• Beria'ya aşık olmadan onunla hayatımı birleştirme kararı verdim ve bu kararı verdikten sonra ona aşık oldum yahut önceden de aşıktım da bunu ancak bu karardan sonra kendime itiraf ettim.
    Muhakkak olan, bu aşkın şimdiye kadarkilere hiç benzemediği idi. Şimdiye kadar olanlar bir kasırga, dalları budakları kıran, ortalığı birbirine karıştıran ve bir müddet sonra çekilip giden kasırga gibiydiler. Halbuki bu seferki aşkım bir mevsim gibi sakin, ağır, belirsiz adımlarla gelmişti. Ve nasıl bir mevsim bu belirsiz gelişine rağmen ortalıkta hayret verecek bir değişiklik yaparsa bu aşk da beni bu tanınmayacak hallere sokmuştu ve artık çekilip gideceğine benzemiyordu.
    Dünyada hiçbir aşkın ebedi, hatta uzun ömürlü olmadığı muhakkaktır. Bunun aksini düşünenler başkalarını ve kendini aldatmaya çalışan divanelerdir.
    Dünyada en tahammül edilemeyecek şey de artık aşık olmadığımız birisiyle beraber yaşamak mecburiyetidir. Şu halde aşık olduğumuz biriyle hayatımızı birleştirmek, en hafif tabiriyle düşüncesizliktir.
    Eğer ben bu kızla buna rağmen hayatımı birleştirmek istiyorsam bu sebepsiz değildi. Ben bu kızı gördüğüm zaman ona malik olmak, onu öpmek arzuları duymuş değildim. Yalnız bir beraberlik, hiç bitmeyecek bir beraberlik istiyordum, başka bir şey değil. Ve çok samimi olarak daha evvel söylediğim gibi, kendisine olan hissiyatımda biraz da,hatta bir çok da kardeşlik vardı. Bu içgüdü bizim birbirimize herkesten daha yakın olduğumuzu bana fısıldıyordu. Bilmediğimiz bir kuvvet her ikimiz içine müşterek bir şey koymuştu.Bunun ne olduğunu bilmiyorduk fakat cinsi arzuların üstünde bir şey olduğu şüphesizdi.
    Biliyordum ki bu herkesinkine benzeyen aşk az bir zaman sonra yok olunca arkasında bir boşluk değil, bizi asıl birbirimize bağlayan bu ebedi anlaşmayı bırakacaktır.Biliyorum ki biz birbirimizi bu aşk geçtikten sonra nihayetsiz bir sükun içinde ve hiç yorulmadan daha çok seveceğiz
    Hatta bazen çok menfi düşünür, dünyevi ve adi birtakım sebeplerin (çok kere hayatımızda asıl istikameti veren bu hiç ehemmiyet vermediğimiz adi ve küçük şeylerdir) bizi birleştirmekten men edebileceğini tasavvur ederdim. Hayatın hiç mantığı olmayan cereyanı bizi başka başka istikametlere sürükleyebilirdi ve biz, bu kadar birbirimize yaklaştığımız halde, tekrar ve her zaman için ayrılabilirdik. Fakat bu bizim hayatımızdaki iştirak noktasını yok edemezdi. Mademki bir kere birbirimizi görmüştük, ne vaziyette ve nerede olursak olalım, artık unutamazdık. Artık bundan sonraki hayatımız, tekrar birbirimizi bulmak için sessiz, fakat ebedi bir didinme olurdu. Biri diğerinin yaşaması için elzem olan iki mahluktuk biz, bunu istesek de istemesek de...
    Acaba Beria bunların farkında mıydı? Hayatın, irademizle alakası olmayan bu kanunlarına ve hükümlerine pek de vakıf olacağını zannetmiyordum. İhtimal, o birbirimiz için ne kadar lazım olduğumuzu bilmiyor, masum ve daha çocuk olan ruhuyla benden yalnız hoşlandığını zannediyordu. Ayrılmadığımız takdirde böyle zannetmeye devam edecekti. Fakat herhangi bir kuvvet bizi ayırırsa o zaman her şeyi anlayacak, bir çölün ortasına bırakılmış küçük bir kuş yavrusu gibi kendini yalnız bulacak ve çırpınacaktı. Hayat bir kere verdiği hükümleri biz farkında olsak da, olmasak da tatbik eder ve onlara itaatle boyun eğmek lazımdır.
  • 135 syf.
    ·Puan vermedi
    O kadarda çekingen olma çekingen insanların zaman zaman duymak zorunda kaldığı bir cümledir bunu söyleyenlerin çekingen olması mümkün değil aksi oldaydı bunun pek mümkün olmadığını bilirlerdi birisine spontene ol yada gül demek gibi birşeydir spontene olmak yada gülmek tek tuşla olmuyorsa çekingenlikte tek komutla kurtulunabilen bir davranış değildir
    Çekingen olmayanların çekingen olanların hayatlarında ne zorluklarla mücadele ettiğini tahmin bile etmesi zordur çekingen insanlar red edilme başarısız olma korkusu yüzünden yabancılarla konuşma toplantışarda söz alma
    İlgi odağı olma durumlarından olabildiğince kaçınır.aynı zamanda toplumun açık konuşkan özgüveni yüksek insanlara değer verdiğinin bilincindedir çekingen insanlar bu özelliklere sahip olmayı çok isterler ama bu ellerinde değildir
    Çekingenlik nedenleri neler çekingenlik ne kadar yaygın çekingenlikle sosyal fobi arasında ki sınıt nerededir çekingen insanlar neden kendini sürekli izleniyor muş değerlendiriliyormuş gibi hisseder günlük hayatında ne gibi zorluklarla karşılaşır bunlardan bahsetmek istiyorum
    Sizde çekingen insanlardansanız sonra ki zamanda sosyal ortamlarda daha rahat etmenizi özgüvenli davranmanızı sağlayacak pratik öneriler ve alıştırmalardan bahsedeceğim bu kitap tedavi gerektiren sosyal fobisi olan insanlara yönelik olmadığını belirtmek isterim
    Çekingen insanlara yönelik yer alan zorlukları kendi tecrübelerimden tanıyorum bu yüzden engelleri bu günden yarına olmasada sabır azim ve iyimserlikle aşabileceğimi biliyorum
    Kişisel yolculuğunuzda inanç ve motivasyon duymanızı gelişimn sizi mutlu etmesini umuyorum.
    Çekingenlik sayısız tanımı olmasına karşın veya tam bu nedenle bilimsel olarak sınırlandırılması zor bir kavramdır.Büyük ihtimalle Amerikalı sosyal psikolog philip g zimbardonun Kendisini çekingen bulan kişilerin çekingen olarak nitelendirmesi gerektiğine ilişkin tanımı bu kavramı en basit ve anlaşılır şekilde tanımlar.
    Utangaçlık korkaklık mahçubiyet sıkılganlık kavramları çekingenliğin eş anlamlısı olarak kabul edilir. Eş anlamlısı olmamasına karşın içine kapanıklılık kavramı da sıklıkla çekingenlik yerine kullanılır. Oysaki dışa dönük insanlar topluluk içerisinde girişken ve iletişime açık özellik sergilerken içine kapanıklılık daha çok geri çekilmeyi ve güçlerini kendi benliklerinde kazanmayı tercih eder Hiçbir şekilde çekingen olmayan en ufak çekingenlik hissetmeyen içine kapanık insanlar vardır. Buna karşılık çekingen dışadönük insanlarda vardır Bu insanlar her ne kadar sosyal ilişkiler yürütsede bu ortamlarda kendilerini gergin ve sıkılgan hissederler ve rahat edemezler.
    Kalıtsal mı öğrenilmiş mi?
    Günümüzde bilim insanları çekingenliğin hem kalıtsal olarak aktarıldığı hemde sosyal çevreden etkilendiği hususunda büyük oranda hem fikir olsa da geçmişte bu sorunun cevabını bulmak için çok sayıda çalışma yürütüldü.
    Çekingen insanların korkuları
    Yazar psikolog rolf merkle çekingenliği neredeyse dünyanın tamamında salgın hastalık gibi hakim olan iki temel korkunun yan etkileri olarak tarif eder . Bunlar red edilme ve başarısız olma korkularıdır.
    Merkle reddedilme korkusunu özellikle çoçukluk tecrübelerine dayandırır. Çoçukların ebebeynleri tarafından koşulsuz sevildiklerine emin olmaları gerekir. Her hatalı davranışında reddedilmiş hissettiği için örneğin yaramazlık yaptığında seni seni sevmiyorum) bu güveni kaybeden çoçuklar bu tür korkuları artar. Ve etkileri erişkinliğe kadar uzanır. Eskinin çoçuğu yetişkin olduğunda dahi uslu durması gereken bir kapana sıkışmışlık içinde yaşar. Bunun sonucunda istek ve ihtiyaçlarını ifade etmekten çekinir ve kendisini sağlıklı biçimde ortaya koyamaz.
    Başarısız olma korkusu da çoçukluk tecrübelerine dayandırılabilir ve aynı şekilde vahim sonuçlara yol açar. Tüm benlikleri bu olumsuz beklentilerle dolu olduğundan kendilerini ve çevrelerini fark etme yetisinden yoksundurlar.
    Sosyal çevrenin etkisi
    Çekingenlik çoçukluk döneminde ebeveynlerin eğitimlerin kardeşlerin ve sosyal çevrenin çeşitli etkilerinden ortaya çıkabildiğinden öğrenilmiş bir davranış olarak kabul edilir. Bu bağlamda önemli bir sebep olan reddedilme korkusunu ve çoçugun ebeveynleri tarafından sevilmeme korkusunu yukarıda andık ancak burada etkili olan başka etkenlerde vardır.
    Ebeveynlerin veya başka yetişkinlerin çoçuğu sıkça azarlaması tehdir etmesi çoçuğa bağırması veya şiddet uygulaması korkuya yol açabilir.Bu tür eğitsel tedbirler çoçuğun temel güven ve tastik duygusunu sarsar ve sağlıklı bir özgüven geliştirmesini engeller.
    Bir diger etken utançtır.Bir çoçuğun ebebyleri veya başka yetişkinler tarafından sıkça utandırılması özgüven üzerinde tahrip edici bir etki yaratır bazı çoçuklar bu tür tecrübelerden sonra geri çekilir ve kendilerini yaşıtlarından dahi soyutlarlar. Buda diğer çoçuklar tarafından dışlanmalarına yol açar.
    Belli zaaflarıyla acımasızca dalga geçen yaşıtların da bir çoluğun veya gencin özgüvenini tahrip etmesi mümkündür.
    Açılın şişko geliyor yada yine mi kekeliyorsun gibi özgüveni önemli ölçüde yaralayan söylemlerin etkisi bazen yetişkinliğe kadar uzanır
    Bir diğer önemli etken cesaretin kırılmasıdır Sen bunu yapamazsın senden asla birşey olmaz gibi sözler çoçuğun özgüvenini yerle bir eder. Başkaları kendisinin herhangi birşey yapabileceğine inanmadığı için kendiside yapabileceğine inanmaz.
    Bir çoçuk için en vahimi ebebeyleri veya ilişki kurduğu diğer önemli kişiler tarafından yeterince ilgi görmemesi veya bunun sonucunda ben ilgi gösterilmeye layık değilim kanısına varmasıdır
    Ebeveynlerin çoçugun kendisine yük oluşturduğunu çoçuğa hissettirmeside çoçugun özgüvenini sarsan en önemli etkendir. Çoçuk bunun sonucunda çoğunlukla diğer kişilerin gözünde de değersiz olduğunu hisseder.
    Son olarak ebeveynlerin korkuları da önemli bir rol oynar çoçuklar genellikle ebeveynlerinin aşırı endişeli hallerini fark ederler ve kendilerini herşeyden koruma eğilimlerini hissederler bu durumda genellikle ebeveynlerin korkularını devralırlar be ancak sınırlı bir kendine güven geliştirebilirler.
    Amigdalada alarm seviyesi
    Harvard üniversitesinde bir grup psikolog psikiyatrist carl schwartz yönetiminde çekingenliğin nedenlerini ortaya çıkartmak için 22 genç üzerinde sonuçlarını 2003 yılında açıkladıkladıkları uzun süreli bir araştırma yaptılar.
    Bu araştırmada yer alan denekler yirmi yıl önce çoçuk yaşlarında bir deneye tabi tutulmuşlardır. Çocukların tanımadıkları cisimlere örneğin konuşabilen oyuncak robot vs çekingen ve girişken tepkileri tespit edildi. Yetişkin yaşa geldiklerinde ise deneklere tanıdıkları ve tanımadıkları bazı kişilerin yüzleri gösterildi ve bu sıralada beyinleri tomoğrafi cihazıyla tarandı. Sonuçta deneklerin tomografi kayıtlarında tek nokta dışında beyin fonksiyonlarında herhangi bir farklılık tespit edilemedi. Sadece beynin amigdala kısmında bir farklılık gözlemlendi. Şekli bademe benzeyen beynin bu bölgesi korku anlarında uyarıldığında beyindeki korku merkezi olarak da anılır. Çoçukken de korkak ve çekingen olarak tespit edilen deneklerin amigdalası tanımadıkları kişilerin yüzlerini gördüklerinde diğer deneklere göre daha fazla uyarılıyordu bu utangaçlığın kısmende olsa doğuştan bir özellik olduğunu tespit etti.
    Harvard üniversitesinin bu araştırması zamanla başka araştırma sonuçlarıyla da teyit edildi.Çekingenliğin kısmende olsa genetik bir özellik olduğuna dair tereddüt yoktur. Genetil mirasın etkisi araştırmalarda farklılık göstersede %24ile % 51 arasında olduğu tahmin ediliyor.
    Yanlız değilsin
    Şaşırtıcı gelebilir ama çekingen insanların sayısı azımsanamayacak kadar yüksektir. Sosyal psikolog bernardo carducci Almanyada ki çekingenlerin sayısının 2005 yılında nufusun yarısı olarak tahmin ediyordu.
    Çekingenlik bir hastalık mı ?
    Çekingenlik ve korkuda yaşanan reakson mekanizması aynı olduğundan amigdala aşırı uyarılması çekingenlik aralarındaki sınır yumuşak
    Çekingenlik , mağdur kişi yanabcılarla ilişkişerinde sürekli güvensizlik ve korku hisseder ve hayat kalitesi bundan büyük oranda olumsuz etkilenirse hastalık olarak kabul edilir.
    Çekingenliğin olumlu yanları
    Çekingen insanlar genellikle güvenilir kabul edilir. İyi bir dinleyicidir.Sessiz sakin yapıları ile dinginlik yayarlar.Son derece halden anlayan empati kuran yardımsever insanlardır.
    Çekingen bir insan olarak zaman zaman korkularının üstüne git Tamda korktuğun şeyi yap gibi ifadeler duymuşsunuz bu haklı bir uyarıcıdır. Zira araba kullanmayı nasıl kendinizi güvensiz hissetiğinizde direksiyonun arkasına geçip sürerek öğreniyorsanız. Özgüvenli bir şekilde davranmayı da ancak güvensiz ve korku hissetmenize rağmen tercihen kaçınacağınız her ortama girerek öğrenebilirsiniz.
    Ancak bilmediğiniz sulara atlamadan önce Kendinizi alıştırmalarla pratik tavsiyelerle bu duruma alıştırabilirsiniz.
    İleri ki bölümde korkularınızdan ve güvensizliklerinizden kurtulmanıza özgüveb artırmanıza yardımcı olacak pek çok tavsiye bulacaksınız.
    Kuruntulara dur de!
    Sadece düşüncelere mi dalıyorsun yoksa kuruntu tuzağına mı düşüyorsun ayırt etmekte zorlanıyorsanız küçük bir test yapın.
    Başta müdahele etmeden düşüncelerin gelmesine izin verin . İki dakika sonra kendinize şu soruları sorun çözüm bulmaya biraz olsun yaklaştım mı? Bazı noktaları daha iyi ankadım mı. Kendimi daha iyi hissediyor muyum. Bu soruların hiçbirine evet demiyorsanız kuruntularınıza karşı aktif önlem almanız gerek.
    Kuruntu tuzağından kurtulmak!
    Düşüncelerin dönüp dolaştığı yer genellikle neden sorularıdır? Bay A bana bazen eleştirel tavırla bakıyor bu tür sorulardan kurtulamadığınızı fark ederseniz. Neden kelimesini ne amaçla ile değiştirin. Böylelikle düşüncelerinizi bir hedefe yönlendirmiş olursunuz.Bay A ın eleştirel bakışının amacı ne , ne yapmamı istiyor böylelikle kendine acımak yerine olası bir çözüme yaklaşırsınız.
    Zihnimizi meşgul eden şeyleri sadece birer düşünce olarak kabul etmek kendi kendimizi suçlamanın önüne gecebilir.
    Ve bunun sebep olduğu yıkıcı etkiyi ortadan kaldırabilir
    Kuruntuları yazabilirsiniz. Böylelikle uzun süre zihninizi meşgul etmek yerine kısa süre eder.
    Çok güvendiğiniz biriyle bu kuruntularınızı konuşabilirsiniz böylelikle kısmen beraber çözüm üretmiş olursunuz.
    Kulağınıza küpe:)
    Olumsuz düşüncelerin dönüp durduğu zihni sürekli meşgul etmesini engellemek için dikkatin dağıtılması genel anlamda iyi bir yöntemdir.
    Bu yapmanın en iyi yolu fiziksel aktivitedir. Özellikle temiz havada küçük adımlarla koşmak zihni boşaltmanın yanı sıra muhtemelen yeni çözümler bulmak için ideal faliyettir. Koşarken hem yaratıcılık hormonu dopamin hemde mutluluk hormonu serotonin salgılanır.
    ALIŞTIRMA 1
    Geçmişte uygun olmayan bir izlenim bıraktığınız durumu düşündüğünüz bir durumu hatırlayın. Şimdi de iyi tanıdığınız ve özgüvenden ötürü takdir ettiğiniz bir kişiyi düşünün. Bu kişinin benzer durumda nasıl davranacağını düşünün. Bu düşünce kafanızda billurlaşınca zihnen bu kişiye adım adım yaklaşmaya çalışın. Ta ki kendinizi onun yerinde hissedene kadar yavaş yavaş rahatladığınızı ve özgüven kazandığınızı hissedebiliryor musunuz. Bu his gelecekte benzer bir durumda daha kontröllü davranmanızı sağlayabilir.
    Korkuları yenmek.....
    Kuruntunum bir dostuda korkudur. Burada kast edilen gerçek bir tehdit altında korku değil gelecekte olası bir olayla ilgili yaşanan endişedir.
    Kötü senaryo
    Zihniniz sıkça kötü senaryolarla meşgul oluyorsa bu olumsuz inançlarınızı Bu durumun olumlu sonuçlarının ihtimali gerçekten de hiç mi yok sorusu ile sorgulayın. Bu soruya net bir evet cevabınızın olmadığını göreceksiniz.Sadece bu bile var saydığınız inançlarınızın kaygan zeminde durduğunu gösterir.
    Yinede kurtulamıyorsanız Başka bir test yapın kötü senaryolarınızı zihninizde olumlu bir şekle dönüştürün.
    ALIŞTIRMA 2
    Gözlerinizi kapatın ve endişe duyduğunuz bir olaya konsantre olun. Özellikle bu olayın ne zaman nerede ve kimlerin dahil olabileceğini düşünün. Ardından olayı zihninizde canlandırın . Bunu yaparkende olay akışına en fena düşüncelerinizi katmak yerine hayali senaryonuzu olu lu bir sonla bitirin. Olayların gelişmini olabildiğince canlı bir şekilde hayal edin Sonuç gercekleşmişcesine sevinin.
    KORKULARDAN NEFES YOLUYLA KUTTULMAK
    Alıştırma3
    Sırt üstü uzanın ve kıyafetlerinizi gevşetin. Vucudunuzdaki nefes hareketlerini hissedebilmek için bi elinizi karnınıza diğer elinizi göğsünüze koyun.
    Şimdi 3 saniye boyunca burundan nefes alarak öncelikle göğsünüzü ardından karnınızı şişirerek nefes alın. Bu hareketi bilinçli olarak ancak hafifçe devam ettirin.
    Ardından 3 saniye boyunca sakince ve olabildiğince tam nefes verin. Gerğinliğiniz bu sayede azalacağından içerdeki havayı olabildiğince boşaltmanız önemlidir. Bu nedenle nefesimi veriyorum ve rahatlıyorum diye motive edin.
    Bu nefes çalışmasını günde bir iki defa yaklaşık on dakika terrarlayın.
    Alıştırma 4 dudak freniyle nefes
    Alıştırma 3 teki gibi rahat bir şekilde sırt üstü yatın. Bir eliniz göğsünüzde diğeriniz karnınızda olsun.
    Yine 3 saniye boyunca burundan nefes alın ve önce gögsünüzün sonra karnınızın şiştiğini hissedin.
    Nefes verirken ise sadece gevşekçe kapalı tuttuğunu dudaklarınızın arasından hava sızmasına izin verin. Bu havayı tamamıyla boşaltmanıza yardjmcı olacaktık. Nefes verme süresi nefes alma süresine göre olabildiğince uzun olmalıdır.
    Nefes vermeyi kaslarınızla da destekleyebilmek için karnınızı önce son noktaya kadar şişirebilir ve ardından iyice çekebilirsiniz. Bu alıştırmayı günde iki defa birkaç dakikq tekrar edebilirsiniz
    Yatarak kolaylıkla yapabiliyorsanız oturarak da deneyebilirsiniz.
    Alıştırma 5
    Bir masaya oturun ve önünüzde bir tabak sıcak çorba olduğunu hayal edin. Hafifçe öne eğilin ve çorbayı sogutur gibi hayali tabağa üfleyin. Havayı dengeli bir şekilde üflemeye dikkat edin.
    Sosyal fobisi olanlar ne yapmalı
    Profesyonel destek gerektiren ansikiyete bozukluğu olduğu bilinmektedir kitabın u kişilere yönelik olmadığını daha önce belirtmiştik.
    Öz eleştiri
    Öz eleştiri hatalarımızdan birşey öğrenmemizi sağladığı sürece kötü bir şey değildir. Malesef insanların çogu kişisel gelişimine katlı sağlamak yerine cesaretlerini fazla kıran aşırı bir özeleştireye eğilimlidirler.
    Bu olumsuz öz değerlendirme temelleri çoğunlukla çoçukluk dönemine dayanır.
    Çoçuklara daha doğru davranış kalıplarını öğretmek için yıllarca azarlama ve kınama yöntemlerine başvuruldu. Yetişkin yaşa geldiğimizde bu tarz azarlamalar bilinçaltında olumsuz inançlar olarak taşımaya devam ederiz.
    Bu yüzden içimizde ki eleştirmenle yüzleşip bu yıkıcı inançlarımızı kişisel gelişimimizi olumlu etkileyen yapıcı inançlarla değiştirmeye çalışmalıyız.
    KULAĞINIZA KÜPE YAPICI ÖVGÜ
    Başarıyla yerine getirdiğiniz her görevde kendinizi övün.
    İyi yaptın böyle devam et vb. Başkalarının övgülerinide uygun bir şekilde kabul edin.
    Gereksiz bir alçak gönüllülük göstermek yerine ( boşver hiç önemli değil vb)
    Takdirin bana iyi geliyor teşekkür ederim bende başarımdan dolayı mutlu oldum gibi cevaplar verin. Böylelikle dikkatleri zayıflıklarınız yerine başarılarnıza çeker kişisel gelişimizde kendi kendinizi motive edersiniz.
    Alıştırma 6 eleştiriden çözüme
    Bir süre içinizde ki eleştirmeni gözlemlediyseniz size sürekli fısıldadığı olumsuz eleştirileride biliyorsunuz. Boş bir safya alıp ortadan iki bölün sol tarafta eşeştirmenden duymaya alışık olduğunuz cümleleri yazın örneğin sen zaten ezelden beri beceriksizsin. Her eleştiri cümlesinin karşısına çeşitli görevleri başarıyla yapabildiğiniz ifade eden motive edici bir cümle yazın . Bu cümleleri özümseyene kadar hergün sesli olarak tekrar edin. Bu sayede konuşmaya başlar başlmaz eleştirmene itiraz edebilirsiniz.
    Olumlama kendini onaylama
    İçinizdeki sabotajcıya karşı etkili bir şekilde karşı çıkmak istiyorsanız son derece destekleyecek bir araçla tanışmalısınız. Olumlama olumlama kendini kendini onaylamaya yarayan mantra benzeri bir cümledir.
    Olumlamada gerçekleştirmek istediğiniz gerçekleştirebileceğiniz hedef ve arzularınızı dile getirirsiniz. Olumlama bir türlü kendi kendine telkin olsada kendini kandırmak değildir.
    Olumlama pozitif bir dil taşımalı
    Bilinçaltına kolay yerleşebilen kısa ve basit cümleler olmalı
    Şimdiki zamanda kurulmalı şimdi ve buradayı ele almalıdır.
    Ben özgüvenli ve konuşkan olmak için elimden gelenin en iyisini yapmaya çalışıyorum ve saygı duyulmayı hak ediyorum.
    Objektif olan ve olmayan eleştiriyle baş etmek
    Hepimizin zayıflıkları ve kusurları vardır.
    Ancak yetersizliklerimizi sessizce kendi içimizde çözmeye çalışmamız bunları başkaları tarafından dile getirilmesi aynı şey değildir. Keyfimizi kaçıracağı veya özgüvenimizi tehdit edeceğinden çogunlukla başkalarının eleştirilerinden uzak durmaya çalışırız.
    Kulağınıza küpe önce bir sorun:
    Hazırlıklı olmadığınız bir anda eleştiriye maruz kalırsanız hemen cevap vermeyin. Anında cevap verme arzunuzu bastırın öncelikle eleştirel ifadenin tam nasıl anlaşılması gerektiğini sorun. Muhatabınız sorunuzu cevaplarken siz o süreyi sakinleşmek ve ardından söyleyeceğinizi düğünmek için kullanabilirsiniz.
    Yapıcı eleştiri sanatına çok az insan vakıftır zira çoğu kişi kendini net ve objektif bir şekilde ifade etmeyi hiçbir zaman öğrenemez. Konuşmaya başından beri yapıcı yön vererek ideal koşullar yaratmanız sizin lehinizedir.
    Sohbete somut sorular sorarak dahil olunuz. Hangi özelliğim davranışım iyi hangisini düzeltebilirim nasıl düzeltebilirim özellikle nasıl sorusu konuşmanın şikayette tıkanıp kalmamasını olası çözümler bulmayı sağlar.
    Simdi cevap verme sırası muhattabınızdadır eleştimeninizin sözünü kesmeden dinleyin sadece açıklamalarınızdan anlamadığınız birşey olursa sorun ancak bu şekilde eleştiriyi doğru anlamanız mümkündür.
    Karşınızdaki açıklamaları bittikten sonra kendi kelimelerinizle anladıklarınızı tekrar edin ve görüşünüzü söyleyin.
    Hemen cevap verecek durumda hissetmiyorsanız kendinize net bir sonuca ulaşana kadar düşünmek için zaman tanıyın. Muhattabınza zaman ayırdığı ve geri bildirim yaptığı için teşekkür edin.
    Eleştiri haddini aşarsa
    Böyle durumda eleştiriyi yapan kişinin kişiliğini daha dikkatli incelemekte yarar var Davranışlarını örnek alıyor musun? Değerli buluyor musun ? Bulmuyorsan neden aynı fikirde olasın ki görmezden gelme özgürlüğüne sahip olabilirsiniz.
    Alaya nasıl karşılık vermeli;
    Mesnetsiz eleştiri sıkça alayla ifade edilir kendilerini daha az savunabildikleri için çekingen insanlar bu bağlamda tercih edilen kurbanlardır. Özellikle hedef tahtası haline gelen bu insanların utangaçlığı yer alıyorsa ^^ kıpkırmızı oldun yine , Tanrım bu gün yine çok sohbet canlısısın , açılın dostlar sahnelerin Yıldızı geliyor.
    Böyle durumda hazır cevap olmak en çok arzu edilen şey.
    Maruz kaldığınız alaya bak sen gibi bir cevap verip etkilenmeden işinizi sürdürmek başlangıç için iyi bir çözüm yolu olabilir.Böylelikle konuya çok anlam yüklemediğiniz mesajı verirsiniz ve karşınızda alaydan zevk alan kişinin önüne geçmiş olursunuz.
    Uygun olmayan tepkiler
    Başkalarının saldırıları veya kırıcı davranışlarıyla herkes kendi meşrebince baş eder. Sıkça aşagıda uygun olmayan tepkiler verir.
    Kırılan kişi küser köşesine çekilir.Saldırganı görmezden gelir veya onunla ilişkisini tamamıyla keser.
    Sessiz kendi yaralarını iyileştirmeya çalışır.
    Yada tersi saldırganından intikam almak için saldırıya geçer.
    Bu davranışlar maduru bir yere götürmez.
    Tam tersi kin kendine acıma duyguları yaşanan acıyı sürekli canlı tutar fikirleri zehirler ve sakinleşmeyi engeller.
    Bu çıkmazdan tek çıkar yol vardır. Oda bu bölümde sıkça bahsedeceğimiz kendini affetme yoludur.
    Öfke kızgınlık vb duygularla ne yapmalı?
    Alıştırma 8
    Bir kişi sizi kırdıysa öncelikle aranıza mesafe koyun. Sessiz ve rahatsız edilmeyeceğiniz bir yere geçin gözlerinizi kapatın ve birkaç defa derin nefes alın. Tüm dikkatinizi duygularınıza yogunlaştırın iç dünyanızı olabildiğince tarif eden bir kavram bulun ve diger kişinin sizde oluşan bu duyguyu nasıl yarattığını bulmaya çalışın. Ardından kızgınlığınızın nasıl sonlanabileceğiniz düşünün ve bunu bir dilek veya rica olarak ifade edin. Duygu yoğunluğu azalır azalmaz fikir ayrılığını görüşmek için sizi kıran kişinin karşısına geçebilirsiniz.
    Alıştırma 9 ayakta dik durun ve ayaklarınızı çapraz bir şekilde yere basın. Kollarınızı gögüs hizasında ileriye uzatın ve el ayalarınızı dışarıya çevirin. Kollarınızı da çaprazlayın ve ellerinizin iç kısımlarını kavuşturarak parmaklarınızı içi içe geçirin. Şimdi dirseklerinizi büketek ellerinizi kalbinize yaklaştırın birkaç dakika bu pozisyonda kalın. Kırıldığınız anı düşünün Düşünürken ortaya çıkan duygularınıza izin verin. Elleri ve ayakları çaprazlama genellikle sakinleştirici ve bazen de çözüm yolları bulmaya yardımcı bir alıştırmadır. Buna benzer çaprazlama hareketleri genel olarak vucudun sol ve sağ taraflarını dengelemek için faydalıdır. Bu aynı zamanda ruhsal ve duygusal hissiyatı rahatlatır.
    Alıştırma 10
    Rahat bir şekilde oturun ve uzanın ve gözlerinizi kapatın sol ve sağ elinizin baş parmağınızı ve orta parmağını alnınızın üst kısmında bulunan kemik çıkıntılarına koyun. Düzenli bir nabız hissedene kadar bu noktalara iki parmağınızla hafif baskı uygulayarak basın. Yaklaşık 30 saniye ile 5 dakika arasında bu şekilde kalın. Alnınızdaki bu noktalara hafifçe bastırırken zihninizdeki kırgınlık ve yaşadığınız olayı tekrar tüm tedaylarıyla gözden geçirin. Aklınızdan geçenleri sesli olarak ifade edebilirsiniz. Ardından aynı olayı başka türlü davransaydınız nasıl yönetebilirdiniz düşünerek farklı versiyonlarını zihninizde canlandırın. Bu alıştırma çözüm yolları bulmanıza ve duygusal gerginliği azatmanıza yardımcı olur.
    Kin ve intikam düşüncelerinden kurtulmak için
    Affetmek zayıflık değil güç göstergesidir.
    Afetmek ilgilinin sizi kıran davranışı onayladığınız anlamına gelmez. Ancak onun neden bu şekilde davrandığını anlamak için olayı onun bakış açısıylada değerlendirebildiğinizi gösterir.
    Birini kırdığınızı ve o kişi tarafından affedildiğinizi bir olayı hatırlayın. Bu affı sizin karşı tarafa sunduğunuz bir hediye olarak kabul edin.
    Affetmeyle ilgili tavrınızı şöyle bir olumlama ile güçlendirin KİNİMİ SERBEST BIRAIYORUM SERBEST BIRAKABİLDİĞİM İÇİN HUZUR DUYUYORUM.
    ALIŞTIRMA 11
    Size zamanında haksızlık yapan bir kişi düşünün . Olayın sizde yarattığı duyguları hatırlayın utanç öfke çaresizlik moral bozukluğu o zaman sizi bu kadar üzen neydi? Bu insanı o davranışa ne itmiştir diye düşünün. O şekilde davranmasına neden olan sebepleri ve kişisel koşullarını kısmen de olsa anlayabiliyor musunuz? Olaya sizinde bir katkınız olup olmadığını sorgulayın. Söz konusu kırıcı davranışının o kişiyle yaşadığınız tüm güzel tecrübeleri yok edecek nitelikte olup olmadığını tartın. Şimdi karar verin affetmeye hazır mısınız cevabınız Evet ise o kişiye sizi duygusal olarak etkileyen herşeyi anlattığınız bir mektup yazın. Mektubu yollamanız gerekmez.Kininizi serbest bırakmanın özgürleştirici etkisiyle yazdıklarınızı yırtıp atın.
    Hayır diyememek
    Başarılı bir şekilde hayır diyebilmek için küçümsenecek kadar önemli bir etkende zamandır. Başkaları ricada bulunduğunda bunu genellikle beklenmedik ve planlanmadık bir anda yaparlar. Genellikle supriz taleplerin olumlu cevaplandırılma ihtimalli daha fazladır.
    Bunun nedeni cevap verme refleksidir. Bu refleks çogunlukla insanların çoçukluklarında öğrendikleri bir davranış şeklidir. Ebeveynleri tarafından kibar olmaları yönünde eğitilmişlerdir. Buda soruların cevapsiz bırakılmamasını gerektirir. Bu davranış şeklini benimsemiş insanlar ön göremedikleri düşünmeye vakit bulamadıkları ricayı reddetmekte zorlanır. Çünkü düşünmeye vakit bulamadan ağızdan evet cevabı çıkmış olur.
    Bu nedenle cevap verme refleksinizi devre dışı bırakmaya çalışın. Bunu yapmanın yolu konuşmayı başka bir zamana ertelemektir. Şu an karar veremiyorum önce mümkün olup olmadığına bakayım sonrasında sana haber veririm. Böylece hangi kararı sakince bir şekilde düşünecek zamanınız olur.
    Konuşmayı o anda kesmenin nazik olmayacağı gibi bir endişeniz varsa şu soruyu sorun bunu neden özellikle benden istiyorsun? Muhattabınızın gerekçesini dinledikten sonra şöyle diyebilirsiniz seni anlıyorum ricanı düşüneceğim ve en geç ... gününe sana cevap vereceğim.
    Şiddetsiz iletim kurmak
    Şiddetsiz iletişimle sadece diğer insanların isteklerini etkin bir şekilde algılamaz aynı zamanda kendi ihtiyaçlarımızında farkına varır. Bu iletişim modeli özellikle çekingen insanlar için özalgı ve hakkını arama için mükemmel bir araçtır.
    Rosenberg tarafından gerçekleştirilen şiddetsiz iletişim yöntemi değer bilen bir birlikteliğin oluşmasını sağlayan üç becerinin birleşimine dayanır.
    Empatik dinleme karşısındakine tamamen odaklanmak söyledikleriyle birlikte duygularınında anlamaya çalışmak
    Öz empatik kendi duygu ve ihtiyaçlarıyla bağlantı kurabilmek için kendi içini dinlemek
    Kendini ifade ederken karşılıklı suçlamalardan vazgeçmek ve istekleri dengelemeyi hedeflemektir.
    Anlaşmazlıklarda şiddetsiz iletişimin ilkeleri 4 adımda uygulanır
    En başta anlaşmazlığa neden olan olay değer yüklenmeden ve tarafsız bir şekilde tarif edilir.
    Ardından konuşmacı olayın kendisinde yaratmış olduğu duyguyu tarif eder.
    Sonrasında bu duygunun ardında yatan ihtiyacını açıklar.
    Son olarak durumla ilgili isteğini dile getirir.
    Örnek konuşmamı 3. Defa bölüyorsun tarafsız tarif tahammülün tükendiğini hissediyorum duygu çünkü hikayemi sonuna kadar anlatmak istiyorum ihtiyaç lütfen biraz bekle ve konuşmamı bitirmeme izin ver istek.
    ALIŞTIRMA 14
    Şiddetsiz iletişimin dördüncü adımında yani istediğinizi ifade ederken başarılı olabilmek için bazı kriterleri yerine getirmelisiniz isteğiniz olumlu ifade edilmiş ve gerçekleştirilebilir olmalıdır Ayrıca isteğinizin gerçekleştirilip gerçekleştirilmediğinin tespit edilebilir olması gerekir.
    Örnek cümleleri yukardaki özelliklere uygun olacak şekilde yeniden yazın.
    Lütfen o kadar bağırma.

    Biraz daha çaba sarf edemez misin?

    Keşke bana karşı biraz daha nazik olsan !

    Keyfimi kaçırma !

    Beni anlasana !

    Özgüven
    ALIŞTIRMA 16
    Kendinizi rahat hissettiğiniz bir yer seçin kıyafetlerinizi gevşetin ve rahatça oturun uzanın Gözlerinizi kapatın ve sakin bir şekilde nefes alıp verin yüzünüzde birisine sevgiyle bakarcasına hafif bir gülümseme olsun
    Bu bakışı şimdide kendinize vucudunuza yöneltin kendinizi incelerken dikkatinizi önce ayaklarınıza verin oradan da yavaşçA tüm vucudunuzda gezdirin vucudunuzun her bir kısmına sevgi dolu gülüşünüzü hediye edin ta ki ruhunuz kendinizi kabul etme eylemine doyana kadar bu hissin tadını çıkarın ve günlük yaşamınıza aktarın.
    Farkındalık nasıl kazanılır
    Farkındalık geçmişe veya geleceğe odaklanmak yerine ilginin tamamıyla şimdiki zamanda kalması demektir. Esas olan değer biçmeden veya değiştirmeden şimdiyi dikkatlice algılamaktır.

    Alıştırma 17 sağlam kök salma
    Ayaklarınızın altını hissedebilmek için yalın ayak veya çorapla dik bir şekilde ayakta durun. Ayaklarınız omuz genişliğinde açık dizleriniz hafif bükük ve beliniz dik olsun. Gözlerinizi kapatın ve bir süre nefes alışverişinizi gözlemleyin.
    Aktif bir değişiklik yapmadan nefesinizin akışına izin verin.
    Şimdi vucudunuzun tamamına dikkat edin. Nasıl hissediyorsunuz gevşek veya gergin rahat veya rahatsız herşeyi olduğu gibi bırakın. Dikkatinizin dağıldığı ana geri dönün
    Sonra ayak tabanlarınızdan aşağı doğru köklerinizin uzadığını sağlamca yere kök saldığınızı hayal edin. Vucudunuzun tamamını bir ağaç olarak hayal edin bacaklar ve kalçanız gövdeniz olsun üst gövde ve kollarınız tepesini oluştursun.
    Ağacın kökleri yani vucudunuzun kalın gövdesi sayesinde ne kadar güçlü olduğunuzu hayal edin. Aynı zamanda dalları fırtınadan kırılmayacak kadar esnek. Bir süre bu pozisyonunuzu koruyun. Ardından esneyip gerinin ve gözlerinizi açın.
    Bu alıştırmayı düzenli olarak haftada 3 defa tekrarlayın. Başlangıçta 10 15 dakika sonra ki zamanlarda 1 dakika ile sınırlı tutabilirsiniz. Düzenli çalışırsanız ilk etkilerini bir kaç hafta içinde hissedebilirsiniz. Bu alıştırma ile kendinize odaklanmayı öğrenirsiniz. Bunun sonucundada başka insanlarla yaşadığınız zor durumlarla daha iyi başa çıkarsınız.
    Baskı yerine esneklik
    Kendi ihtiyaçlarına önem vermek
    9 insani temel ihtiyaç
    Yaşam güvencesi
    Güvenlik koruma
    Sevgi ilgi
    İletişim anlayış
    İştirak
    Boş zamn oyun
    Yaratıcılık
    Kimlik
    Özgürlük
    Kendinize gösterdiğiniz özen doğal olarak başkalarınıda ilgi göztermenizi ve empati yeteneğinizin artmasını sağlar.
    Bunun için aşağıdaki alıştırmayı düzenli olarak yapın.
    Alıştırma 19
    Son zamanlarda yaşadığınız sevimsiz bir olayı hatırlayın
    Ve aşağıda ki dört adımda gözdrn geçirin
    Durumu tarafsız kelimelerle anlat
    O durumu yaşadığın hisleri ifade eden kelimeleri bul.
    O hisslerle ilgili olarak hangi ihtiyacınızın tatmin edilmediğini düşünün.
    Bu ihtiyaçlarımızın olabildiğince tatmin edilmesi için ne yapacağınızı bulmaya çalışın.
    Güçlü yönleri fark etmek
    1990 lı yılların başında depresyon araştırmacısı martin seligman ilk defa insanların zayıflıkları ve psikolojik hastalıkları yerine güçlü yönlerine odaklanan bir bilim dalı olan pozitif psikolojiyi yarattı.
    24 güçlü karakter özelliği
    İnsanların kendilerini iyi hissetmesini ve mutlu tatminlar bir hayat sürmesini sağlayan nedir? Martin seligman bu soruya şöyle cevap bulur insanın güçlü karakter özellikleri
    Psikolog 6 erdem olarak katagorize ettiği 24 güçlü karakter özelliği tespit eder.
    -bilgelik bilgi : merak,öğrenme iştahı, muhakeme gücü, fikir zenginliği, sosyal zeka , bakış açısı
    - cesaret: yiğitlik, dayanıklılık, dürüstlük .
    - İnsanlık ve sevgi : nezaket, sevgi
    - Adalet : toplum bilinci , adalet , liderlik
    - Yatışma: kendine hakim olma kabiliyeti, serinkanlılık, mahremiyet ihtiyat, tevazu alçakgönüllük ,
    - Aşkınlık : güzelliğe değer verme , minnettarlık umutlu, iyimser ileriye odaklı olmak, maneviyat, affedici merhametli olmak, oyuncu esprili olmak , çoşku tutku heves .
    Seligman bir test aracılığıyla sahip olduğumuz güçlü karakter özelliklerini tespit etmeyi ve bunları günlük hayatımıza olabildiğince kullanmayı tavsiye eder.
    Test age s343 vd yer alır
    Seligmana göre bu sayede aşırı gecici bir mutluluk yerine kalıcı ve özgün bir mutluluk elde edilir.
    Cesaret güçlü bir özellikten fazlası
    Cesaret özellikle çekingenlikle bağlantılı olarak önem arz eden bir konudur. Cesurum çünkü korkularımı aşıyorum
    Alıştırma 20
    Sizi korkutan bir niyetle ilgili karasızsanız niyetinizin sizin için önemini sorgulayın. Not alın..
    yaparsam, özgüvenim,kişisel gelişimim, ilişkilerim mesleğim, konumum için şu avantajları elde ederim.
    Yapmazsam özgüvenim kişisel gelişimim ilişkilerim mesleki konumum için şu avantajları elde ederim.
    Alıştırma 21
    Kendinize biraz zaman tanıyın ve kendinizle ilgili farkedebildiniz tüm güçlü yönleri bir deftere kayıt edin bunu yaparken iş hayatına özel ilgi alanlarınıza hobilerinize kadar tüm yaşam alanlarınızı gözden geçirin. En çok hangi karakter özelliklerinizi seviyorsunuz?
    Çekingenliğinizle ilgili de fark ettiğiniz bazı olumlu yanlarınız var mı?
    Güçlü yönleriniz hangileri özellikle aile yaşantınızda ön plana çıkıyor?
    Hangileri arkadaş ve iş arkadaşlarınızla ilişkililerinizde ön plana çıkıyor?
    Hayatınızla ilgili özellikle gurur duyduğunuz başarılarınız nelerdir?
    Hangi konulara özellikle heveslisiniz?
    Hangi konularda engin bilgi birikiminiz var?
    Meslek hayatınızda hangi yeteneklerinizi takdir alıyorsunuz?
    Hobilerinizde hangi güçlü yönlerinizi kullanıyorsunuz?
    Bu sorulara ilaveten arkadaşlarınıza da sizi takdir ettikleri özellikleri sorabilirsiniz.
    Güçlü yönlerinle hedeflerine ulaşmak
    Alıştırma 22
    Hedeflerinizi tespit etmek için anlamsız bir kısır döngüye yol açan olumsuz sorularla zaman kaybetmemelisiniz. Örneğin neden herkesin durumu benden iyi gibi kendinize sadece cevabı yeni bir hedef için fikir verebilecek sorular sorun?
    En çok kiminle birlikte çalışmak isterdim?
    Benim için idael iş yeri nasıl olmalı?
    Çoçukluğumdan ve gençliğimden kalan hangi hayal ve planlarımı gerçekleştirmeyi çok isterdim. ?
    Dileğim gerçek olacak olsa hayalimde ki meslek nedir?

    Hep bunu yapmak istemiştim:
    Yapmayı çok isterdim diye düşünen ve hemen ardından arzularınızı susturan insanlardan mısınız? Öyleise bunun neden böyle olduğunu düşündünüz mü belki isteklerinizi uygunsuz buluyorsunuzdur yada anlayış görmeyeceğini düşündüğünüzden endişe ettiğiniz için isteklerinizi dile getirmekten çekiniyorsunuzdur?
    İstemenin özgüvenle fazlasıyla ilgisi vardır. Özgüvenli kişiler beklentilerinin farkında olan insanlardır. Arzularını açıkça tereddüt etmeden ifade ederler ve genellikle istedikleri gerçekleşir. Buna karşın istediklerini fazla korkak ve çekingenlikle dile getiren veya insanların beklentilerini bir şekilde tatmin etmesini bekleyen kişiler hayal kırıkşığına uğrar.
    İstemenin öz farkındalık yanİ kendi ihtiyaçlarının farkında olmakla da ilgilisi vardır. Özellikle kadınlar bu konuda zorlanır.
    Bu güne kadar istekkeriniz konusunda başkalarına yük olma
    Endişesiyle fazla çekingen davrandıysanız bu bakış açınızı değiştirmenizde fayda var. Bir istekte bulunmak dünyanın en normal şeyidir.
    İSTEKLERİMİN GERÇEKLEŞMESİNİ HAK EDİYORUM.
    İsteklerinizin gelecekte daha iyi anlaşılması ve gerçekleşmesini şöyle sağlayabilirsiniz.
    İsteğinizi nazik ve sevecen bir ses tonuyla ifade edin.
    İsteğinizin sebebini kısa ve açık bir şekilde ifade edin.
    Muhattabınızdan ricada bulunurken ret niteliğinde bir cevabı sorunuzun başına dahil etmeyin örneğin: Büyük ihtimalle hayır diyeceksin ama gibi
    Israr etmek ve sızlanmaktan vazgeçin. Bununla sadece isteksizlik yaratırsınız. Onun yerine açık ve dolanmadan gönlünüzde yatanı ifade edin.
    TEŞEKKÜR ETMEK VE ŞÜKRETMEK
    Teşekkür ederken bir kuralı yerine getiririz ancak üzerinde fazla düşünmeyiz bu tarz bir teşekkür boş laftan başka birleyen değildir. Oysa bugün bize olağan gelen birşey artık ona sahip olmadığımızda bir anda yirilmiş olabilir.
    Şükran duymak hayatımızı zenginleştiren bir tutumdur. Şükran duyan kişiler olumlu olaylarla daha fazla mutlu olabilir ve asabiyet ve kıskançlık gibi duyguları daha az yaşar.
    ALIŞTIRMA 24 :
    Teşekkürünüzü kıymet bilerek ifade etmeyi deneyin bunu neden şükran duyduğunuzıda açıklayarak yapabilirsiniz.
    Bir meslek taşınız sizin yerinize işinizi üstlendiyse bu işi üstlendiğin için teşekkür ederim sen olmasaydın zamanında izin alamazdım.
    Bir arkadaşınız sizinle görüşmek için zaman ayırdığında beni dinlediğin için teşekkür ederim şimdi kendimi daha iyi hissediyorum.
    Örneğin tutku duygunuz bir konuyla ilgili bir araştırma veya sunum hazırlayabilir arkadaşlarınıza sunabilirsiniz. Böylelikle daha korunaklı bir alanda hitabet sanatınızı geliştirebilir ve zamanla özgüven kazanabilirsiniz. Aynı zamanda dinleyicilerin samimi takdirini toplayabilirsiniz.
    KENDİMŞ ORTAYA KOYUYORUM VE SÖYLEYECEKLERİM VAR
    insanlarla iletişimin kurduğumuz her ortamda sadece sözlerimizle değil tüm vucudumuzla iletişim kurarız. Tek bir söz söylemezsekte karşımızda kiler duruşumuzu hareketlerimiz ve miniklerimizden ne durumda olduğumuzu anlar olumlu özgüvenli korkak çekingen...
    VUCUT DİLİNİ KULLANMAK
    Vucut dili genellikle bilinçli işleyen birşey değildir. Kolaylıkla kontrol edilmediğinden tek başta anlaşılacak şekilde iç dünyamızı yansıtır. Güvensiz hissettiğimizi ellerimizi ovuştururarak kıyafetlerimizi çekiştirerek ayakta dururken sallanarak veya ayaklarımızı üst üste atarak gösteririz.
    Postüre dikkat lütfen
    Ancak iç dünyamızın duruşumuzu etkilemesi gibi vucut dilimizde düşüncelerimizi ve bakışlarımızı etkiler . Omuzlarımızı ve başımızı öne düşürdüğümüzde kendimizi küçük ve korkak hissederiz.
    Buna karşın dik ve bakışımız yukarda durduğumuzda kendimizi daha büyük ve güçlü hisseder ve öyle görünürüz. Dolayısıyla vucut dili daha güçlü bir özgüven duygusu için önemli bir anahtardır. Aşağıdaki alıştırmayı ayna karşısında deneyin.
    ALIŞTIRMA 25 oturma postürü
    Aynanın önüne bir sandalye yerleştirin ve ucuna gelecek şekilde oturun. Omuzlarınızı öne düşürün ve başınızı içeriye çekin.Bacaklarınızı üst üste atın ve sıkıca birbirine kenetleyin. Bu duruşta kendinizi nasıl hissettiğinize dikkat edin ve kendinizi aynada inceleyin
    Şimdi sandalyeye tam oturun arkanıza dik bir şekilde yaslanın ve başınızı ve üst gövdenizi dik tutun. Üst üste atmış olduğunuz bacaklarınızı gevşetin şimdi kendinizi nasıl hissediyorsunuz? Aynada ki yansımanız nasıl görünüyor.?
    ALIŞTIRMA 26 ayakta duruş
    Aynanın karşına geçin başınızı omuzlarınızı düşürün . Üst gövdeniz eğik olsun vucudunuzun ağırlık merkezini sağ veya sol bacağınıza aktarın . Duruşunuzun ne kadar dengesiz hale geldiğini hissedebiliyor musunuz. Bunu aynadaki yansımanızdanda fark edebiliyor musunuz?
    Şimdi başınızı ve omuzlarınızı kaldırın. Üst gövdenizi dik tutun. Ağırlığımzı iki bacağınıza eşit dağıtın. Şimdi uçurumdaki kaya gibi sağlam ve dik duruyorsunuz. Bu sizi nasıl hissettiriyor? Aynada nasıl görünüyorsunuz?
    Etkileyici vucut postüre için ilk adım farkındalıktır. Olmak istediğiniz gibi durmayı öğrenin.
    Çalışmanızı uygun bit olumlamayla destekleyin.
    DİK DURUYORUM VE KENDİME GÜVENEREK İLERİYE BAKIYORUM.
    Kulağınıza küpe
    İster tek başınıza ister çift olarak her dansın temel kuralı dik bir postürdür. Örneğin bilindik bir bale kuralı görünmeyen bir ipin başının arka tarafını yukarıya çektiğini düşün der. Bu duruşu çalışırken bu görüntüyü gözünüzde canlandırabilirsiniz. Size başınızı doğru pozisyonda tutmanızı sağlatır.Genel anlamdada dansın çok faydası vardır hareket kabiliyeti kondisyonu dengeyi desteklerken vucut farkındalığınızı ve özgüvenizi artırır.
    ALIŞTIRMA 27
    Ayna karşısında dik durun ve yansımanıza bir sunum yapın. Ellerinizi vucudunuzun önünde açın ve sözlerinizi doğal el hareketleriyle destekleyin. Eller bu esnada çogunlukla bel hizasindadır.
    Özgüvenli göz teması
    ALIŞTIRMA 28
    Muhattabınıza ilginizi gösterdiğiniz göz temasıda her iletişim sürecinde önemlidir. Gözleri kaçırmak güvensizliği yansıtan önemli bir göstergedir.
    Yaklaşık 50 cm mesafe ile bir aynanın önünde durun aynadaki yansımanızda bir gözünüze odaklanın hangi gözünüz olduğu önemli değil. Önemli olan gözleri sabit bir noktaya odaklamanız.karşınızdaki yansımayla göz temasınızı en az 1 dk süreyle sürdürmeye çalışın. Ardından yansımanızdaki diğer göze odaklanmaya başlayabilirsiniz. Bu alıştırmayı yenisine geçmeden evvel bi kaç hafta boyunca hergün tekrarlayın.
    ALIŞTIRMA 29
    Bir vesikalık fotoğraf ile göz temesı kurmak tıpkı aynada yaptıgımız çalışmayı yapın önce bir göz sonra diğer göz son olarak bakışınızı en az 1 dakika resimde ki kişinin burun köküne odaklayın.bu alıştımayı her iki hafta boyunca her gün tekrarlayın.
    ALIŞTIRMA 30
    Artık gerçek bir kişiyle yapacağınız üçüncü ve en zor göz teması alıştırması için hazırsınız. Bunun için güvendiğiniz ve geri bildirimine önem verdiğiniz bir kişi seçmeye özen gösterin. Karşınızdaki kişinin burun köküne odaklanarak göz temesı kurmaya başlayın. Bu esnada ağzımızda değil sadece gözlerinizle gülümsediğini düşünün. Eğer bunu başarırsanız bakışınız daha yumuşak ve sempatik olur. Yaklaşık 1 dakika sonra göz temasını kesin geri bildirim isteyin. Bu alıştırmayı göz temesınızı muhattabınızla sohbet ederek de sürdürebilirsiniz.
    Ses tonu
    Ses tonunuzunda başkalarında yarattığınız etkide önemli bir payı vardır.
    Aşagıdaki alıştırmalar sesinizin sizi önemli anlarda sizi ortada bırakmamasını sağlayabilirsiniz.
    ALIŞTIRMA 31:
    Rahat bir yere oturun veya uzanın rahat nefes alacak verecek şekilde kıyafetlerinizi düzenleyin. Dudaklarınızı fazla sıkmadan ağzını kapan ve birkaç defa derin nefes alıp verin. Sonra nefes alışınızdaki süreye dikkat edin nefes alma süreniz yaklaşık 4 saniye olmalıdır.ardından sesli bir şekilde mmmmmm sesini çıkartırken havanın burnumuzdan çıkmasına izin verin. Nefesinizin yettiği kadar ses çıkarmaya devam edin. Nefes verme süreci alma süresinin yaklaşık iki katı kadar olmalı alıştırmayı bir kaç defa tekrarlayın.
    Uzun süre çalışıldığında bu alıştırma acil durumlarda değil genel anlamdada sesinize derinlik rezonans sıcaklık katarak ses tonunuzu daha çekici hale getirir.
    YENİ TEMASLARA AÇIK OLMAK
    Şİmdiye kadar daha çok özelliklerini az veya çok bildiğiniz aile arkadaş ve iş çevrenizden kişilerle daha verimli nasıl iletişim kurabileceğiniz üzerinde durduk.
    Ancak hergün yabancı insanlarla karşılaşıyorsunuz bir organizasyon bir seminere veya kutlamaya katılmak farklı birşeydir. Bu tarz durumlarda etrafınızda hiç tanımadığınız çok sayıda insan olabilir. Böyle durumda olmak herkes için kolay olmasada çekingen insanlar için daha zordur.
    Yabancı bir insanla karşılaştığınızda ve iletişime geçtiğinizde yada geçmek zorunda olduğunuzda nasıl hissediyorsunuz?Uygun bir giriş yapmayı başarabiliyor musunuz?
    Cevabınız hayır ise ayaküstü sohbet etmeye ilişkin bazı kuralları öğrenmenizde fayda var . Belkide hoşbeş etmeyi fazla yüzeysel bulduğunuz ve hoşlanmadığınız için red ediyorsunuzdur. Ancak şunun bilincine varmalısınız ayaküstü sohbetler yeni insanlarla temas kurmak için önemli bir araçtır.
    Giriş başarıyla yapılmış temas kurulmuşsa iletişim uzun vadede zaten derinlik kazanacaktır.
    Ayaküstü sohbetlerde ilk sözü açmak tanımadığınız biriyle ayaküstü sohbet edebilmek için karşılaşmanın konusuyla ilgili açık uçlu soru sormaktır . Sadece evet veya hayırla cevaplandırılamayan bir soruyla başlayın.
    İşte birkaç örnek
    Bir partide siz ev sahibiyle nereden tanışıyorsunuz
    Tiyatroda oyunu nasıl buldunuz
    Okul toplantısında sizin çoçuğunuz hangi sınıfa gidiyor
    Bir eğitimde en çok ilginizi çeken kısım veya seniner hangisi?
    Giriş sorunuzda karşınızdaki sahışla ilgilendiğinizi işareti eder ve kendinden bahsetmesi için ona imkan tanımış olur.
    Dinlerken ve sorular sorarken muhattabınızla ortak noktalar bulmaya odaklanırsınız konuşma doğal birşekilde sürecektir.
    ALIŞTIRMA 33
    - [ ] Günlük hayatınızda yabancılarla iletişim kurmaya çalışın. Bu markette kasa kuyruğunda alışveriş merkezinde olabilir. Açık uçlu sorular ile başlayın karşınızda ki kişinin bu soruya nasıl tepki vereceğini bekleyin. Yukardaki alıştırmadaki prosedürüleri uygulamaya çalışın. Ayaküstü sohbetler yapmak için karşınıza çıkan fırsatları ne kadar çok kullanırsanız bu konuda o kadar çok başarılı olursunuz.
    - [ ] İçinizdeki mizahı ortaya çıkarın eskiler güne gülümseyerek başlayan güne galip başlar der. Güçlü bir mizah duygusu şanssızlıkların trajik özellikleri ni yok eder içten gülümsemenin insanı ne denki canlandırdığını rahatlattığını fark etmişsinizdir. Bu nedenle aksaklıklar ve sorunla karşılaştığımızda espiriyüel bir şekilde ele almasını bilirsek çok daha kolay aşılabilmesi bir mucize değildir.
    - [ ] Bunun en iyi yanı mizah duygusu ve neşe bir ölçüye kadar çalışılarak edinilebilen özelliklerdir. Aşağıda ki alıştırmaları bir deneyin
    - [ ] ALIŞTIRMA 37 eğlenceli notlar koleksiyonu
    - [ ] Hergün başınıza gelen eğlenceli olaylara dikkat etmeye çalışın. Her olayı bir not kagıdına yazın.
    - [ ] ALIŞTIRMA 38 kızgınlıktan neşeye
    - [ ] Örneğin önünüzdeki sürücü son park yerini kapması gibi gerçekleştirilen sinirlendiğiniz bir durumu hayal edin. KıZyınlığınızı olabildiğince mimiklerle ifade edin. Birkaç saniye boyunca kızgınlık duygusunu hissetmeye çalışın.
    Şimdi kaşlarınızı olabildiğince yukarı çekin. Duygunuzun nasıl değiştiğine dikkati edin. Kaşlarınız yukardaykrn kızgın olamadığınız için yüzünüz aydınlanır ve keyfiniz yerine gelmeye başlar.
  • 261 syf.
    ·6/10
    Atam bombasıyla vurulması sonucu bir adaya düşen çocukların öyküsü... Sarışın çocuğun ismi  Ralph, on ikisini yeni bitirmiş, adaya düşen uçaktan sağ çıkmayı başarmış. Neye uğradığını şaşırmışken, Domuzcuk lakaplı kilolu gözlüklü hantal bir çocukla karşılaşır. Ralph, düşen uçağa aldırmaksızın deniz kuvvetleri de binbaşı olan babasının gelip kendilerini kurtaracağından emindir, domuzcukun ise bir babası bile yoktur. Kader.... Bir şeytan minaresi buluyorlar ve önceki gözlemlerine dayanarak ses çıkartmak suretiyle adada başka kimse var mı diye bir işaret vermek istiyorlar. Başardıklarında, ormandan bir çocuğun kendilerine doğru yöneldiğini fark ediyorlar. 6 yaşlarında Johnny isimli bir çocuk çıkıp geliyor. Ayrıca arkasından yine onun yaşlarında da üç çocuk daha daha çıkıp geliyor. Bunlardan ikisi ikizdi, isimleri Sam ve Eric.. Daha sonra pelerinli çocuk korosu geldi. Jack Merridew, koronun başındaki çocuk. Diğer koro üyeleri Maurice, Roger, Bill, Robert, Harold, Henry, yorgunluktan  bayılan koro üyesinin adı ise Simon'du. Tanışıp kaynaştıktan sonra aralarından bir lider seçmeye karar verdiler, herkes söz alıp konuşmaya başladı, şeytan minaresi kimde ise söz hakkı onundur kararı alındı. Jack kendisini öne sürerken oylama da Ralph lider seçildi. Hemen yanına Jack ve simonu seçerek burası bir adamı yoksa karaya bağlantısı var mı diye keşfe çıktılar. Dağın tepesine vardıklarında uçağın nereye düştüğünü ve bu bulundukları bölgenin bir ada olduğunu görüp geri dönüş yoluna girdiler. Bir ara domuz bile avlamaya kalkışsalar da bıçağı saplamaya çekinip korktular. Yeni bir toplantı yapıp belli başlı kararlar aldılar, burada hayatı idame ettirecek her şeyin olduğunu ve mutlaka kendilerinin büyükler tarafından bulunacağını söylediler. Ve geçen gemilerin kendilerini görmesi için tepede çalıları toplayıp ateş yakmayı kararlaştırdılar. Odun toplayıp odundan bir dağ yapınca onu nasıl yakacaklarını bilemediler. En son domuzcukun gözlüğünü mercek gibi kullanıp yakmayı başardılar. Belli kurallar ve görev bölümü yapıldı, ateşten sorumlular, deniz gözetleyiciler gibi iş bölümü yapıldı. Yakılan ateş büyüyüp de etrafa yayılınca etrafı korku panik sardı. Yüzünde leke olan ufak çocuğun kaybolduğunu ortalıkta olmadığının farkına vardılar. Daha sonra yangından istifade edip domuz avlamaya çalışan Jack beceremedi. Sonra Ralp ile tartışmaya tutuştular, Jack bize et lazım derken, Ralph barınağın ihtiyaç olduğunu savunuyordu. Tartışmaktan yorulup Ralph ve Jack uçağın düştüğü yeri gözlemlemeye giderken, Simon da fırsattan istifade tek başına ormanı gezmeye koyulur, çünkü çocuklar içinde canavarlara inanmayan tek çocuk odur. Ralph buradan kurtulmanın tek yolunun ateşi söndürmemek olduğunu, duman yapmazlarsa işaret veremedikleri için geçip giden gemilere kendilerini gösteremeyeceklerinden dolayı buradan kurtulamayacaklarını savunur. Jack'ın ateşten sorumlu olanları da alıp domuz avına gitmesi ve bu esnada ateşin sönerek adanın önünden bir gemi geçmesi sonucu herkes çılgına döner, çünkü gemiye işaret verecek bir dumanları yoktur. Kurallar yıkılmaya, bir hayvan gibi hazlarının kurbanı olmaya başlamıştı çocuklar. Jack avdan bir domuz cesediyle döner, durumu anlayınca mahçup olup özür diler. İş işten geçmiştir artık, ateşi tekrar yakıp domuzu pişirip yemeye koyulurlar. Bir toplantı yapıp tekrardan  belli başlı kararlar alırlar, taşlık alana tuvalet yapılacak, ateş sadece tepede yakılacak filan... Ayrıca Çocuklar hayalet gördüklerini bunla ilgili korkularını da açığa vururlar. Jack ralpha rest çekip onu kale almadığını da resmen ilan eder. Bu gruplaşmanın, lidere sadakatsizliğin ilk kıvılcımları olur. Adaya paraşütle bir adam cesedi düşüp tepelerde bir yerde kalır. Çocuklar bu paraşütlü adamı canavar sanır, korkularını saklayamazlar. Çocuklar canavarlar ilgili korkularını ortaya koyunca, canavarı avlamaya karar kılıp domuz geçidine doğru yola çıkarlar. Ralph yollarına çıkan bir domuzu burnundan mızraklayıp kaçırdı, bu ona bir sevinç ve bir gurur yaşattı. Başka canlılara zarar verebildiğini, o cesareti kendinde bulabildiğim görünce içten içe sevindi. İçindeki canavar adeta uyanmıştı. Bu bölgede canavar olmadığına kanaat getirdiklerinde adanın ortasından geçip kale dedikleri tepe noktaya bakmaya karar verdiler üç kişi yola koyuldular.. Tepeye doğru  ilerleyip devam ederken bayırda oturmuş şekilde uyur gibi duran bir maymuna benzeyen bir yaratık görüp etrafa kaçıştılar. Bu canavar diye kaçıştıkları adaya paraşütle düşen cesetti. Oradan ayrılarak, tüm çocuklar toplanıp toplantı yaparlar. Jack restini çekip artık Ralph'i kimsenin başkan olarak görmek istemediğini söyler. Kim Ralph'i başkan istiyor diye sorar, kimse el kaldırmaz, kim istemiyor diye sorar yine kimse el kaldırmaz, sinirlenip Ralph'i korkaklıkla suçlar ve sizin grubunuzda kalmayacağım deyip ormana doğru yol alarak oradan ayrılır. Billy ve Roger de onun arkasından gidip grubu terk ederler. Savaş çanları artık çalmaya başlamıştı, çocuktular fakat doğada birer hayvan gibi vahşileşiyordular. Domuzcuk kendisini sürekli azarlayan Jack'ın buradan ayrılmasına çok sevinir, tekrar ateş yakmaları gerektiğini söyler ve yakarlar da. Bazıları tepeye çıkıp canavarla yüzleşmeyi söylese de bu fikir kabul görmez. Jack sahilde kendisine eşlik eden iki çocuğu da alıp toplantı yaptı başkanın kendisi olduğunu, ava gideceklerini, her avdan bir parçada canavara bırakmaları gerektiğini, belki bu şekilde canavarın kendilerine saldırmayacağını bildirdi. Ava çıkıp yoğun uğraş sonunda bir dişi domuz avladılar, kafasını canavara sunmaya ve pişirmek için de Ralph'in grubundan ateş çalmaya karar verdiler. Jack ve avcıları vücutları boyanmış ve çıplak bir şekilde Ralph'in olduğu mekanı basıp ateş çaldılar, Jack diğer çocukları da vahşiler arasına, kendi kabilesine katılmaya davet edip buradan ayrıldı. Simon, renkten renge giren kendi kendine şişen ve kocaman ağzı olan Sineklerin Tanrısını görüp de onunla sohbet edince şoka girdi. Canavarlara inanmayan tek çocuktu Simon. Esas canavar insanın içindeydi... Ralph ve kabilesi hazlarına yenik düşüp, Jack'ın domuz şölenine gittiler, Jack onlara et sundu herkes yiyip doyunca çocukları kabilesine katılmaya davet etti. O sıra da Simon'un ölüsü de sahilde göründü, denizin koynuna karışıp kayboldu. Ralph, Domuzcuk, büyüklerden Eric ile Sam, iki de ufak çocuk kalmıştı. Jack avcılarla bir gece yarısı barakaları bastı, kavga çıktı, Domuzcuk'un gözlüğünü de ateş yakmak için çaldılar, Domuzcuk artık kördü. Ateşleri çalınmıştı ve mevcut ateşleri de artık sönmüştü. Bazılarında hafif yaralar vardı. Karar kılıp Jack'ın karşısına dikilip gözlüğü almaya karar verdiler. Jack'ın barındığı mağara önüne geldiklerinde yüzleşme, tartışma ve kavga başladı. Jackın vahşilerinden biri büyük bir kaya yuvarlayıp Domuzcuk'a vurdu, başı yarıldı ve şeytan minaresiyle beraber denize karışık ölüp yok oldu. Artık Ralph'in deniz minaresi de şefliği de kalmamıştı. Jack'la dövüşü de mızrakla yaralanan Ralp, Eric ile Sam'ı bırakıp ormana kaçmak zorunda kaldı. Yalnız başına kalınca yarasıyla ve gerçeklerle yüzleşti. “Hayır. Onlar bu kadar kötü olamaz. Bir
    kazaydı bu.” dese de bu söylediğine kendisi bile inanamadı. Jack Landon'un Beyaz Diş romanındaki hayvanın evcilleştirilip insanlaştırılmasıyla, insanın vahşileştirilip hayvanlaştırılması gibiydi adeta bu olay. Onlar birer vahşiydi artık, Afrika savanlarında ki aslanla ceylan gibi doğal seçilimin köleleriydiler. Çocuk değildiler, bedenleri ufak olabilir fakat öfke ve nefretleri büyüktü. Onlar birer canavardı adeta. Esir düşen Eric ve Sam da artık bu vahşilerin birer üyesi olmak zorunda kalmıştılar. Ralph vahşileri yakın bir tepeden izlerken Eric ile Sam'ın nöbet için tepeye geldiğini görünce onlarla konuştu. Ralphi öldürmek için yarın tüm adayı dolanacaklarını onu bir domuz gibi avlayacaklarını söylediler. Ralp kabileye yakın otluk ve çalılık alana saklanacağını ne kadar yakın olursa bulunmasının zor olacağını düşündü. Gün ağarıp da kendisini avlamak için arayan vahşilerin dolandığını görünce bir domuz olsam bu avcılar karşısında napardım diye düşünüp, bir hayvan gibi fikirler geliştirmeye çalıştı. İşler ters gidip de ateşin ormana yayılıp orman da yanmaya başlayınca bir vahşiyle karşılaştı, savaş taraftarı olmasa da Ralph, adeta yaşamak için öldür prensibiyle onu öldürdü, artık kendisinin de bir vahşi hayvan olduğunun farkında değildi. Öldürdüğü vahşinin arkasından da diğer vahşilerin geldiğini görünce, artık ölmenin kaçınılmaz son olduğunu kabullendi. Kaçarken düşüp yuvarlandı, başını kaldırdığında karşısında deniz kenarında bir filika ve bir deniz subayı görünce şaşırdı... Subay onları oyun oynuyor bu şekilde adadan kurtarılana kadar vakit geçiriyorlar sandı. Büyük kimse olup olmadığını, bir lider var mı diye sordu. Ralph liderin kendisi olduğunu, adada büyük kimsenin olmadığını beyan etti. Fakat deniz subayı adada ölenlerin olduğunu ve kaç kişi olduklarını bilmediklerini görünce tuhaf bir hale büründü.. Ralph uzun uzun titreye titreye ölen dostlarına ağladı, diğer çocuklarda ona eşlik ettiler... Deniz subayı sırtını çocuklara, yüzünü denize doğru dönerek adeta ağlayarak içlerini boşaltmalarına müsade etti...
  • 152 syf.
    ·1 günde·Puan vermedi
    Doris Lessing 'in hayatına giren kedileri, onların farklı farklı karakterlerini ve onlarla olan ilişkilerini anlattığı kitabı. anlatmaya güney afrika'da bir çocukken tanıştığı yaban kedileriyle başlayan yazarın hayatında her zaman bir kedi olmuş. kitap da benzetmelerden ve süslemelerden arınmış bir biçimde o hikayeleri sıralıyor. ....
    Kedilerin günlük sıradan hayatını paylaşırken kitapta kedi katliamlarına dair hikayeler de var...
    Okurken insanın canı bir hayli sıkılıyor...
    Ecelinden ölen bir kedinin aylarca yasını tutan bana göre değildi açıkçası bu kitap ,kaldıramadım.

    İlk sahip olduğum kediyle ilgili yazdıklarımı sizinle paylaşmak istedim...

    “Veda...”


    Her şey bir akşam geç saatte eve gelip kapıyı açtığınızda başlar.

    Daha doğrusu kapıyı açmadan.

    O akşam belki de ilk defa o tanıdık miyavlamayı işitmezsiniz. Anahtarı çevirirken, içerdeki sessizlik içinize hüzünlü bir tenhalığı bırakıp geçer.

    Sanki bir çizik atar. İçinize bir kuşku, ne bileyim anlamını çok sonraları çıkaracağınız bir korku bırakır.

    Yanılmamışsınızdır. Kapıyı açtığınızda, o siyah beyaz tüyleri, tüylerin içinden bakan o tanıdık cıvıltılı gözleri göremezsiniz.

    Anahtar elinizdeyken, ‘‘Kedi’’ diye seslenirsiniz.

    O beş yıl boyunca her ‘‘Kedi’’ deyişinizde koşarak size gelen, cıvıltılı miyavlamalar çıkaran, kuyruğunu hiç bitmeyen mutluluk ritimleriyle sallayan o aile ferdinden yine ses gelmez.

    Bir daha, bir daha seslenirsiniz. Zaman zaman yaptığı kaprislerden biri diye düşünürsünüz.

    Hayır... Bir tuhaflık vardır. Daha doğrusu sessizliğin dili, size iyi gitmeyen bir şeylerin kötü haberini vermeye başlar.

    * * *

    Kediniz artık hastadır. Hem de ölümcül bir hasta.

    O an hesap yapmaya başlarsınız. Bazılarına göre, onun her yaşı insanın 6-7 yaşına eşittir.

    Bazı veterinerler ise daha komplike hesaplar yaparlar. Bu hesaplarla kediniz, insana göre 30 ila 35 arasında bir yaştadır.

    Sonra veteriner ziyaretleri başlar.

    Böbrekleri artık çalışmıyordur. Midesi harap olmuştur.

    Geceleri tuhaf ve acılı miyavlamalarla uyanırsınız. Arkasından kusmalar gelir.

    Ama bir kedinin hastalığının en önemli belirtisi, yemek yememesidir.

    En sevdiği yiyecekleri önüne koyarsınız. Başını okşayarak yemesine yardımcı olmak istersiniz.

    Nafile...

    Ve sessiz günler başlar. Miyavlamayan kedinin suskun bekleyiş günleri.

    Umutların kesildiği o hazin anlarda evde tartışmalar da başlar.

    ‘‘Acaba uyutalım mı?..’’

    Ama o kararı kim verecek? Istırap içindeki kedinizin acı çekişine katlanmak mı daha zordur, yoksa, bir iğneyle hayatına son verecek kararı alabilmek mi?

    Kimin haklı, kimin haksız olduğuna karar vermenin en güç olduğu durumlardan birisi.

    * * *

    Çoğu kez uyutamazsınız. Geceler zorlaşır.

    İşte öyle günlerden birinde kedinizin dolapların altına, karanlık kuytulara, evin dışına kaçmaya çalıştığını fark edersiniz.

    Kondurmak istemeseniz de, kediniz artık ölüme hazırlanmaktadır. Aranızda son mücadele başlar.

    O kuytulara kaçmak ister, siz ise onu daha çok yatağınıza almaya çalışırsınız...

    Siz kazanırsınız.

    Ve artık ona serum verdiğiniz bir günün akşamında, o çaresiz gözlerdeki ışık iyice sönmeye başlar.

    ‘‘Kedi’’ diye seslendiğinizde, zorla başını kaldırıp size bakar. İyice küçülmüş yüzünde yine de o tanıdık ifadeyi yakalarsınız.

    Sabaha karşı uyandığınızda, onu yataktan atlamaya çalışırken bulursunuz. Daha doğrusu düşmeye...

    Artık kesin kararlıdır. Yapacak bir şey kalmamıştır.

    Kucağınıza alıp aşağıya indirir, büyük bir ihtimamla her zamanki yerine yatırırsınız.

    Ve o anda hiç beklemediğiniz bir şeyle karşılaşırsınız. Sürüne sürüne kumuna doğru gidip çişini yapar.

    Kedi olma zarafetinin gereğini son anında bile yerine getirir.

    * * *

    Ardından derin bir uykuya dalar. ‘‘Kedi’’ diye seslenirsiniz. Kafası kalkmaz. Sadece kuyruğunu çok hafifçe sallayıp içgüdüsel bir cevap verir.

    ‘‘Miyav’’ sesini işitemezsiniz. Çünkü bütün gücünü, son andaki ‘‘elveda miyavlamasına’’ ayırmıştır.

    Kucağınıza alırsınız. Hafif dokunuşlarla başını okşarsınız, okşarsınız. Tıpkı 5 yıldır yaptığınız gibi zamanı durdurmaya çalışırsınız.

    Nefes alıp verişleri hafiflemeye başlar. Artık kucağınızda bir tüy kalmıştır.

    Sonunda çok derinden, uzaklardan gelen üç küçük miyavlama işitirsiniz.

    İşte o elveda miyavlamasıdır.

    Kediniz artık öteki tarafa geçmiştir.

    Tıpkı bir zamanlar kaybettiğiniz babanız- anneniz gibi, küçücük adımlarla uzaklaşırken, kucağınızda artık siyah-beyaza dönüşmüş bir tüy kalmıştır.

    O beş yıllık kediniz,yaşayan o aile ferdiniz, evinizin ağaçlarla kaplı küçük bir bahçesinde size böyle veda eder.

    O an fark edersiniz ki, bütün hayatı boyunca size hiç yük olmamış, sadece ve sadece dostluk vermiştir.

    * * *

    Kediler işte böyle ölürler.

    Zarafetlerine, karakterlerine ve gururlarına uygun biçimde.

    Vakur ve sessiz veda miyavlamaları ile sizi bırakıp giderler...
  • 163 syf.
    ·Beğendi·Puan vermedi
    Kitabı bana kitap dostu, kitap okutmaya gönül vermiş değerli yazar #OğuzhanSaygılı, #KitapŞuuru- Hediye Kitap Kampanyasından gönderdi. Teşekkürler, başarıları daim olsun.
    Aslında ben bu kitabı 1990'lar da arkadaşımdan ödünç alıp okumuştum ve çok keyif almıştım. Görünce tekrar okumak istedim. Bakalım 30 sene sonra aynı keyif verecek mi?
    Bir dönem yani 90'lar da Engin Ardıç, okuduğum Nokta, Tempo gibi dergiler ve gazete yazılarından takip ettiğim, yorumlarını izlediğim bir yazardı. Zamanla gündemden çekilince, ben de takip etmeyi bıraktım.
    (Okur) Şengül Hamamının. benim inadına... "belden aşağı" diye nitelemekte ısrar ettiğim örneklerine göz atınca ... bunları belki de .. "müsakeşe gırgırları" sanacaktır...Ama "ciddi" okuyucu:.. Haa bakın o ayrı... O, fakirin bu kez de cinsellik vadisine daldığını, Türk insanını, kadınıyla, erkeğiyle, yüzyıllardır perişan eden, aklını fikrini kurcalayan, uykularını kaçıran, mutsuz, sinirli ... hatta ruh hastası kılan dertleri ırgaladığını ... görecektir. (Arka kapaktan)
    Elinizde tuttuğunuz bu kitap Ardıçkolikler için "exclusive" olan, hiçbir yerde yayınlanmamış " ŞENGÜL HAMAMI"ndan alıyor başlığını... Bir ara küçükleri muzır neşriyattan koruma kurulu kararı ile içi görünmeyen poşet içinde satılmak zorunda kalınan kitap Ankara Bölge İdare Mahkemesi'ne yapılan itiraz sonucu "muzır" neşriyat olmadığı hükmüne varılarak "poşetsiz" satılabilmektedir. Korkmadan okuyabilirsiniz... diyor yazar biyografisinde ama bence genede +18 okuyabilir. "Uyarmadı" demeyin ( )
    "Nerede O Eski Fordçular" başlıklı bölümde hiciv yapmış ama bende uzun süredir bu konuyu düşünüyorum. Son zamanlarda, ara sıra dışarı çıkıp, toplu taşıma araçlarına bindiğimde her zamanki gibi gözlem yapıyorum ve gençlik dönemimizi düşünerek mukayese ediyorum. Teknolojinin, android telefon ve tabletlerin hiçbir yararı olmasa da, zararlı olsalar da; "fordçuluk" denilen kavramı bitirdiler. Artık hanım yolcular toplu taşıma araçlarında rahatlıkla seyahat ediyor. Yakalarında toplu iğne, çengelli iğne taşımak zorumda kalmıyor. ()
    Otuz sene sonra, bazı şeylerin değişmediğini görerek hüzünlensem de yazarın hicivlerine, anlatımdaki ustalığına, mizahına gülmeden edemedim. Kitabı aynı keyifle okudum ve yazarı bir kere daha takdir ettim. Belden aşağı bölümler olduğu, kitabın muzır neşriyat kurulunun elinden mahkeme kararı ile kurtulduğunu, benimde +18 uyarısını yaptığımı göz önüne alarak okuyup, okumama kararını size bırakıyorum. #oğuzhansaygılı #kitapşuuru
  • "Kıyamet gününde karşılaşacağız gene ."