sana anlatacak çok şey birikti ama artık anlatacak bir yerim yok. bazen konuşuyormuş gibi yapıyorum, sanki duysan cevap verecekmişsin gibi. insan alışkanlıklarından hemen vazgeçemiyor. sen varken dünya daha anlaşılırdı, şimdi her şey biraz yamuk, biraz eksik. yokluğun büyük bir gürültü değil, daha çok içten içe çöken bir sessizlik. kimse fark etmiyor ama ben her gün onunla uyanıyorum. en çok da küçük şeyler canımı yakıyor. özel günler değil, büyük anlar değil. durduk yere aklıma düşen bir cümle, bir bakış. sen olsan gülerdin dediğim anlar. sonra susuyorum. çünkü değilsin. bunu her seferinde yeniden kabul etmek zorunda kalıyorum. mezarına gelince ne diyeceğimi bilemiyorum. içim dolu ama kelimeler sıraya girmiyor. bazen oturup uzun uzun susuyorum. sanki susarsam anlarsın gibi. sanki sessizlikte hâlâ bana yakınsın. kalkarken arkamı dönmek zor geliyor. seni orada bırakıyormuşum gibi hissediyorum.
güçlü duruyorum diyorlar. ben güçlü durduğumu sanmıyorum. sadece devam ediyorum. insanın yapacak başka bir şeyi kalmayınca, yaşamak bir refleks oluyor. geceleri seni düşünüp uykusuz kalıyorum, sabahları yorgun uyanıyorum. günler geçiyor ama içimdeki saat hep aynı yerde takılı kalmış. keşke diyorum bazen. ama keşkenin bir faydası yok. sen geri gelmiyorsun, ben de bu cümlelerle oyalanıyorum. yine de bilmeni isterdim, sevgi ölünce bitmiyormuş. sadece konuşacak bir muhatap bulamıyormuş. ben seni hâlâ seviyorum. bu da benim taşıdığım yük, ama aynı zamanda tek dayanağım.