Daisy Jones And The Six o kadar gerçekçi bir kurguydu ki, uzunca bir süre kitabın gerçek bir röportajdan uyarlandığını düşündüm. Bu hikâye; altmışlar, yetmişler ve grubun nasıl kurulduğunun inişli çıkışlı yılları boyunca geçerken, bize rock'n roll havasıyla dönemini hissetiriyor.
Başlangıçta Daisy ve diğer grup üyelerinin sektöre nasıl başladıklarının yanı sıra kendi kişisel deneyimlerini de okuyoruz.
Daisy, daha en başından kendi ritmine göre hareket eden türden bir kadındı. Daisy'nin saf, ham bir yeteneği vardı ve onunla ilgili bir şey o kadar büyüleyiciydi ki, çıktığı müzisyenler bile onu ilham kaynağı olarak kullanmak istiyordu. Daisy Jones sıradan bir insan değildi, onda başkalarının daha fazlasını istediği belli bir sihir vardı.
Billy Dunne ve kardeşi Graham gibi diğer üyeler kendi gruplarıyla kendi başlangıçlarını yaptılar ve daha sonra "The Six"i oluşturarak diğer üyeleri de yavaş yavaş bir araya getirdiler. Billy müzik konusunda tutkulu görünüyordu ama aynı zamanda sevdiği kadın Camila konusunda da tutkuluydu. Camila bir müzisyen değildi ama Billy'ye olan sevgisi ve hayranlığıyla, bir bakıma destekleyici olarak grubun bir parçası oldu.
Bir rock grubunda olmanın ışıltısı, ihtişamı ve şöhretiyle tüm partilere kendini kaptırmak kolaydır ve Daisy için çok küçük yaşlardan beri bildiği tek şey buydu. İsteyebileceği her ilaca erişimi olan Daisy, onu istediği zaman elinin altında bulunduruyordu ve bu, düşüş sarmalında rol oynadı. Billy bile kariyerinin başlarında bağımlılıkla uğraştı, ama ayık olmasına rağmen, her şeye yeniden boyun eğmek için baştan çıkardığı anlar oldu. Bir rock yıldızı olmak kulağa eğlenceli geliyor ama bu hikâye aynı zamanda Daisy ve Billy gibi karakterlerin yaşadığı karanlık gerçekleri de vurguluyorlar.
Bu çok ilginç bir okumaydı. Olan ve
İtiraf, okurken konusuna hayran kaldığım romanlardan. Owen'ın eserlerinde anonim itirafları kullanması fikri ise inanılmaz etkileyiciydi.
Colleen Hoover bu romanında okurlarından topladığı gerçek itirafları kullanmış ve bize bir kez daha inanılmaz yaratıcı bir yazar olduğunu kanıtladı. Herkesin bir sırrı vardır, bazı sırlar ise hiç bir zaman gün yüzüne çıkmamalıdır. Bu kitaptaki bu detayı sevdim çünkü tüm ayrıntılar önümüze altın tepside sunulmuyor, bu durumda kitap hakkında daha fazla yorum yapmamıza olanak sağlıyor.
Colleen Hoover'ın kitaplarının bir hastası olarak çoğu kitabında tesadüflerden yararlanmayı sevdiğini farkındayım fakat bence bu tesadüfler hikâyelerinin gerçekçiliğini gölgelemiyor. Ne derler bilirsiniz aşk tesadüfleri sever ve itiraf romanındaki gelişen olay akışı fazlasıyla sürükleyiciydi.
Kitap içerisinde bir çok duyguyu hissettiriyor ama beni ağlatmayı başaran romanlardan olduğu gerçeğini dip not geçmek isterim.
Bu kitabın konusunu spoliersız nasıl anlatacağımı bilemediğimden sadece koşun, alın ve okuyun derim. Colleen Hoover'ın kitapları sizi hayal kırıklığına uğratmaz.
"Bazı sırlar asla itirafa dönüşmemeliydi."
Verity, kelimelerle aram iyi olmasına rağmen nasıl anlatacağımı bilemediğim romanlardan. Yazmamın en zor olduğu inceleme olduğu dip notunu da ekledikten sonra incelemeye geçiyorum.
Bu kitabı okuyana kadar gerilim kitaplarını sevebileceğimi bilmiyordum ama bu kitap benim için bir tecrübe oldu ve yepyeni bir tür ile beni tanıştırdı.
Kitap o kadar akıcıydı ki, kitaba başladığım ilk andan itibaren kitabın içine girmekte hiç zorlanmadım. Kitabın barındırdığı tüm duyguları ise iliklerime kadar çok yoğun hissettim. Buna da Coollen Hoover'ın gücü diyorum. Kitap içinde kitap paradoksu ise benim çok hoşuma gitti. Yazarların, bir yazar hikâyesini anlatma fikrine bayılıyorum çünkü kendi tecrübelerinden de yararlandıkları fikrine kapılarak yazdıkları şeylerde bir samimiyet seziyorum.
Bu incelememde kitabın konusundan bahsetmeyeceğim çünkü tüm sürprizleriyle sizi bekleyen bir roman ama kendi okuma tecrübemden yola çıkarak bir kaç çıkarımımı sizinle paylaşmak isterim.
Öncelikle bir insanı ne kadar iyi tanırsak tanıyalım, onun hakkındaki fikrimizin değişmesinin ne kadar kolay olabileceğini farkına vardım. İletişimsizlik bence çağımızın en büyük sorunu ve bu yanılgıya sık sık ben de düşüyorum.
Ve şunu farkına varıyorum ki okuduğum her romanda etik değer tanımım kayboluyor. İyi, kötü birbirine karışıyor ve bilinmezlikte koca bir soru işaretine dönüyor. Kötü olmak nedir? Asıl kötülük bencillik midir, yoksa bencillik iyi olmaktan mı doğar bilmiyorum. Ama bazen kendimize bile en kötü yanımızı göstermekten kaçınıyoruz. Kendimizi buna inandırıyoruz ve en kişisel alanımız günlüklerimizde bile gerçeği manipüle ederek kendimizi kandırmayı başarıyoruz.
O yüzden Verity'nin otobiyografisini okumak benim için oldukça ilginç bir deneyimdi. Ve şunu söyle bilirim ki gerçekten çok
Kırık kalplerin, hayal kırıklıklarının, tüm umutsuzluklara rağmen umudu arayanların kitabı Her Kalp Kırılır. Colleen Hoover kitaplarının hastası olduğum gerçeğini bir kenara bırakırsak ters köşelerin olduğu ve bir çok duyguyu bize hissettiren bir roman.
Sevgisiz ailelerde büyümüş, kendilerini başkalarına ifade edememiş ve duygularını kendilerine saklamak zorunda kalarak hayata kalpleri kabuklaşmış iki kırık kalbin birbirlerini bulmasının hikayesi.
Ne kadar okurken sakin bir yaz kitabı olduğu izlenimi verse de, çok sert gelişen olaylarla okurunun soluğunu kesiyor resmen Colleen Hoover. Beyah ve Samson ne kadar hayata kırgınlıklarını gizlemek için çelikten bir kalkanları olduğunu düşünseler de ruhlarındaki kırgınlıklar çatlak kalplerinden sızmak için bir dinleyici arıyor.
Bazı insanlar hayata diğerlerinden daha şanssız başlar ve hayatları için tek başlarına mücadele etmeleri gerekir. Beyah ise bu mücadeleyi sürdürenlerden.
Beyah, annesinin ölümünden sonra uzun zamandır görmediği babasının yanına taşımak zorunda kalır ve babasının yeni ailesiyle tanışır. Babasının sahil evine yerleşen Beyah, üvey annesi ve üvey kardeşine karşı temkinlidir. Uzunca bir süre üvey kardeşinin ona iyi davranmasının altında bir şey ararken, aslında Beyah'nın kendine iyi davranılmasına ne kadar alışık olmadığını anlıyoruz.
Beyah'nın bu güvensizliği kitap boyunca devam ediyor. Samson'a karşı da uzunca süre kalkanını korurken, kendini sürekli savunma modunda hissediyor ama kalpleri kırık insanlar, kalpleri kırık insanları tanır. Samson ve Beyah'nın da kırıklıkları aynı noktadan ve bir noktada Beyah çelikten kalkanını indirerek Samson'un içeri girmesine izin veriyor.
Uzun lafı kısa kesecek olursam özetle; yaz boyunca Beyah'nın ailesiyle ilişkisini, edindiği arkadaşlarla geçirdiği sahil