Güven kırık bir pencereydi. İçeri süzülen soğuk beni kuşatıyor, kalbimin ısınmasına asla izin vermiyordu. Kırık camın parçaları her seferinde içime batıyordu.
Güvensizlik beni kanatıyordu.
Kimse bu kanı durdurmaya yeltenmemişti bu zamana kadar. Kimse elini bastırıp kendi elini kana bulamak pahasına bana yardımcı olmamıştı.
Bu sefer ise bir şeyler oldu sanırım. Güvenin kırık penceresi onarılmak istercesine bana yalvarıyordu âdeta. Birine güvenmemi istiyordu. Babama bile sırtımı çevirecek kadar güvenmeyen ben birine yaslanabilir miydim peki?
Neden bir kadın bağırdığında insanlar kulaklarını kapatıyordu?
Neden onun hak ettiğini düşünenler nefes alıyordu?
Neden bir kadının bağırması, yardım istemesi onun herhangi bir günah işlediği düşüncesini doğuruyordu?
Günah işlemek kadınlara mı hastı?
Peki, neden cezaları hep erkekler
kesmek zorundaydı?
Adalet… Yok muydu?