mazgal deliği gibi bir penceresi olan bir hücrede 3-4 sene geçirdi. Daha evvel başka şatolardaydı. Artık sonunda zehirli bezelye çorbasıyla adamı rahata(!) kavuşturdular. Bütün Bizans gözlerine
    mil çektirilen, öldürülen hükümdarlarla, prenslerle dolu. Bunlar nedense gözardı edilir. Fransa tarihi böyle olaylarla doludur. Büyük Petro ölüm korkusuyla büyüdü, kardeşi Korkunç İvan da öyle. Şu son birkaç yüzyılın dengeli, zenginleşmiş, müesseseleşmiş, kurumlaşmış cemiyetleri ortaya çıkana kadar hükümdar soyuna rahat yoktur. Hükümdarın kardeşi senin kardeşin değil, onu söylüyorum. Yani ya sen onu öldürürsün ya da o seni. Ya devlet başa ya kuzgun leşe. Ya Sezar olursun ya da hiçbir şey. Bu çok açık bir şeydir.
    Rusya tarihinde sahte Dimitri, bizde Düzmece Mustafa var. Osmanlı padişahlarının yeniçerilerle hep böyle iyi geçinmesi gerektiği söylenir. Kuvvetli padişahlar kuvvetli mareşaldirler. Ordu arkasından ölüme gider. Mareşal kuvvetli değilse, askerlik yeteneğini ispat edememiş ise -ki maalesef bu iş bizde Kanuniyle bitiyor sonu kötüdür. Kanuni dahil bütün Osmanlı padişahları birinci
    sınıf mareşaldirler. Hiçbirinin heykeli yok doğru dürüst. Orduyu kuvvetle kontrol etmek zorundasın, Kanuni'den sonra bir tek istisnası var bunun.
    • II. Osman mı?
    II. Osman olamadı, ordunun başına geçti ama olamadı. IV. Murat var, o bir dahi. inanılmaz bir şey. Enderun'da herkesin
    eğitimine dikkat edilir de, padişahınkine o kadar edilmez. Benim kanaatim bu. Sistematik olarak padişaha çok kısıtlı şeyler öğretilir. Ondan sonra kendinde varsa istek ve kabiliyet, kurcalayarak
    çıkar. Yani III. Ahmet'e öyle hat öğretilmez, o kendi kurcaladı, çıktı. Onun üstüne III. Selime o kadar musiki öğretilmez, kendi kurcalayıp çıktı. IV. Murat da böyle. Adam burada mareşal oluyor, birinci sınıf sporcu oluyor. Hatta çok güzel hattı var, kaligrafisi de. Güzel şiirden, musikiden de oldukça anlıyor.
    Kendisine izafe edilen musiki eserleri vardır. Müzikten anlıyor, ve böyle ters, birbirine zıt özellikleri bağdaştıran bu padişah 28 yaşında ölüyor. Asıl önemlisi Erivan'ı ve Bağdat'ı, yani bugünkü
    Irak kıtasını yeniden kurtaran biri. Çocuk yaşta karmakarışık bir ülkenin başına geçti, gaddar metotlarla da olsa asayişi getirdi. İşte o zaman yeniçeri pıstı. Hiçbir isyan yok, çünkü adam mareşal, başta oturuyor. Devletin yapısı budur. Bundan kolay kolay kurtulmaz, kurtulması da mümkün değildir. Çünkü çok karışık bir coğrafyada yaşar. 17. asrın tarihi bu. Yani daha büyük bir mareşal yok IV. Murat'tan başka. Var diyen varsa kabul ederiz, münakaşaya hazırız. Bu sırf Türkiye için değil, herkes için geçerlidir.
  • UYARI : İncelemelerimde spoiler yoktur .. Bu platformda okuduğunu anlamayan ve yazdıklarımı spoiler sanan bir takım "ÇOK AKILLI" insanlar vardır !!! Ben spoiler olduğunu düşünmüyorum ama sen olduğunu düşün ve ona göre oku ..

    Başlamadan Not : İşbu inceleme Korkunç Yıllar ve Yurdunu Kaybeden Adam adlı kitaplarının şekersiz nescafe kıvamında yazıya aktarılmış İKİSİ BİR ARADA İNCELEMESİDİR..

    Sabahın köründe kalkıp karga "bilmem nesini" yemeden yazmaya başladığım bir incelemeden daha alayınıza selam olsun .. Özellikle haftasonu çalışacaklar .. BEN Mİ GİDEYİM YAUVV?! =)) Kahvemden bir yudum alayım FÜTFÜT !!! Sen de bu arada yatağın altına attığın çoraplarını araya dur .. İşçi ailesiyiz kardeşim genlere işlemiş erken kalkmak .. Bu incelemeyi uzun ama baya uzun bir müddettir öteliyorum .. Sabah kalkıp BETON yün yorgan altında buz gibi havada kitapla gözgöze gelince ne olacaksa olsun yazıcam deyip sarıldım klavyeye ..

    2018 senesi benim için baya baya karlı bir sene oldu .. Kitaplığımda olmasına rağmen şans vermediğim yazarlara ve kitaplara bir şans verince boğazda saltanat kayığı içinde çiğ köfteden yapılma bir tahtta oturup , serinlemem için marul yaprakları sallayan ve bir yandan da mangal yelleyen kölelere nazır tekila yuvarlayan modern osmanlı padişahlarına döndüm.. Bunlardan biri Cengiz Aytmatov idi .. Beni çok etkiledi .. 2 tane de inceleme yazdım .. İşte o günlerde bir gece bir msj düştü posta kutuma .. Hatciş diyordu ki bu adamı bunca sevdiysen Cengiz Dağcı' ya da bir şans ver .. Aytmatov Kırgızistan' dan katılıyorsa ortamlara , Cengiz Dağcı da Kırım' ın evladıdır...Alkolün bünyede top koşturduğu saatler .. Tamam dedim o an için .. Sabah uyanınca baktım ki zaten okunacaklar listesine almışım .. Az bi araştırma yaptım..Baktım kitapları Ötüken ve Varlık yayınlarından çıkmış .. Ötükeni oldum olası sevemedim bazı ideolojileri gereksiz yere sömürdüğü için .. Düştüm yollara , vurdum kendimi hurda pazarına .. 4 saat o hengamede çuvallarla altlı üstlü mücadele edip şansa bu ve diğer 4 5 kitabını daha almayı başardım Varlık Yayınlarından .. Geldim eve bir sevinçle .. Bu arada yazar hakkında hiçbir bilgiye sahip değilim Kırım Türkü olmasından hariç .. Az bi internette gezindim bir bilgiye rastgelebilir miyim diye , Vatanı Dilinde Cengiz Dağcı diye bir kitaba rastgeldim.. Aradım taradımsa da kitaba erişim şansım olmadı sonrasında.. Kitabın ismi aklıma kazındı yalnız .. Bir de bulamayınca .. Neyse efenim başladım bendeki varlık yayınlarından okumaya .. Esasen bu kitap tek parça halinde Yaşar Nabi 'ye gönderilmiş Cengiz Dağcı tarafından içerisinde bir mektupla .. Kağıdın altından pahalı olduğu dönemler tabii o günler .. Yaşar Nabi bakmış ki kitap çok uzun tek parça halinde yayınlaması mümkün değil , kitabı ikiye bölmüş Korkunç Yıllar ve Yurdunu Kaybeden Adam diyerek .. Korkunç Yılların başına da kitabın yazılış öyküsünü kendince yazmış .. O notun sonunda Cengiz Dağcı' nın öyle bir cümlesi vardı ki daha kitabı okumazdan evvel ben bu adamı ÇOK AMA ÇOK sevdim kardeşim dedim ..

    "Elhamdülillah -TÜRKÜM- , müslümanım ve bu notlarımda yazdıklarımın hepsinin de hakikat olduğuna yemin ederim."

    Hiçbir art niyet gelmedi şunları okuduğumda aklıma .. Çünkü sene 50 lerin ortası ve ne müslümanlık ,ne de Türklük o dönemlerde insanların bugünki gibi içi boşaltılmış söylemlerle savunduğu olgular değil .. Zaten şu adama bir bakın yahu !! Bu adam nasıl sevilmez !?!?!
    https://www.youtube.com/watch?v=zl9Nzs__lzg

    Kitabı okudukça kendisine olan sevgim yüze falan katlandı .. Kendime de baya kızdım bunca sene böylesi bir Türk büyüğünü nasıl atlayıp es gecmişim diye .. Az önce bahsetmiştim ya sizlere Vatanı Dilinde isimli kitaptan .. O kitabı bulup okuyamadım ama safi başlığı dahi bu adamın hakkını SONUNA KADAR vermiş .. Ben böylesine saf ve temiz bir milliyetçi , böylesine Türklüğe sarılmış bir adam daha görmedim .. Öyle çok , öyle içten ve öyle saf bir dille bahsetmiş ki Türk birliğinden ve Türklükten , yaşadığı acılardan , kaybettiği değerlerden ve vatanından.. Taşı alsam karşıma da okusam şu kitabı vallahi de billahi de tillahi de o dile gelir de ağlar yeter sus diye.. Burnumun direkleri sızladı.. Biliyorum çok uzadı ama bu inceleme de benim boynumun borcudur..Herkes tanısın , okusun sahip çıksın istiyorum Cengiz Dağcı' ya .. Ben kitabı Korkunç Yıllar ve Yurdunu Kaybeden Adam olarak tek bir kitapmış gibi anlatıcam sizlere .. Yani İKİSİ BİR ARADA OLACAK ! O yüzden inceleme esasen işte burda başlıyor eticin kemiren monçiçiler(tabii ki PORTAKALLI !) ..

    O dönemlerden , yani 2. Dünya Savaşı günlerinde Rusya 'da yaşananlardan haberdar olmayanlar için kısaca anlatayım .. Stalin'in Kırımlılara inanılmaz zulmettiği , dilini dinini ve benliklerini, Türklüklerini asimile etmeye and içtiği dönemler .. Traktörle çekerek camii minaresi yıkmak nedir arkadaş !?!?? Böyle manyaklık mı olur demeyin !! Okuyun daha nicesini göreceksiniz bu kitapta .. Neyse devam .. Her iki kitapta da anlatılanlar Sadık Turan isimli bir kırım türkünün anıları şeklinde verilmiş bizlere ama Cengiz Dağcı' nın ÖZ BE ÖZ hayat hikayesi bu yaşananlar .. Fakir bir aileyle hayata merhaba diyenlerden Sadık Turan .. Yokluk ve sefaletten kardeşlerini kaybetmesi , olan kardeşi ile de daha sonrasında düşman dediği , karşısında savaştığı bir ordunun üniformasını giyerek savaşmak zorunda kalması .. Anlatacak öyle çok şey var ki nasıl toparlıyacağımı bilemiyorum .. Dedim ya ruslar zulmediyor diye .. Ailesine aba altından sopa gösterip emrivaki ile rus ordusuna katıyorlar onu .. Soyunuzu yoketmeye yemin etmiş bir orduya mecburen girmek zorunda kaldığınızı aklınıza bir an için getirin .. Hayır dese ailesini buhar edecekler .. Teğmen olarak savaşa giriyor ama birgün Türkistan' ı kuracaklarının hayalini bir an bile aklından çıkarmadan ..Almanlara esir düşüp meşhur toplama kamplarına misafir oluyor .. Sade o toplama kampı anıları bile Anna Frank'in Anı Defterini Cin Ali kıvamına getirmeye yeter ..Şuraya kadar anlattığım tüm konu başlıklarının onlarca alt başlığı var kitapta .. Almanları 2. Dünya Savaşından tanımayanlar pek bilmezler ama Almanlar istihbaratın kitabını yazmış bir millettir.. Bizim Milli İtihbarat Teşkilatının temelleri bile ilkin almanlar tarafından atılmıştır .. Varın gelin gerisini siz hesap edin .. Hal böyle olunca kontrespiyonaj ile propaganda yaparak esasen rusların düşmanı olduğunu çok iyi bildikleri Sadık Turan 'ı kendi saflarına katmaya çalışıyorlar .. Katiyen karşı çıkıyor ilkten.. Ama daha sonra durum muhakemesini yapıp Stalingrad carpışmaları sürerken ve vatanım dediği Kırım da Nazilerin kontrolüne geçince Alman üniformasını giyip Nazilerin Türkistan Lejyonuna katılıyor Ruslara karşı savaşmak için .. Tonla 2. Dünya Savaşı araştırması ve romanı okudum , bu adamınki gibi bir hikayeye rastlamadım .. Hem ruslara hem de nazilere karşı savaşmış bir isim Türkistan birliğini kuracağız günün birinde diyerek .. Muadili yok bunun dünya üzerinde !! Bunun böyle olduğunu kitabı okuduğunuzda sizler de göreceksiniz ..

    Esas üzücü olan şu ki , her iki taraf içinde harcanabilir bir isim oluyor kendisi .. Niçin ? Çünkü vatanım dediği topraklar o günlerde rus işgalinden kurtulup nazi egemenliğine giriyor ..Ta en başından beri vatanım dediği topraklar ilhak edilmiş ! Hakan Günday ' ın bir sözü var : "Benimle savaşma. Çünkü kazanırsan, kaybedersin." Kiminle savaşırsa savaşsın kaybetmeye yazgılı .. Ruslar zaten ebedi düşmanları ... Ya Almanlar ? Bakın ben size o günlerde 1943 senesinde Hitler' e verilmiş bir rapordan bahsedeyim .. SS subayı Berger 'in incileri .. İyi okuyun !

    1940 yılının başında Nazilere bağlı bir Türk lejyonunun kurulması kararlaştırılır ..Tarih 24 Kasım 1943 ' ü gösterdiğinde SS subayı Berger , Hitler' in danışmanı Grothmann ' a bir rapor sunar .. Aynen aktarıyorum : "Türk lejyonu sorunu bizim için HAYATİDİR. Biz , BATI MÜSLÜMAN BİR ORDUYA KARŞI (YANİ TÜRKİYE ORDUSU!) , doğu müslüman bir ordu çıkarabilirsek , o zaman 220 milyon müslüman için de önemli bir MÜFTÜYLE birlikte çalışmamız başarı açısından selamlanacak bir durumdur."
    Bu oyunlarını o günlerde hayata geçiremediler .. Devam ediyorum : "Bu ÇAPULCULARIN (!) çetelerin bölgesinde devreye sokulması gerekir.Eğer başarısız olurlarsa onları KURŞUNA DİZERİZ ..BU BİZİM İÇİN KOLAY BİR İŞTİR."

    İşte BU, almanların kendilerinden olmayan , ari ırk mensubu olmayanlara bakış açısı o yıllarda .. Sonrasında Cengiz Dağcı' nın Londra'ya yerleştiği dönemler ..

    Son olarak Türkiye' ye hiç gelmemiş , adımını dahi atmamış ama kalbi bizden fazla Türklük için çarpan ismin karşılığı Cengiz Dağcı .. Küçük çocuklara asker elbisesi giydirip selam verdiren ve boş söylemler ardından medyayı karşısına alıp "BAHÇELİ" villalarda boy boy fotoğraf çektiren bir kısım zevata verilip okutturulması gerek .. "Türklük" , "Milliyetçilik" budur diyerek ..

    Al son cümleleri de ondan yapayım :
    Bize Tatar diyorlar, Çerkez diyorlar, Türkmen diyorlar, Kazak diyorlar, Özbek diyorlar, Azer diyorlar, Karakalpak, Çeçen, Uygur, Kabardı, Başkırt, Kırgız diyorlar. Bunlar hep yalan! DENİZ PARÇALANMAZ ..BİZ TÜRK - TATARIZ! (İŞTE O KADAR!)


    Buraya kadar okuyanlar ve beni yazarla tanıştıran sevgili Hatciş ... AYEM SO TENK KU !! Okumayanlar , eviniz başınıza yıkılsın ulan sizin!!! O kadar yazıyoruz !! =))
  • Başlangıcı düşünmeye başlamışsan son gelmiş demektir.
  • Büyükanne herkesin iki aklı olduğunu söyledi. Akıllardan biri bedenin yaşaması için gerekli olan şeylerle ilgiliydi. Bedene gerekli olan barınak, yiyecek ve benzeri şeyleri nasıl bulabileceklerini düşünmek için bu aklı kullanmak gerekirdi. Eşleşmek ve çocuk sahibi olmak için de bu aklı kullanmak gerektiğini söyledi. Bu aklı taşıyabildiğimiz kadar taşımamız gerektiğini söyledi. Ama bu tür şeylerle hiç mi hiç ilgisi olmayan başka bir aklımız daha varmış. Dedi ki bu ruh aklıymış.
    Büyükanne, beden aklını açgözlü ya da hırslı olmak için kullanır, onunla her zaman insanları kandırır ve onlardan nasıl maddi çıkar sağlayacağını düşünürsem ruh aklını bir cevizden daha büyük olmayan bir boyuta düşüreceğimi söyledi.
    Büyükanne dedi ki bedenin öldüğü zaman, beden aklı da onunla birlikte ölürmüş. Bütün yaşamını bu şekilde geçirirsen başka her şey öldüğü zaman ruh aklı yaşadığından, bir ceviz büyüklüğüne düşürülmüş akılla kalırmışsın. Sonra da "Yeniden doğduğun zaman -doğmak zorunda olduğun için- o zaman aslında hiçbir şeyi anlamayan bir ceviz akılla doğarsın" dedi.
    Sonra, "Beden aklı her şeyi ele geçirirse, bir fındık büyüklüğüne küçülebilir ve ortadan kaybolabilir. Böyle bir durumda ruhunu tümüyle kaybedersin. Böylece ölü insan olursun," dedi.
    Büyükanne, ölü insanı kolayca tanıyabileceğini söyledi. "Ölü insanlar..." dedi, "Bir kötü insana baktığın zaman pislikten başka bir şey görmezsin. Onlar öteki insanlara baktığı zaman kötüden başka bir şey görmezler. Ağaca baktıkları zaman kereste ve çıkardan başka bir şey görmezler; hiçbir zaman güzellik görmezler. İşte onlar yürüyen ölü insanlardır."
    Büyükanne dedi ki: "Ruh aklı bütün diğer kaslar gibidir. Kullandığın zaman büyür ve güçlenir. Böyle olabilmesinin tek yolu onu anlamak için kullanmaktır. Ama beden aklınla açgözlü ve benzeri olmaktan kurtulana kadar ona kapıyı açmazsın. Açtığın zaman anlayış gelişmeye başlar ve ne kadar anlamaya çalışırsan, ruh aklı o kadar büyür."
    Forrest Carter
    Sayfa 77 - Say Yayınları
  • Sizin gerçek değeriniz, insanlara karşı beslediğiniz hislerle, iş ve hareketlerinizle ve bir de onlara ve onlarla beraber yapacağınız iyiliklerle ölçülür.
    Albert Einstein

    Başarılı bir insan olmaya çalışmayın, değerli bir insan olmaya çalışın. Başarılı bir insan, hayattan verdiğinden fazlasını alır, değerli bir insan ise hayattan aldığından fazlasını verir.
    Albert Einstein

    Yaşayanlardan esirgenen değer, pek kolayca ölülere verilir.
    Andre Gide

    Eğer bir kelebeği sevebiliyorsak, tırtıllara da değer vermemiz gerekir.
    Antoine de Saint Exupery

    Elmas gibi ol, yandığın zaman ne yerde külün, ne de gökte dumanın kalsın.
    Arif Nihat Asya

    Vazgeçebileceğin hiçbir şeye kıymet verme.
    Aristippos

    Yapılamayacağı düşünülen bir şeyi yaparak, insanlığın güç alanını genişleten her şey değerlidir.
    Ben Johnson

    Altın, kir tutmaz.
    Carlo Goldoni

    Bir insanın değeri, çevresindekilerin değeri ile ölçülür
    Cevdet Rende

    İnsanın değeri, biraz da başkalarının kendi hakkındaki düşündükleriyle ölçülür.
    Channing Poliock

    Bize değer kazandıran şeyler, yaptığımız işlerdir.
    G. Bangraft

    Gençliğin kıymetini ihtiyarlar, huzurun kıymetini huzursuzlar, sağlığın kıymetini hastalar, hayatın kıymetini ölüler bilir.
    Hatemü'l Esam

    Dünya işlerindeki payın sınırlı olabilir, ama değerlidir.
    Helen Keller

    Bir şeyin değeri; onunla derhal veya uzun vadede değiştirilmesi gereken, benim hayat dediğim şeyin miktarıdır.
    Henry David Thoreau

    Başkalarından üstün olmanız önemli değildir, önemli olan dünkü halinizden üstün olmanızdır.
    Hint Atasözü

    Başarısızlıktan zarar görmeyen bir değer, hiç bir şeyin lekeleyemediği bir onurla parlar, böyle bir değer halkın keyfiyle ne yükselir ne de alçalır.
    Horatius

    İnsanların değeri, düşüp kalktığı ve beraber yaşadığı insanlardan anlaşılır.
    Hz. Ali (r.a.)

    Kendisiyle savaşım veren bir insan, en değerli insandır.
    Jackson Brown

    İnsanların değerini hissettirebileceği fırsatları kaçırma.
    Jackson Brown

    Her kim ki değersiz bir nesneye değer kazandırır, işte o; güç, coşkunluk ve saygınlık sahibidir.
    John Heinrich Fussli

    Gerçekten değerli bir şeye ulaşmanın, kestirme bir yolu yoktur.
    John Williams

    Birçok kişinin değeri, yontulmamış elmaslar gibi içinde saklıdır.
    Juvenalis

    İnsana: "Kendini bil!" denilmesi, yalnız gururunu kırmak için değil, değerini de bildirmek içindir.
    M. T. Cicero

    Günümüz insanı, her şeyin fiyatını biliyor; ama hiçbir şeyin değerini bilmiyor.
    Oscar Wilde

    Bir insanın değerini öğrenmek istiyorsanız, onun kendisinden aşağı seviyede olan kimselerle münasebetlerini inceleyiniz.
    P. Pecaut

    Bir insanın hayatından değerli bir şeyi yoksa, o insanın yaşamının da değeri yoktur.
    Rabindranath Tagore

    Bir insana gereğinden fazla değer verirsen, ya onu kaybedersin ya da kendini.
    Sydney J. Harris

    İnci, çamurda erimez.
    Victor Hugo

    Başkalarına değer biçmek, kendine değer biçmek demektir.
    William Shakespeare

    Değerin, sahtesi de gerçeği de kara bahtın fırtınalarında belli olur.
    William Shakespeare
  • Tam da adıyla örtüşen olaylar örgüsü. Basit, herkesin yapacağı hataları yapıp, herkesin alacağı sonuçları alan insanlar. Değerini sadece kaybedince anlayacağınız, kaybedene kadar yıprattığınız değerler, kişiler... Aldığı ödüller ve yorumlar göz önünde bulundurulunca beklentinizi yükseltiyor ama tavsiyem çok beklentili olmayın.
  • Kademeli olarak ölmekte olduğumu hissediyordum, fakat bunu dillendirdiğimde bana paranoyak olduğumu söylüyordu.