Ölü Ozanlar Derneği tadında 2003 yapımı olan bir filmdi. Sanat tarihi öğretmenimiz Katherine, öğrencilerin ezber ders sistemine olan hakimiyetiyle ilk ders şokunu yaşadıktan sonra öğrencileri hem şaşırtmak hem de onların katı öğrenilmiş bir hayat tarzından uzaklaştırmak adına farklı bir eğitim şekline gidiyor.
Film, bir yandan geleneksel ataerkil düzeni eleştirirken diğer yandan da bir insanın hayat seçimlerinin bizim doğrularımıza uymadığı için yanlış sayılamayacağını anlatmaya çalışıyor. Sırf farklı olduğu için tek bir doğrunun var olmadığını göstermeyi amaçlayan bir tarafı da var. Ancak bu kısmın fazlasıyla üstü kapalı ve yer yer taraflı işlendiğini düşündüğüm için mesajın izleyiciye tam olarak geçebildiğini düşünmüyorum.
Film atmosferi ve öğretmen–öğrenci ilişkileri açısından gerçekten Ölü Ozanlar Derneği hissi veriyordu. Sanatla ilgilendiğim için Katherine’in enerjisini oldukça sıcak ve samimi buldum; hatta filmdeki çalışma odası gibi bir atölyeye sahip olma isteği uyandırdı bende.
Fakat hikâye akışından mı, hızlı geçişlerden mi yoksa film süresinden mi kaynaklanıyor emin değilim; karakterleri anlayıp bağlanmakta zorluk çektiğimi söylemeliyim. Belli bir takım kalıplar içeresinden çıkmayanları, kötü yola meyledenleri, geçmiş travmaları olanları bir şekilde anlayabiliyorsun; fakat duygusal bir içsellik ve yakınlık hissi bana çok geçmedi.
Her şeye rağmen ise film anlatmak istediği bir şeye sahip ve bunu güçlü bir görsel estetikle desteklemeyi başarıyor. Bu yüzden de benim için Mona Lisa Smile 6.5/10’luk bir film.
Ahlâk, varoluşa yönelik istençten yüz çevirmeye ilişkin bir yoldur; ahlâkî değer yargıları, mahkûm etme tarzları, olumsuzlamalardır. Ahlâk bir değerlendirmeler sistemidir: bir insanın yaşam şartlarıyla kısmen örtüşen bir değerlendirmeler sistemi.
Atatürk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi 2010 14 (1): 25-40
Nietzsche ve Nihilizm
Kalkanına Yaşamın Yadsınmasını Kazımış Olan Bir Felsefe
Sebahattin ÇEVİKBAŞ
‘Değerler sorunu’ der Nietzsche, ‘kesinlik sorunundan çok daha önemli, çok daha gereklidir.’ Ona göre değer, bir insanın somutlaştırabileceği, bütünleştirebileceği en yüksek güç miktarıdır. Başka bir ifadeyle değer, bir şeye yönelen bakışın ya da düşüncenin göz önüne aldığı şeydir. Öyleyse
değer, her düşüncenin ya da her eylemin göz önünde bulundurduğu bir şey, bir ölçektir;
hem de her şeye anlam kazandıran bir ölçek. Değerin nesnel ölçüsü, sadece yükseltilen
ve organize edilen güç miktarı, bütün olaylarda meydana gelen şeye göre, daha fazlası
için bir istençtir. Bu anlamda değerler her zaman daha iyi olanı
gerçekleştirmek için konulan idealler olarak görünür.
Atatürk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi 2010 14 (1): 25-40
Nietzsche ve Nihilizm
Kalkanına Yaşamın Yadsınmasını Kazımış Olan Bir Felsefe
Sebahattin ÇEVİKBAŞ (*)