Rabbim derdimi bana öyle sonsuz bir deva etti ki. Önce küpüm kırıldı, içimdeki sızdı. Feryat ettim, çok acıdı bedenim. Nefsim biraz sabredince, Rabbim o kırılan küpümün yerine nice güzellikler verdi. Bir bela gelirken müjdeyi kapının önünde bırakır da içeriye öyle girermiş... İnsan düşünmeli; kapının dışına hangi müjdeyi bıraktı da içeri girdi acaba? Yani kapının dışındakini merak etmeli...
Medine'de Efendimizin kabr_i ziyarete yaklaştıkça, o yollarda ona doğru gittikçe,bir şeyi fark ediyordum: Tüm kalbimle hissediyordum ki, ben asla o mübarek yerlere ayak basamazdım. Onun mübarek ayağının o yerlere bastığını bilmek ve hatta bilmekten öte görmek beni titretiyordu. İşte o an anlamıştım,neden yürüyemediğimi. Neden sandalyede olduğumu...
" Hocam, canım sıkıldığında benim en samimi dostum ve sırdaşım Rabbimizin bize emanet ettiği kitabımız Kur'ân_ı Kerim'dir. Onu elimde tutacak dermanım yok. Annem önüme bir yastık koyuyor, üzerine de kitabımı; böylece okuyabiliyorum. Sadece gücüm sayfalarını çevirmeye yetiyor."