Dostum! Kardeşim! İnsanı dostluğun gücü kadar kahramanlaştıran başka bir şey var mıdır? Yüreğimize aşktan, sevgiden daha fazla işleyen bir şey bulabilir misin? Ve hakikat kadar övgüye layık başka bir kavram var mıdır?
Her şeye sahip olabilirim, bankalardaki kasaları açıp içlerindekileri alabilirim, ısınmak için banknotları yakabilirim.
Asıl ihtiyacım olan şey yok: İnsan sıcaklığına sahip değilim.
Neden birlikte ölmeyelim ki?
Neden en önemli yolculuğumuza, son yolculuğumuza, o uzun yola yalnız çıkmak zorundayız?
Neden birbirlerini sevenler birlikte gitmiyorlar?
Yalnızken kendimi özgür hissediyorum, canımın istediği şeyi düşünebilirim, kendi düşüncelerime sığınıyorum, “kafası başka yerde” denilenlerden oluyorum kafamın başka yerde olmasına bayılıyorum, düşüncelerimin arasındaki yollara sapmayı, zihnimdeki çılgınlıkları özgür bırakmayı seviyorum.
“Yoksa buradaki hayatının ölümden daha mı iyi olduğunu sanıyorsun? Neden sen de bizim gibi çabalamıyorsun? Neden o minderin üstünden kalkıp şu Allahın dünyasında ekmeğinin peşinde koşmuyorsun? Memurların ayaklarının dibinde bir kilosu için bütün onurundan vazgeçtiğin un kumanyasıyla mı geçireceksin bütün ömrünü?”