• 365 syf.
    Ebu Ali Kıvamuddin Hasan bin Ali bin İshak et-Tûsî nam-ı diğer Nizamü’l-Mülk… ve Siyasetname…

    Bir hatıratın ötesinde.. bir yol gösterici rehberin üstünde.. kanun uygulayacak, devlete ve halka nizam verecek sultana gücünün ve kudretinin sınırlarını, gütmesi gereken siyaseti ve yapmaması gerekenleri hatırlatan intizam kitabı…

    Sultan Alparslan’ın ardından tahta genç yaşında çıkan Melikşah, iktidarının ilk yedi yılında yönetim işlerini vezir Nizamü’l-Mülk’e bırakır. Ta ki Vezirin yaptığı liyakat gözetmeyen atamalar ve usulsüzlükler Sultan’ın kulağına gidene kadar.

    Sultan Melikşah vezirlerini toplayarak onlara Nizamü’l-Mülk’ün anlattığı şekliyle şöyle söyler:

    “Her biriniz memlekete dair düşünüp saltanatımız devrindeki aksaklıkları tespit ediniz. Dergâh, divan ve sarayımızda yerine getirilmesi gerekirken es geçilen yahut gözümüzden kaçan durumları gözden geçiriniz. Ayrıca evvelki padişahların icra etmiş oldukları halde bizim de yapmamız gerekirken icrasından geri kaldığımız durumları saptayınız. Üzerlerinde fikirler eyleyelim, bu fikirleri hayata geçirelim de din ve dünya işlerimiz yolunca yordamınca idame etsin diye gerek Selçukluların gerek başka padişahların töre ve âdetleri üzerinde mütalaa edip bu mütalaaları açık seçik olarak kaleme alarak bize sununuz. Bize arzı yapılan bu çalışmalardan makul olanını hayata geçirelim ki her bir iş kuralınca yapılsın. Mevla’ya ısmarlayalım işlerimizi ardından. İlahi gazaba uğramamak içün memlekette hakkıyla yapılan yahut fesada bulaşmış her ne var ise haberdar olalım. Zira Allahü Teâlâ bu memleketi bize ihsan buyurmuştur,' zira Allahü Teâlâ bizden dünya nimetlerini esirgememiştir. Zira Allahü Teâlâ düşmanlarımızı kahr u perişan eylemiştir. Bundan ötürüdür ki memleket dâhilinde bundan böyle Allahü Teâlâ’nın şeriat ve emirlerine muhalif yahut mugayir bir iş ne olmalı ne süregelmelidir.”

    İşte Siyasetname’nin özeti, içeriği ve yazılış amacı.. Bir isteği bu kadar güzel yerine getiren eser sayısı dünya tarihinde belki de bu kadar az sayıdadır.

    Devrinin kudretli padişahı Melikşah (1072-1092), yukarıdaki buyruğunu 1077 yılında vermiştir. Nizamü’l-Mülk eserini böylece yazmaya başlar. 39 faslı yazıp bitiren Vezir, daha sonra 12 fasıl daha ekleyerek bugün elimizde olan 51 faslı oluşturmuştur. Hasan Sabbah’ın fedaileri tarafından suikasta kurban gidene kadar Sultan’a raporlarını sunmaya devam etmiştir.

    Nizamü’l-Mülk (1064-1092), 28 yıllık vezirlik görevi boyunca insanlığa bir nizam sunma amacıyla hizmetler yaptığını söyler. Bunu yaparken kullandığı saikler ise başta İslam’ın temelleri olduğu gibi adalet, liyakat, düzen ve intizam gibi bugün dahi ihtiyaç duyduğumuz kavramlardır. Siyasetname, padişaha yani yöneticiye gereken rehberliği, onun unuttuğu veya unutmaya zorlandığı zamanlarda da hatırlatmış önemli bir eserdir.

    Günümüzde Machiavelli’nin Prens eseriyle de karşılaştırılan Siyasetname, örneklerine benzerliğinin yanı sıra farklılıklarıyla öne çıkmaktadır. Evet Prens ile aynı özellikleri barındırır fakat Prens, “hükümdar olmayı” anlatırken Siyasetname, “hükümdar kalmayı” anlatmaktadır.

    “Küfr ile belki amma zulm ile paydar kalmaz memleket”

    Siyasetname’de yukarıdaki benzeri cümleler sıklıkla dile getirilir, neredeyse bin sene önce söylenen sözlerin bugün hala güncelliğini koruması ise siyasetin doğasının geçen yüzyıllarda hiç değişmediğini göstermektedir.

    “Güzel zamanlar, adil hükümdarların hüküm sürdüğü zamanlardır.”

    Her bir fasılda bu ve benzeri aforizmalar ve hikayelerle meramını anlatıyor Nizamü’l-Mülk. Her bir hikaye ayrı ayrı bir hayat dersi sadece idareciler için değil, yöneticiler için de.. Hatta ve hatta sosyal hayat için de benzeri dersleri çıkarmak ve rehber edinmek mümkün.

    Geçerliliğini yitirmeyen hakikati hatırlatarak bitirelim. Son söz Nizamü’l-Mülk’ten:
    “Altını düşman say ki cümle alem seni saysın.”
  • “Bir vezirin, eşi bulunmaz güzellikte, yakışıklı mı yakışıklı bir kölesi vardı ve onu çok seviyordu.
    Dostlarından biri kendisine şöyle dedi:
    "Güzel, yakışıklı ve üstün özellikleri olan bu köleniz, keşke bu kadar şımarık ve yüzsüz olmasaydı?"
    Vezir tebessüm etti:
    "Birisine onu sevdiğinizi söylediniz mi, artık ondan saygı beklemeyin. Araya sevgi girince efendilik ortadan kalkar!”
  • Tanımadığın adamı tanımak istersen, onun tanıdıklarını öğren; o zaman anlarsın. Her şey kendisi gibi olanların arasına katılır. Yürüyen, uçan her şeye bir bak, her biri kendi dengini kendisine eş tutar. Sen doğrulara katıl, eğrilerle bir olma. Kötü iyiye katılmaz, kaçar. Her şeye uyan bu kurala sen de uy.
    Yusuf Has Hacip
    Sayfa 97 - TÜRKİYE DİYANET VAKFI YAYINLARI 2005