İlk önce burnumla dürttüğüm klitorisini yavaşça yaladım, saçımı sertçe çekti, kalçasını ağzımın üzerinde hareket
ettiriyordu. Dudaklarından boğuk bir fısıltı halinde anlaşılmaz kelimeler dökülüyordu ve onu tamamen çözülmüş halde
görünce onun da bu konuda benim kadar çaresiz olduğunu anladım. Bana kızmıştı, o kadar kızmıştı ki muhtemelen bir yanı
bacağını boynuma dolayıp beni boğmak istiyordu fakat en azından benim ona, basit bir sevişmeye nazaran pek çok açıdan
çok daha samimi bir şey sunmama izin veriyordu. Dizlerimin üzerindeydim fakat o savunmasız ve çıplaktı.
Acele etme ihtiyacı hissettim, bacaklarından birini hızlıca kaldırarak omzumun üzerine yerleştirdim ve bacaklarının iç kısmını,
yumuşak teni boyunca öptüm.
“Ah, lanet olsun,” dedi derin bir soluk verirken, ellerini saçlarımda gezdirdi. “Ah, lanet olsun, evet.”
Patlamam içimi yarıp geliyordu. Elini saçımdan alıp ağzımı örttü. Gözlerimi kapadım ve dalganın beni götürmesine izin
verdim. İçine dolup taşarken, son girişlerim derin ve sertti.
Başını çevirdi ve boynuma doğru hafif iniltiler çıkarmaya başladı. Bu yeterli değildi ve onu sessiz tutmam gerekiyordu.
Elimi saçından geri çekerek hafifçe ağzını kapadım ve kızarmış yanaklarına bir öpücük kondurdum. Boğuk bir çığlık attı,
muhtemelen ismimi söyledi, bedeni gerildi ve beni sıkıca sardı.
Gözleri kapandıktan ve dudaklarından rahatlamış, tatmin olmuş bir iç çekiş duyulduktan sonra, ihtiyacım olanı almaya
başladım: hızlanarak her girişimde göğüslerinin nasıl hareket ettiğini görebilmek için aynayı izliyordum.