Tutunamayanlar bazı yerlerde “bu cümle nereye gidiyor acaba?” dedirtse de, kapağı kapattığımda iyi ki okumuşum dediğim bir kitap oldu. Selim’in hikâyesiyle birlikte Turgut’un onu anlamaya çalışırken yaşadığı bocalamalar, insanı fazlasıyla düşündürüyor.
Okudum ve fark ettim ki, hayatımın bir döneminde ben de küçük bir “tutunamayan”mışım ama şimdilerde tutunuyorum, merak etmeyin.:)
Tutunamayanlar kimdir?
Tutunamayanlar; toplumun kalıplarına uyamayan, hızına yetişemeyen, çoğu zaman kendi iç dünyasında sıkışıp kalan ama buna rağmen duyarlılığını, sorgulamasını kaybetmeyen insanlardır. Dışarıdan “uyumsuz” görünürler ama aslında hayatı en derinden hissedenler de çoğu zaman onlardır.
Kitabı yarım bırakanlara küçük bir tavsiye:
Devam edin. Atay’ın cümleleri uzun, kabul… ama sabırla ilerledikçe metnin aslında sizi de yavaş yavaş içine çektiğini fark ediyorsunuz. Sonunda “bitirdim” dediğiniz an, insanda garip bir özgüven beliriyor; sanki Turgut Özben’in yanına oturup “merak etme, ben de geldim” diyebilecek kadar yol almış gibi hissediyorsunuz.