• 478 syf.
    ·12 günde·Beğendi·9/10
    -Uzun zamandır beni bu kadar ezen bir kitap okumamıştım-

    Kitabı kapsamlı bir şekilde kendi penceremden değerlendirmek istiyorum...

    Dostoyevski 1849 yılında önce idama mahkûm edilmiş daha sonra bu idam cezası sürgüne çevrilmişti. Ağır şartlardaki hapis hayatı ve sonrasındaki zorunlu askerlikte geçirilen toplam 8 yıldan sonra Dostoyevski ağır izler taşıyan bir ruh haliyle eserler vermeye devam eder. Ezilenler de bu sürgün hayatından kısa bir süre sonra (1861) kaleme aldığı eserlerinden biridir.

    Dostoyevski, Ezilenler'le eleştirmenlerden umduğunu bulamaz, ağır bir şekilde eleştirilir ancak okurlar tarafından beğenilir. Eleştirmenlerin özellikle kitabı hangi konularda eleştirdiklerine ulaşamamamla birlikte, kanaatimce işlediği konu ile o zamanki kültürel toplum ahlakına uygun bulunmadığın dolayı eleştirilmiştir. Bir genç kızın aklı ve sağ duyuyu ikinci plana atarak, yüreğinin peşinden koşması yani eserde Klasisizm'e karışı Romantizm'in savunulması eleştirmenleri rahatsız etmiş olabilir. Ama okurlar daha çok ortaya konulan ürünün hoşnutluk derecesine bakarlar ve bu eser fazlasıyla duyguları harekete geçiriyor, o zaman okur bunu beğenir. Özellikle şu ifadesi “En önemlisi akıl değil, onu yöneten huy, kalp, asil duygular, kültür...” bu konunun özeti gibi olmuş.

    Ezilenler, Dostoyevski'nin o sıralar çıkardığı dergisinin satışını canlandırır ve buradan elde ettiği kazançla çok istediği Avrupa gezisine çıkar (1862). Dostoyevski'den birçok şey taşıyan eserdeki baş karakterlerden biri olan yazar Vanya da yayıncısından kendisini rahatlatacak toplu bir para alıyordu: "Hikâyem bitti, yayınevi sahibi hayli borçlandığıma bakmadan, ganimeti eline geçirdiği için az çok, hiç değilse elli ruble bir şey verir. Epeydir elime bu kadar para geçmemişti. Özgürlük ve para!.."

    Vanya'ya değinmişken Dostoyevski ile ortak birkaç yönüne daha dikkat çekmek istiyorum: Dostoyevski, hayatının çoğu safhasında para sıkıntısı çekmişti. Hatta bazen daha yazmadığı eserinin parasını alıp yayıncısına borçlanırdı. Kumarbaz'ı da yayıncısının kendisine verdiği mühletin dolmasına 30 gün kala yazmaya başlayıp 29 günde bitirmişti. Yukarıdaki alıntıya ek olarak şu alıntı benzerliği daha net bir şekilde ifade ediyor
    " Yazıya neredeyse hırsla sarıldım, elimdekini ne yapıp yapıp bitirmem gerekiyordu. Aksi halde, beni iyice sıkıştıran yayınevi sahibinden taş çatlasa para alamazdım." Ancak buradaki örnekte Dostoyevski, Vanya'ya benziyor çünkü Kumarbaz 1867 yılında kaleme alınıyor.

    Dostoyevski gibi Vanya da elit çevreye katılmıyor: " İlk yapıtıyla kazandığı ünden sonra girdiği edebiyat çevrelerinde kişisel görünümüyle etkili olmayı başaramayan yazar, alışık olmadığı bu toplumsal ortamdan kaçmak için edebiyat çalışmalarını sürdürdü..."(Ezilenler, FYODOR MİHAYLOVİÇ DOSTOYEVSKİ, Bordo Siyah); ve Vanya, “Yüksek çevre” adını verdiğiniz topluluğa önce sıkıcı bulduğum, sonra da ilgimi çekeceğini tahmin etmediğim için girmiyorum. Ama yine de arada bir uğradığım oluyor..."

    Vanya rutubetli bir evde yaşamak zorunda kalır aynı zamanda hastalıklı bir bünyeye sahip zaman zaman iki gün yataktan kalkamaz hale gelir :"Yukarı çıkar çıkmaz birden başım döndü, odanın ortasına yığılıverdim. Yelena’nın çığlığını hatırlıyorum, ellerini çırparak, düşmeme engel olmak için bana doğru atıldı. Sonrasını bilmiyorum..." , "ihtiyar doktorumun son defa, “Yoo, bu çalışmaya dayanacak sağlığın yoktur azizim, buna imkân yok!” dediğini duyar gibiyim. Aynı şekilde Dostoyevski de hastalıktan çok çekmiştir: "Dostoyevski’nin hayatı boyunca büyük ıstıraplar çektiği sara nöbetlerinin, romanlarındaki hastalıklı tipleri yaratmasında ne gibi katkısı olmuştur ."(DOSTOYEVSKİ’NİN KUMARBAZ ROMANININ HAYAT-ESER AÇISINDAN İNCELENMESİ, Dr. Selahattin ÇİTÇİ). Bu arada sara demişken eserde küçük meleğim Nelly de sık sık sara nöbetlerini geçirir. Daha bunlar gibi başka ortak özellikler de bulunabilir. Belki Dostoyevski'nin iç dünyaları yansıtmasındaki başarısının altında bu benzerliklerin de etkisi yatmaktadır.

    Şimdi genel portreye geçmek istiyorum, eserde neler var:
    Birinci sırada Vanya var, her yere, çevresindeki her ezilene yetişmek için çabalayan ama aynı zamanda kendisi de bir ezilen olan, muhteşem bir insan. Belki de gerçek hayatta karşılaşmamız pek mümkün olmayan insan ırkının ütopya hali. Böyle bir insan olabilir miyiz ya da böyle bir insan herhangi bir çağda yaşayabilir mi, yaşamış mı? Bilmiyorum. Ama onun ruhunu bedenime aktardığımda inanılmaz huzur buluyorum. Belki de bu huzurun nedeni istediğim ama yapamadığım davranışların toplamının Vanya'da olmasından geliyor! Vanya aşka yeni bir boyut kazandırıyor; benim olmasan da seni yine aynı şekilde seveceğim, beni bırakıp gitsen de hep senin yanında olacağımın örneğini gösteriyor; sen değerlimsen o zaman benim varlığım senin mutluluğun için harcanmalı diyebilen adamı örnekliyor. Bir ezilen gördüğünde yüreğinin titrediği asil bir insan örneğidir. Vefanın temsilidir. Gerçekten merak ediyorum, acaba Dostoyevski neyi düşünerek Vanya'yı oluşturmuştur; bastırılmış duygularının dışa vurumu mu bu, yoksa özlem duyduğu insan örneği mi?

    İkinci sırada küçük Nelly var, gördüğü acımasızlıklarla kalbi mühürlenen, artık her insanı acımasız, zalim olarak gören, her uzatılan eli tehdit olarak algılayan asil yürek Nelly. Anne sevgisiyle yoğrulmuş acı bir hayat ve bunu değiştirmek için çabalayan küçük bir beden. Hiçbir şeyi olmadan dünyaya meydan okuyan Nelly. Ruhumda oluşturduğu sarsıntıları anlatamam. Ama Dostoyevski Nelly ile hayata tapanlara çok ağır dersler vermiştir. Kitabı okuyup da Nelly'nin dünyasından geçmeyen ve geçerken de titremeyen biri -ben Ezilenler'i okudum- demesin. Aklı başında vicdanı yerinde olan her insana hayatı onlarca kez sorgulatır, Nelly. Nedir bu hayata tutunma sevdası, her şeye rağmen, yarını sadece hayal olan bir hayat için ruhunu rezalete sürüklemek hangi planın parçası?

    Ve çürük ruhları yüreğinde cezalandıran kadın, Nelly'nin annesi. Gerçekten ne kadar iddialı, birini yüreğinde cezalandırmak. Çürük ruh düşüncesinde, bu ne delice bir harekettir bu ne delice bir insandır!..

    Üçüncü sırada eleştirmenleri ayağa kaldıran Nataşa var, akıl mı, kalp mi? Üzülerek, ezilerek kalp kalp diyen kadın. Bir tarafta güçlü aile bağı diğer tarafta yüreğine taht kuran insan. Benliğini kendine bağlatan insan, aklının ısrarla yapma yapma dediği şeyi ezile ezile yapan kadın. Vanya da sevdiği için her şeyi yapıyordu ama o bunu yaparken sadece kendisi acı çekiyordu oysa Nataşa sevdiği için her şeyi yaparken kendisini sevenleri de perişan ediyor. İşte onun için Nataşa'nın sevgisi kabul görmedi. Hep hayalimde Nataşa gibi seven bir kadın vardı. Oysa sıkı pazarlığa tutuşan sert ortaklar kaynıyor her tarafta!.. Anladım ki o sadece hayalmiş... Vazgeçtim, resetledim hayallerimi...

    Bir ailenin direği, haysiyetli, onurlu ama güçsüz ama çaresiz ezilen bir baba, Ihmenev. Yıkılmadım, yıkılmam dedikçe içinden bir parça düşen adam. Acısını kapılar ardında yaşayan ama çevresine umursamaz görünmeye çabalayan adam. Sana da çok zor yerden gelmiş...

    Ve diğerleri...

    Dostoyevski'nin Ezilenleri, asil ruha sahip olan insanlardır. Buradaki ezilenler iradeleriyle bu duruma düşüyorlar, bu kararlar onlara aittir. Bana göre bu kitabın en önemli mesajıdır bu. Ya ruhunun asaletini kaybedeceksin ya da ezileceksin. Bunu yapacak kadar güçlü değilim diyenlere, küçük Nelly'den daha mı güçsüzsün, demiş Dostoyevski. Belki de bu mesaj bana yabancı gelmediğinden bu kadar hırpalandım... Mesajı anlamayanlar için olayı daha sade hale getirilmiş biraz uzun ama olayı çok güzel bir şekilde dile getiriyor bu paragraf:

    " Hiçbir idealim yok, olmasını da istemem, asla özlemedim bunu. İdealsiz de çok hoş bir ömür sürülebilir. En somme[kısacası] siyanür asidine başvurmak zorunda olmayışıma seviniyorum. Biraz daha erdemli olsaydım, belki ahmak filozof gibi (kesin Alman’dır), o nesnesiz yapamazdım. Yoo! Hayatta o kadar güzel şeyler var ki. Mevki, rütbe, büyük oyun; kumara bayılırım. Hepsinin üstünde de kadınlar...

    ...rahatım yerinde oldukça “evet efendim”ciliği bırakmam, sureti haktan görünerek bunları savunurum. Sırası gelince herkesten önce sırt çevirecek de ben olacağım... Hayatımda hiçbir davranışımdan ötürü vicdan azabı duymadım. Rahatım bozulmasın, yeter bana! Benim gibiler sayılmayacak kadar çoktur, hepimiz de huzur içindeyiz. Evrenin kuruluşundan beri varız biz. Günün birinde dünya batacak olsa biz yine üste çıkmanın yolunu buluruz. Hem biliyor musunuz, bizim gibi insanların ömrü uzun olur. Buna hiç dikkat ettiniz mi? Seksen, doksan yaşına kadar yaşarız! Şu halde bizzat tabiat bizi korumaktadır. "

    Dostoyevski ikinci olarak bir kararın kendisini ve antisini bu eserde birlikte veriyor. Kararın kendisi uygulandığında ortaya çıkan sonuç, Nelly'nin dedesinin kendi kızı için verdiği karar ve sonuçları, sonra da bu kararın antisi olan Ihmenev'in Nataşa için verdiği karar ve sonuçları...


    Bu kitabı iyi ki okudum ve herkesin de okumasını isterim. Kitapta duygu yoğunlu çok yüksek -düşünmek istemezseniz, düşünmezsiniz duygularla yetinebilirsiniz- ve akıcı bir şekilde ilerliyor. Giriş kısmında okuru çok dolandırmadan birazcık betimlemelerle oyalarken, birden Vanya'nın hikayesiyle sizi tünele sokuyor zaten sonrasında ışığı görene kadar etrafınızla bağınızı kesiyor...

    Genelde bir incelememi yazdıktan sonra o eserle ilgili yapılmış incelemelerin çoğunu okurum ama bu defa öyle yapmayacağım bu kitap hakkında hissettiğim bu duygularla kalmak istiyorum...
  • SİZİN HİÇ FREDDY’NİZ OLDUMU….?
    Yani kabusunuz,……
    Öyle çok değer verip de, bir zaman sonra hiç de değmeyecek biri olduğu kanaatine vardığınız…
    Sizi hayal kırıklığına uğratan, o kadar da önemli biri olmadığına karar verdiğiniz…
    Komplekslerine esir olup, egolarını terk edemeyen bir arkadaşınız oldu mu….
    Kendine şuursuz ve anlamsız bir şekil de takıntılı, kendisini; kendisinden bile kıskanacak kadar saplantılı kendisine aşık.. aslında tamamen bir yalan olan ve bunu kendisi de bilip bir türlü kabul etmeyen ve de görmezden gelen…
    Dünyayı sanki o yaratmış duygusundan çıkamayan, her baktığı yerde istediği gibi bir dev aynasını da yanında taşıyan ve o aynadan gözünü ayıramayan… Riyakar, nankör, değer bilmez, teşekkür ve takdirden uzak, abartıcı, hayalperest, sahtekar, yalancı, huysuz, geçimsiz, hiç kimseyi bulamazsa kendi ile kavga eden, v.s. ..v.s…
    Daha bir çok özelliğe sahip …
    En güzel yaptığı şeyin tamamen sahte gülüş ve davranışları ile çevresini kandıran, gülüşü sahte-sözü sahte-sevgisi sahte-özü sahte bir arkadaşınız oldu mu hiç….
    Söylediği yalanlara ve attığı palavralara, uydurduğu hikayelere sizi de şahit gösteren.. Gözlerinizin içine bakarak yalanlarına devam eden, hatta söylediği yalanlara kendisi de inanacak kadar beyin özürlü, aciz ve zavallı bir arkadaşınız oldu mu….
    Değer yargısından yoksun, at gözlüğü ile bakan, mercimek beyinli, sadist, şükür ‘süz, Vefa’nın İstanbul’da bir semt olduğundan gayrı bir şey olmadığının savunucularının en güzel örneği…
    Paylaşmayı bilmeyen, egoist, kutsalı olmayan, mukaddesatı kabul etmeyen ama ona göre dünyanın en dürüst, en namuslu, iyi kalpli ve uysalı olduğunu iddia eden…
    Oysaki onursuz, duruşu olmayan, nankör, geçimsizin biri….Aslını inkar eden, bilakis olmayan şeyleri varmış gibi anlatan ve bunun hep böyle kabul görüp süreceğini sanan ve en kötüsü buna kendisi de inanan zavallı bir arkadaşınız oldu mu..?
    Benim maalesef oldu….
    Son zamanlarda hayal dünyası o kadar genişledi ki paranoya yaşamaya başladı…zaten olmayan şeyleri adeta olmuş gibi anlatma huyu olan Freddy, o fazla gelişmemiş beyni ile kötü senaryolar da yazmaya başladı…Paranoyaklaştı….Son marifeti de bu…..
    Şimdi artık yok…vedalaştık Freddy’imle…layıkını buldu…sonunda şahsiyetine ve karakterine uygun sevgisinden bir türlü vazgeçemediği değerlisi ile buluştu….gerçekte kendisinden pek farkı olmayan, bilakis belki de fazlası olan onu aşağıladıkça bundan hiçte etkilenmeyen, kimbilir belki de bundan hoşlanan ve onunla görüşemediği zamanlara kahreden
    Freddy; o alışık olduğu hakaret dolu davranışlara da kavuşmuş oldu…
    Benim için ise mutlu son…Freddy gitti….Kabus bitti….Çok mutluyum çokkkk….ama ne yalan söyleyeyim ACIYORUM kendisine…..Suat Özer hocamın emeğine sağlık
  • 136 syf.
    ·Beğendi·9/10
    Deli edebilecek kadar uzun bir kovalayış içeren hikaye... Sabrın ve vefanın da güzel bir örneği aynı zamanda. İnsan Aslı'yı kıskanmadan edemiyor, o kadar sevildiği için. :)

    Romantik bir sergüzeşti akıcı ve şiirsel bir kalemden okumak isteyenlere tavsiye ederim..
  • 215 syf.
    https://www.youtube.com/watch?v=TXzO1FT6OVs kitabı okumaya karar verdiğimde, okurken ve hatta bittikten sonra ben de başladım mırıldanmaya: triyandafilis gitme; sen de gitme triyandafilis ...
    Sonra da dilimden düşmedi bu şarkı.
    ''Sen de başını alıp gitme ne olur
    Ne olur tut ellerimi
    Hayatta hiç bir şeyim az olmadı senin kadar
    Ve hiçbir şeyi istemedim
    Seni istediğim kadar
    Sende başını alıp gitme ne olur
    Ne olur tut ellerimi''
    Çoğunlukla iyi bir dert ortağı, iyi bir dinleyici oldum. Bu sebepten omzumda çok dostum arkadaşım yakınım ağladı. Hayata ve yaşadığım ilişkilere dair öğrendiklerimde büyük payı var her birinin. Bazı şeyleri derinden öğrenmek için sadece bir defa yaşamanız yeterli olur. Çoğu insan kendini ifade edemez. Şanslı bir azınlık bunu yapabilir. Fakat ifade ettiğinizle, karşınızdakine gerçekten anlattıklarınız çoğunlukla eşit olmaz. Katiyyen soru sormam. Sabırla beklerim. Kendisi anlatmak istediği zaman zaten anlatacak. Bunu anlatmayacağı biri olsaydı beni aramazdı ve o anda benimle olmazdı zaten değil mi? Gidenleri, gitmek zorunda kalanları, kalanları, terk edilenleri dinledim. Dinledikçe öğrendim ki: Onu gördüğün ilk anda. İşte tam da o zaman kanına bulaşıp, damarlarında yol alarak, vücuduna yayılır ya İşte o anda aşık olursun. Fark edip etmemesi önemli olmaz , işin gücün onu seyretmek olur.Her haliyle sevmeyi öğrenmek istersin. Çünkü aşk tek bir solukta yaşanmaz ki. Her şeyine birer birer aşık olursun. Duruşuna bakışına hatta bir adım atışına bile..
    Bir insan bir başka insanı herhangi bir halinden ötürü değil, sadece varolduğu için sevebilir mi? Evet sevebilir. Tıpkı Triyandafilis'in sevdiği ve sevildiği gibi. Triyandafilis zihinsel olarak yedi yaş beyninde yaşıyor olsa da kalbinin ne kadar gelişmiş olduğunun her durumda aşkın yaşanabileceğinin en güzel kahramanı bence.
    Sadece Triyandafilis 'in değil, vefanın , sabrın en güzel örneği Sultan, tutkunun dile getirilemeyen hazzını yaşayan Nine, aşkını bir ömür boyu içinde besleyen Şadiye Hala, evliliğin anlamını yitirdiği alışkanlıklardan devam etmek zorunda kaldığını anlatan Sariye, ahlak namus kavramının kadınlarda ve erkeklerde nasıl değişiklik arz ettiğinin temsili Gülperi, tek kişilik aşkın yeterli olduğuna inanmaya çalışan Saime, Fafrünisa ve terk edilen tüm kadınların değişik kültürlerde yaşadıklarını yaşayamadıklarını , sevinçlerini ve hüzünlerinin öykülerini sunuyor Ayla Kutlu.
    Hangi duyguları hissederek okursunuz bilmiyorum ama fırsatınız olursa okuyun derim. Okuyun ve gelen, giden, kalan hiç bir şey için üzülmeyin.
    Keyifli okumalar...
  • 500 syf.
    Uzun bir zaman önce elime geçen bir eser “ Çevre Bir Emanettir “ ve onunla karşılaşmam bir kitapçıda veyahut internette yapılan kitaplara dair bir araştırma neticesinde değil. Çalışmış olduğum kurumda formalite icabı konulan kütüphanenin bir köşesinde kırgın, tozlanmış bir eserdir. Vefanın ışığının dokunmadığı..
    ***
    Kaliteli bir kağıt yapısına sahip olan ve her sayfasında, kitabımıza da konu yönünden ismini veren Osmanlı Dönemi'nin çevreyle ilgili yapılandırmalarından, düzenlemelerinden kısaca toplumundan bahseden bu kitabımız renk ve motif olarak minyatür sanatını da eksik etmemiş. Konuyla bağlantılı ve ufku açan, her an yeniden hayran bırakan ve yeniliği gül gibi yeniden açtıran bir doku ve dokunuş bırakmış.. Benim için biraz zorlu bir inceleme oldu diyebilirim zira okuyup geçme yahut belirli alıntılarla anlatıp bitiredebilirdim.. Zorlu oluşu ise kitabın emanet oluşundaki hassasiyeti, kalın ve kırılgan bir yapıda oluşudur. Bu durum ki bana onun nüshalarını çoğaltma ve paylaşma imkanı vermedi.. İsterdim ki Osmanlıca olan o belgeleri incelememde de mevcut olan diğer içerikler gibi paylaşabileyim.. Ve beni bir kitabı okuyup,öğrenmekten ayrı bu konuda teselli eden, yazdıklarım ve bu konuyla ilgili bir araştırma yapan herhangi bir arkadaşımıza fikren, ufacık da olsa yardımcı olabilmektir.. Öğrenmek,o en güçlü amaç ve paydamız olan..

    Kitabımız 8 bölümden oluşmakta ve Çevre Temizliğinden tutun da - Su Kirliliği, Kaynakların Muhafazası, Kuraklık ve Kuraklık Tedbirleri, - Ormanların Muhafazası ve Alınan Tedbirler, - Hava Kirliliği, Alınan Tedbirler ve Meteoroloji, - Avcılık ve Avlanmaya Dair Yasaklar,Tedbirler, - Bitkilerin ve Hayvan Neslinin Korunması, -Bataklıkların Kurutulması ve Derelerin Temizletilmesi ve - Görüntü Kirliliği konularına değinmektedir.

    Kitaba dair bahsettiğim üzere, renk ve can veren konulardan biri olan Minyatür Sanatının örneklerinin verildiği incelememde ağırlık ve genel olarak Matrakçı Nasuh’un eserlerinin büyük bir kısmına değindim. Ayrıca görmenizi istediğim özellikle iki eser vardı ki: Bahçe Köşkü - Nevai Hamsesi ve Levni - Şeker Bahçeleri’dir. Renkler, o uyum, o ruh, tarih ve sanat yapısı..
    Görünenin ve aslın ardında ne gördüler ki bu kadar güzel nakşedebildiler dememek elde değil..

    Umarım gerek kitap olduğu kadar örnek verilen bu eserler de karşınıza çıkar..
    Uzun bir inceleme, uzun bir zaman.. ama bilgi, hayatın ışığı.. O sonsuzluktan.

    Okumanızı ister, vaktinizi ayırdığınız için teşekkür ederim.


    “Çevre Bir Emanettir” ;

    Aldığımız nefesin, baktığımız gökyüzünün, uzanıp da dinlendiğimiz bir ağacın ve eteklerinin.. Isındığımız güneşin.. her bir parçasıyla ellerimizde olan bir ışık gibi, bir meşale gibi üstünde ismimiz yazılan çevremiz...


    *Not: İncelemede bulunan kısaltmalar son sayfada açıklanmıştır.


    1. Çevre Temizliği

    BOA, A. MKT.NZD, 14/31
    İstanbul ve Bilad-ı Selase’de (Galata, Eyüp, Üsküdar) temizlik işlerine gereken önemin verilmesi ve dikkat etmeyenlerin cezalandırılacakları hususunda halkın uyarılmasına dair Sadaret’ten Zaptiye Müşiri’ne gönderilen yazı ve eki.

    BOA, A. MKT.MVL, 46/89
    30 Ekim 1851
    Trablus Kalesi içerisindeki evlerden çıkan süprüntülerin toplatılması ve masraflarının halktan gelir durumu esas alınarak farklı miktarlarda toplanması konusunda Sadaretten Trablus Valiliği’ne gönderilen yazı. Yazıda, kale içerisindeki evlerin çöplerinin sokaklarda biriktirildiği, bunun ise halkın sağlığını tehdit ettiği ifade edilmektedir.

    BOA, A,MKT.NZD, 96/77
    26 Ekim 1853
    Halkın verdiği dilekçe üzerine,Beşiktaş’ın Maçka mahallesinde lağımları olmayan evlere lağım inşa edilmesi için keşif yapılarak, durumun araştırılması hakkında Evkaf-ı Hümayun Nezareti’ne gönderilen Sadaret yazısı.

    BOA, A. MKT.MVL, 77/72
    22 Ocak 1856
    Haliç’in temizlenmesi hususunda gerekli tedbirlerin alınması için Sadaret’ten Donanma Komutanı’na gönderilen yazı. Yazıda;
    Limanların temiz tutulmasının nafia işlerinin temellerinden olduğu,
    Fatih Sultan Mehmet Han zamanında Eyüp,Sütlüce,Kağıthane,Alibeyköy’den çamur ve toprakların Haliç’e akmaması için burada ziraat yapılmaması hakkında bir nizamnamenin mevcut olduğu,
    Daha sonraki zamanlarda da bu nizamnameye uyulduğu ve hatta bu araziye ayrık otu diktirildiği,
    Son zamanlarda ise arazide ziraat yapılmaya başlandığı ve yağmur yağdıkça toprak ve çamurun Haliç’e akmaya başladığı,
    Ayrıca bazı gemilerin de kanuna aykırı olarak saflarını limana boşalttıkları,
    Bir müddet daha böyle devam edilirse,yeryüzünde emsaline az rastlanır güzellikte bulunan bu doğal limanın çok daha kötü bir duruma geleceği ve devletin şanına uymayacağı anlatılmaktadır.

    BOA, A.MKT.NZD, 185/96
    29 Mayıs 1856
    Sokakların temiz tutulması ve dükkanların önünde hayvan kesilmemesine dair Sadaret’ten Şehremaneti’ne gönderilen yazı. Yazıda ayrıca; Sokak temizliğinin belediyenin yapması gereken en temel işlerden biri olduğu ve çöplerin nakli içi gerekli paranın halktan toplanarak karşılanması gerektiği bildirilmektedir.

    İstanbul – Matrakçı Nasuh
    https://hizliresim.com/5G151d

    BOA, A.MKT.MVL, 82/51
    Beyoğlu caddesinin geceleri ışıklandırılması ve gündüz temizliği için yapılacak harcamaların adaletli bir şekilde cadde civarındaki dükkan ve evlerden alınmasına dair hazırlanan rapor.

    BOA, A. MKT. UM, 574/65
    25 Haziran 1862
    Yozgat kasabasında lağımların yer altına aldırıldığı,kaldırım inşa edilip, bozuk olanlarının tamir edildiği,binaların kurallara uygun olarak inşa edildiği ve bu durumdan halkın son derece memnun olduğuna dair Ankara Mutasarrıfı Mehmet Nureddin Bey tarafından Sadaret’e gönderilen yazı.

    BOA, İ.DH, 79979
    16 Aralık 1886
    Marmara Denizi sahillerinde bulunan ev ve sokakların biriktirdikleri çöpleri deniz kenarlarına bırakmalarının önlenmesi için gerekli tedbirlerin alınmasına dair kaleme alınan padişah emri.

    BOA, DH. MKT, 1746/49
    21 Temmuz 1890
    Usulüne uygun olmayıp, halkın sağlığını tehdit eden mezbahaların araştırılıp muayene edilerek, açılmamak üzere kapattırılmasına dair Tıbbiye Nezareti’ne gönderilen yazı. Yazı Galata tüccarlarından Kigork Samancıyan tarafından verilen dilekçe üzerine kaleme alınmış olup ayrıca, Tophane’de Sirkeci iskelesinde hıfzısıhha kaidelerine uygun şekilde inşa edilen mezbahanın emsallerinden üstün özelliklere sahip olduğu ve diğer mezbahalardan usulüne uygun olmayıp,halkın sağlığını tehdit edenlerin kapattırılmış oldukları halde yeniden açıldıkları bilgileri de mevcuttur.

    Eskişehir- Matrakçı Nasuh
    https://hizliresim.com/o6RBzm

    BOA, İ.MMS,5261
    1 Ağustos 1891
    Halep şehrinde temizlik işine önem verilmediğinden ortaya çıkan kolera hastalığının bertaraf edilebilmesi için şehrin her tarafında açıktan akan pis suların üzerlerinin belediye tarafından kapatılması ve gerekli paranın belediye gelirleri, toplanan bağışlar ve Halep vilayeti gelirlerinden karşılanması hakkında padişah emri. Emir Halep Valisinin şehrin durumunu anlatan telgrafı üzerine verilmiştir.

    **

    2. Su Kirliliği, Kaynakların Muhafazası, Kuraklık Tedbirleri

    BOA, A. AMD, 31/31
    28 Haziran 1851
    İstanbul’un su ihtiyacının karşılanması amacıyla kuyular açılması ve su bentlerinin ıslah edilmesi konusunda gerekenlerin yapılmasına dair Sadaret Tezkiresi. Tezkirede ayrıca; İstanbul’da Avrupa’daki gibi artezyen kuyuların açılıp açılmayacağının tetkik ettirildiği, bu iş için Paris’ten Mühendis Degoza’nın getirtildiği, mühendisin kuyularla ilgili olumlu görüş bildirdiği anlatılmaktadır.

    BOA, A. MKT.NZD, 40/94
    12 Ağustos 1851
    Sakaların çeşmelerden sadece gündüzleri alaturka saat dörde kadar (öğle) kırbalarla su alabilecekleri ve suları kesilen hamamların açtırılmayacağına dair saka ve hamamcılar kethüdasına uyarıda bulunulması hususunda Sadaret tezkiresi. Yazıda ayrıca; İstanbul’a akmakta olan tatlı suların kuraklık nedeniyle azaldığı, sakaların belirlenen saatten sonra çeşmeleri testi ve güğümlerini doldurmaları için halka bırakmaları gerektiği belirtilmiştir.

    BOA, C. BLD, 1275
    1859
    Niğbolu kadısı tarafından gönderilen ve bölgede çekilen kıtlığı bildiren rapor. Raporda:
    Yaşanmakta olan aşırı kuraklık nedeniyle, ekinlerin kavrulup,kıtlık ve pahalılığın son safhaya ulaştığı,
    Un ve buğday yokluğundan dolayı tüm fırınların kapandığı,
    Halkın günlük ihtiyaçlarını elde edebilmek için torbalarla dilenci gibi dolaştığı,
    Sıkıntı içindeki halkın Tuna nehri kıyısında bulunan İzlaz’da gemilere yüklenen buğdaylara el koydukları,
    Bu durumdaki halka müdahale edip, gemileri kurtarmaya çalışmanın büyük kargaşaya yol açacağı ifade edilmektedir.

    Erzincan – Matrakçı Nasuh
    https://hizliresim.com/By5lPL

    BOA, A. MKT.NZD, 382/28
    30 Kasım 1861
    Su Nezaretince tanzim edien ve Beşiktaş, Tophane ve Dersaadet’e su sağlayan bentlerdeki suyun miktarını gösteren pusula.

    BOA, İ.MVL,24568
    7 Şubat 1866
    Bosna ve Hersek halkının ihtiyacı olan zahirenin Mostarlı Tüccar Ofliş tarafından ithal edilmesi ve zahirenin Gayla ve Çarine gümrüklerinde geçici bir süre için vergiden muaf tutulması hususunda Padişah emri. Emir;
    Bosna ve civarında kuraklık dolayısıyla istenilen miktarda ürün elde edilememesi,
    Hersek tarafında ise alınan ürünlerin ekilen tohumu bile karşılamayacak bir seviyede olması,
    Sıkıntıdan ötürü halkın göç etmeye başlaması üzerine alınmıştır.

    BOA, DH.MKT, 1411/78
    11 Nisan 1887
    Uzun süredir devam eden ve ekinler ile hayvanları telef edecek dereceye varan Biga Sancağı ve Balıkesir çevresindeki kuraklığın sona erdiği ve yağmurların başladığına dair Dahiliye Nezareti’nden Sadaret’e gönderilen tezkire.

    BOA, Y.PRK.KOM, 5/139
    21 Kasım 1887
    Konya ve çevresinde yağmaya başlayan yağmurlar sebebiyle bir önceki seneden toprak altında kalmış olan binlerce dönüm arazideki tohumların yeşermeye başladığına dair Konya valiliği tarafından gönderilen telgrafın padişaha takdimi.

    BOA,DH.MKT, 1468/62
    6 Aralık 1887
    İstanbul’da bulunan bentler ve su yollarının imar,ıslah ve muhafazası için kurulan komisyonun çalışmalarının, Şehremaneti tarafından denetlenerek, takip edilmesi konusunda Dahiliye Nezareti’nden Şehremaneti’ne gönderilen yazı.

    Adana –Matrakçı Nasuh
    https://hizliresim.com/4Gv6MJ

    BOA, A. MKT.MHM, 594/36_7,8,10
    19 Ocak 1895
    Yerebatan Mahallesi ahalisinin suya olan ihtiyacının karşılanması için mahallede uygun yerlere çeşmeler inşa edilmesi gerektiğine dair Şehremaneti’nden Sadaret’e gönderilen yazı. Ekinde örnek çeşme çizimi ve Yerebatan suyundan istifade eden evlerin miktarlarıyla sahiplerinin isimlerine ait liste mevcuttur.

    Topkapı Sarayı ve Su Yolları Haritası
    https://hizliresim.com/0GoORV


    BOA, Y.PRK.UM 53/39
    1 Mart 1901
    Bir aydan beri yağmur yağmaması sebebiyle yağmur duasına çıkıldığına ve duadan sonra yağmur yağmaya başladığına dair Beyrut Valiliği tarafından Mâbeyn-i Hümâyun’a gönderilen telgraf.

    BOA,DH.MKT, 945/81
    23 Eylül 1905
    Büyük bir şehir olan ve önemli bir mevkide bulunan Musul’da halkın yarısından fazlasının içmekte olduğu suyu kirleten mezbaha ve dericilerin şehir dışına taşınmaları için alınan Şura-yı Devlet kararının yerine getirilmesi konusunda Dahiliye Nezareti’nden Musul Vilayeti’ne gönderilen yazı.

    Sivas – Matrakçı Nasuh
    https://hizliresim.com/mJWvRy

    **

    3. Ormanların Muhafazası ve Alınan Tedbirler

    BOA, C. BLD, 1018
    6 Aralık 1722
    Sadabat’ın güzelleştirilmesi için civar kazalardan karaağaç,dişbudak ve ıhlamur ağaçları tedarik edilerek, dal,yaprak ve köklerine zarar verilmeden getirtilmesi hakkında kazalara gönderilen hüküm. Hükümde ayrıca ağaçların aynı boyda olanlarının ve en seçkinlerinin gönderilmesine de dikkat edilmesi istenmektedir.

    Bitlis – Matrkçı Nasuh
    https://hizliresim.com/o6RBJX

    BOA,A.MKT.NZD,117/17
    1853
    Trabzon, Kastamonu,Alaiye,Edirnekapı,Samako,İşkodra,Bosna,Yenişehir ve Selanik’de mevcut olup tersane için kullanılmayan ormanlardaki ağaç cinslerini gösterir defter. Defterde, ormanların yer aldığı dağların isimleri ve her ormanda meşe,çam,köknar, sarı çam,gürgen,kara ağaç cinslerinden hangisinin bulunduğu ayrıntılı olarak yer almaktadır.

    BOA, A. AMD, 78/28
    1856
    Osmanlı ülkesi içerisinde bulunan ormanların yeni bir düzenlemeye tabi tutulması için Fransa’dan ormanlar hakkında yeterli bilgiye sahip iki kişinin seçilerek gönderilmesi hakkında Sadaret yazısı. Yazıda ayrıca orman ve korulara korucu tayin edilmesi, korucuların orman gelirlerini kanuna uygun bir şekilde toplamaları ve ormanlar için ayrıca memur yetiştirilmesi gerektiği de ifade edilmektedir.

    BOA, A.MKT.MHM,211/4
    1 Mart 1861
    Selanik’de bulunan ormanların korunması ve idaresi hakkında yeni bir düzenlemeye gidilerek, gerekli tedbirlerin alınmasına dair Sadaret’ten Ticaret Nezareti’ne gönderilen yazı.

    BOA, A. DVN. MHM, 33/99
    5 Eylül 1861
    Orman Mektebi öğrencilerinden Osman’a, orman yetiştirilmesi ve idaresi hakkındaki Fransızca ders notlarını Türkçe’ye çevirmesinden dolayı beşinci rütbeden Mecidi nişanı verilmesi hakkında berat.

    BOA, C.İKTS,1367
    28 Mayıs 1867
    Devlete ait ormanlardan ister Osmanlı tebeası olsun ister yabancı kökenli olsun hiçkimsenin izinsiz olarak bir dal dahi kesemeyeceği ve şahıslara ait olan ormanlardan, sahibinin izni dahilinde kesilen ağaçlardan vergi alınmasının ticaret anlaşması hükümlerine uygun olduğu hakkında kaleme alınan yazı.

    - İki bölüm ve dört kısımdan oluşan orman nizamnamesi ve Nizamnamenin açıklanan bazı maddeleri,
    - On üç maddeden oluşan Orman Mektebi Nizamnamesi.

    Erzurum Matrakçı Nasuh
    https://hizliresim.com/vJvM9r


    BOA, İ.DH,91566
    11 Mart 1890
    Çam ağaçlarının kabuklarının soyulmasının önüne geçilmesi konusunda padişah emri. Bu emir: Çam ağaçlarının kabuklarının soyulup palamut yerine kullanılmak üzere yurt dışına satıldığını bildiren Hacı Manuk Serkizyan’ın Nazilli’den çektiği telgraf üzerine alınmıştır. Emirde ayrıca bu durumun gerek ormanlara gerek palamutlara olan ilgiyi arttıracağı,bir ağacın kabuğunun soyulmasının onun kurumasına sebep olacağı,çam ağacının da diğer ağaçlardan daha nazik olduğu,kabuğu soyulur soyulmaz kuruyacağı, bunun ise memleketin servetine zarar vereceği ifade edilmektedir.
    Mersin ve Antalya ormanlarının ne şekilde tahrip edildiğine dair Antalya tahkikat memuru tarafından hazırlanan rapor.

    BOA, DH. İD, 105- 2/49
    14 Aralık 1913
    Biga’da mevcut ormanların durumu ve muhafazası için Çanakkale Orman Müdürü tarafından hazırlanıp Mülkiye Müfettişlerinden Hamid Bey’e gönderilen rapor. Raporda:
    Biga’da bulunan ormanların büyüklüğünden dolayı,korumakla görevli muhafızların miktarının arttırılması gerektiği,
    169 hektar olan ormanların muhafazasında sadece 8 bekçibaşı ve 38 bekçinin görevlendirildiği,
    Ormanları korumakla görevli bekçilerin maaşlarının oldukça düşük olduğu,
    Doğal bir zenginlik olan ormanların muhafazası ve çoğaltılması her ferdin görevi olması gerektiği halde gerek halkın gerek üst düzey yöneticilerin bu konuya yeterince önem vermedikleri,
    Ormanları korumakla görevli bekçi ve korucuların yaptıkları işin önemini idrak edecek kişiler olmadığı,
    Ormanlar için ehliyetli ve kabiliyetli kişilerin görevlendirilmesi gerekirken,maaşlarının düşük tutulması sebebiyle bu göreve rağbet edilmediği,
    Koruma işi halledilmeden ormanların ıslah edilemeyeceği,
    Halbuki ülkenin her yerinde bulunan ormanların günden güne mahvolduğu,
    Bu konuda acilen tedbir alınması gerektiği ifade edilmektedir.

    Diyarbakır – Matrakçı Nasuh
    https://hizliresim.com/YO7zYA

    **

    4. Hava Kirliliği, Alınan Tedbirler ve Meteoroloji

    BOA, A.MKT.MVL, 65/29
    24 Ağustos 1853
    Kuleli hastahanesi civarında bulunan kireç fabrikalarında kullanılan maden kömürü hava kirliliğine sebep olduğundan bu fırın ve Beylerbeyi,Çubuklu ve Boğaziçi’nin diğer yerlerinde bulunan kireç fırınlarında kömür yakılmasının yasaklanmasına dair Sadaret’ten Ticaret Nazırı ve Seraskere gönderilen yazı. Yazıda kireç fırınlarında kömür yerine eskiden olduğu gibi çalı yaktırılması önerilmektedir.

    BOA, A.MKT.NZD, 285/37
    9 Temmuz 1859
    Şehir içerisinde Galata’da kurulmak istenen vapur değirmeni fabrikasının inşasına halkın fabrika dumanına maruz kalmaması için izin verilmeyeceğine dair Sadaret’in yazısı.

    BOA, İ.DH, 40243
    13 Temmuz 1868
    Hava değişimlerini ve rüzgarın yönü ile kuvvetini ölçmek amacıyla İstanbul’da bir rasathane kurulması ve yapılan ölçümlerin diğer merkezlere iletilmesi için Karadeniz ve Bahr-ı Sefid sahillerinde gerekli yerlere yapılacak telgraf hatlarının bir an önce tamamlanması hakkında padişah emri. Bu emir bir dilekçe üzerine alınmıştır. Dilekçede: Avrupa’nın her tarafında telgraf hatları kurulduktan sonra rasathaneler yapılıp hava ve rüzgar değişimlerinin ölçülmeye başladığı, ölçümlere ait bilgilerin telgraf memurları aracılığıyla diğer rasathanelere bildirildiği,bu sebeple İstanbul’da da bir rasathane’nin kurulmasının gerektiği, buna mukabil bütün Avrupa’nın hava durumuna ait bilgi edinmenin mümkün olacağı, gemi kaptanlarının limanlardan çıkmadan önce İstanbul rasathanesinin günlüğüne müraacat edip hareketlerini buna göre tayin edebilecekleri, yolculukları sırasında fırtına olduğunda gemilerin yakın limanlara bir an önce girmesi için fener kulelerine işaretler konulacağı, bu sayede deniz yolculuk ve taşımacılığının emniyetinin sağlanacağı,hava ve rüzgar ölçümlerinin ziraate de faydası olacağı gibi açıklamalar mevcuttur.

    Halep – Matrakçı Nasuh
    https://hizliresim.com/bLdnGm


    BOA, A.MKT.MHM, 423/85
    15 Ekim 1868
    Fransalı bir mucit tarafından icat edilen ve vapur ocaklarından çıkan dumanı yok etmeye yarayan aletin faydalı olduğunu tespit edildiği takdirde, İstanbul’daki fabrikalar, vapur değirmenleri ve vapurlarda kullanılabileceğinin Bahriye, Ticaret ve Nafia Nezaretlerine tebliğ edilmesine dair Sadaret’in yazısı. Yazıda ayrıca:
    Bu aletin öncelikle padişah ve tersane vapurlarına takılıp tecrübe edileceği,
    Faydası görülürse, Fevaid-i Osmaniye ve Şirket-i Hayriye vapurlarına da takılmasının iyi olacağı,
    Ancak tecrübe edilmeden yüklü miktarda alet getirmenin doğru olmayacağı,
    Bu sebeple öncelikle az miktarda getirtilip faydası görülür ise alımın arttırılmasının daha uygun olacağı ifade edilmektedir.

    BOA, HR.TO, 451/83
    26 Haziran 1869
    Rasathanelerin mevcut durumu hakkında bilgi vermek amacıyla Rasathane Müdürlüğü tarafından hazırlanıp Sadaret’e gönderilen yazı. Yazıda Rasathane ile ilgili olarak:
    Kısa bir süre içerisinde çeşitli yerlerde birçok açarak genişleyen Rasathane’nin Avrupa’daki rasathaneler arasında önemli bir yer tuttuğu,
    Bu sebeple Avrupa’nın büyük rasathanelerinin Osmanlı rasathanesi ile irtibat kurmaya çalıştıkları,
    Paris, Berlin ve Petersburg Rasathanelerinin yanı sıra kısa bir süre sonra Bombay Rasathanesi ile de haberleşmeye geçileceği,
    Ayrıca Roma,Viyana,İtalya ve Norveç Rasathaneleri ile de aylık haberleşmelerin devam ettiği,
    Bu haberleşmeler ve diğer masraflar için her ay belli bir miktar tahsisat ayrılması gerektiği gibi bilgiler yer almaktadır.


    BOA, Y.PRK.TKM, 1/12
    3 Mart 1891
    Göttingen’de Edevat-ı Alaim-i Ceviyye Fabrikatörü (Meteoroloji aletleri) Mösyö Vilhaim Lamberhat tarafından Padişah II. Abdülhamit için imal edilen hava ölçüm aletlerinin fotoğraf ve kullanımlarına ait açıklamaları içeren yazı.
    Hava rutubeti ölçüm çizelgesi ve aletine ait fotoğraf
    Havanın soğuk ve sıcaklığını ölçen aletin fotoğrafı
    Polimetre adlı ve odalarda kullanılacak ölçüm aleti
    Masa üzerinde kullanılabilecek rutubet ölçüm aleti

    BOA, İ.HUS, 1313 M/41
    14 Temmuz 1895
    Bilgisini arttırmak için Paris Rasathane’sinde eğitim gören Said Bey’in eğitim süresinin uzatılarak masraflarının karşılanması hakkında padişah emri.

    BOA, İ.ML, 1323 Za/29
    21 Ocak 1906
    Osmanlı ülkesinde kokularından faydalanmak için akasya,yasemin ağacı dikip, menekşe,melisa ve zambak çiçeklerini ekenlerin teşvik amacıyla on yıl süreyle vergiden muaf tutulmalarına dair padişah emri. Emrin ekinde, kokulu bitkilerin dikimini arttırmak gerektiğine dair Şura-yı Devlet Maliye Dairesi ve Meclis-i Vükela’nın mazbataları bulunmaktadır.

    Bağdat –Matrakçı Nasuh
    https://hizliresim.com/LOWBla


    BOA, BEO, 338537
    6 Mayıs 1918
    Osmanlı Devleti’nde iklimler üzerinde araştırma yapmak üzere kurulan Tedkikat-ı İklimiye Teşkilatı ve Tedkikat-ı İklimiye Encümeni’nin uyması gereken kurallara ait 20 bölüm ve 139 maddeden oluşan talimatname.

    **

    5. Avcılık ve Avlanmaya Dair Yasaklar,Tedbirler

    BOA, A.DVNS. TANH.d. 6, 222-223
    30 Ağustos 1872
    Vapur ile yelkenli sandallar ile balık avlayanlara ve İstanbul balıkçı esnafına dair kararname sureti. Dört madde ve ek olarak hazırlanan bir fıkradan ibaret olan kararnamede şu konulara yer verilmiştir:
    Gerek Osmanlı tabiyetinde gerekse ecnebi olsun Haliç,Darsaadet ve Boğaziçi’nde vapur ve yelkenli sandallarla avlanmak yasaktır.
    Marmara Denizi ile İzmit Körfezi’nde balık avlamak serbesttir.
    Gülhane önünde fener kulesinden Küçükçekmece’ye ve Harem İskelesi’nden Kartal’a kadar olan kıyılar yerli balıkçı esnafının ağ ve sepetlerle av yaptıkları yer olması dolayısıyla bu kıyılarda ağ atılmayacak ve sahilden iki mil açıkta avlanabileceklerdir.
    Açıklarda ağ atıp seyyar şekilde avlandıklarında fırtına gibi mecburi durumlarda iki milden kıyıya doğru girmişler ise mesul tutulmayacaklardır.
    Vapur ve yelkenli sandallar ile balık avlayanların ağ ve sepetlerinin gözleri İstanbul balıkçı esnafının kullanıldıkları ağların gözleri büyüklüğünde, yani Rüsumat Meclisi’nde karar verilip onaylanmış olarak bulunan ölçüde olacaktır.
    Eğer bu ölçüden dar gözler kullanılırsa cezalandırılacaklardır.

    BOA, DH.MKT,386/67
    25 Temmuz 1895
    Kuşların üreme zamanında avlanan Bakkal Tahir’in para cezasına çarptırıldığı, ancak fakirliğinden dolayı paranın ne şekilde tahsil edileceğinin bilinemediğine dair Dahiliye Nezareti’nden Sadaret’e gönderilen yazı.

    BOA, DH.MKT, 2279/45
    16 Kasım 1899
    Midilli Adası ve diğer sahil bölgelerindeki balıkçıların avlanırken halkın sağlığına zarar verebilecek zehirli bitkileri kullanmamaları hakkında Cezayir-i Bahr-i Sefid Vilayeti ve Maliye Nezareti’ne gönderilen yazı.

    BOA, Y.PRK.ZB, 35/46
    16 Aralık 1904
    Matbu olarak hazırlanmış av tezkiresi örneği. Arka sayfasında avlanırken uyulması gereken kurallar yer almaktadır. Bu kurallardan bazıları şöyledir:
    Devlete ait olan arazi, orman ve koruluklarda avlanmak isteyenlerin bu av tezkiresini alması zaruridir.
    İzinsiz avcılık yapanların tüfeklerine el konulur.
    Av tezkiresi bir senelik olup yapacak kişinin şahsı için düzenlenir.
    Av tezkiresi verilen bölgenin hudutları içerisinde geçerlidir.
    İki veya daha çok kişi tek av tezkiresi ile avcılık yapamaz.
    Bıldırcın müstesna olmak üzere küçük kuşların avlanması kesinlikle yasaktır.
    Avlanmanın yasak olduğu zamanlarda geceleri avlananların tüfeklerine ve köpeklerine el konup, para cezasına çarptırılırlar.

    **

    6. Bitkilerin ve Hayvan Neslinin Korunması

    BOA, İ.HR,9297
    18 Ağusos 1859
    Bir iklimde yetişen hayvan ve bitkilerin başka bir iklime nakilleri sonucu ortaya çıkacak değişiklikler ile ilgili olarak Paris’te kurulan cemiyete padişah tarafından yapılan bağıştan dolayı Londra sefirinin teşekkür mektubu ve yapılan 1000 Franklık bağışa ait makbuz.

    BOA, İ.HR, 9319
    28 Ekim 1859
    Bir iklimde yetişen hayvan ve bitkilerin başka bir iklime nakilleri sonucu ortaya çıkacak değişiklikler ile ilgili olarak Paris’te kurulan cemiyet tarafından padişaha gönderilen ve aylık olarak tutulan kayıtları içeren beş ciltlik kitaplar için Londra Sefiri Kostaki Efendi’ye teşekkür edilmesine dair padişah emri.

    BOA, Y.PRK.SH, 2/12
    27 Ağustos 1885
    Kimyager Bevenko Vaski tarafından cins ve türünün tayini için kendisine gönderilen bitkinin isminin Romarinus olduğu, rayihalı bir bitki olduğu ve kolanya yapımında kullanılabileceğine dair Başttabip Mavroyani Bey’e gönderilen yazı. Yazıda ayrıca bitkinin midevi ,iştah açıcı olduğu ve Cezayir’de sünnet yaraları için de kullanıldığı bilgileri mevcuttur.

    BOA, İ.MTZ.GR, 729
    27 Ağustos 1888
    Girid vilayetinde ağaçlara,bağlara ve fidanlara zarar verenler hakkında uygulanacak cezalara dair Şura-yı Devletce hazırlanıp Meclis-i Umumi tarafından da onaylanan mazbata.

    BOA, DH.MKT, 1739/109
    1 Temmuz 1890
    Avusturya’ya götürülerek üretilmek istenen Tiftik Keçilerinin neslinin koruma altında tutulması emir gereği olduğundan ülke dışına çıkarılmalarına izin verilmemesine dair Dahiliye Nezareti’nden vilayetlere gönderilen yazı.

    Asi Nehri Köprüsü - Matrakçı Nasuh
    https://hizliresim.com/4Gv7mq

    BOA, DH.MKT,213/51
    1 Mart 1894
    Rodos Adası’nda tabii olarak yetişen ve halk tarafından odun ve kömür yapmak için kesilen harnub(keçiboynuzu) ve yabani armut ağaçlarının kesiminin yasaklanarak,aşılatılması hakkında Dahiliye Nezareti’nin yazısı.Yazıda ayrıca bu ağaçları aşılayarak ıslah eden kişilerin on sene müddetle vergiden muaf olacakları bildirilmektedir.

    **

    7. Bataklıkların Kurutulması ve Derelerin Temizletilmesi

    BOA, C.SIHHİYE, 274
    7 Aralık 1835
    Çanakkale’de oluşan bataklığın kurutulması için Boğaz Muhafızı Said Paşa’nın görevlendirildiğine ve keşfinin yapılmasına dair emir. Çanakkale Boğazı’nda Kala-i Sultaniye’de Kofalık tabir olunan bataklıkda biriken çamurlardan dolayı koku oluştuğu, kokunun bütün belediyeye yayıldığı, bölgede askeri bir birliğin olduğu ve askerlerin sıhhat bulup dinlenmesi için şartların düzeltilmesi gerektiği de emirde yer almaktadır.

    BOA, DH.MKT, 1644/68
    27 Temmuz 1889
    Trabzonlu Tevfik Efendi’nin, Yomra nahiyesinde havayı kirleten göllerin temizliği için göstermiş olduğu gayretli çalışmalarından dolayı, rütbe ile taltif edilmesine dair Trabzon Vilayeti’nin talebi.

    Tebriz – Matrakçı Nasuh
    https://hizliresim.com/d7AQP4

    BOA, DH.İD, 44-2/1
    17 Mayıs 1911
    Okaliptus ağacı yetiştirilmek üzere Van vilayeti Ziraat Memurluğu’na okaliptus tohumları gönderildiğine dair Orman ve Meadin ve Ziraat Nezareti’nden Dahiliye Nezareti’ne gönderilen yazı. Yazıda, Van Gölü’nün etrafında oluşan bataklıkların Malarya hastalığına sebep olduğu, bu durumun halkın sağlığını tehdit ettiği ve bataklıkların okaliptus ağacı dikilerek kurutulabileceğine dair Umur-ı Tıbbiye-i Mülkiye ve Sıhhiye-i Umumiye Nezareti’nin görüşlerini içeren bir ek mevcuttur.

    **

    8. Görüntü Kirliliği

    BOA, A.MKT.NZD, 196/1
    30 Eylül 1856
    Cadde ve sokaklarda bulunan kahve ve dükkanların önüne iskemle konulmaması hakkında Zabtiye müşirine gönderilen Sadaret tezkiresi.

    BOA, A.MKT. NZD, 379/85
    20 Aralık 1861
    Galata köprüsü ve Beyoğlu civarında İslam milletinin şanına yakışmayacak şekilde giyinerek dilencilik yapanlara engel olunması hakkında Sadaret’in duyurusu.

    BOA, A.MKT.MVL, 96/46
    18 Şubat 1858
    İstanbul ve Bilad-ı Selase’de (Galata, Eyüp, Üsküdar) aşırı yağmur ve kardan dolayı zarar gören bina ve dükkan saçaklarının tamir edilmesi ve sularının sokaklara akıtılmasına engel olunmasına dair Sadaret’ten Şehremaneti, Ticaret Nezareti ve Zabtiye Müşirliğine gönderilen yazı ve nüshası.

    BOA, DH.MKT, 1754/1
    23 Ağustos 1890
    Sokakların erken saatlerde süpürülüp, sulanması Sıhhiye Komisyonu kararlarından olduğu halde temizlik işinin geç saatlere bırakılması genel görünüşü bozan bir durum olduğundan bu hususta Şehremaneti’nin daha dikkatli olması konusunda Dahiliye Nezareti’nin kaleme aldığı yazı.

    Konya- Matrakçı Nasuh
    https://hizliresim.com/Ma3NV1


    KISALTMALAR:

    BOA: Başbakanlık Devlet Arşivleri
    A.AMD: Bab-ı Asafi Amedi Kalemi
    A.DVN.MHM: Bab-ı Asafi Divan-ı Hümayun Mühimme Kalemi
    A.DVNS.MHM.d.: Divan-ı Hümayun Sicilleri Mühimme Defteri
    A.DVNS.TANH.d.: Divan-ı Hümayun Sicilleri Tanzimat-ı Hayriye Defteri
    A.MKT: Bab-ı Asafi Mektubi Kalemi
    A.MKT.MHM: Sadaret Mektubi Mühimme Kalemi Evrakı
    A.MKT.MVL: Sadaret Mektubi Kalemi Meclis-i Vala Evrakı
    A.MKT.NZD: Sadaret Mektubi Kalemi Nezaret ve Devair Evrakı
    A.MKT.UM : Sadaret Mektubi Kalemi Umum Vilayat Evrakı
    BEO: Babıali Evrak Odası Evrakı
    C.BLD: Cevdet Belediye
    C.İKTS: Cevdet İktisat
    C.ML: Cevdet Maliye
    C.SH: Cevdet Sıhhiye
    DH.EUM.THR: Dahiliye Nezareti Emniyet-i Umumiye Tahrirat Kalemi Evrakı
    DH.EUM. 3.Şb: Dahiliye Nezareti Emniyet-i Umumiye Üçüncü Şube
    DH.EUM. VRK: Dahiliye Nezareti Emniyet-i Umumiye Evrak Odası Kalemi Evrakı
    DH.İD: Dahiliye Nezareti İdare Evrakı
    DH.İ.UM: Dahiliye Nezareti İdare-i Umumiye Evrakı
    DH.MKT: Dahiliye Nezareti Mektubi Kal
    DH.MUİ: Dahiliye Nezareti Muhaberat-ı Umumiye İdaresi Evrakı
    DH.UMVM: Dahiliye Nezareti Umur-ı Mahalliye ve Vilayat Müdüriyeti Evrakı
    HAT: Hatt-ı Hümayun
    HH.d: Hazine-i Hassa Defter
    HR.TO: Hariciye Nezareti Tercüme Odası Evrakı
    İ.DH: İrade Dahiliye
    İ.HR: İrade Hariciye
    İ.HUS: İrade Hususi
    İ.ML: İrade Maliye
    İ.MMS: İrade Meclis-i Mahsus
    İ.MTZ.GR: İrade Eyalet-i Mümtaze Girid
    İ.MVL: İrade Meclis-i Vala
    İ.ŞD: İrade Şura-yı Devlet
    MV: Meclis-i Vükela Mazbataları
    PLK.p: Plan-Proje
    ŞD.NF: Şura-yı Devlet Nafia
    Y.MTV: Yıldız Mütenevvi Maruzat Evrakı
    Y.PRK.AZJ: Yıldız Perakende Evrakı Arzuhal Jurnal
    Y.PRK.KOM: Yıldız Perakende Evrakı Komisyonlar Maruzatı
    Y.PRK.MF: Yıldız Perakende Evrakı Maarif Nezareti
    Y.PRK.SGE: Yıldız Perakende Evrakı Mabeyn Erkanı ve Saray Görevlileri Maruzatı
    Y.PRK.SH: Yıldız Perakende Evrakı Sıhhiye Nezareti Maruzatı
    Y.PRK.ŞH: Yıldız Perakende Evrakı Şehremaneti Maruzatı
    Y.PRK.TKM: Yıldız Perakende Evrakı Tahrirat-ı Ecnebiye ve Mabeyn Mütercimliği
    Y.PRK.UM: Yıldız Perakende Evrakı Umumi
    Y.PRK.ZB: Yıldız Perakende Evrakı Zabtiye Nezareti Maruzatı
    ZB: Zabtiye Nezareti Evrakı
  • 320 syf.
    Bir kitap düşünün, aşkı en güzel ve en acı haliyle anlatsın. İçinde ihanet olsun, kafa karışıklığı olsun. Şehvetten uzak ve aşkı alelade bir bedene sahip olmayı reddeden hisler olsun. Birbirlerinin gözlerine, yüzüne bakarak her şeyi okuyan, anlayan ruhların aşkı olsun. Birbirlerini sadece mutlu etmek için çırpınan, karşılık gözetmeksizin kendinden veren aşıklar olsun. Sonra bir gölge düşsün üzerlerine, adı Deniz olsun. Her şeyin sebebi olsun ama aslında bir hiç olsun. Hiç varolamamış olsun, hastalıklı bir hayal olsun. Kötülüğün adı, ihanetin adı konulacaksa Demet olsun. Aşkı için çırpınan, ihanete göz yuman, vefanın örneği aranıyorsa Selin olsun. Aşık bir şair olsun ama hasta olsun. Sevsin, aldatsın, acı çeksin. Adı da Cenk olsun, ismi sonraları öğrenilsin. Ha tabi bir de bunların yaşandığı bir şehir olsun. Fatih Sultan Mehmet ' in aşık olup gönlünü fethettiği aşk ı İstanbul olsun. Buram buram edebiyat, şiir, divan koksun. Bizi içine çekip, alsın götürsün. Acı çektirsin, ağlatsın. İçinde bir tutam da felsefe olsun...

    Bunların hepsi bir kitapta olur mu diyorsanız, işte size Şizofreni Yalnız Oynanmaz. Rahmi Vidinlioğlu ' nun 9 yılda yazdığı ilk kitabı. Devrik cümleleri, muhteşem betimlemeleri, içine çeken hikayesiyle gerçekten 9 yıla değecek büyük bir emek. Çok kısa bir süre önce şizofreni üzerine yazılmış Sana Gül Bahçesi Vadetmedim kitabını okumuştum. Şizofren üzerine yazılmış en iyi kitaplardan biri bu sanırım demiştim. Ama bu kitapta onunla yarışacak seviyede. Ayrıca bu kitabı okumamı tavsiye eden Ahmet Y/Duvar/ ' na çok teşekkür ederim. Güzel bir kitaptı ve kesinlikle öneririm...