lahza.

lahza.
@viranlar
yüz gün oldu sevdana düşeli. cılız ömrümden koskoca yüz gün. az uz değil, mevsimler geçiyor. seni ilk öptüğümde mevsim yazdı, şimdi ise kara bir kış geliyor. başımı duvara vura vura ettiğim o tüm tövbeler kirpiğinin ucuna vuruyor. bir ses yankılanıyor odanın içinde, yer, gök sen diyor. her gecenin sabahında günaydınlar sıkışıyor yatağa tam o anda kedim pencereden sarkıyor. yan komşunun çığlığı bölüyor nefesimizi uzun parmaklarınla sen, sen kapatıyorsun pencereyi. dünya, az ötede kalıyor.
Reklam
dünyamsın benim, zorbam, düzenim, bundan gözlerim göğe çevrili, ellerim denizde. hiç katılmadan sende yaşıyorum, dirimimsin benim, doğarken öldüğüm.
bazen ah diyorum durmadan, şimdi ben ahlatın başında, otuz iki yaşımda. ahlar ağacı gibi. rengarenk çaputlar bağladım yıllarca dallarıma, mavi, mor, kırmızı ve yeşil, istedim, hep istedim, sen iste derdim, iste yeter ki yereyim. her istediğimi verdim. arttım, fazlalaştım, eksikli yaşamaktan. ahlar ağacıyım, gibisi fazla. başka bir şey istemem artık beyazlaşan üç beş tel saçıma, hesabımı tam vermekten başka. vasiyetimdir: dalgınlığınıza gelmek istiyorum ve kaybolmak o dalgınlıkta.
elindeki makasla aynanın karşısına geçti kadın. bileklerine baktı. sahi nasıl kesiyordu insanlar bileklerini? o hiç acıya dayanamazdı. bu yüzden acımayan zerrelerini bedeninden kesip atmak istedi. saçlarına baktı. uzamıyorlar diye üzüldüğü saçları, omzunu geçmişti çoktan. saçlar çok anı saklardı. anılarını kesse bedenindeki yükten kurtulmuş gibi olacak mıydı? bir tutam saçını makasın uçları arasına aldı. yansımasıyla göz göze geldi. 'anıların suçu yoktu ki.' diye düşündü. sol gözünden bi' damla yaş avcısından kaçar gibi hızla düşüverdi. makas ellerinin arasından kaydı. yere çarptığında çıkan sesle irkildi, kendine geldi. duvarın köşesine sinip karanlığın bedenini sarmasını, saklamasını bekledi.
kirli ayakkabılara inanıyorum, ütüsüz tişörtlere, eskimiş sırt çantalarına, dağınık saçlara, traşsız yüzlere, yorgun bakışlara. yanından ayrılmayan kitaplara, kimsenin dinlemediği şarkılara,gece yolculuklarına. sarılmaya, hep sarılmaya. omuzlara yaslanan başlara, ellere en çok ellere.