İntiharı düşlemek veya gerçekleştirmek zordur, ama "intihar edebilir miyim acaba" sorusunu sormak akıllara gelebilecek türden bir sorudur. İşte Veronika intiharı düşleyen ve bunu zorlanmadan gerçekleştirebilen, hayatın daha çok başlarında olan bir genç kız. Zorlanmadan gerçekleştirmesinin en büyük nedeni, aceleci olması; "bu yaşıma kadar bu şekilde tatminsizlik içinde geldiysem hayatımın geri kalanında da kaçınılmaz olarak aynı şeyleri yaşayacağım" çıkarımını yapmasıdır. Yanlış bir çıkarımdır bu, çünkü bu yaşına kadar insanların ne düşündüğünü önemseyerek gelmiş, kendi tercihlerini özgür bir biçimde yapamamış, keyifli bir işi bile ya utandığından ya da ahlaksız bulduğundan dolayı keyifle yapamamıştır. İntihar girişiminin başarısız olmasına üzülmesi ve hayatta kalabildiğine sevinmemesi aslında bize Veronika'nın kendi hayatı üzerinde ne kadar düşüncesiz davrandığını gösterir.
Başarılı bir kurgu olmakla birlikte, hayat ve yaşama hakkında birtakım felsefi sorgulamaya itmesi de kitabı zevkli kılıyor. 'Yaşamaya gerçekten değer olan şeyler' nelerdir sorusunu sorduruyor bizlere. Ayrıca yaşamaya değer olan şeylerin yazar tarafından 'günbatımı' gibi basit şeylere indirgenmesi çok hoşuma gitti, çünkü yarını kestiremediğimiz dünyada hayatı hayat yapan şeyler tam da bu basit ve küçük detaylarda gizlidir.
Birçok önerme vardı altını çizdiğim ama bir tanesi beni derin düşüncelere itti:
"Hayatta pek çok hata yapmaya izin vardır, hayatımızı mahvedecek hata hariç"