Prefrontal korteksin neredeyse tümüyle çöktüğü, limbik sistemin ise hiç olmayacak kadar güçlendiği bir beyin hayal edin.
İşte o beyne âşık beyin denir. Peki bu keskin değişimin sebebi ne? Aslında buradaki mantık gayet basittir. Soyun devamı ilkesi en temel genetik kodlarımızdan biri olduğundan beyniniz biyolojik uygunluk açısından size uygun bir partner görür görmez kontrolü anında sizden alır ve her şey otomatik pilotta gerçekleşir.Öyle ya belki de biyolojik açıdan hiçbir önemi olmayan sosyal ya da kültürel herhangi bir detaya takılıp güzelim fırsatı kaçıracaksınız. Beyniniz bu riski asla almaz. O nedenle de düşünmenizi engeller çünkü çok iyi bilir ki düşünürseniz, vazgeçebilirsiniz.
Pandora'nın kutusu hikayesini bilirsin.
Açılmaması gereken kutu açılır açılmaz hastalık, keder, kıskançlık, açgözlülük, şüphe, ihanet, açlık ve kin gibi akla gelebilecek her türlü kötülük ve uğursuzsuzluk kutudan sürünerek kaçmış,
gökyüzünü kaplayarak uçup gitmiş. Bundan sonra, insanlar ne yazık ki sonsuza kadar sefalet içinde acı çekip kıvranmak zorunda kalmış. Ancak kutunun köşesinde haşhaş tanesi kadar küçük, parıldayan bir taş kalmış ve taşın üzerine belli belirsiz "umut " kelimesi yazılıymış.
"Seninle aynı fikirdeyim," dedi Düşes, "ve buradan çıkaracağımız ders: 'Göründüğün gibi ol' - ya da daha basit bir şekilde söylemek gerekirse: Kendini başkalarına göründüğünden ya da görünebileceğinden farklı biri olarak görme ki, başkaları da seni başkalarının gözünde başka biri olmaya çalışan başka biri olarak görmesin.
Isırgan otu biraz çabayla yararlı hale gelecekken, ihmal edildiğinde zararlı bir ota dönüşüyor. O zaman onu kökünden koparıyorsunuz. Çoğu insan ısırgan otuna benzer! Dostlarım, şunu aklınızda iyi tutun, kötü ot ya da kötü insan yoktur, sadece kötü çiftçiler vardır.