Yaşamın bir bisküvi kutusuna benzediğini düşün, yeter. Bir bisküvi kutusunun içinde her tür bisküvi vardır, sevdiklerin de pek sevmediklerin de, öyle değil mi? Ve insan sevdiğini önce yerse geriye pek sevmedikleri kalır sadece. Ben kötü günler geçirdiğimde hep böyle düşünürüm işte. Şimdi bunu yaparsam sonrası daha kolay olur, derim kendi kendime. İnan bana, yaşam bir bisküvi kutusu gibidir.
Ama fakültedeki heriflerin hemen hemen tümü sahtekar. Bilmedikleri bir şeyin olduğunun öğrenileceği saplantısıyla yaşıyorlar. Bu yüzden aynı kitapları okuyorlar aynı ağızla konuşuyorlar.
Onu pek sevmem ama ona güvenirim. Karısını kaybetmenin sarsıntısı içinde evini, çocuklarını ve işini yüzüstü bırakarak çekip Uruguay'a giden adama güvenirim, çünkü o benim babam. Anlıyor musun?